Geleceğin markaları Asya’dan çıkacak

Küresel krizin etkileri tüm dünyada yansımalarını gösterirken firmalar bir yandan da uluslararası rekabetten nasıl pay alabileceklerinin telaşı içinde. Küresel ortamda rekabet edebilmenin birinci kuralı ise güç ve süreklilik. Bunun farkında olan firmalar global markalar yaratacak stratejiler geliştiriyor.


Peki 5-10 yıl içinde kimler markalaşma merdiveninde yükselecek?
Hangi sektörlere ve ülkelere yatırım yapmak kazandıracak?
Türkiye’nin bu pastadan pay alabilmesi için izlemesi gereken temel stratejiler neler?

Ünlü Marka ve Strateji Uzmanı Martin Roll İstanbul Ticaret’in sorularını yanıtladı.


Roll’e göre yakın gelecekte Çin ve Hindistan global markalaşmanın büyük güçleri olarak ortaya çıkacak. Bu iki devin yanı sıra agresif Asya ekonomisinde Tayland, Endonezya, Vietnam ve Tayvan gibi ülkeler de markalaşma merdiveninde yükselecek. Geleceğin parlayan sektörleri ise tüketici elektroniği, turizm ve eğlence sektörü olacak. Bu üç sektör markalaşmak isteyen firmalar için yoğun bir potansiyel ve sonsuz olasılıklar sunuyor. Özellikle 5-10 yıl içinde turizm sektöründe uzmanlaşma artacak.


Markalaşmak isteyen KOBİ’ler, ne tür bir pazarlama stratejisi benimsemeliler? Marka olmak demek, güç ve devamlılık demek. Yeni dünya düzeninde sadece büyük şirketler mi marka olabilecek?


Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, güçlü bir geleceğe sahip. Endüstride her bir sektörün gelişen KOBİ’leri var. Yenilikçi ürün ve hizmetlere yönelen, pazara heyecan verici ürünler sunan KOBİ’ler, ayrıcalıklı bir avantaja sahip olacaklar. Bu da sürekli pazar liderlerini zorlayacak.


Gelecek 5-10 yılda sizce hangi ülkeler küresel markalar yaratacak? Çin küresel markalar yaratabilir mi? Başka sürpriz ülkeler olabilir mi?


Markalaşmanın kapsam ve karmaşıklığı bir ülkenin ekonomik gelişim düzeyine bağlı. Geçen 10 yıl içinde, global iş dünyasında, Asya’daki ekonomik dişlileri harekete geçiren büyük değişimler yaşandı. Çin, Hindistan, Rusya ve hatta Güney Amerika ülkeleri global ekonominin yeni lokomotifleri oldu. Bu makro ekonomik gelişmelere paralel, gelecek 5-10 yılda Çin ve Hindistan global markalaşmanın büyük güçleri olarak ortaya çıkacak. Bu iki devin yanı sıra agresif Asya ekonomisinde Tayland, Endonezya, Vietnam ve Tayvan gibi ülkelerin markalaşma merdiveninde yükseleceğini göreceğiz. Ayrıca Brezilya da global marka hiyerarşisini tırmanacak ülkeler arasında yer alıyor. Yine Ortadoğu ülkeleri de daha güçlü markalarla ortaya çıkacaklar.


Fırsat sunan sektörler hangileri? Hangi sektörler hangi ülkelerde fırsata dönüşebilir?


Tüketici elektroniği, turizm ve eğlence sektörü yoğun bir potansiyel ve sonsuz olasılıklar sunan iki önemli sektör. Küresel krize ve ekonomik iniş-çıkışlara bağlı sistem değişikliklerine rağmen, bu iki sektör harika imkanlar sunuyor. Bugün tüketici elektroniği sektöründe cep telefonu, bilgisayar, kamera ve ev aletleri gibi ürünlerle Japonya, Güney Kore ve Tayvan global lider konumunda. Benzer şekilde turizm ve eğlence sektöründe ise, turizm ağırlıklı olmak üzere, Güney Doğu Asya, Hindistan, Avustralya, Avrupa ve hatta Afrika’da patlama yaşanıyor. Gelecek 5-10 yıl içinde sağlık, kültür, doğa turizmi gibi konulara ağırlık verilerek turizm sektöründe daha fazla bir uzmanlaşma yaşanacak.


Yurtdışına açılırken şirketler ne tür stratejiler izlemeliler?


Bunun tek bir formülü yok. Şirketlerin izlemesi gereken stratejiler; şirketin faaliyet gösterdiği endüstriyel sektöre, ülkenin düzenleyici koşullarına, endüstrinin olgunluğuna, global ekonomik duruma, şirketin girmeyi planladığı ülkenin rekabetçi yapısına ve tüketici tercihlerine bağlı. Şirketler için mevcut seçenekler; organik büyüme, birleşmeler-edinimler yoluyla inorganik büyüme ve stratejik anlaşmalarla inorganik büyüme gibi üç şekilde kategorize edilebilir. Bu üç kategoriden biri izlenirken iç ve dış şartlar tüm unsurlar göz önünde bulundurularak verilmelidir. Ayrıca şirketler; mevcut kaynaklarını, marka portföylerini, portföylerinde yer alan markaların durumunu ve faaliyet gösterdikleri organizasyonel yaşam döngüsünü de göz önünde bulundurmalılar.


Küresel bir marka olmak için Türk şirketleri nasıl bir rekabet ve pazarlama stratejisi oluşturmalı?


Öncelikle Türk şirketleri markalaşmanın anlam ve önemini bilmeliler. Türk şirketlerini yankı yaratan markalar inşa etmeye kanalize edecek temel adımlar şöyle özetlenebilir:


* Markalaşma süreci CEO ve şirket yönetim kurulları tarafından yönlendirilmeli ve yönetilmeli.


* Şirketler, anlık satışlar yerine uzun vadeli stratejik planlar yapmalı.


* Markalaşma, masraf olarak değil bir yatırım olarak değerlendirilmeli ve yatırımlar uzun vadeli olmalı.


* Hem dahili hem harici olarak denenmeli. Olası tüm temas noktalarını tanımlayan şirket marka kimliğine uygun olarak özenle izlenmeli ve yönetilmeli.


Önce ülke imajı sonra şirketlerin


Marka olmak isteyen Türk şirketleri ne tür bir rekabet ve pazarlama stratejisi uygulamalı? Bölgesel ve stratejik lokasyon itibariyle Türkiye’nin avantajları ve dezavantajları neler?


Türkiye, Asya ve Avrupa’ya çok yakın olması nedeniyle büyük bir avantaja sahip. Ayrıca AB’ye kabul edilme sürecinde olması da önemli imkanlar sunuyor. Aslında Türk şirketlerinin atması gereken ilk adımlardan biri ülkenin ilk imajını desteklemek. Böylece bu olumlu imaj Türk şirketlerine de yansıyacaktır.


Türk şirketleri, Asyalı Markaların Stratejisi isimli kitabımda detaylı bir şekilde açıkladığım ‘Marka Yönetim Odası’ modelini takip etmeye çalışmalılar. Model, şirketlerin etkili bir şekilde bir marka inşa etmelerine ve marka yönetimini doğru şekilde yapmalarına imkan veren oldukça pratik bir çerçeve sunuyor. Eğer Türk şirketleri bu iki önceliği etkin bir şekilde yönetiyorsa, sınır gökyüzüdür.


Martin Roll’e göre marka olmanın 4 ipucu


1. Markalaşmanın markalardan farklı olduğunu anlayın. Marka sadece bir logodur, markalaşma, CEO ve üst yönetim takımı tarafından yönlendirilen ve hissedar değerini geliştirmeye yönlendiren organizasyon genelinde bir kültürdür.


2. CEO, bir yandan tutkuyla ve eş zamanlı olarak organizasyona yönelik oldukça rekabetçi bir marka geliştiren öte yandan ise tüketicilerle yankılanan zirvede bir marka kimliği yaratan ciddi bir marka elçisidir.


3. Türk şirketleri, stratejik olarak marka portföyündeki markalar arasında kaynakları optimal bir şekilde bölüştürecek organizasyon yönelimli marka inşa etmeye, global ortaklarla kârlı stratejik ittifaklar geliştirmeye ve sürekli olarak yankı yaratan marka hikayeleri yaratmaya yatırım yapmalıdır.


4. Türk şirketleri, ev sahibi ülkenin mevzuatının öneminin farkına varmalılar. Bu yönde, şirketler, işin büyümesini sağlayacak daha yardımcı bir çevre yaratmak için kolektif olarak iş birliği yapmalılar.
Kaynak:İTO

Genel Bayilik Başvuru Formu :

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here