Duygusal Hafızasını Güçlü Tutan Şirket Başarılı Oluyor

Şirketlerin başarılı olabilmesi için yenilikçilik hayati önemde. Gebze Yüksek
Teknoloji Enstitüsü öğretim üyeleri Prof. Dr. Halit Keskin ve Prof. Dr. Ali
Ekber Akgün’ün araştırmasına göre yenilikçiliği tetikleyen en önemli etken,
personelin kuruma ve birbirlerine olan duygusal bağlılığı. Uzmanlar, şirketlerin
duygusal hafızasını ölçmek için 103 şirketle görüşme yaptı.


Rekabet ortamına ayak uydurmak için yenilikçiliğin öne çıktığı günümüz
ekonomisinde şirketler yeni ürün geliştirme sürecini daha çok önemsiyor. Her
sektörden temsilciler peş peşe düzenlenen konferanslarda yenilikçiliğin
sırlarını paylaşırken şirketlerdeki çalışanların aidiyet hissinin sağlanması
gittikçe daha çok önemseniyor. “İş dünyası, üretimin temel unsurunun makineler
değil insan olduğunu fark etti.” diyen uzmanlar ise yenilikçilikte çalışanların
başarısını belirleyen temel unsur olarak duygusal yeteneğe dikkat çekiyor. Gebze
Yüksek Teknoloji Enstitüsü Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Halit Keskin ve Prof.
Dr. Ali Ekber Akgün de şimdiye kadar bireyler için tartışılan duygusal yeteneğin
şirketler için de söz konusu olduğunu belirten bir tez geliştirdi. Uluslararası
literatüre ‘Kurumların Duygusal Hafızası’ kavramını kazandıran söz konusu makale
yenilikçi üretimin sağlanmasında insan odaklı yönetime dikkat çekiyor. Dünyada
teknoloji ve yenilik yönetimi alanının en prestijli dergisi ‘Journal of Product
Innovation Managment’ta yayınlanan makaleye göre yenilikçiliği tetikleyen en
önemli etken, firmalardaki çalışanların kuruma ve birbirlerine olan duygusal
bağlılığı.


Duygusal yetenek, şirket üyelerinin kendisinin ve diğerlerinin duygularını
anlama, gözlemleme ve bu duyguları yönetimdeki işleyişe yansıtma özelliği olarak
tanımlanıyor. Yöneticilerin çalışanı cesaretlendirmesi, ifade özgürlüğü
tanıması, deneyimlerini artırmaya fırsat vermesi şirket içinde duygusal yeteneği
oluşturan önemli unsurların başında geliyor. Uzmanlar, yönetici ve işveren
arasındaki empatiyi artıran bu ortamda çalışanın hedeflerinin şirketin temel
hedefiyle örtüşmesini sağladığını belirtiyor.


Keskin ve Akgün, çalışmanın ardından bu yıl kurumlarda duygusal yeteneğin
canlı tutulmasını ifade eden kurumsal duygusal hafıza kavramını geliştirdi. Buna
göre şirketler duygusal hafızayı canlı tutmak için yıldönümleri, birlikte
düzenlenen etkinliklerin yanı sıra çalışma ortamında nihai hedefe ya da geçmişe
yönelik hatırlatıcı semboller sağlamalı. Keskin, şirketlerin duygusal hafızasını
ölçmek için 103 şirketin çalışan ve yöneticileriyle görüştüklerini belirtti.
Araştırma sonuçlarına göre söz konusu unsurlar yoluyla duygusal hafızasını iyi
kullanan şirketler diğerlerine göre çok daha yenilikçi. Keskin, şirketlerdeki
takım ruhunu oluşturabilmek için geçmişin iyi hatıralarının yanı sıra
başarısızlıkların da hatırlanması gerektiğini vurguluyor. “Çalışma ortamına
asılan sembolik resimlerle de kurumsal hafıza canlı tutulabilir.” diyen Keskin,
bu yönde uygulamaya giden şirketlerde çalışanların hem daha mutlu olduklarını
hem de daha verimli çalıştıklarını dile getiriyor. Şirket yönetiminde duygular,
sosyal etkileşim yoluyla takım üyeleri arasında yayılıyor. Dolayısıyla, bir
takım için üyelerin duygularını anlayarak düzenleyebilme yeteneği yani duygusal
bir yetenek geliştirmeleri çok önemli.


Araştırma sonucu elde edilen tespitin şirketlerin insan kaynakları
departmanları ve yöneticiler için önemli kaynak olması bekleniyor. İş dünyasında
artık geleneksel bürokratik yapıların esnek, işbirlikçi takımlara doğru dönüşüm
içerisinde olduğuna işaret eden Keskin, “Bütün çalışmalar artık insan odaklı bir
yönetim şeklinin geliştirilmesi gerektiğini gösteriyor. Buna yönelik yatırım
yapan şirketlerde çalışanlar sağlanan pozitif psikolojik ortamdan dolayı mutlu
bir hayat sürerken iş hayatında da yenilikçilik açısından daha verimli oluyor.”
diyor. Zaman

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here