Faşizm Nedir ve Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Faşizm Nedir

Faşizm kelimesi İtalyanca fascismo, Latince fasces kelimesinden gelen ve çubuk demeti anlamına sahip olan fascio kelimesinden türetilmiştir. Bu isim İtalya’da fasci olarak bilinen loncalar ve sendikalar gibi gruplar için kullanılmaktaydı. Faşizm, sağ sol spektrumunda sağcılığın uç noktası olarak kabul edilmektedir. Bu düzende otoriter ultra-milliyetçilik, diktatörce bir güç ve karşıtların bastırılması yer almaktadır.

Faşizm her ne kadar 20. yüzyıl başlarında Avrupa’ya yayılmaya başlasa da aslında kökleri 19. yüzyıl aydınlanmacılarına karşı ortaya çıkan jakobenizme dayanmaktadır. Faşizm felsefe olarak kendi düşüncesini karşısındakilere zorla inandırmaya, empoze etmeye ve aksi tüm diğer fikirleri ortadan kaldırmaya yönelik bir akım olarak kabul edilmektedir.

Günümüzde faşizmin kökleri 1880’li yıllara, Fransızca “fin de siècle” olarak bilinen yüzyıl sonu temasına kadar takip edilebilmektedir. Fin de siècle materyalizme, rasyonalizme, pozitivizme, burjuvazi topluma ve demokrasiye karşı olarak ortaya çıkmış duygusallığı, irrasyonalizmi, öznelciliği ve vitalizmi destekleyen bir tema olarak kabul etmektedir. Bu tema başta Darwinci biyoloji olmak üzere, Wagner’i estetikten, Arthur de Gobineay’nun ırkçılığından, Gustave Le Bon’un psikolojisinden ve Friedrich Nietzsche, Fyodor Dostoyevski ve Henri Bergson felsefelerinden etkilenmiştir. Daha yaygın olan Sosyal Darwinizm’e göre fiziksel ve sosyal yaşam arasında herhangi bir ayrım yoktur ve en uygun olan hayatta kalmak için mücadele etmektedir. Bu akım pozitivizmin ortaya koyduğu kasıtlı ve rasyonel seçi iddiasına itiraz ederek kalıtım, ırk ve çevre konularını odağına almıştır. Bu şekilde biyolojik grup kimliği ve organik ilişkilerin toplum içindeki rolü ile milliyetçiliğin çekiciliği ön plana çıkmaya başlamış oldu.

Faşizmin Ortaya Çıkışı

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile beraber İtalya Sosyalist Partisi, savaşa karşı dursa da devrim yanlısı birçok İtalyan sendikası Almanya ve Avusturya-Macar devletleri karşısında savaşa girmeyi destekledi. Faşizm terimi ilk olarak 1915 yılında Benito Mussolini’nin Faşist Mücadele Birliklerinin İttifakı’nda yer alan üyeler tarafından kullanıldı. Mussolini, Faşist Mücadele Birliklerinin İttifakı’nın ilk toplantısında İtalya ve Avrupa’nın sınırlarının adalet, özgürlük ve idealleri için ezilen halklara ait olması görüşünü dile getirdi.

Birinci Dünya Savaşı ile beraber İtalya gibi Almanya’da da benzer fikirler ortaya atıldı. Alman sosyolog olan Johann Plenge, Fransız Devrimi’ni konu alan 1789 Fikirleri’ne karşı olarak 1914 Fikirleri’ni ortaya attı. Bu fikirlere göre görev, disiplin, kanun ve düzen gibi Alman değerler için 1789 Fikirleri’nde yer alan insan hakları, demokrasi, bireysellik ve liberalizm reddedildi. Plenge’e göre sınıf ayrımı yerine ırksal yoldaşlar bir araya gelerek kapitalist İngiltere karşısında proleter Almanya’yı zor durumdan çıkaracaktı.  Bu fikirler Nasyonal Sosyalizm fikrini öne çıkardı. Nasyonal Sosyalizm, sınırsız özgürlük fikrini reddeden ve devlet liderliği altında ekonominin Almanya’ya hizmet etmesini sağlayan bir sosyalizm formu olarak ortaya çıktı.

Zirve Noktası

Dünyada faşist görüş Birinci Dünya Savaşı sonrasında zirve noktasına tırmanmış ve İkinci Dünya Savaşı ile beraber büyük çoğunlukla ortadan kalkmıştır. Faşist İtalya ve Nazi Almanya’sı, Birinci Dünya Savaşı Sonrasında “spazio vitale” ve “Lebensraum” politikaları ile bölgelerini genişletmeye başladı. İtalya’nın “yaşam alanı” olarak dile getirdiği “spazio vitale” politikası İtalya’nın Atlantik Okyanusu’na erişimini güvence altına almayı hedefleyen ve Akdeniz’de bir İtalyan hakimiyeti ön gören politikaydı. Almanya’nın “Lebensraum” politikası ise Doğu Avrupa’da Sovyet hakimiyeti altında olan bölgelerin Almanya tarafından kolonize edilmesini hedefliyordu. Bu doğrultuda Almanya, Versay Anlaşması’nın maddelerini hiçe sayarak genişleme başladı ve sonunda Polonya’yı işgal etti. Buna karşı çıkan Fransa ve İngiltere’nin yayınladığı ortak deklarasyon ile İkinci Dünya Savaşı resmen başlamış oldu.

1943 yılı ile beraber İtalya ve Almanya’nın hakimiyeti ortadan kalkmaya başladı. İtalya’nın üst üste gelen askeri başarısızlıkları ve Almanya’nın doğuda Sovyetler batı da ise müttefik devletler ile yaptığı savaşlar yavaş yavaş Avrupa’da faşizmin sonunu getirmeye başladı. 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı ile beraber Almanya ve İtalya, faşist görüşten ayrıldı.

İkinci Dünya Savaşı Sonrası Faşizm

Dünya’da faşizmin hakim olduğu ülkeler Almanya ve İtalya ile sınırlı değildi. Avrupa’da İspanya, Doğu’da Japonya ve Güney Amerika’da Arjantin faşizmin hakim olduğu yönetim biçimlerine sahipti. İspanya’da Francisco Franco’nun tek parti devleti her ne kadar İkinci Dünya Savaşı boyunca tarafsız kalsa da iç savaş döneminde Nazi Almanya’sı, Franco’ya destek olmak amacıyla askeri birlikteler gönderdi. Franco’nun rejimi Soğuk Savaş süresince batılı ülkeler ile olan ilişkiler ile beraber normale döndü ve 1975 yılında Franco’nun ölümü ile beraber İspanya liberal demokrasiye geçiş yaptı.

Avrupa’da her ne kadar diğer örnekleri gibi olmasa da António de Oliveira Salazar yönetimi altındaki Portekiz’de faşizm ile yönetildi. Diğerlerine göre “light faşizm” olarak kabul edilse de Salazar’ın yönetimi ile komşusu İspanya’daki Franco yönetimi arasında büyük benzerlikler bulunmaktadır. İspanya gibi Portekiz de İkinci Dünya Savaşı’nda bir tarafta yer almasa da Salazar, Mussolini hayranı ve Nazi yanlısıydı. 1974 yılında yaşanan Karanfil Devrim ile Portekiz de yeni bir düzene geçti.

1946 – 1955 ve 1973 – 1974 yılları arasında Arjantin’de Juan Peron ile beraber Peronizm görüşü ortaya çıktı. Juan Peron özellikle İtalyan Faşizmi’nin bir hayranıydı ve ülkesinin ekonomik politikalarını İtalyan Faşist politikaları ile benzer bir şekilde yürüttü. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında yenilen Almanya’nın birçok Nazi komutanın Arjantin’e kaçmasının Juan Peron’un faşizme olan hayranlığından kaynaklandığı düşünülüyor.

Neo-Faşizm

Neo-faşizm, İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan faşist hareketler olarak değerlendirilmektedir. Bunların arasında en büyük hareket İtalya’da Giorgio Almirante liderliğindeki Ulusal Birlik Hareketi kabul edilmektedir. Ulusal Birlik neredeyse 10 yıl boyunca Silvio Berlusconi’nin Forza Italia’sına en büyük destekçi oldu. 2008 yılında ise Forza Italia’ya katıldı. 2012 yılında ise gruptan ayrılanların bir kısmı Brothers of Italy’i oluşturdu.

Almanya’da ise birçok neo-Nazi oluşumu ortaya çıktı ancak Almanya anayasasının nazizmi yasaklamasından dolayı ortadan kalktı. Bugün Almanya Ulusal Demokratik Partisi her ne kadar neo-Nazi partisi olarak kabul edilse de grup kendisini böyle ifade etmiyor.

Son yıllarda ortaya çıkan en dikkate değer neo-faşist oluşum ise büyük durgunluk ve ekonomik kriz içerisinde olan Yunanistan’da ortaya çıkan Altın Şafak oluşumu oldu. Neo-Nazi partisi olarak kabul edilen bu parti Yunanistan parlamentosuna girmeyi başardı. Parti genel olarak azınlıklara, yasadışı göçmenlere ve sığınmacılara karşı olan sert tutumları ile ortaya çıktı. 2013 yılında faşizm karşıtı bir sanatçının Altın Şafak üyesi biri tarafından öldürülmesi sonucu Yunanistan Hükümeti, Altın Şafak lideri Nikolaos Michaloliakos’u göz altına aldı ve Altın Şafak üyelerini suç organizasyonu üyesi olarak ilan etti.

Faşist İdeolojinin Öne Çıkan Noktaları

Faşizm bir düşünce biçimi olarak baskıcıdır ve erkek egemenliğine dayanmaktadır. Ayrıca milliyetçiliğin aşırı ucu olarak kabul edilmektedir. Faşist felsefe, liberalizme ve bununla beraber sanata ve eğitime karşıdır. Bu ideolojide herhangi bir şekilde bireycilik yer almamaktadır. Bu ideolojiye karşı çıkanlar kuvvetle bastırılmalı ve susturulmalıdır. Bu nedenle faşist ideolojide en çok öne çıkan şey yayın organlarının kontrolü olarak kabul edilmektedir. Duygusallığın ön plana çıktığı bu düşünce daha çok nefret, mitler ve irrasyonalist bir tutumu içermektedir. Bundan dolayı akılcılık saf dışı bırakılmaktadır ve bilim sadece ideolojiye hizmet ettiği sürece kabul edilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here