Gezi Parkı ve Ekonomiye Etkileri

Gezi Parkı ve Ekonomiye Etkileri

Gezi Parkı
Gezi Parkı

27 MAYIS sonrasında Gezi Parkı’nda başlayım çevre ağırlıklı protestoların bugün vardığı nokta hiç de yabana atılır gibi değil. Hu hareketin özellikle ekonomi alanında yarattığı alabora ihmal edilecek boyutta görünmüyor.

Türkiye’nin belki de ilk kez yaşadığı bir karşı duruş. Birileri bir şeylere karşı duruyor. Bunun için insanlar toplanıyor ve eylem yapıyor. Ne yazık ki. güvenlik güçleri bu hareketi gereğinden fazla ciddiye alıyor ve aşırı güç kullanarak tansiyonu yükseltiyor.

Bu olaylardan veya gelişmelerden herkes bir mesaj çıkarıyor, önemli olan bu olayların herkeste yarattığı duyarlılık. Ankara, zaten senaryolar kenti. Durumdan vazife çıkarmaya çalışanlar, sureti haktan yana görüntü vermeye gayret edenler, hazır bir şeylere konmayı hayal edenler…
İşin siyasi, sosyolojik, psikolojik taraflarını bir tarafa bırakalım.

Bu işin neden ve nasıl olduğunun ve nereye varacağının cevaplarını siyasiler, sosyologlar, psikologlar arasınlar. Biz işin “ekonomi” tarafına bakalım…

EKONOMİDE NELER OLDU?

Bugün itibariyle yani Başbakan’ın yurtdışı gezisinden döndüğü günün sabahı itibariyle, nereden nereye geldiğimizi kısaca bir irdeleyelim.

-Önce BİST’ten başlayalım. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki duruma bir bakalım. BİST Endeksi, daha çok kısa bir süre önce yani geçen hafta 94 bin seviyesinde iken 75 bin bandına kadar geriledi. Bunun anlamı şu: Borsa, bir anda yüzde 20 yi aşkın düşüş yaşadı. Dış dünyada havaların iyiye gittiği günlerde Borsa İstanbul ayrıştı ve adeta fırtına yaşadı, öyle bir fırtına ki. Uludere olaylarında, Reyhanlı patlamalarında, diğer başka siyasi ve dış politika alanlarında bile yaşanmayan bir fırtına. Dolayısıyla yarattığı ağır sonuçlar itibariyle bu olayları farklı değerlendirmek gerekir.

-Faizlerin seyri ile devam edelim. Başbakan’ın seyahatten döndüğü gecenin geç saatlerinde parti otobüsünün üzerinden verdiği mesajlar içerisinde öne çıkan “faiz lobisi” konusuna bakalım. Faizler de yay gibi yukarı fırladı. Yüzde 5 bandına yaklaşan ve test etmek üzere olan faizler, neredeyse yüzde 7’lere doğru yükseldi. Faizler de borsa gibi yüzde 20’ler dolayında artış gösterdi. İş dünyası açısından, bir anda bahardan kışa dönmek gibi bir durum ortaya çıktı.

-Döviz cephesinde de durum farklı olmadı, özellikle 1.80 TL bandının altında ve civarında seyreden dolar 1.90 Tl. sınırını aştığı gibi, artık 2 TL gibi rakamlar ifade edilmeye başlandı. Aynı durum euro cephesinde de yaşandı. Hatta bütün para birimleri Türk Lirası karşısında değer kazandı. Dış dünyada sadece dolar lehine yaşanan durum, Türkiye’de tüm yabancı paralar açısından artış olarak ortaya çıktı. Son 10 günde yüzde 10’a ulaşan kur artışları oluştu.

-Reel sektörler içerisinde bu olumsuzluktan ilk etkilenen “turizm sektörü” oldu. Başta İstanbul olmak üzere, önemli turizm destinasyonlarında iptaller ortaya çıktı. Özellikle Rusya pazarının riskleri çok yüksek. Çünkü Rus medyası, sürekli olarak Türkiye aleyhine yayınlarını sürdürüyor. Bu tavırda. Suriye politikamızın çok etkili olduğu söyleniyor. Yani, Türkiye’nin Suriye politikası benimsenmiyor ve farklı bir noktadan Türkiye’ye vuruluyor. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul’daki Kongre Vadisi 10 gündür tamamen devre dışı. Turist nasıl gelsin, niye gelsin? Taksim’i göremeyen turistin İstanbul’da ne işi var? Ankara da bu işten olumsuz, nasibini aldı.

-Konuya bir de bu eylemlerden etkilenen esnaf açısından bakalım. Taksim ve çevresindeki tüm esnaf kan ağlıyor. Kızılay esnafı kan ağlıyor. Esnaf, günlerden beri siftahsız dükkan kapatıyor. Hatta dükkanını açamadığı gibi pek çoğu eylemlerden doğrudan doğruya zarar görüyor.

-Özellikle yabancılar Borsa’dan çıkıyor. Bazıları tasını tarağını toplayıp tümüyle ülkeyi terk ediyor.

İki not artışının ve olumlu bir iklimin ardından İniyle bir gelişme çok önemli.

Bu gelişmeden başta Hükümetin ve daha sonra ilgili tüm çevrelerin ciddi mesajlar çıkarması gerekir. Daha önce de belirttiğimiz gibi. Uludere ve Reyhanlı gibi gelişmelerde tepki vermeyen ekonomi bugün ne hale geldi.

Burada ya ekonominin temellerinin sağlam olmadığı ya da yaşanan depremin yıkıcı olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Sonucu kim nasıl algılarsa algılasın, ekonominin altyapısı sağlam değilse, yükselişlerin kalıcı olmadığı anlaşılıyor.

Özellikle hukuki altyapısı olmayan ekonomi sürekli ve düzenli gelişemiyor. Aynı şekilde devletin yeniden yapılandırılamadığı, yerel ve merkezi yapıların şekillenemcdiği ülkelerin ekonomileri yalpalıyor. Dolayısıyla sorunun görünen perakende yanını bırakıp görünmeyen gerçek yanını ele alıp çözümler üretmek gerekiyor.
Prof.Dr.Nevzat Saygılıoğlu – Para Dergisi

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here