3 yılda 732 bin esnaf işini niye kapattı?

Türkiye’nin ekonomisini büyük şirket, banka ve holdingler kadar aile işletmeleri ile esnaflar da taşıyor.


Sadece Türkiye’de değil, Amerika’da, İngiltere’de bu kesimin ekonomiler üzerindeki etkisi büyüktür. O nedenle ekonomiyi yönetenlerin aile işletmelerini, esnafı ve KOBİ’leri ihmal etmemeleri gerekiyor.


Okurlardan gelen mesajlardan esnaf cephesinde işlerin iyi gitmediğini anlıyorum. Aslında bunu anlamak için okurun mesajını beklememek de gerekiyor. Anadolu’yu dolaşmak, hatta büyük şehirlerdeki önemli alışveriş merkezlerinde vakit geçirmek bile yeterli. /_np/5630/6385630.jpg


Rakamların dile olsa konuşsa


Ben Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’nun (TESK) yalancısıyım.
TESK’in rakamlarına göre Türkiye’nin 81 ilinde 1.9 milyon adete yakın esnaf faaliyet gösteriyor. Bunun yaklaşık 450 bini İstanbul, İzmir ve Ankara’da bulunuyor.


Bu, esnafın Türkiye’deki gücünü ve bölgesel yapısını gösteriyor. Bir de son 3 yıla ilişkin rakamlar var. Şimdi onlara dikkat çekmek istiyorum. TESK’e göre, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında 732 binin üzerinde esnaf işini terk etmiş. Neredeyse bugün faaliyette olan esnaf sayısının yarısına yakın bir oran”¦ Aynı dönemde 616 bine yakın esnaf da ‘tescil’ yaptırmış, yani iş hayatına adım atmış. Sözünü ettiğimiz 3 yılda işini tadil edenlerin sayısı ise 83 binin biraz üzerine çıkmış.


Bu mesajlara dikkat etmeli


TESK’in rakamlarından öne çıkan mesajlar bence şöyle:
1. Kurulan ve kapanan esnaf makası, olumsuz yönde açılıyor.
2. Tescile edilen ve terk eden oranı İstanbul, İzmir ve Ankara’da da çok yüksek. Yüzde 100’lerin üzerinde seyrediyor.
3. Kişi başına milli gelirin düşük seyrettiği Van, Ardahan, Kars, Nevşehir ve Burdur’da kapanma oranı müthiş düzeylerde seyrediyor. Neredeyse her açılan 1 esnafa karşılık 3 ila 5 arası esnaf kepenk kapatıyor.
4. Buradan ders sadece hükümete değil. TESK başta olmak üzere esnaf örgütleri ile bizzat esnaflar da ders çıkarmalı.
5. Son olarak başlığıma dikkat çekmek isterim. TESK ve ilgili kurumlar, başlıktaki soruya yanıt arayan bir araştırma/rapor hazırlamalılar. Yanıtı açıkça ortaya koyup, çözüm bulmanın ilk adımı da bu olacaktır.



Çöp miktarı, durgunluğu ortaya koyar mı?/_np/5629/6385629.jpg


Ekonomideki sıkıntıları gözlemenin klasik yöntemleri vardır. Satış rakamlarından siparişlere, ihracattan çalışan sayısına kadar çok sayıda gösterge ekonominin yönü hakkında güçlü mesajlar verir. Bunlar düzenli olarak yayınlanır ve izlenir.
Bir de görünmeyen, ancak hayatın içinden alınabilen göstergeler vardır. Bazen otoyoldaki kamyon sayısı, ekonominin girişi hakkında güçlü fikirler var. Kimi zaman büyük marketlerin ziyaretçi sayısı ‘öncü gösterge’ olarak kabul edilir. Köprülerdeki araç kuyruğu, kahvehanelerdeki insan sayısı da bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak, benim aklıma daha önce sokaktaki ‘çöp miktarından’ ekonominin yönü hakkında tahmin yapmak gelmemişti.


Çöp gerçekten ip ucu mu?


İzlediğim kadarıyla ekonomideki sıkıntılar ABD’de sokağa daha hızlı yansıyor. Benzin fiyatları artınca, küçük araba satışları artıyor, hemen yakıt tüketimi düşüyor. Fast food mağazalarına gidenlerin sayısı bile azalıyor.


Şimdi Amerikalılar durgunluğu çöp miktarından da izliyorlar. Yapılan tahminler, yılın ilk yarısında, 2007’ye göre çöp miktarında, şehrine göre yüzde 3-12 arasında düşüş olduğunu gösteriyor. Başkent Washington’un King bölgesinin yöneticilerinden Kevin Kieman’ın değerlendirmesini okudum. ‘Çöp teorik olarak ekonomik gösterge olarak kabul edilmese bile ben bunun öyle olduğuna inanıyorum. Bizim bölgede 2007 yılının son çeyreğinde yüzde 7 düşüş oldu. Hala aynı oranın korunduğunu düşünüyorum’ diye konuşuyor.


Ekonomistler ne diyor?


Sadece çöp toplayan kurum yöneticileri değil, ekonomistler de aynı görüşte. Bucknell üniversitesi’nden Thomas Kinnaman, ‘Katı çöp üretiminin yükseliş ve düşüş dönelerine duyarlı olduğunu saptadık. Bunun en önemli nedenlerinden biri de konut sektöründeki daralmadır’ diyor. Yeni inşaatların azlığının çöp üretimini düşürdüğüne dikkat çekiyor.


Arena’nın örnek ‘Ödeme ağı’


Şirketler açısından ‘ödeme yönetimi’ önemli bir sorundur. Özellikle de içinde bulunduğumuz dönemde tahsilat yapıp, borçları ödeyebilmek, bu zinciri kazasız belasız yönetmek çok kritik önem taşır. Zincirin bir yerindeki aksama, bazen şirketleri ölüme kadar götürür.


O nedenle ödeme yönetimi konusundaki örneklere her zaman dikkat çekiyorum. Böyle bir örneği Arena Bilgisayar’ın sahibi İzi Kohen’den dinledim. Başarıyla işlediği, kullanım oranı da yüzde 20’lere ulaştığı için dikkate alınmasında yarar var diye düşünüyorum.


Önce Arena ile ilgili kısa bilgi vermek istiyorum. Şirket 1991 yılında kurulmuş, 2000 yılında halka açılmış. PC’lerden elektroniğe 9 bin çeşit ürünün dağıtımını 7 bin 500 bayiye dağıtıyorlar. Şirketin 2007 cirosu 525 milyon dolar, 2008 hedefi ise 700 milyon dolar”¦


Örnek ödeme sistemi


Yıl içinde 16 bine ulaşan ürün sayısı, 7 bin 500 bayi ve tedarikçiler”¦ Durum böyle olunca dağıtım kadar ödeme döngüsü de önemli. İzi Kohen, bu sorunu aşmak için Pay.net adında bir sistem kurmuş. Bu bir ‘ödeme ağı’. 8 bankanın kredi kartı ile 3’lü anlaşma yapmışlar. Bir tarafta banka, bir tarafta bayi, diğer tarafta Arena var. Sistem şöyle işliyor:
Tüketici, Arena bayiine gidiyor, örneğin bir PC alıyor. Kredi kartı ile ödeme yaptığında, para doğrudan Arena’nın hesabına gidiyor. Bu ödemeden bayinin geçmiş borcu düşülüyor, kalanı için de bayiye yeni ürün gönderiliyor. 4 yıldır uygulanan bu yöntemle Arena alacağını garantiliyor, bayi için ürün alma ve ödeme kolaylığı sağlanıyor. Banka da işlem hacmini artırıyor.


İzi Kohen, ‘Bayilerin yüzde 95’i e-business kullanıyor, işlemlerin yüzde 63’ü online yapılıyor. O nedenle bu sistemin hızlı gelişeceğini düşünüyorum’ diyor.
M.Rauf Ateş – Hürriyet

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here