Girişimcilik ve Kooperatifçilik Nedir

Girişimcilik insanların doğasında var olan ihtiyaçları görme, çözümü için harekete geçme, sosyal ve ekonomik olarak çözümler üretme, bireysel ve toplumsal menfaatler doğrultusunda önderlik etme duygusudur. Bu yönü ile girişimcilik kelime anlamı olarak birçok anlam taşır. Kimine göre girişimcilik iş kurmadır, Kimine göre yaratıcılık, yenilikçiliktir. Kimine göre liderlik ve örgütlenme yeteneğidir. Kimine göre fırsatları iyi görme ve değerlendirme becerisidir.

Tarihin her döneminde girişimcilik bilgi ve becerisi olan insanlar toplumda sosyal ve ekonomik olarak toplumda ön plana çıkmışlar ve farklılık yaratmışlardır. İnsanlığın gelişimine her açıdan öncülük etmişlerdir. İlk çağlardan günümüze kadar insanlık girişimci bireylerin yarattıkları değişim çerçevesinde iyi ya da kötü süreçlerden geçmişler ve bugünlere gelmişlerdir.

Girişimcilik ve Kooperatifçilik Nedir
Girişimcilik ve Kooperatifçilik Nedir

Girişimcilik bu kadar uzun bir geçmişin ardından içinde bulunduğumuz yüzyılda kavram olarak adından sık sık bahsettiğimiz bir kavram haline gelmiştir. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde sanayileşme, hızlı şehirleşme, kalkınmada yaşanan sorunlar karşısında girişimci bireylere olan ihtiyaç her geçen gün artmıştır. Her geçen gün artan ve global hale gelen sorunlar, artan nüfus ve daralan kaynaklar daha yaratıcı fikirler üreten ve uygulayan insanların topluma kazandırılmasını dünya gündemine taşımıştır. Artan ulaşım haberleşme imkânları da girişimciliği dünyanın her ülkesinde ele alınan, eğitimler verilen, dünya ve ülke ölçeğinde çeşitli desteklerle teşvik edilen bir konu haline getirmiştir.

Dünyanın en zengin ülkesinden en fakir ülkesine, en gelişmiş şehrinden en fakir şehrine kadar her ülke ve şehir ister kendi yöresinden isterse dışarıdan olsun girişimcilere kapılarını açmışlardır. Tabii bu dalga başlangıçta global ve bölgesel ticari aktörler tarafından kendi menfaatlerine çok iyi kullanılmış, sosyal politikalar bir tarafa bırakılarak uygulanmıştır. Her şey ekonomik kazanç olarak ele alınmış, girişimciliğin sosyal yönü bir tarafa bırakılarak ticari fırsatçılık ön plana çıkmıştır. Ne çevre ne de insan dikkate alınmış, her şey tahrip edilmiş küresel ısınma tetikleniş, global kriz ile de dünya ekonomisi büyük sarsıntılar geçirmiş ve geçirmektedir.

Pek tabii ki tarihin her döneminde olduğu gibi girişimcilere ihtiyacımız vardır ve olacaktır da. Ancak girişimciliğin toplumsal refaha yansıması göz ardı edilmemesi gereklidir. Kooperatifler dünya ekonomisi içinde yer alan en büyük ve önemli sosyo ekonomik özellikli girişimlerdir. İnsanlık tarihi kadar eski bir toplumsal özelliği uygulamaya koyan modellerdir. Her çağda ve her ülkede çeşitli ad ve özellikte uygulanan bu model dünyada sanayi toplumuna geçiş sürecinde kapitalizmin yaralarını saran en önemli araç olmuştur.

Kooperatifçilik de girişimciliğin dallarında biridir. Hem sosyal hem toplumsal olarak bireylerin bir araya gelerek öncü ve kurucu oldukları bu hareket yerel kalkınmada en önemli araçlardan biridir. Ülkelerin kalkınmasında kooperatiflerin sosyal rolleri kamu dengelerini sağlayan özellikleri toplumsal refaha katkı anlamında modeli her dönemde ön plana çıkarmıştır.

Bugün geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde siyasi kaygılar nedeniyle bazı çevreler tarafından kooperatifler başarısız gösterilmeye ve yıpratılmaya çalışılsa da gelişmiş ülkeler ve bugün kooperatif girişimleri desteklemiş ve desteklemektedirler. Hatta kooperatifler bu ülkelerde kırsal alanda en büyük ekonomik kurtarıcı olarak görülmektedir. Yerel ekonominin kalbi olarak görülmektedir. Çünkü kooperatif girişimleri yerelin gücünü birleştirerek, yerelin kalkınmasına hizmet etmekte, kriz dönemlerinde bile doğduğu toprakları terk etmemektedirler. Bu yerleşim yerleri kırsalda ise kooperatif girişimleri daha da ön plana çıkmaktadır. Girişimcilik bir ölçüde fırsatları değerlendirmektir. Hiçbir girişimci destek görmediği, şartları zor olan bölgelerde yatırım yapmak istemez. Çünkü önceliği en üst düzeyde kar etmektir. Nitekim yapmamaktadır da. Bu alanlarda ya devlet yatırımları ya da yöredeki insanların kurdukları kooperatif işletmeleri hizmet vermek durumunda kalmaktadır. Bu İngiltere’de, Almanya’da, Japonya’da, Güney Kore’de, Avusturalya’da, Yeni Zellanda’da, Amerika’da ve Kanada’da böyledir. Adı konmasa da ülkemizde de böyle yapılmıştır. Bugün bu politika terk edilmiş görülse de bugüne kadar elde edilen deneyimler ışığında bazı bölgelere yine kamu işletmeleri kurulması tartışılmaya başlamıştır.

Bugün ülkemizde yapılan değerlendirmelerde gelişmiş ülkelerdeki gelişimin sanki sihirli gücü olan bazı bireysel girişimciler ve firmaları tarafından başarıldığı fikri ön plana çıkarılmaktadır. Bu değerlendirmeler yanlıştır ve yanıltıcıdır. Gelişmiş ülkelerde kooperatifler piyasa düzeni içinde kamu menfaatlerini koruyan ve geri kalmış alanlarda çözüm yaratan kuruluşlar olarak görülmektedir. Tabii bu ülkelerde de kooperatiflerin piyasa dengelerinde haksız rekabet yarattığını savunan kişiler vardır. Bazı yatırımcılar en az yatırımla en fazla karın yolunu aramakta ve bu amaçla kendilerine göre her türlü siyasi gücü ve baskı aracını denemektedirler. Ama bu ülkelerdeki toplumsal bilincin yüksekliği bu tür girişimleri boşa çıkarmaktadırlar. Gelişmiş ülkelerde pazarlarda kooperatifler denge unsuru olarak yer almakta, stratejik alanlarda ülkenin ve toplumun güvencesini oluşturmaktadır.

Bugün et ve sütte yani hayvancılık politikalarında yaşadığımız sorunlar ortadadır. Et, Süt ve Yemde özelleştirdiğimiz kamu işletmelerinin ardından yıllar geçmesine rağmen sorunlar çözülememiş ve gücünü kaybeden Et Balık Kurumu yeniden değer kazanmıştır. Ülkemizde bir Et ve Süt Kurumunun kurulması seslendirilmeye başlanmıştır. Bu değerlendirmekler bir anlamda yapılan yanlışın kabulü ve düzeltilmesi için yapılan girişimlerdir. Gerçekte kamu kuruluşlarının yarattığı boşluğun batıdaki gibi kooperatif girişimleri tarafından üstlenmesi daha yerinde olacaktır. Nitekim gelişmiş ülkelerde de et ve sütteki pazarın % 80-90’ı kooperatif kuruluşlarına aittir.

Büyük ümitlerle dünya kamuoyuna pompalanan global ekonomik düzen yaşanan ekonomik kriz sonrasında adeta çökmüş ve gelişmiş ülkelerde dahi kooperatifler birçok alanda kurtarıcı model olarak görülmeye başlanmıştır. BM kooperatif işletmelerin yoksulluğu çözümüne ve toplumsal refaha olan faydalarını dikkate alarak 2012 Uluslararası Kooperatif Yılının tüm üye ülkelerde kutlanmasına karar vermiştir. Bu yıl çerçevesinde farkındalık çalışmasını ve kooperatiflerin gelişim yönünde çalışmalar yapılmasını ülkelere belirtmiştir. Dünyanın 10. Ekonomik büyüklüğü olan ve 1 milyardan fazla kooperatif ortağı olan kooperatifleri “Kooperatif işletmeler daha iyi bir dünya kurar” sloganı ile dünyaya tanıtmıştır.

Birleşmiş Milletlerce de desteklenen kooperatifçiliğin girişimcilik yaklaşımı içinde beklenen düzeye getirilmesi her ülke için fayda sağlayacaktır. Ülkede yer alan kamu ve özel sektör yanında kooperatiflerin de yer alması haksız rekabetten çok piyasa ahlakının oluşturulması ve korunması, pazar dengelerinin sağlıklı kurulması, toplumsal barış ve gelir adaletinin sağlanması yönünde ihtiyacımız olan katkıyı sağlayacaktır.

Hiç şüphesiz girişimciler toplumsal ve ekonomik gelişimin öncüleridir. Bu yapı içinde yer alan kooperatifçi girişimciler de kurdukları kooperatif işletmeleri ile geri kalmış yörelerde daha iyi bir dünya kurulmasına aracı olan toplum önderleridir. Kooperatif girişimleri de yereldeki ekonominin can damarlarıdır.

Ünal Örnek
http://blog.milliyet.com.tr/girisimcilik-ve-kooperatifcilik/Blog/?BlogNo=406711

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here