Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ak Parti Grup Toplantısı'nda Konuştu: (3)

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Filistin davasını etkin savunmanın yolunun da İsrail ile makul mantıklı, tutarlı, dengeli bir ilişki sahibi olmaktan geçtiği açıktır ancak bu demek değildir ki Kudüs'te ve diğer Filistin topraklarında yaşanan zulümlere, kutsallarımıza yönelik saldırılara yıllardır süren işgallere göz yumacağız. Asla." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ak Parti Grup Toplantısı'nda Konuştu: (3)
4 dk
Son güncellenme: 04/12/2022

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son yıllarda, ramazan aylarını ya salgın ya savaş ya da Müslümanlara yönelik saldırıların gölgesi altında yaşadıklarını ifade etti. Salgın döneminde camilerin, sofraların, hanelerin mahzun kaldığını dile getiren Erdoğan, bu ramazanı da Rusya-Ukrayna kanlı savaşının trajik görüntüleri eşliğinde karşıladıklarını söyledi. Son günlerde ise ilk kıble, Mekke ve Medine'nin ardından üçüncü mübarek şehir olan Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın mahremiyetine yönelik yeni saldırılar sebebiyle yüreklerin bir kez daha dağlandığını belirten Erdoğan, "İsrail'den hangi düzeyde olursa olsun görüştüğümüz her yetkiliye, her siyasi ve dini lidere Kudüs'ün statüsü ve Mescid-i Aksa'nın mahremiyeti konusundaki hassasiyetlerimizi daima açıkça söyledik, söylüyoruz. Aynı şekilde uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere her platformda Filistinlilere yapılan haksızlıklara ve uygulanan zulme karşı duyarlı olmaya, harekete geçmeye davet ettik, etmeyi de sürdüreceğiz." diye konuştu.

- "Pek çok devlet Kudüs merkezli sorunun mahiyetini anlamakta zorlanıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki pek çok devletin ve toplumun Kudüs merkezli bu sorunun mahiyetini anlamakta hala zorlandığını gördüklerini ve düşündüklerini anlatarak şöyle devam etti:

"Şayet bu sorunun mahiyeti ve yol açabileceği felaketler bilindiği halde kasıtlı olarak bu şekilde davranılıyorsa o zaman işin içinde başka niyetler başka hesaplar var demektir. Bizim BM üyeliği tescillenmiş ve tarafımızdan tanınmış her devlet gibi İsrail'le de küresel, siyasi, ekonomik, sosyal parametrelere uygun ilişkilerimiz vardır, olacaktır. Afrika'nın, Asya'nın, Güney Amerika'nın, okyanusların ücra köşelerindeki devletlerle bile ilişkilerimizi geliştirmenin yolunu ararken, coğrafyamızın en önemli bölgesindeki bu devleti görmezden gelemeyiz. Filistin davasını etkin savunmanın yolunun da İsrail ile makul mantıklı, tutarlı, dengeli bir ilişki sahibi olmaktan geçtiği açıktır ancak bu demek değildir ki Kudüs'te ve diğer Filistin topraklarında yaşanan zulümlere, kutsallarımıza yönelik saldırılara yıllardır süren işgallere göz yumacağız, rıza göstereceğiz. Asla. Her ne kadar Mescid-i Aksa'nın 1969 yılında alçakça yakılmaya çalışılmasının ardından kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı dahi bu meseleye yeteri kadar sahip çıkmıyor olsa da biz kendi tarihimizin, vakarımızın, inancımızın gereğini yerine getirmeyi sürdüreceğiz.

Küresel ve bölgesel ihtiyaçların gereği olarak İsrail ile siyasi ve ekonomik ilişkileri geliştirmek için attığımız adımlar başkadır, Kudüs davamız başkadır. Atamız Selçuklu, 'Kudüs'ten bana ne?' dememiş, asırlarca Haçlı Seferleri'ne karşı bu davaya gövdesini set yapmıştı. Atamız Osmanlı, 'Kudüs'ten bana ne?' dememiş, fethinden itibaren bu toprakları ellinin, başının, kalbinin üstünde tutmuştu. Ecdadımız asırlar boyunca dört bir yandan gelen saldırılara karşı bu toprakları korumuş, şehirlere ve kadim eserlere sahip çıkmış, velhasıl tarihin ve inancının üzerine yüklediği tüm vazifeleri yerine getirmiştir."

Kudüs'ten çekilen son Osmanlı birliğinin geride bıraktığı artçılardan son nefesine kadar Mescid-i Aksa'daki nöbetini sürdüren Iğdırlı Hasan Onbaşı'nın hikayesinin herkesin kalbindeki sızının ortak ifadesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Tüm dünya sessiz kalsa bile biz Kudüs davasını, Mescid-i Aksa'ya sahip çıkma irademizi en yüksek sesle tekrarlamayı sürdüreceğiz." dedi.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile telefonda görüştüğünü anlatan Erdoğan, "Telefon görüşmelerinde bu konudaki duruşumuzu ve tavrımızı kendilerine ifade ettik. Temennimiz şu mübarek günlerde Kudüs'te yaşanan zulümlerin son bulması, bölgede yaşayan Müslüman'ıyla, Hristiyan'ıyla, Musevi'siyle herkesin kendi inancına göre huzur içinde hayatını sürdürmesidir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Terör örgütleri ile mücadelemizi doğrudan kaynaklarına doğru genişlettik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, terör örgütünün Irak'ın kuzeyinde işgal altında tuttuğu bölgeleri teröristlerden tümüyle temizlemeye yönelik harekatlarına bir yenisini daha eklediğini belirtti. Terör örgütünün saldırıları için üslenme ve hazırlık yeri olarak kullandığı bölgelere yönelik hava ve kara unsurları vasıtasıyla kapsamlı bir operasyon başlatıldığını dile getiren Erdoğan, "Harekat sırasında şehit olan iki kahraman askerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Ailelerine sabırlar niyaz ediyorum. Mekanları cennet olsun inşallah. Rabb'imiz sevgili Habib'ine, komşu eylesin." duasında bulundu.

"Pençe Kilit adı verilen bu harekatla amacımız, hem Irak topraklarını terör örgütünün tasallutundan arındırmak hem de ülkemizin sınır güvenliğini garanti altına almaktır." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Irak merkezi hükümeti ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile yakın işbirliği içinde yürüttüğümüz bu harekata katılan kahraman askerlerimize Rabb'imden başarılar diliyorum. Rabb'im hepsini de esirgesin, korusun, muzaffer eylesin. Gazaları mübarek olsun. Bu harekat vesilesiyle Türkiye'nin kimsenin topraklarında gözü bulunmadığını, tek amacının sınırlarının güvenliğini ve sınır komşularının istikrarını sağlamak olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Komşularımızın güven ve huzur içinde yaşayabilmeleri için toprak bütünlüklerini ve siyasi birliklerini güçlendirmelerine katkı verecek her türlü çabayı gösteriyoruz, göstermeyi de sürdüreceğiz. Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de aynı gaye ile hareket ediyoruz. Tabii bu noktaya bir anda gelmedik. Yaklaşık 40 yıllık terörle mücadelemizde, uzunca bir süre komşularımızın kendi sınırları içindeki terör örgütlerinin üstesinden kendilerinin gelmelerini istedik ve bekledik. Bu anlayışla da mücadeleyi kendi topraklarımızda yürüttük. Maalesef biz içerde ne yaparsak yapalım, sınır dışında toplanan, eğitilen, teçhiz edilen, ülkemize sızdırılan teröristlerin kökünü tam manasıyla kazıyamadık."

Bataklık kurumadığı için sivrisineklerin sürekli çoğaldığını söyleyen Erdoğan, "Döktükleri kan ve verdikleri zarar sürekli arttı. Bölgemizle ilgili hesapları olan güçlerin ve onların güdümündeki vesayet odaklarının da bu kötü gidişteki payını elbette göz ardı etmiyoruz." dedi.

Erdoğan, bunun değerlendirmesini de yaparak bir süre önce terörle mücadele konseptini ve milli güvenlik stratejisini değiştirdiklerini belirtti. Yurt içinde askerle, istihbaratla, polisle, jandarmayla ve güvenlik korucularıyla yoğun bir mücadele başlattıklarını anımsatan Erdoğan, "Hamdolsun bu stratejinin etkisini de kısa sürede gördük. Terör örgütlerini artık ülkemiz içinde eylem yapamaz hale getirdik. Sınırlarımızın güvenliğini, terör örgütlerini bulundukları yerlere doğru genişleterek sızmaları ve kaçışları büyük ölçüde engelledik. Güney sınırlarımız boyunca doğuya doğru yürüttüğümüz harekatlar ve operasyonlar işte bu amaca matuftur." diye konuştu.

(Sürecek)


x
Site deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızdan erişebilirsiniz.