İş Arkadaşlarına Hoş Davrananlar Daha Az Başarılı Oluyor

The Journal of Occupational and Organizational Psychology’de yayınlanan bir araştırma, ne yazık ki sevgi dolu, dikkatli ve başkalarına karşı özenli olanların iş yaşamında yükselme şanslarının az olduğunu ortaya koyuyor. Career.com’da araştırmayı yürüten ekiple bir görüşme yapılmış; son derece yararlı olduğunu düşündüğüm bakış açılarını sizlerle paylaşmayı diliyorum.
İngiltere’deki Sheffield Üniversitesi’nde çalışan Dr. Nikos Bozionelos’ın kişilik ve kariyer başarısı üzerine yaptığı araştırmanın sonuçları, beyaz yakalılara başkaları için fedakârlıklar yaparken kendilerini unutmamaları gerçeğini hatırlatıyor. Bozionelos’a göre, ‘başkalarını memnun etmek için hoş davranmaya çalışan kişiler kendi ihtiyaçlarından taviz verme’ eğilimi içinde oluyor: “Hoş insanlar, tüm işlerini yalnızca çevrelerini memnun etmek için yaptıklarından, genellikle hiç kimsenin yapmak istemediği işler onların üstüne kalıyor. Böylece, kariyerlerini geliştirmelerine olanak sağlanamıyor.”


Araştırmanın yazarlarından Gary Namie, ABD’nin çalışma ortamının çok sert olduğunu vurgulayarak, “Hoş olmak başınıza dert açar. Hoş olmak sömürülmenize yol açar” diyerek durumu özetliyor. Araştırmanın bir diğer yazarı, yönetim danışmanı Dr. Lois Frankel, ‘hoş insanların’ kendilerini bu kısır döngüden yine zarif bir biçimde kurtarmalarının mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Frankel’in sunduğu beş önemli ipucu şöyle:


1. Başkalarının hatalarının sizi rahatsız etmesine izin vermeyin: Kendi yaşamınızı başkasının hatasını düzeltmek için ayarlamaya kalkmadan önce, mantıksız beklentileri yerine getirmenin ödülüne karşılık başınıza açacağı dertleri kıyaslayın. Bazen, ateşi söndürmek için, sizin ateşin içine atlamaktan başka seçeneğiniz yoktur. Ancak, çoğu kez şöyle bir geriye yaslanıp “Başlangıçta tartıştığımız ve üzerinde anlaştığımız plan bu değildi. Yeniden düşünmem gerek ve beklediğimden fazla zaman ayıracağım için, öngörülen teslim tarihine yetiştirmem mümkün olmayacak” diyebilirsiniz. Bu durumda karşınızdaki insana kendisine mümkün olan en iyi hizmeti alacağının garantisi vererek, ondan gerekli zaman ve kaynak talebinde bulunabilirsiniz.


2. Başkalarının sizin fikirlerinizi çalmasına izin vermeyin: Bazen bir şeyler önerdiğinizde tepki almadığınıza, ancak sonradan başka birisinin aynı fikri sahiplendiğine ve uygulamanın tüm övgüsünü kaptığına tanık oluyor musunuz? Fikirlerinizin çalınmasını engellemek istiyorsanız, düşüncenizi yüksek sesle ve kendinize güvenir bir biçimde dile getirdiğinizden emin olun veya yazıya dökün. Eğer bir toplantıda daha önce önerdiğiniz bir nokta gündeme getiriliyorsa, “Benim önerim üzerinde ilerliyorsunuz gibi görünüyor, tabii ki bu fikri destekliyorum” diyerek dikkat çekebilirsiniz.


3. Gereksiz yere özür dilemeyin: Özürlerinizi önemli hatalara saklayın. Özür dilemenizi gerekli kılan bir hata yaparsanız, bir kez özür dileyin, sonra işinize devam edin. Neyin yanlış gittiğini tarafsız bir gözle değerlendirin ve çözüm yolları aratın. Her zaman eşit bir konumdan söze başlamaya özen gösterin. Örneğin: “Başta bana verdiğiniz bilgiden yola çıkarak, beklentiniz hakkında fikir sahibi olmadım. Kafanızdakileri bize anlatırsanız, gerekli değişiklikleri yaparız.”


4. Aralıksız çalışmaktan vazgeçin: Tatillerinizi kullanın, öğle tatillerinize çıkın. Aralıksız çalışmak sizi beceriksiz ve yetersiz gösterir. Aynı zamanda sizi verimsiz de kılar. Etkinliğinizi ve odaklanmanızı yüksek tutabilmek için, her 90 dakikada bir ara vermeyi ihmal etmeyin.


5. Başkalarının işlerini yapmayın: Size verilen işlere dikkat edin ve başkalarının sorunlarını onlar adına çözmekten vazgeçin. Özür dilemeden, “Yardımcı olmak isterdim, ancak çok yoğunum” deyin ve konuşmayı kesin.
Yazar : Fatoş Karahasan

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here