Küçükleri büyüten müthiş fikirler

Ufo, Pronet, Dükkan İstanbul, Project House, Tazebunlar, CarPuzz, The House Cafe ve Emin Catering… Hepsinin ortak özettiği yola çıktılarında çok küçük olmaları. Bugün de devler yanında büyük oldukları söylenemez. Ancak ortaya koydukları fikirler pazarlarını yaratmalarını sağlacayacak kadar büyük. Yenilikçi uygulamalarla iş dünyasına ilham veren bu şirketler, büyüme yolunda da hızla ilerliyor.
Küçük işletmeler ve büyük fikirler dönemi başladı. Google, YouTube ve Facebook’un başarısı da bu durumu kanıtlıyor. Pazarlama guruları ve trend avcıları son yıllarda sıklıkla geleceğin pazarları hakkında fikir edinmenin en iyi yolunun küçük şirketleri izlemek olduğunu belirtiyor. Geçmişte başarısızlığa uğrayan devlerin en büyük eksikliğinin küçükleri izlememekten kaynaklandığını düşünenler de var. Örneğin, bazılarına göre IBM, 1980’lerin başında Apple ve Tandy gibi şirketleri izleseydi, PC’lerin kısa sürede büyük pay edineceğini görebilecekti.


Yenilikçiliğin daha fazla önem kazandığı günümüz iş dünyasında, herkes yenilikçi fikir peşindeyken, küçük şirketler sadece buldukları fikirlerle değil, bu konudaki performanslarıyla da dikkat çekiyor. Hatta küçüklerden çıkan yenilikçi ürünler büyükleri gölgede bırakacak miktara ulaştı. Bu durumu rakamlarla ortaya koyan bir araştırma yok. Ama Amerika’da Ulusal Bilim Vakfı (National Science Foundation)’ın Ar-Ge İstatistikleri Başkanı John Jankowski, şirketlerin son yıllardaki yenilikçilik performansını değerlendirdiğinde, “Son yıllarda küçük şirketlerin yenilikçi ürün ve hizmet çıkarma oranı büyüklere oranla daha yüksek” diye konuşuyor.


Benzer süreci Türkiye de yaşıyor. Türkiye’de birçok küçük şirket başarılı fikirleriyle iş dünyasında adından söz ettirirken, yenilikçi ürün ve uygulamalarıyla taklit bile ediliyor. Ufo, Pronet, Dükkan İstanbul, Project House, Tazebunlar.com, CarPuzz, The House Cafe ve Emin Catering bu şirketlerden birkaçı.



GÜVENLİK İHTİYACINI HİSSETTİ DEV BİR PAZAR YARATTI


Alp Saul, üniversite öğrenimi için gittiği Amerika’da, güvenlik amaçlı alarm sistemlerin hayatın doğal bir parçası gibi algılandığını gördü. 1995 yılında eğitimini tamamlayıp döndüğünde, Türkiye’de de bu ihtiyacın olduğunu farketti. Hiç zaman kaybetmeden 3 arkadaşıyla birlikte Pronet’i kurdu. Gayrettepe’de bir apartman dairesinde küçük bir sermaye ile yola koyulan 3 arkadaş, zaman içinde büyük grupların girdiği ve yabancı sermayenin dikkatini üzerine toplayan bir sektörün oluşmasını sağladı.Bugün Pronet, ev ve işyeri güvenliğinden, dev sanayi tesislerinin entegre güvenlik sistemlerine kadar ihtiyaca özel hizmet ve çözümler sunuyor. Pronet CEO’su Alp Saul, 30 bin aktif sistemi, 500’ü aşan özel güvenlik projesi ve bin çalışanıyla Türkiye’nin en büyük güvenlik şirketi olduklarını söylüyor. Pazar paylarını da yüzde 40 olarak açıklıyor.Hemen hemen her sektörden kurumsal müşterisi olan Pronet’in en fazla hizmet verdiği sektörler bankacılık, perakende ve AVM. Geçmişte ağırlıklı olarak kurumsal müşterilere hizmet verdiklerini belirten Saul, son yıllarda bu durumun değiştiğini söylüyor. “Bireysel müşterilerimiz gittikçe artıyor. Daha önce kurumsal müşterilerimiz, toplam müşterilerimizin yüzde 90’inını oluştururken, bugün bu oran yüzde 50 kurumsal, yüzde 50 bireysel olarak şekilleniyor” diyor.
Güvenlik ihtiyacını karşılama fikriyle yola çıkan Pronet, neredeyse her yıl yüzde 100’lük bir büyüme kaydediyor. 2005 yılında 10 bin 100 abonesi olan şirket, 2006 yılında 19 bin ve 2007 yılında ise 30 bin aboneye ulaştı. 2007 yılında 55 milyon dolar ciro elde eden Pronet, aynı büyümeyi bu yıl da sürdürmek niyetinde. Alp Saul, 2008 yılı sonunda 30 bin olan aktif sistem sayısını 50 bine çıkarmayı hedeflediklerini söylüyor.


IŞIKLA ISITAN UFO 150 MİLYON CİROYA ULAŞTI


Ufo, son yıllarda ısınma sektörüne yepyeni bir açılım kazandırdı. Fabrikaların ısıtılmasında uygulanan infrared teknolojiyle evlere giren Ufo’yu, endüstriyel ısıtma alanında uzman olan dört mühendis kardeş kurdu. Ufo’nun ortaya çıkış hikayesine gelince… NNR infrared Teknoloji Genel Koordinatörü Abdullah Yeşil, hizmet verdikleri şirketleri ve onların üretim alanlarını dolaşırken, büyük ve yüksek tavanlı fabrikaları ısıtmanın ne kadar zor olduğunu gördü.
Gittikleri her yerde aynı problemle karşılaşan Yeşil Kardeşler, “Endüstride kullandığımız infrared teknolojiyi neden ısıtmak için de kullanmayalım” diye düşündüler. Ve büyük alanları ısıtamamaktan şikayetçi olan üreticileri, yeni ve çok daha verimli bir ısınma şekliyle tanıştırmaya karar verdi.


Üretici şirketlerin fabrikalarının ısıtılmasında başarıyla uygulanan infrared teknolojinin, günlük yaşamda da kullanılması için Ufo’yu geliştirdiler. Bugün istenen her yere taşınan, dijital kumandayla ısısı ayarlanabilen Ufo, kendi sektörünü de yarattı. Farklı markalar benzer ürünlerle piyasada yerlerini aldı. Kendi yarattığı pazarın yüzde 80’ine hakim olan Ufo, Türkiye genelinde 2 bin 800 bayisi, bin 700 çalışanı ile 150 milyon YTl’lik ciroya ulaşmış durumda.


Sadece Türkiye pazarıyla yetinmeyen marka, ihracat da yapıyor. Ufo Genel Müdürü Leyla Güleç, 3,5 milyon dolar olan ihracatlarını 7’sı doğrudan olmak üzere toplam 20 ülkeye gerçekleştirdiklerini belirtiyor. Yurtiçinde yüzde 100, yurtdışında ise yüzde 30 oranında bilinirliğe sahip olan Ufo’nun hedefi dünya markası olmak.


TAZEBUNLAR.COM’LA MANAVI İNTERNETE TAŞIDI


Everfresh Gıda şirketinde çalışan Ali Özbek, her ay olduğu gibi 2007 yılı Nisan ayında da ODTÜ Endüstri Mühendisliği Mezunlarının yemeğine katıldı.O buluşmaya da pek çok kez yaptığı gibi çalıştığı şirketin satışını yaptığı meyvelerden götürdü. Ancak, diğer toplantılardan farklı olarak bu kez, düzenli olarak ithalatını yapıp birçok süpermarkete tedarik ettikleri ürünlerin sosyo ekonomik skalada oldukça üstte yer alan bir kitle tarafından dahi yeterince tanınmadığını gördü. 20 yılı aşkın süredir Türkiye genelinde bu ürünlerin satışını gerçekleştiren bir şirketin çalışanı olarak, pazarda önemli bir boşluk olduğunu fark etmesi de böyle gerçekleşti.


İşte o anda Türkiye’de örneği olmayan, geleneksel manav sistemini internete taşıyan tazebunlar.com fikri ortaya çıktı. Şirketin ortakları Fadi Nahas ve Mehmet Gök’ün destekleriyle de bu fikir hayata geçti. Ali Özbek başlangıç aşamasındaki hedeflerini, “Tüketicilerin sadece birkaç dakikada internet sitemizi gezerek ürünler hakkında bilgi alabileceği ve sipariş verebileceği bir altyapı kurmak istedik” şeklinde açıklıyor.


KİRALIK ARABAYI REKLAM MECRASI YAPTI


Son yıllarda interneti kullanarak fark yaratan iş fikirlerinden biri de Carpuzz. Carpuzz reklam verenler ve kayıtlı sürücüler arasında köprü görevi gören patentli bir reklam mecrası. Araçlar CarPuzz’un internet sitesi üzerinden, kayıtlı üyelere kiralanıyor. Ancak herhangi bir araç kiralama şirketinden farklı olarak CarPuzz sponsorların araç üzeri reklamları sayesinde filosundaki otomobilleri makul fiyatlarla sürücülere ulaştırıyor. Sitede ücretleri makul kılan bir diğer uygulama ise erken rezervasyon sistemi.


SÜRÜCÜLERLE ÖN GÖRÜŞME YAPIYOR


Carpuzz’un kurucusu Serhan Oralkan, çeşitli versiyonları olan bu iş fikrini yurtdışından Türkiye’ye uyarlamış. Modeli Türkiye’ye uyarlarken reklam ve medya sektöründen kişilerle sayısız görüşme yapıp fikirlerini almış. CarPuzz, araçları kullanan kişilerle reklamveren markaların kurumsal kimlik sorunu yaşamasını önlemek için sürücülerle ön görüşme yapıyor. Böylelikle sürücüyü daha yakından tanımaya çalışıyor.


REDDETTİKLERİ KİŞİLER DE OLDU

Serhan Oralkan görüşme sonrası araç vermeyi reddetmek zorunda oldukları kişi sayısının 10’dan az olduğunu ifade ediyor. “Bunun sebebi reklam stratejimizde yatıyor. Ana mecraların hiçbirisinde CarPuzz’un reklamını göremezsiniz. En çok sevdiğimiz mecra ‘ağız propagandası’. Böylelikle istediğimiz sürücü profillerini çekmeyi başarıyoruz” diye konuşuyor.


İSTANBUL DIŞINA ÇIKIP ULUSALLAŞACAK


2,5 yıl önce faaliyete geçen CarPuzz’un filosunda 100 araç ve sistemine kayıtlı 5 bine yakın üyesi var. Pazardaki bir boşluğu oldukça kurumsal bir iş modeliyle doldurarak başarıyı yakalayan CarPuzz. büyümeye devam ediyor. Ancak büyürken kendine uzun vadeli hedefler koymuyor. Oralkan bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Çünkü hedefler kişinin motivasyonunu düşürebiliyor. Onun yerine kendimize periyodik veya ara hedefler koyuyoruz. Mesela 2009 yılı hedefimiz İstanbul dışına çıkıp ulusal bir marka olabilmek.


PAZARLAMADA MELEZLEŞEREK HIZLILAR ARASINA GİRDİ


Project House interaktif bir ajans olarak yola çıkmış, ancak interaktif pazarlamayı sadece web kullanmakla sınırlandırmak istemediği için melez olmaya karar vermiş bir ajans. Melezliği teknoloji ve pazarlama stratejilerini bir arada kullanıyor olmasından geliyor. İnteraktif pazarlama araçları olarak web’in yanında, veritabanı yönetimi, arama motoruna dayalı pazarlama, interaktif kampanya planlama ve ölçümleme gibi pek çok yöntemi kullanıyor.


Project House 1999 yılında 5 girişimcinin iş dünyasındaki dijital değişime öncülük etme vizyonuyla kuruldu. Farklılığı da bu noktada yakaladı. O dönemde pek çok şirket, pazarın alt segmentlerine oynarak “Sizin de bir web siteniz olmalı” derken, onlar işlerini web sitesi yapmak olarak değil, bir markanın interaktif kanallarını en doğru şekilde kullanması için tüm gerekenleri ortaya koyan bir iş ortağı olarak tanımladı. Gerçekleştirdikleri ilkler onları Türkiye’nin 360 derece hizmet verebilen ilk ve tek interaktif pazarlama ajansı yaptı.
Project House Yönetim Kurulu üyesi Serhat Akkılıç, “Aslında yaptığımız şey basitçe pazarlama araçlarını yeniden tanımlamaktı. Örneğin, o dönemde iş dünyasında yeni kullanılmaya başlanan e-posta’yı, pazarlama iletişimi karmasının bir silahı haline getiren Türkiye’nin ilk e-mail marketing hizmetini kendi kaynaklarımızla ürettik. Kişiye özel, ölçümlenebilen e-bültenler Türkiye’de birçok kurumun kullandığı pazarlama araçları oldu” diyor.


Project House sektöründe ilk olan uygulamalarıyla hızla büyüyor. Son olarak Deloitte Fast 50 sıralamasında Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketleri arasına girdi. FAST 500’de Avrupa, Ortadoğu ve Afrika kıtalarının en hızlı büyüyen 500 şirketi arasında 268’inci oldu.
Project House’un müşterileri arasında Microsoft, Toyota, Shaya Grubu, Tefal. Praktiker, Mercedes-Benz, Petrol Ofisi ve L’Oreal gibi markalar yer alıyor.


KASAPLIKTA SIRADIŞILIGI SEÇTİ EN BAŞARILI GİRİŞİMCİ OLDU


Kasapta et pişirerek fark yarattı: Dükkan İstanbul sıradan bir kasap olmak yerine fark yaratmayı tercih etti. Kasap dükkanında et pişirip servis yaparak Türkiye’de uygulanmayan pişirme yöntemlerini kasapta uygulamaya geçirerek farklılaşma konusunda hedefine ulaştı.


SÜT DANASI ÜRETİMİYLE BAŞLADI
Dükkan İstanbul’un temelleri 1997 yılında atıldı. Finansçı Emre Mermer, baba mesleğine dönme kararı alarak İzmit’deki çiftliğinde büyükbaş hayvan besiciliği yapmaya başladı. Türkiye’de süt danası üretiminin olmadığını fark ettiğinde süt danası üretimine geçti. Müşteri kitlesini 5 yıldızlı oteller ve lüks restoranlar olarak belirledi.


BİFTEK PİŞİRMEK İÇİN DÜNYAYI GEZDİ


2004 yılında da Etiler Armutlu’da ortağı Defne Koryürek’le beraber ilk perakende dükkanını açtı. Başta Amerika olmak üzere Arjantin, Brezilya ve İtalya gibi ülkelerdeki kasap ve steakhouse’ları (biftek evleri) gezdi. Kısa zaman içinde Türkiye’nin ilk steakhouse’unu açtı.


TADIMLA BAŞLADI RESTORANA DÖNÜŞTÜ
Emre Mermer yaşanan süreci söyle aktarıyor: “Kasap dükkanımız içinde etleri pişirmeye başladığımızda amacımız bu değerli etleri müşterilerimize nasıl doğru pişirebileceklerini göstermekti. Ancak bu tadım saatleriyle başlayan pişirmeler kısa sürede olayı bir restoran havasına çevirdi ve 2006 Eylül ayında Türkiye’nin ilk steakhouse’unu açtık.”


BAŞARININ ARKASINDA İNOVASYON VAR


2006 yılında Emre Mermer’e kardeşi Bülent Mermer de katıldı. Bu katılımla birlikte online alışveriş yapılabilen www.dukkanistanbul.com hayata geçti. Dükkan İstanbul, dünya genelinde başarılı girişimcileri destekleme amacı güden Endeavor tarafından Türkiye’nin en iyi 4 girişimcisinden biri seçildi. Emre Mermer, başarısının arkasındaki en büyük gücün inovasyon olduğunu söylüyor. ‘Yaptığımız işle ilgili devamlı neleri farklı yapabiliriz diye düşünüyoruz. Türkiye’de birçok ilki gerçekleştirdik. İlk ve farklı olmak başarıyı tetikleyen unsurlar” diye konuşuyor.


Haber: Nilüfer Gözütok – Capital – Kobi Doktoru – Nisan 2008

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here