Illuminati’nin Geçmişi ve Bugünü

Illuminati Simgesi

Latince “aydınlanmışlar” anlamına gelen Illuminatus kelimesinden türetilen illuminati tarihte yerini almış hem kurgusal hem de gerçek bazı grupların adı olarak bilinmektedir. İlluminati, tarihte ilk defa Ingolstad Üniversitesi profesörlerinden birisi olan Adam Weishaupt tarafından 1 Mayıs 1776 yılında kuruldu. Weishaupt’un kurduğu Bavyeralı İlluminati’nin ilk kurulduğu dönemde sahip olduğu üye sayısı 5 olarak biliniyor. Kilise Hukuku profesörü olan Adam Weishaupt’un bu grubu kurma amacı aydınlanma çağında, baskıcılığa, gericiliğe, dinin sosyal yaşam üzerindeki etkisine ve devlet gücünün kötüye kullanılmasına tepki göstermek olduğu düşünülüyor.

İlluminati, Katolik Kilisesi’nin etkisi ile beraber Bavarya hükümdarı Charles Theodore tarafından Hür Masonlar ile beraber kanun dışı bir topluluk olarak kabul edilmiştir. İlluminati topluluğu kendi içerisinde masonluğu model almıştır. Topluluk tıpkı masonlar gibi farklı derecelerin yer aldığı üç ana sınıfa ayrıldı. Ayrıca mevcut mason locası üyeleri bu üyeliklerini iptal etti.

Adam Weishaupt, Papa 16. Clement tarafından desteklenen ve 1773 yılında ortadan kalkan Cizvitler tarafından yönetilen üniversitede rahip olmayan tek profesördü. Ingolstadt Cizvitleri üniversitenin yönetiminde kalmaya devam etti ve rahip olmayan sınıfa çeşitli baskılarda bulundu. Özellikle ders içeriğinde liberal ya da Protestan ögelerin yer aldığı derslerin profesörleri için bu durum daha da ileri gitti. Cizvitlerin artan baskısı nedeniyle Weishaupt giderek daha da karşıt görüşlere tutundu ve sonunda aydınlanma fikirlerini paylaşacak gizli bir topluluk kurdu. O dönemde Hür Masonluk oldukça pahalıydı ve Weishaupt’un yeni fikirlerine açık değildi. Bu da ortaya Mükemmelleştiriciler Topluluğu’nun çıkmasına zemin hazırladı. Grup daha sonra Bavaryan İlluminati diye adlandırıldı. Bu grubun ideolojisinin temelinde aydınlanma yer aldı ve topluluk simgesi olarak Athena’nın Baykuşu kullanıldı.

Topluluk üyeleri kendi isimleri yerine takma isimler kullandılar. Weishaupt, Spartacus adını tercih etti. Topluluk 1778’in Nisan ayında İlluminati Düzeni adını aldı. Topluluğun üye sayısı ise sonraki 10 yıl içerisinde 2000’in üzerine çıktı. Üyelerin arasında Brunswick dükü Ferdinand, diplomat Franz Xaver Von Zwack, Johann Wolfgang von Goethe, Johann Gottfried Herder gibi isimler ile beraber Gotha ve Weimar dükleri de yer aldı.

Topluluğun büyümesi ile beraber Avrupa’nın birçok şehrinde yeni loncalar kuruldu. Münih (Atina), Ingolstadt (Eleuis), Ravensberg (Sparta), Freysingen (Thebes) ve Eichstaedt (Erzurum) loncaları ortaya çıktı. İlluminati’nin erken dönemlerinde Çaylak, Minerval ve İlluminated Minerval olmak üzere 3 farklı rütbe bulunuyordu. Minerval sınıfında yer alanlar gizli işaretler ve şifrelere sahip oluyordu. Karşılıklı casusluk sayesinde Weishaupt üyeler, onların yaptıkları ve karakterleri hakkında bilgi sahibi oluyordu ve onun onayladıkları Areopagus adı verilen yönetici konseyine alınıyordu. Gruba iyi bir karaktere sahip bir Hristiyan üye olabilirdi ancak Yahudiler ve paganlar gruba alınmıyordu. Ayrıca kadınlar, keşişler ve diğer toplulukların üyeleri de bu gruba katılamayan sınıflar arasında yer alıyordu.

İlluminati’nin Fransız İhtilaline Etkisi

İlluminati’nin ilk kötü ünü Fransız İhtilali ile ortaya çıkmıştır. Aslında bu topluluğun ihtilale herhangi bir etkisi olduğu direkt olarak hiçbir zaman kanıtlanamamıştır. İlluminati’nin hedefi eşitlikçi, laik, akıl ve mantığın hakim olduğu bir topluluk yaratmaktı. Fransız ihtilalinin sonuçları ile karşılaştırıldığında dünyaya yayılmaya başlayan düzen ise laik bir düzendi. Bununla beraber bir Cizvit papazının ortaya attığı iddialar ile beraber durum daha da karmaşık bir hal almaya başlamıştır. İngiltere’de yaşamak zorunda kalmış olan Fransız Cizvit papazı Abbe Augustin Barruel, Jakobenlerin 1789 yılında yaptığı ihtilal ile hayatını kurtarmak için ülkeyi terketti. Ancak Barruel’e göre Jakobenler bu ihtilali tek başlarına gerçekleştirmedi, İlluminati ve onun demokratik devrim düşüncesine kendini kaptırmış olan masonlardan yardım aldı.

Barruel’e göre Weishaupt, İlluminati’yi kurduktan bir yıl sonra mason loncası üyesi oldu. Barruel, İlluminati’nin yasaklanmış olsa dahi masonluğun içlerine sızmayı başardığını ve bu şekilde toplumu zehirlemeye devam ettiğini ileri sürdü. Barruel’e göre İlluminati’nin demokrasi ya da özgürlük kavramları ile hiçbir ilişkisi yoktu ve onlar sadece şeytana tapan ve mutlak güç elde etmek için her şeyi yapabilecek bir topluluktu.

Barruel hatıralar anlamına gelen Memoirs isimli dört ciltlik bir kitap yayınladı. Barruel’in yazdığı bu kitap sadece İlluminati’yi konu alıyordu. Kitabın ilk cildi inanılmaz bir şekilde tuttuktan sonra Barruel üç cilt daha yazdı ve bu kitaplarda Weishaupt’u karanlık bir figür olarak gösterdi. Barruel’in kitaplarına göre Jakobenler sadece İlluminati ile değil aynı zamanda masonlar, tapınak şövalyeleri, haşhaşiler ve Yahudiler bir araya gelerek şeytana hizmet eden küresel bir güç kurdu. Barruel’in yazdığı kitap Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Lehçe ve İngilizce olmak üzere beş dile çevrildi. Barruel’in yazdığı kitap ile beraber İlluminati ilk kez kötü niyetli ve güce tapan bir organizasyon olarak gösterilmiş oldu. Memoirs’ın ilk cildinin yazıldığı yıl İngiliz John Robbins, Bir Komplonun Delilleri isimli bir kitap yayınladı ve Robbins de masonların İlluminati’nin etkisi altında kaldığını iddia etti.

Kurucu Babalar

İlluminati 1776 yılında kuruldu ve bu tarihte ortaya çıkan tek şey İlluminati değildi. Aynı yılda Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi imzalandı ve 13 Amerikan kolonisi Büyük Britanya Krallığı ile olan tüm bağlarını kopardı ve bağımsızlığını ilan etti. Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi altında imzası olan kişiler “Kurucu Babalar” olarak bilinmektedir ve bu kişilerin arasında George Washington, Benjamin Franklin ve John Hancock gibi mason olduğu bilinen üyeler de bulunmaktadır. Mason üyelerin filozoflarının Amerikan Anayasası’na ve daha birçok yere kendi felsefelerini yerleştirdikleri düşünülmektedir.

Özgür masonlar felsefelerini gizli tutmak zorundaydı çünkü kilise doktrini ile çelişiyorlardı. Ancak büyük bir kesim daha derinlerinde masonluğun İlluminati ile bağları bulunduğuna inanıyordu. Günümüzde bile hala birçok kişi 1 Amerikan Doları banknotunun arkasında yer alan tamamlanmamış piramit ve her şeyi gören göz simgesinin masonlar ve İlluminati ile ilişkili olduğu düşünmektedir.

Komplo teorileri her zaman Amerika’da çok sevilen şeylerden bir tanesi olmuştur ancak uzun bir süre sonra İlluminati, masonlar kadar korkutucu gözükmedi. 1828 yılına mason karşıtı Anti-Masonic Party kuruldu ancak kısa süre sonra ortadan kalktı. Birçok İlluminati üyesinin Avrupa’da bulunan mason localarına üye olduğu ve bu şekilde Amerika’yı masonlar üzerinden etkisi altına aldığı ortaya çıktı. Ancak bunun için kullanılan tamamlanmamış piramit ya da her şeyi gören göz gibi simgelerin Bavaryan İlluminati ile herhangi bir ilişkisi bulunamadı.

Komplo Teorileri

İlluminati’nin, Bavarya baskısından kurtulamadığı düşünülmektedir. Ancak Mark Dice gibi yazarlar ve komplo teorisyenleri tarafından İlluminati’nin varlığını bugüne kadar sürdürdüğünü öne sürülmektedir. Günümüzde birçok komplo teorisi dünyada meydana gelen önemli krizlerde İlluminati parmağı olduğunu belirtmektedir. Ayrıca Amerikan Başkanlarının her birinin İlluminati üyesi olduğu ileri sürülmektedir. Bugüne kadar İlluminati’nin ortaya koyduğu en büyük olaylar arasında Fransız Devrimi, Waterloo Savaşı, Amerikan Başkanı John F. Kennedy’nin suikastı gibi olaylar yer almaktadır. Ayrıca dünyanın en prestijli sinema endüstrisi olarak kabul edilen Hollywood’un da İlluminati’nin bir ürünü olarak kabul edilmektedir.

İlluminati, günümüz popüler kültüründe de kendine birçok yer bulmuştur. Dan Brown’ın Angels & Demons kitabında, Robert Shea’nın The Illuminatus üçlemesinde ve Umberto Eco’nun Foucault’s Pendulum kitabında İlluminati ile ilgili konular ele alınmaktadır. Ayrıca son yılların en popüler oyun serilerinden birisi olan Ubisoft tarafından geliştirilmiş Assassin’s Creed oyununda da İlluminati ögeleri yer almaktadır. Ancak en çok göz önünde olan ve en çok konuşulan ögeler ise genellikle şarkıcıların sunduklarıdır. Günümüzde birçok kişi Jay Z, Beyonce, Lady Gaga, Katy Perry, Rihanna gibi ünlü şarkıcıların İlluminati üyesi olduklarını ve  şarkılarının kliplerinde İlluminati ögelerine yer verdiklerini düşünmektedir. Ancak İlluminati’nin gerçekten günümüzde var olan bir topluluk olup olmadığı bilinmediği gibi bu şarkıcılarında birer üye olup olmadıkları bilinmemektedir.

Not: Bu yazımızda herhangi bir iddia bize ait değildir, literatürden bulunan bilgiler paylaşılmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here