Gerçek fiyat’la gömleğin kralı oldu

3 yılda en çok satan gömlek markası olan Cobalt’ın patronu şimdi de iki dev markanın peşinde. Birçok ünlü markanın boy gösterdiği gömlek sektöründe bugünlerde çok ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Aslında toplumun her kademesinde yaşanan bir değişimin giyim kuşama yansımasından farklı bir şey değil bu. Onlarca yıl “ötekiler” olarak sınıflandırılan çoğunluğun yani halkın isteğine kulak verenin artık ödüllendirildiği bir dönem bu. Siyasette, sporda, medyada ve en nihayetinde modada bu açığı kapatanların önlenemez yükselişleri bütün dengeleri değiştiriyor.


İşte bunun son örneklerinden biri de gömlek sektöründe yaşanıyor. Lüks caddelerde ve alışveriş merkezlerinde hatırı sayılır paralarla satılan Paris modasıyla yarışır kalitede gömlekler ile Mahmutpaşa’da veya pazar tezgahlarında satılan sudan ucuz ama yüzüne bakılmaz modeldeki gömlekler arasına sıkışan halkı ihtiyacını göre ve bunu değerlendiren ilginçtir ki bir mimar oldu. 3 yıl öncesine kadar mimarlık yapan Yaşar Ayaydın, iş yaşamının vazgeçilmezi olan gömlekteki bu boşluğu görerek Anadolu’ya odaklı baba mesleğini ele alıp 2007 yılında “Gömlek denince akla gelen ilk marka olma” hayaliyle yola çıktı. Moda açısından Avrupa’yla yarışabilecek kalitede markaların olduğu Türkiye’de şimdi Ayaydın’ın hızla büyüttüğü Cobalt, bu hedeften çok da uzak değil. Çünkü Ayaydın’ın iddiasına göre üç yıl içerisinde Cobalt Türkiye’nin adet bazında en çok satan markası oldu. Şimdi ise biri yurtiçinde herkesin çok iyi bildiği, diğeri ise yurtdışında çok iyi tanınan yerli ve yabancı iki markayı satın almak üzere.


Mimarlık gibi bir mesleği bırakıp artık tekstilcilerin bile risk olarak gördüğü bu sektöre girmek nereden aklınıza geldi?
Bu aslında baba mesleğimiz. Zaten bizim şirketimiz gömlek üretiyordu fakat Anadolu’ya satıyordu. 3 yıl önce Bakırköy’de açtığımız mağazayla metropollere girdik. Bugün İstiklal mağazasıyla birlikte 40 mağazayı geçtik.



“TEKSTİL ÜRÜNLERİ GERÇEK DEĞERİNİ BULDU”


3 yılda bu kadar hızlı yükselişin sırrı nedir peki? Ucuz marka olmaktan endişe etmediniz mi?. Sonuçta birçok ucuz markanın ömrü çok kısa oldu”¦
Aslında gömlek fiyatları gereksiz pahalıydı. Bugün 200-300 TL fiyatla bir sürü takım elbise alabiliyorsunuz. Bundan 3-4 yıl önce 1000-1500 TL’nin altı fiyatta doğru düzgün takım elbise yoktu. Yani tekstil sektörü gerçek değerini buldu.


Aynı şekilde gömlekte de gerçek fiyatıyla kaliteli ürün satmaya başlayınca halktan ilgi gördü bu stratejimiz.


Burada sürümü yakalamak önemli. LC Waikiki ve Collezione spor giyimde, bayan giyimde ise Adil Işık bu sürümü yakalamıştı. Fakat klasik erkek giyim tarzında bu yakalanmamıştı. Sonra bazı firmalar takım elbise fiyatlarını da indirdi. Onlar da o çizgiye girdi. Biz onu gömleğe indirgeyip gömlekte yakaladık.



“AYAKTA KALAN KALACAK, KALAMAYAN GİDECEK”


Peki bu nereye kadar sürecek? Geçtiğimiz günlerde sektörün önemli temsilcilerinden biri “artık ucuz tekstil dönemi sona erdi” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Fiyatlar gerçekten dibe vurdu mu?
Birbirinin aynısı ürünler üretiliyor ve çok ucuz fiyata satılıyor. Konsept mağazalardan çok seri sonu mağazalar olmaya başladı. Bu bir yerde duracak tabi. Ayakta kalanlar kalacak. Kalamayanlar gidecek. Sektör kendisini ondan sonra toplayacak. Moda ve tasarım anlamında Türkiye’de çok iyi firmalar var.


Türkiye’de halkın ihtiyaçlarını yakalarsanız halka doğru noktalarda doğru yerde ulaşırsanız bu işin sonu yok. Her şeyi satabilirsiniz. Simit de satabilirsiniz. Yeter ki doğru noktalarda olup halkın ihtiyaçlarını yakalayabilesiniz.


“DEV RAKİPLERİMİZDEN BİRİNİ ALACAĞIZ”


Sonuçta rekabetin çok yoğun olduğu bir sektördesiniz. Ucuz fiyatla rekabet etmek size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Kağıt üzerinde bizden büyük markalar var. Fakat satış rakamlarına bakıldığında ve hatta müşteriye ulaşma noktalarına bakıldığında Türkiye’de önümüzde firma kalmadı gömlek konusunda.


Biz zaten bu rakiplerimizin de içinde bulunduğu bir markayı daha alıp hedeflerimize öyle gitmeyi düşünüyoruz. Bunlardan hiçbiri satış adedinde bizden önde değil. Önemli olan kaç kişiye ulaştığınız. Biz bütün ciddi markaların önündeyiz. Zaten bu firmaların neredeyse hiçbiri ayakta duramadı. Bazıları battı, bazıları kabuk değiştirdi, bazıları ortada yok.


Gömlek denildiğinde güven veren iki marka alma hedefimiz var. Bir Türkiye’de bir de uluslararası arenada.


Tekstil sektörü aslında 10 yıla yakın bir zamandır krizde. Çin mallarıyla Türkiye’ye giren kriz bugün Avrupa tekstilcisini de dönüştürüyor. Bu durum size çok iyi markaları satın alma fırsatı yaratıyor mu?
Elbette veriyor. Örneğin şu anda pazarlık aşamasında olduğumuz firmalar var. Hem yurtiçinde hem de yurtdışında. Birinde yönetim içinde pazarlıklar son aşamaya geldi. Yani yönetim kurulu teklifimizi tartışıyor. Birinde rakamda uzlaşmaya çalışıyoruz. Sonuca çok yakınız.


İyi markaları satın alma fırsatları Türkiye’de de var dünyada da var. Çok fazla marka çok az alıcı var. Markalar marka oluyor. Sonra altını dolduramıyorlar. 1 TL’lik işi 10 TL’ye satmaya çalışıyorlar. Marka var ama alternatif de çok var.


“İLK HEDEFİMİZDE ÜÇ ÜLKE VAR”
Yurtdışında da bir marka almak üzere olduğunuzu söylediniz. Peki yurtdışında satın alma dışında şubeleşme hedefleri var mı?
Birkaç ülkede bayimiz var. Fakat birkaç ülkede kendi mağazamı açacağım. Önümüzdeki hafta Polonya’ya gidiyorum. Orada bir mağaza bulmuş durumdayız. Yılbaşından sonra Moskova ve Minsk’e gideceğim.


Sonuçta biz çok genç bir firmayız. Fakat hedeflerimiz arasında bu üç şehir var ilk aşamada. Bulgaristan-Sofya çok yakın, oraya da bakacağız. Kuzey Irak’tan talepler var.


Yurtdışında açacağımız bir mağaza için ayda 100 bin gömlek hedefi koyuyoruz. Önümüzdeki yıl en az 5 yurtdışı mağaza açacağız.



Peki yurtiçinde?
40 mağazayı önümüzdeki yıl en az 60 yapacağız. Sonraki yıl 100 mağazaya ulaşacağız.


En çok ciroyu hangi mağazanız yapıyor?
En çok ciroyu İstiklal mağazası yapıyor. Alt tabakaya hizmet eden mağazalara sahip olduğumuzu düşünürdüm. Ama mesela İstiklal’den sonra en fazla ciro yapan mağazamız Beşiktaş. Sonra ise İzmir Karşıyaka. Modern mağazalar daha fazla ciro yapıyor. Tam tersine Mahmutpaşa ve Kemeraltı mağazalarımız ise sonuncu.



Kaç kişi istihdam ediyorsunuz?150 kişi çalışıyor. Bütün mağazalar kendimizin. Bayilik vermiyoruz. Sadece bize üreten fasoncular üretiyor. Dizaynları biz yapıyoruz.



“ 6 AY İŞLER İYİ GİTMESİN KİM OLURSANIZ OLUN BATARSINIZ”


Birçok şirket tekstilciyken yönünü başka yere çevirdi. Hepsi başka sektörlere çeşitlendirmeye başladı işlerini. Tekstilde büyüyeyim demek bir risk değil mi?
Başka bir alana yatırım yapmak da var aklımızda. Tekstil sektörü, iyi gidiyor. Fakat sonuçta 3 ay istediğiniz işi yapmazsanız sallanır, 6 ay sonunda ise kim olursanız olun batarsınız. İşi sağlam bir yere bağlamak lazım. Fakat şu anda bu sektörde tam istediğimiz noktaya gelemedik. Bütün enerjimizi bu sektörde harcıyoruz. Fakat daha sonra gireceğiz başka sektöre. Sonuçta mimarım, örneğin inşaat sektörünü de seviyorum.


Sadece gömlekle mi büyümeye devam edeceksiniz. Örneğin takım elbise veya benzer ürünler satmayı düşünmüyor musunuz?
Türkiye’de gömlekte böyle bir açık vardı. Bunu kapatmış durumdayız. Fakat biz Cobalt’ta sadece gömlek satmaya devam edeceğiz. Ama yeni alacağımız markada durum başka olacak tabi.


Bulunduğunuz sektör sürekli yenilik isteyen bir sektör sonuçta. Kafanızda bundan sonrası için nasıl bir inovasyon stratejisi var?
Şimdi yeni hedefimiz ise internet üzerinden satış. Fakat bizim yöntemimiz kişiye özel satış olacak. Müşteri kendi dizaynırı olacak. Bizim sayfamıza girecek müşteri. İstediği gömlek modelini seçecek. Rengini ve kumaşını seçecek. İki gün sonra gömleği elinde olacak. Bu sistemin üzerinde çalışıyoruz şu anda. Yurtdışında bunun çok güzel örnekleri var. Şu anda en büyük sıkıntılarımızdan biri, bazı ürünleri çok tükeniyor ve mağazalarda bulunamıyor olması. Bu nedenle belki sadece internete yönelik ürünler üreteceğiz.
Havaalanlarına yönelik bir projemiz var. Tek kullanımlık gömlekler üreteceğiz. İşadamları için al-kullan ve at arzı ürünler üretmeyi planlıyoruz.


“DEVLET KOBİ’YE REKLAM DESTEĞİ VERSİN”
Fakat KOBİ olarak reklam yapmakta sıkıntı yaşıyoruz. Reklam verdiğimiz panolara, duvara ya da gazete sayfasına kimler reklam veriyor. Akbank, Turkcell, İş Bankası, Avea, Vodafone gibi dev firmalar veriyor. Bunların ödediği paraları bizim ödememize imkan yok.


Aynı paraları biz de ödeyeceksek bize burada devletin destek olması lazım.


Eğer KOBİ’ye destek olmak istiyorsa devlet desin ki bize, “Senin ciron ayda 100 milyon dolar olana kadar reklam yatırımını şu kadarını ben karşılıyorum”. Bize böyle destek olmalı devlet.Habertürk

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here