Avrupa Türkiye Muz Bağlantısı projesi

Alanya Muz Üreticileri Birliği’nin yürüttüğü Avrupa Türkiye Muz Bağlantısı
projesi kapsamında Kanarya Adaları Muz Üreticileri temsilcilerinin katıldığı
ikinci toplantı gerçekleştirildi. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası ile Akdeniz
Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Kanarya Adaları Muz Üreticileri Birliği ve yine
Kanarya Adaları Zirai Araştırmalar Enstitüsü’nün ortağı olduğu proje toplam 400
proje içerisinden seçilen 24 projeden birisi olmuştu. Alanya Belediyesi Hal
Müdürlüğü ile Antalya İl Tarım Müdürlüğü ise projenin iştirakçileri arasında yer
alıyor.


Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantıya MUZBİR Başkanı
Hüseyin Güney, MUZBİR Başkan Yardımcısı Mehmet Kural, Akdeniz Üniversitesi
(AÜ)Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Hamide Gübbük, Kanarya Adaları Tarım
Araştırmaları Enstitüsü (ICIA) Direktörü Victor Galan Sauco ile Coplaca
direktörü Javier Pereyra ile çok sayıda kişi katıldı.


Toplantıda ilk önce konuşan Güney mayıs ayı içerisinde Kanarya Adaları’na
araştırma ve inceleme düzenleyeceklerini söyledi. Güney Projeye önemli
katkılar yapan Alanya Ticaret ve Sanayi Odası ile Akdeniz Üniversitesi Ziraat
Fakültesi yöneticilerine de teşekkür etti.


Daha sonra söz alan Sauco, “Kanarya Adaları muz üretiminde Latin Amerkika ile
rekabet etmekte zorlanıyor. Kanarya Adaları enstitüler ile çalışarak yeni
teknikler geliştirdi. Biz yeni tekniklerle bu rekabet açığını kapatmaya
çalışıyoruz. Biz bu yarışa ilk olarak çeşit seçimi ile başladık.

Şu anda
toplam üretimin 4’te 1’ine örtü altı üretim hakim. Örtü altı üretimde sıcaklığın
16 derecenin üzerinde olması, dalgalara ve doluya karşı korunma sağlaması,
hastalıklar ve zararlılara karşı korunmada kontrolün sağlanması gibi bazı
avantajları bulunuyor. Dolayısıyla verimde kalite artıyor. Hektardan 100 ton
ürün alınabiliyor. Ama örtü altı üretimde fiyatların yüksek olması, seraların
çevreye zarar vermesi, turistik alanlarda sera kurulmasına izin verilmemesi gibi
dezavantajları da var. Kanarya Adaları’nda doku kültürü laboratuvarı kuruldu.
Üretimler buradan karşılanıyor. Doku kültürü ile çoğaltılmış bitkiler
kullanıldığı zaman verim ve kalite ortaya çıkıyor” dedi.


Sonra konuşan Pereyra ise, ” Kanarya Adaları’nda 9 bin 194 hektar alanda
üretim yapılıyor. 10 bin 300 kişi de üretimle uğraşıyor. Bizim amacımız üreti ve
tüketiciyi birbirine yaklaştırmak ve aralarında bir iletişim köprüsü kurmak. Her
yapılan hasadın kaydı tutuluyor. Hasat ve hasat sonrası yapılan işlemler sonrası
her kasanın üzerine etiket konuluyor. Bu sayede ürünün hangi üretici tarafından
üretildiği görülebiliyor. Biz ürünleri klimalandırılmış konteynırlarda
taşıyoruz.,

Ürün daha sonra sarartma tesislerine giriyor. Her işlem
sırasında etiketler okunuyor. Buradaki veriler bilgisayarlara işleniyor.
Paketleme işleminde de ayrı bir kod giriliyor. Bu işlemler sırasında hiçbir
şekilde üreticilerin ürünleri birbirleriyle karıştırılmıyor. Her üretici kayıt
defteri tutmak zorunda.


Çiftçiler yapılan her işlemin kayıtlarını defterde tutuyorlar. Üreticiler
derli toplu ve temiz olmak zorundalar.Bunları yapan üreticiler
sertifikalandırılıyor. Biz de bu ürünü diğer ürünlerden ayırmak için ayrı bir
marka koyuyoruz. Bunun dışında organik üretim de var. Organik üretimde sadece
üreticilerden değil, paketleme tesislerinden de istenilen kriterler var.
Üreticilere yapılan denetimler sarartma tesislerine de uygulanıyor. Sarartma
tesislerinde de yapılan her kesim ve hasadın kaydı tutulmak zorunda. Bunun
dışında nakliye koşulları da organik tarıma uygun olmak zorunda. Organik tarımda
kalite yönetimi sürekli yapılıyor. Her ürün kalite kontrol denetiminden
geçiriliyor. Sarartma ve paketleme tesislerine ürünler geldiğinde rastgele 8
kasa seçiliyor. Kasalar kontrol ediliyor. Kasalarda farklı bir şey bulunursa
üreticiye ceza uygulanıyor. Biz aynı zamanda ürünleri pazarda da kontrol
ediyoruz. Yapılan kontrollerde sap çürümesi ile karşılaşabiliyoruz. Bunu önlemek
hasat sonrası uygulamalara bağlı” diye konuştu.

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here