İnovasyon, Bosch’un Genetik Kodunda Var

Çiftçi bir ailenin on iki çocuğunun on birincisi olarak dünyaya gelip sonra dünya çapında bir şirket sahibi olmayı nasıl başarır insan? Robert Bosch’un hayat hikâyesini okumaya başlayınca aklıma takılan bu sorunun yanıtını Bosch Türkiye Genel Müdürü Gürcan Karakaş ile inovasyonu konuşurken buldum.
Aslında Karakaş’a sorduğum soru çok netti: “Bosch, kurulduğu zamandan bugüne geçen süreçte inovasyona ne kadar önem verdi?” İşte bu noktadan sonra Karakaş’ın ağzından çıkan her cümle Almanya’nın yeni yeni sanayileştiği dönemden başlayıp günümüze ulaştıran müthiş bir tarih yolculuğuna çıkardı hem de Robert Bosch’un yaşam öyküsünü biraz daha iyi anlamama sebep oldu. Öğrendim ki, aslında Bosch iş hayatındaki başarısını, büyük oranda yenilikçi yaklaşımına borçlu. Zira bakış açısı şu cümlesinde ortaya çıkıyor: “Şirketlerin uzun vadeli yaşayabilmesi için yenilikçilik ruhunu korumaları gerek.”
Bosch, küçük bir tesisatçı dükkânında başladığı iş hayatında zirveye ilerlerken meğer büyülü kürede inovasyon yazılı olduğunu pek çok insandan önce görmüş. Bence, Gürcan Karakaş da bu savımı şu sözleriyle doğruluyor: “İnovasyon bizim köklerimizde, genetik kodumuzda var.”


Edison’un Işığı
Karakaş, Bosch’un o yıllarda yenilikçilik peşinden gitmesini bir parça Edison’a borçlu olduğunu söylüyor. Zira Amerika’da bir süre Edison ile çalışan Bosch, o dönemde binlerce deney, araştırma yapıyor ve bir şeyi yılmadan üşenmeden tekrar tekrar geliştirmenin ne kadar önemli olduğunu kavrıyor. Yani Edison’un ışığı onu da aydınlatıyor ve tabii ticari zekâsını unutmamak gerek.


Bosch, Almanya’da o dönem için çok cüzi sayılabilecek bir parayla, 10 bin mark sermayeyle şirketini kuruyor. Otomotivde yer alacak ama bakıyor ki bu sektördeki Alman firmalar dünyada güçlü değil. O da önce İngiltere’de ardından Fransa ve Amerika’da temsilciliklerini açıyor. Bir süre sonra da cirosunun yüzde 88’ini yurt dışında yapar hale geliyor. Peki neden? Karakaş, bu sorunun yanıtını “Çünkü otomobille ilgili her türlü yeni fonksiyonu, otomobil üreticileriyle beraber geliştirebileceğini, müşterilerine yakın olması gerektiğini biliyor. Buradan da kendimize inovasyon için şu özeti çıkarabiliriz; müşteriye yakın değilseniz inovatif olmanın temel unsurlarından biri yok oluyor. Hedef kitlenize, ürünü satmak istediğiniz müşteriniz ihtiyaçlarına yakın değilseniz, onları göremiyorsanız, yönlendiremiyorsanız uzaktan kumandayla bu iş olmuyor” diyerek yanıtlıyor.


Evet, Bosch müşterinin en önemli inovasyon kaynağı olduğunu o zamandan görmüş, bugün bile bilmeyenlerin olduğu düşünülürse.


İlla İcat Demek Mi?
Şirketinde 45 kişi çalışırken ürün geliştirme birimi kuran Bosch, kazancının önemli bir kısmını yeni ürünlere harcamaktan hiç korkmuyor. Bu yaklaşım bugün de sürdürülüyor. Karakaş, Bosch’un cirosunun yüzde 7’sini araştırma geliştirme çalışmalarına harcadığını belirtiyor. Ciro ne kadar mı? 41.5 milyar Euro (2005 yılı).


Araştırma geliştirme çalışmalarına gözü kapalı kaynak ayırdıklarını dile getiren Karakaş, “Bugün otomotiv – bina – sanayi teknolojileri ve dayanıklı tüketim alanlarında varız. Otomotiv sektöründe araştırma geliştirme harcaması yüzde 9-10 seviyesinde. Çok yüksek bir rakam bu. Yoğun araştırma geliştirme harcamaları bir yerde fikir, patent ve entellektüel sermayenin gelişimine fayda sağlıyor. Bunu rakama dökersek, geçen sene 2803 tane patent kaydı çıkar karşımıza. Otomotiv teknolojilerinde bunun üstüne bir kayıt yaptıran yok” diye konuşuyor.


İyi Fikirleri Söyleyemiyorsak
Yenilikçiliğin illa icat demek olmadığını ifade eden Karakaş, “Herhangi bir projenin daha iyi, daha farklı yapılması da olabilir” diyor. Bosch’un şirket içinde kurduğu “iyileştirme önerileri sitemi” de dikkat çekici doğrusu. Bosch’un tüm çalışanları, motivasyon, maliyet avantajı, süreçlerin hız kazanması gibi pek çok alanda akıllarına gelen fikirleri sistem üzerinden yöneticilere bildirebiliyor. Çalışanların sisteme ilgisi büyük. Karakaş, “Binlerce yeni insan ‘Bu nasıl daha iyi olabiliyor?’ diye düşünüyor. Bu fikirler damlıyor damlıyor, iş mükemmelliği birimleri değerlendiriyor. ‘Önerilerin şirkete kazancı nedir?’ belirleniyor. İyileştirme önerilerinden çift basamaklı milyon Euro’lar avantajımız var” diyor ve ekliyor: “Çalışma ortamındaki samimiyeti ve rahatlığı geliştirmek gerekiyor. İyi fikirlerimiz var ama söyleyemeye cesaret edemiyorsak inovasyon ortamını hayal etmemiz gerek.”


Her Şirket Desteklenmeli
Türkiye’nin, Türkiye’deki şirketlerin inovasyona önem vermesi gerektiğini söyleyen Gürcan Karakaş, “Türkiye’de sadece işçiliğe bakıp, ona güvenip bir strateji oluşturursak yanlış yaparız. Çünkü biz hiçbir zaman Çin’in, Hindistan’ın işçiliği ile rekabet edemeyeceğiz. Hayali bile kurulmamalı. Beyinde ürettiklerimizle rekabetçiliği artıracağız. İnovasyon o yüzden çok önemli. O kültürü, her şirketin öyle ya da böyle desteklemesi gerekir. Rekabet gücü inovasyondan gelecek” diyor.


İçindeki Çocuğu Uyandır
Bosch’un üçüncüsünü bu ay başlattığı “İçindeki Çocuğu Uyandır, Oyuncak Tasarım Yarışması” için başvurular da sürüyor. Sektöre nitelikli eleman kazandırmak amacıyla düzenlenen yarışmaya, üniversitelerin endüstriyel tasarım, mimarlık ve güzel sanatlar fakültelerinden öğrenciler katılabiliyor. Dereceye giren öğrenciler Milano’da Domus Academy’de eğitim ve Almanya ARGE merkezinde staj imkânı kazanıyor. Gürcan Karakaş, “Amacımız yaratıcı beyinleri ortaya çıkarmak, öğrencilik hayatında kendini gösterme şansı olmayan öğrencileri bulabilmek. Yarışma yakında uluslararası bir boyut da kazanacak” diyor.


Kaynak: Milliyet İnsan Kaynakları Gazetesi / Betül Yüzüncüyıl Tavlı

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here