Girişimcilik uçurumdan atlayıp aşağı düşene kadar uçak yapmaktır

İtiraf edeyim duyduğum en ilginç “girişimci” tarifiydi. Türkiye’de 7 yıldır Milliyet Gazetesi ile Ernst and Young’ın beraber düzenlediği girişimci yarışmalarında yüzlerce “öykü” dinledim. Monte Carlo’da da uluslararası arenada katılımcılarla sohbet ettim. Ama beni en heyecanlandıran tanım bu oldu. Tanımlamayı yapan kişi LinkedIn’in Kurucusu Reid Hoffman. Endeavor Türkiye’nin Four Seasons Oteli’ndeki gala yemeğindeyim.


Endeavor “etkin girişimcileri” bulup destekleyen kâr amacı gütmeyen uluslar arası bir sivil toplum kuruluşu. Türkiye’de 2006 yılında kuruldu. Ancak büyümesi hızlı oldu. Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın Özcan Tahincioğlu yapıyor. Yönetim Kurulu’nda Ali Koç’tan Suzan Sabancı Dinçer’e Vuslat Doğan Sabancı’dan Murat Özyeğin’e iş dünyasının öncü isimleri var. Bu isimleri “Endeavor girişimcilerine” mentorluk desteği veriyorlar. Endeavor girişimcilerine birkaç örnek: Bülent Çelebi (Airties), Emre Mermer (Dükkan), Fatih İşbecer (Pozitron), Nevzat Aydın (Yemeksepeti.com), Ebru Çerezci (Hiref)…


65 milyon üyeli dev
Gelelim tekrar geceye… Dünyanın dört bir yanından davetliler var. First Solar’dan Michael Ahearn, Abraaj Capital’den Arif Naqvi ile Selçuk Yorgancıoğlu, Tata Consultancy’den Gabriel Rozman… Önce kokteylde ardından yemekte; İstanbul, ülkenin geleceği, yatırımlar konuşuluyor. Galanın iki de “onur konuğu” var. Biri girişte bahsettiğim LinkedIn’in kurucusu Reid Hoffman. Ya da “sektörde anıldığı” şekliyle “silikon vadisi’nin en fazla bağlantıya sahip kişisi”. Kısaca “LinkedIn”e bakalım.
İş dünyasının sosyal ağ platformu diye tarif edebiliriz. 2002 yılında kuruldu. Profesyonel network alanına odaklanan şirket tüm dünyada 65 milyon üyeye sahip, 200’ün üzerinde ülkede faaliyet gösteriyor. İngilizce olarak hizmet veren şirketin Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce ve İspanyolca versiyonları da bulunuyor. LinkedIn’e neredeyse saniyede bir üye kayıt oluyor. Üyelerin yarısı ABD’den. 11 milyonu ise Avrupa kaynaklı,Hindistan’da ise 3 milyon kişi LinkedIn kullanıyor.
Ve Hoffman’ın gecede yaptığı konuşma:
“Girişimcilik; bir uçurumdan aşağıya atlamak ve yere çakılana bir uçak yapmaya benzer. Yere düşene kadarki zamanda uyguladığınız yöntem ve beceriler, sizi uçak yapmaya götürüyorsa, uçarsınız ve yükselirsiniz. Ama bu zaman zarfında uçak inşa edemezseniz, yere çakılarak yok olursunuz. Bir de unutmayın. Girişim yaparken yalnızca paranın olması yetmez. Önce işi akılda kurmak ve planlamak gerekir. Ve girişimin olmazsa olmazı ‘hatalar’. İlk dönemde yapılacak hatalar aslında en değerli yatırımdır. Önemli olan her hatadan ve kayıptan ders çıkararak bir sonraki adımı planlamaktır.”


Karamehmet’e teşekkür Gecenin diğer onur konuğu. Hüsnü Özyeğin. Türkiye’nin yakından tanıdığı isim. Aslında yurtdışında sahip olduğu “bankaları” sebebiyle yabancıların da iyi bildiği bir kişi. Sıfırdan “evini satarak” kurduğu bankası Finansbank’ı 6 milyar dolarlık bir değere getirerek NBG’ye satış hikâyesini tüm sürece Yunanistan’a da giderek yerinde şahit olmama rağmen bir kere daha merakla dinledim. Özellikle Robert Kolej’den, “42 nolu yatakhane” arkadaşı Mehmet Emin Karamehmet ile ilgili kısmı:
“Karamehmet’e teşekkür borçluyum. 29 yaşında bankacılığı neredeyse hiç bilmediğim bir aşamada beni Pamukbank yönetim kurulu üyesi, 32 yaşında da genel müdür yaptı. Sonra Yapı Kredi Bankası’nın başına aldı beni. Zarar eden bir banka iken 4 yılda burayı karlı bir banka haline getirdim. Ve kendisinden Yapı Kredi’nin yüzde 1 hissesini talep ettim. Bunun da yarı bedelini kendimin ödeyeceğini belirttim. Diğer bankalarımın da genel müdürleri aynı şeyi ister diye kabul etmedi. İyi ki etmemiş. Ben de gidip kendi bankamı kurdum. Yıllar sonra kurduğum bankaya ortak olmak istediğinde ben kabul etmedim. Sonunda bankamı iyi bir paraya NBG’ye sattım.”


İşin sırrı yönetim
Özyeğin başarının üç sırrını da “yönetim, yönetim, yönetim” diye tarif etti. Özyeğin, konuşmasında girişimciliğin ciddi bir iş olduğunu, en büyük sorumluluğunun ise “yola devam etmek” anlamına geldiğine dikkat çekti:
“Düşük etkili girişimci iş kurar, daha sonra kar ederek satar ve tropik bir adada yaşamaya başlar. Etkin bir girişimci ise işini büyütür, aynı zamanda işinin etkisini de büyütür. İş yaparken, yalnızca kazandığımız para bizi sevindirmemeli. Girişimci ‘lider ve yapan’ olmalıdır.”
Gecenin sonu müthiş bir müzik şöleni idi. Sahnede “The Baseballs” vardı. En bilinen parçaları Umbrella ile başlangıç yaptılar. Arka arkaya “hareketli” parçalar söylediler. Bu grup şu aralar Avrupa’da hayli popüler.



‘Senin ismini ben verdim’
Vakıfbank’ın üç ay önce göreve gelen yeni genel müdürü Süleyman Kalkan ile ilk tanışma.
Onu “İş Bankası’nda Sabah gazetesinin altındaki Balmumcu şubesi müdürüyken Vakıfbank’ın başına geçti” haberiyle hatırlıyorum. Doğal olarak ilk sorular bunun üzerine. Aslında daha önce İş Bankası’nda hem de 2000-2001 gibi “sorunlu kredilerin en yükseğe çıktığı dönemde”
sorumluluk üstlenmiş:
“27 yıllık iş hayatımın 21 yılı genel müdürlük görevlerinde geçti. 10 yıldır İstanbul’dayım ve Levent ve Balmumcu şube müdürlüğü yaptım. Genel müdürlük için şube deneyimi bankacılıkta artı olarak görülür. Orada önemli bir değişim projesinde bulundum. Bankada uzun süre 1997’den Asya, Rusya ve 2001 Türkiye’deki krizler de dahil sorunlu kredilerin başındaydım. İstanbul Yaklaşımı ve TMSF ile çalıştım. Anlayacağınız Vakıfbank teklifi geldiğinde 27 yıllık bankacıydım.”
Peki ya teklif nasıl geldi?
“Şahsen ne Devlet Bakanı Ali Babacan ne de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la tanışıklığımız yok. Sanırım referanslar var. Ama ‘Senin ismini ben verdim’ diyen bir sürü kişi çıktı. Benim tahminim var ama çok kişi bu iddiada”…
Kalkan’ın bir bakışta hedefleri:
– Şu anda şube sayısı 550’lerde ve biz bunu bu yıl 620’lere çıkaracağız. 3-5 yıllık orta vadede hedef 850 şubeye ulaşmak.
– İstanbul’da daha fazla görünür olmak.
– Kredi kartlarında 2001 öncesindeki yüzde 6 pazar payına yeniden sahip olmak. Şu anda yüzde 3’ler civarında…
– Finansal olmayan varlıkları elden çıkartmak.
– Promosyon yarışından hoşlanmasa da “maaş ödeme rekabetinden geri kalmamak”…


Taksim otelcilik satışa çıkıyor Kuzey Irak’ta şube açılıyor
Vakıfbank Genel Müdürü Süleyman Kalkan, BDDK’ya da sundukları “finansal olmayan varlıkların elden çıkartılması projesini anlatıyor. Satışta en önemli kalem Abant’ta iki otelin de dahil olduğu Taksim Otelcilik. Ayrıca Roketsan’daki küçük hisse, Kıbrıs’ta tasfiyeye giren iştirakler ve çok büyük bir büyüklüğe ulaşan gayrimenkul portföyü elden çıkartılacak.
Şu anda varlıkların değerleme aşamasında olduğunu söyleyen Kalkan, sadece satışa çıkarılacak gayrimenkul portföyünün 300 milyon lira düzeyinde olduğunu kaydetti. Kalkan yurtdışında da büyümeyi hedeflediklerini anlatırken bu konudaki çalışmaları şöyle özetledi:
“Bölgede Suriye ve Irak öne çıktı. Kuzey Irak’ta şube açma konusunda ilerledik. Yakında Erbil’de olacağız. Suriye’de ise şartlar biraz ağır. Orada banka kurmak için 200 milyon dolar sermaye ve yerel ortak zorunlu. Türkiye’de bir şube 12-14 ayda kara geçiyor. 200 milyon doları koyup ne zaman döneceğini bilmek zor. Bu nedenle Suriye’de temsilcilikle başlayacağız. Ancak Suriye sermaye şartında yumuşama noktasında. Bir de ölçek ve nüfusun çok küçük olduğu Kosova’ya bakıyoruz. Ancak henüz net karar verilmedi.”


Murat Sabuncu Milliyet-ekonomi

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here