Franchising Sektörü Hızla Büyüyor

Türkiye’de bugün itibariyle 35 milyar Dolar hacme ulaşan franchising
(şirketlerin isim ve markalarını kullandırarak kendi ürünlerini sattırması)
yönteminin bu yıl itibariyle yüzde 15-20 oranında artması bekleniyor.


Dünyada 19. yüzyılın ortalarında ABD’de, Türkiye’de ise 1980’lerin ikinci
yarısından itibaren ilk uygulamalarının görüldüğü franchising, firmaların
markalaşma ve ürünlerinin daha fazla sayıda tüketiciyle buluşturmak için
kullandığı bir yöntem olarak güncelliğini koruyor.


Bugün itibariyle Türkiye’de bin 876 zincir işletme bulunurken, bunların
yaklaşık 24’ünü yabancı, yüzde 74’ünü ise yerli markalar oluşturuyor. Zincirlere
bağlı şube sayısının 50 bin civarında olduğu Türkiye’de, franchise veya bayilik
veren sayısı bin 471, bunların zincirler içindeki oranı yüzde 78, sadece kendi
şubelerini açıp kendileri işleten zincirlerin oranı ise yüzde 22 gibi orana
sahip bulunuyor.


Uygulamanın dünya ve Türkiye’deki gelişimi ve geleceğine yönelik Aa
muhabirine değerlendirmelerde bulunan Türkiye Franchising Derneği (UFRAD)
Başkanı Mustafa Aydın, tüm dünyada kabul gören bir sistem olan franchising
yönteminin temellerinin 1863 yılında Singer Dikiş Makineleri şirketinin dağıtım
sisteminde yaptığı uygulama ile atıldığını söyledi.


Aydın, yöntemin uygulanmasında asıl patlamanın 1950’lerin sonlarında
yaşandığını, 1960’larla birlikte girişimciliğin gelişmesini sağlayan önemli bir
araç olduğunu kaydetti. Giderek benimsenen ve yaygınlaşan yöntemin bugün ayrı
bir uzmanlık alanı olduğunu dile getiren Aydın, bu gelişmelerin etkisiyle
1960’da franchising yönteminin ilk birliği olan Uluslararası Franchise
Birliğinin (IFA) kurulduğunu ifade etti.


1970’li yıllarda Avrupa’da hızla yaygınlaşan yöntemin Türkiye’deki
uygulamalarının ise 1980’lerin ikinci yarısına rastladığını belirten Aydın,
1991’de yöntemin doğru öğrenilmesini, yürütülmesini ve sağlıklı bir şekilde
gelişmesini sağlamak amacıyla UFRAD’ın kurulduğunu söyledi.


-“Müşteriler zamanı etkin kullanmak istiyor”-


Geçen yıl franchising yöntemi konusunda olsa piyasada yavaş da olsa bir
açılma gördüklerini kaydeden Aydın, “Perakende endeksinin istikrarlı yükselişi
de bunu kanıtlıyor. Bu sene pazarın geçen seneye göre yüzde 15-20 aralığında
büyümesini bekliyoruz” dedi. Son zamanlarda dünyada hizmet sektörünün çok hızlı
bir şekilde büyüdüğünü anlatan Aydın, hizmet sektörünün büyümesine paralel
olarak franchising yönteminin de hızla yaygınlaştığını kaydetti.


Yöntemin yaygınlaşmasının nedenleri arasında sistem için gerekli sermaye
tutarı, girişimcinin motivasyonu, sistemin standart olması, kabul görmüş bir
marka ve kontrol mekanizması gibi unsurları sıralayan Aydın, “Günümüzde
müşteriler, zamanı etkin kullanmak istemektedirler. Dolayısıyla en kısa zamanda
kaliteli mal ve hizmet satın almak arzu etmektedirler. Bu da kalitesini ve
markasını kabul ettirmiş ürünlerin satıldığı mağazalardan alışverişle mümkün
olmaktadır. Bu aşamada franchisingin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır” diye
konuştu.


Aydın, “gelecek dönemde ekonomik anlamda büyük potansiyele sahip olan
franchising yöntemine daha fazla girişimcinin dahil olarak, kendi işini
kurmalarını beklediklerini” ifade etti. Türkiye’yi franchising ile önce yabancı
şirketlerin tanıştırdığını hatırlatan Aydın, buna karşın yerli şirketlerin de
satış ve hizmet ağlarını genişletmenin en güvenli yolu olarak bu yöntemi
benimsediğini belirtti.


-“Vasat yönetilen bir zincir büyüyemez”-


Yöntemi benimseyen zincir firmaların gelişmesindeki en önemli etkenin yönetim
olduğunu dile getiren Aydın, “Vasat yönetilen bir zincir büyüyemez,
markalaşamaz. Hatta rakipleri büyüdükçe o küçülür. İyi yönetilen bir zincir
sıfırdan yola çıksa bile marka olur” dedi.


Avm’lerin bazı markalara yer vermesinin de zincirlerin gelişmesindeki en
önemli etkenlerden biri olduğunu kaydeden Aydın, müstakil perakendecilerin
sürekli yaptıkları hatalar ve ihmallerin franchise zincirlerin tüketiciler
tarafından tercih edilmesinde ve gelişmesinde etkili olduğunu vurguladı.


Kendi şubelerini açan dev zincirlerin ortaya çıkmasının ise franchise
zincirlerin bazı sektörlerde gerilemesine neden olduğunu ifade eden Aydın,


“Bunlar, hizmetin yoğun olduğu sektörlerde çıkmıyor, ama ürünün ve fiyatın
önde olduğu sektörlerde düşük kar marjıyla çalışabildikleri için karşısında ne
müstakil mağazalar, ne franchise zincirler dayanabiliyor” diye konuştu.


Dernek olarak franchise veren zincirlerin ülke ekonomisine kalıcı fayda
sağlaması için franchise sistemlerini tam kurmalarını ve doğru işletmelerini
gerekli gördüklerini dile getiren Aydın, “Dış Ticaret Müsteşarlığı ile birlikte
yaptığımız çalışmalar doğrultusunda franchise veren (Türk) firmaların yurt dışı
fuar desteği almaları için çalışmalarımız hızla devam ediyor. Öncelikli
hedefimiz markalarımızın global pazarlarda hak ettikleri yeri almaları için
çalışmalarımıza devam etmek ve Türkiye ekonomisine daha fazla katkı
sağlayabilmektir” ifadesini kullandı.


-Uygulama 3 sektörde hızla yükseliyor-


Yöntemin ağırlıklı olarak kullanıldığı sektörler hakkında da bilgi veren
Aydın, eğitim, hizmet ve tekstil sektörlerinde hızlı bir yükselme gördüklerini
söyledi.


Türkiye’nin; istikrarlı ekonomisi, genç nüfusu, Ortadoğu ve Asya pazarlarına
açılan konumu itibariyle bu alanda çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten
Aydın, “Amerika’dan Kanada’ya İspanya’dan Hindistan’a kadar tüm ülkeler ve
markaları ülkemiz pazarına girmeyi planlıyorlar” dedi.


Franchising yönteminin yatırımcıya, marka sahibinin yıllarca kurumsallaşmak
için çalıştığı bilgi birikimini kullanarak bulunduğu bölgede fırsat eşitliği
yaratmasına olanak tanıdığını anlatan Aydın, “Fırsat eşitliği yaratması ve iş
olanakları sağlaması ekonominin tam istihdam seviyesine yaklaşmasına ve
ekonomide önemli ölçüde gelişmelere yardımcı olacaktır. Bunun yanında firmalar
bu sistemle sadece yurt içinde değil, yurt dışında da markalarını tanıtma
fırsatı bularak ülkeye döviz girişini de sağlayacaktır” değerlendirmesinde
bulundu.

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here