Dershaneler Kapatılıyor mu, Kapatılmıyor mu?

Dershaneler Kapatılıyor mu, Kapatılmıyor mu?

Bakan Avcı’nın açıklamasının dersanelerin kapatılması anlamına gelmediğine dikkat çeken Bugün’den Gülay Göktürk, “Bu kurumların denetimi Milli Eğitim Bakanlığı’ndan çıkacak, sadece mali açıdan Maliye Bakanlığı tarafından denetlenir hale gelecek.” dedi.

Göktürk, bu kararı “dershaneler kapatıldı” diye yorumlayanlar için ise, “Onlar iktidarın bundan sonra başka adımlar tasarladığını biliyor da ben mi bilmiyorum…” diyerek Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu hatırlattı. “Yoksa Tevhid-i Tedrisat’tan medet mi umuluyor?” diye soran Göktürk yazısında, “Ben kendi payıma, AK Parti’nin bu kadar ileri gidebileceğini; yıllardır çilesini çektiği ve mutlaka kaldırılması gereken bir kanuna sarılabileceğini düşünmekte zorlanıyorum. Ya da öyle olmamasını umuyorum diyelim…” dedi.

İşte, Gülay Göktürk’ün o analizi:

Milli Eğitim Bakanı Avcı’nın dershanelerle ilgili açıklaması geniş çoğunluk tarafından “dershanelerin kapatılması kararı” olarak algılandı. Bu geniş kesimin içinde Gülen Cemaati de var; iktidar partisinin mensupları da var; her kesimden köşe yazarı da var.

Açın bugünkü gazeteleri, en az on-on beş köşe yazarının “dershanelerin kapatıldığı” varsayımı üzerinden analizler döşendiklerini; böyle bir kararın sonuçlarını irdelediklerini, hükümete uyarılar yaptıklarını göreceksiniz.

Aynı şeyi okuyup da bu kadar farklı yorumlamak şaşırtıcı gerçekten… Ben bu değişikliğin nasıl olup da “dershanelerin kapatılması” olarak yorumlandığını anlayamıyorum.

Ticari işletme olarak devam

Açıklamaya bir kez daha bakalım: “1 Ocak 2014’ten itibaren dershanelerin ruhsatları yenilenmeyecek, dershaneler artık yasal olarak da Milli Eğitim sistemi içerisinde yer almayacak.”

Böyle diyor Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı…

Şu anda MEB’in ilgili yasasında dershaneler “bir üst eğitim kurumuna hazırlamak üzere eğitim veren kurumlar” olarak tanımlanıyor. Benim anladığım kadarıyla bakanlık, öncelikle 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 2. Maddesi’nde değişiklik yaparak ‘dershane’ kavramını mevzuattan tamamen çıkaracak. Dershaneler MEB bünyesinden çıktığı zaman isteyen dershaneler özel okula dönüşecek (hükümet de çeşitli kolaylıklarla bu dönüşümü teşvik edecek) özel okula dönüşmek istemeyenler ise yollarına ‘ticari işletme’ olarak devam edecekler. Artık bu kurumların denetimi Milli Eğitim Bakanlığı’ndan çıkacak, sadece mali açıdan Maliye Bakanlığı tarafından denetlenir hale gelecek.

Ben açıklamayı böyle anlıyorum ve “Aman ne iyi oldu, hiç değilse dershaneler Milli Eğitim Bakanlığı’nın şemsiyesinden kurtuldu” diyorum.

Nitekim Özel Dershaneler Birliği (ÖZDEBİR) Başkanı Faruk Köprülü de böyle anlıyor ki, yapılacak düzenlemeler sonucunda özel okula dönüşmek istemeyen dershaneler için “Değişen bir şey olmayacak. Milli Eğitim Bakanlığı bu kurumları kendi kontrolünden çıkarmış olacak. Bu kurumlar da ticari işletme olarak çalışmalarına devam edecek. Dershaneciler ve öğretmenleri endişeye kapılmasın” diyor.

Yoksa Tevhid-i Tedrisat’tan medet mi umuluyor?

Bana kalırsa, pratikte hiçbir anlamı olmayan bu değişikliğin sebebi, hükümetin utangaç bir “çark” politikası izlemesi… Hükümet yıllardır “dershaneleri kapatacağız” dedikten sonra, kapatmasının mümkün olmadığını -hem hukuken, hem siyaseten hem de pratikte- anladığı için vazgeçiyor ama vazgeçerken de “Bu piyasada MEB’in onaylamadığı, ruhsat vermediği ve denetlemediği kurumlara itibar edilmez” diyerek sanki bu değişiklikle dershaneler kendiliğinden yok olurmuş gibi bir hava yaratıyor.

“İtibar” konusundaki görüşlerimi ilk yazımda yazmıştım; tekrar etmeyeceğim.

Ama tekrar başta sorduğum soruya dönersem: Nasıl oluyor da aynı metin bu kadar farklı yorumlanabiliyor?

İki ihtimal var:

Bu kararı “dershaneler kapatıldı” diye yorumlayanlar ya dershanelerin “mevzuattan çıkarılmasını” yok etmekle eşdeğer görüyorlar; arkasında devlet olmayan bir kurumun “sudan çıkmış balık gibi” olacağını, yaşayamayacağını düşünüyorlar -ki ben bu kadar devlet bağımlığına ihtimal vermiyorum- ya da onlar iktidarın bundan sonra başka adımlar tasarladığını biliyor da ben bilmiyorum…

Ne olabilir bu adımlar?

Bu kurumları önce Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinden çıkarmak, sonra da “Türkiye’de eğitimin devlet denetimi dışında yapılamayacağı” gerekçesiyle kapatmaya gitmek… Yani Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ndan medet ummak!

Ben kendi payıma, AK Parti’nin bu kadar ileri gidebileceğini; yıllardır çilesini çektiği ve mutlaka kaldırılması gereken bir kanuna sarılabileceğini düşünmekte zorlanıyorum.

Ya da öyle olmamasını umuyorum diyelim…

Gördüğünüz gibi, konu çok belirsiz ve her hâlükârda Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir açıklama yaparak durumu netleştirmesi gerekiyor.

Genel Bayilik Başvuru Formu :

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here