Başarı Hikayesi Yengelikten Patronluğa

Eşinin ölümünden sonra, sahip oldukları araç servisinin başına geçen Ayçin
Veziroğlu, önce “Yenge evine git de yemek pişir” diyen işçilere kendini
kanıtladı. Ardından da yıllık cirolarını 2 milyon dolara yükseltti


Adı Ayçin Veziroğlu… İstanbul’daki Üstün Oto Yetkili Servisi’nin
patroniçesi. Türkiye’deki 37 Nissan yetkili servis ve bayisi sahibi arasında tek
kadın… Kendi halinde bir ev kadınıyken, eşini kaybettikten sonra atıldığı iş
hayatındaki mücadelesi ise filmlere bile konu olacak cinsten. Türkiye’nin ilk
yedek parça dükkânı sahiplerinden Mete Veziroğlu’nun oğlu Tarık Veziroğlu ile
Ayçin Veziroğlu, 1990’da evlendi. O tarihte Ayçin Hanım 22 yaşındaydı. Bir süre
sonra çocuk sahibi olmak istediler. Ancak bu istekleri bir türlü gerçekleşmedi.
Tedavi sonuç vermeyince, 1999’da evlat edinmeye karar verdiler. Bekledikleri
haber 2003’te geldi. Avcılar’da 17 günlük bir bebek bulunmuştu. Pusetinde,
“Yetiştirme yurtlarında kalmasın. İyi bir aile tarafından sahiplenilsin” notu
vardı. Yasal işlemlerin ardından bebeği kucaklarına alan Veziroğlu çifti, ona
Damla ismini koydu. Fakat çiftin mutluluğu sadece 4 yıl sürdü.


EŞLERİYLE SARMA SARDI
Başındaki ağrılar nedeniyle doktora giden Tarık
Veziroğlu’na beyin tümörü teşhisi konuldu. Hastaneye yatan Veziroğlu ameliyat
edildi. Fakat bir süre sonra da deri kanseri (melenom) teşhisiyle sarsıldı.
Çift, 300 bin lira kredi çekerek tedavi için ABD’ye gitti. Doktorlar 2 ay sonra
artık yapılacak bir şey kalmadığını söyleyince de Türkiye’ye döndüler. Tarık
Veziroğlu, 6 Aralık 2007’de vefat etti. Eşini kaybeden Ayçin Hanım kızıyla baş
başa kaldı. Üstelik hem eşinin piyasaya olan borçlarını, hem de tedavi için
çektikleri krediyi geri ödemesi gerekiyordu. Evliliği boyunca hiç çalışmamıştı.
Kendi deyimiyle sudan çıkmış balık gibiydi. İşyerine gittiğinde hiç beklemediği
bir tepkiyle karşılandı. Yıllarca Tarık Veziroğlu’na alışan personel, Ayçin
Hanım’a “Yenge git eve yemek pişir” , “Elinin hamuruyla erkek işine karışma”
gibi tepkiler verdi. Fakat ‘yeni patron’ yılmadı; personele kendini kabul
ettirmek, otoriteyi sağlamak için uğraştı. Ve sonuçlarını da fazlasıyla aldı.
Ayçin Veziroğlu, iş hayatına atıldığı o ilk günleri şöyle anlatıyor: “Eşimi
kaybettikten sonra büyük bir boşlukta hissettim kendimi. İşyeri, çalışanlar,
borçlar, kızımız… Hepsi gözümde büyüyordu. Çünkü 17 yıl eşime ve çocuğuma
baktım. Hiçbir iş yapmadım. Zaten eşim de çalışmamı istemiyordu. Eşimden
devraldığım bayrağı taşıyabilmem için çalışanlara kendimi kanıtladım. Şirkete
gelen müşteriler kur yapıyordu. Bir kadın olarak bunlarla uğraşmak büyük bir
sıkıntı yarattı bende. Şimdi hem müşterilerimizle hem çalışanlarımızla tek vücut
halindeyiz.” Çalışanların eşleriyle de görüştüğüne dikkat çeken Ayçin Veziroğlu
şöyle devam ediyor: “Evli olanların eşleriyle sık sık telefonla konuşurum.
Evlerine gidip, birlikte yemek yapıp, sarma sararım. Yıllık 2 milyon doların
üzerinde bir ciro yapıyoruz. Genel müdürlüğümüzün desteği, katkılarıyla bu
rakamı daha yukarılara çekeceğiz. Çünkü personelim, şirketimizi Türkiye’nin
gururu haline getirmek için söz verdi.”


‘CEBİM 24 SAAT AÇIKTIR’
Personelin saçına, sakalına ve giyim kuşamına özen
gösterdiğinin altını çizen Ayçin Hanım, “Bir personelime, ‘Saçını kes’ dedim.
Bana, ‘Tarık abim uzun saç severdi’ diyerek sert yanıt verdi. Yengelikten
patronluğa geçmem başlarda sorun oldu. Ama şimdi hepsi ‘yenge’ demeyi bıraktı.
‘Ayçin Hanım’ diyorlar. Hepsi işi sahiplendi” diyor. İşin başına geçtikten sonra
özellikle Nissan Genel Müdürlüğü’nün kendisine her konuda büyük destek
verdiğinin altını çizen Ayçin Veziroğlu sözlerini şöyle tamamlıyor: “Her
müşterimizde benim cep telefonum vardır. Müşteriler günün 24 saati bana
ulaşırlar. Bazen kadın sesi duyunca, ‘Özür dileriz’ diyerek kapatırlar. Ardından
ben arayan numaraya dönüp, doğru kişi olduğumu söyler, araçlarıyla ilgili
sorunlar konusunda kendilerini bilgilendiririm.”


‘SENİ KARNIMDA DEĞİL KALBİMDE TAŞIDIM KIZIM’
Ayçin Veziroğlu, kızları
Damla’ya “kavuşmalarının” öyküsünü şöyle aktarıyor: “Tarık’la başvuruyu
yaptıktan sonra, ‘İnşallah kız çocuk denk gelir. Kızımız kıvırcık saçlı, beyaz
tenli olur’ diye konuşuyorduk. Tüm istediklerimiz oldu. Onu gördüğümüzde tarifi
imkânsız bir duygu yaşadık. Görevliler, ‘Polisler ismini Elif koymuş’ deyince
ben eşime dönüp, ‘İsmini sen koy’ dedim. Tarık, ‘Damla’ olsun dedi. Onu kucağıma
aldığımda parmağımı sıktı. O an, ‘Bu benim çocuğum’ dedim. 2003’ten beri
hayatımızda damla damla birikerek çoğaldı. İleride sorun yaşamasın diye her
anında ona gerçekleri bütün çıplaklığıyla anlattık. Küçükken bana, ‘Anne beni
nasıl doğurdun’ diye sordu. Önce kendi kendime, ‘Bu durumu nasıl açıklamalıyım?’
diye sordum. Ardından da ‘Kızım, ben seni karnımda değil, kalbimde besledim.
Kalbimde doğurdum’ cevabını verdim. Ona baktığım zaman içim titriyor. O benim
nefesime nefes oldu.”
Kaynak: Sabah

Genel Bayilik Başvuru Formu :

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here