Radyo Frekansıyla Ağaç Kurutan Makine Yaptı

Düzce’de faaliyet gösteren Recep Sivrikaya Orman Ürünleri, KOSGEB’den aldığı
destekle, radyo frekanslarıyla ağaçların suyunu çıkarıp kurutma yapan makine
geliştirdi. Uygulama ile kerestelerin kurutulmasında enerji ve zaman tasarrufu
sağlanırken, çıkarılan ağaç suları da ilaç sanayii, dermatoloji, kozmetik gibi
alanlarda değerlendirilecek.


Recep Sivrikaya Orman Ürünleri şirketi, kereste kurutmada kaliteyi artırmak,
maliyetleri düşürmek ve kurutma süresini azaltmak amacıyla KOSGEB’den aldığı
Ar-Ge desteğiyle yeni bir kurutma makinesi geliştirdi. Firma, Sakarya
Üniversitesi Teknokent’te 1,5 yıllık çalışma sonucu yüksek frekanslı vakumlu
kereste kurutma fırını üretti. Yüksek frekans yoluyla ağacın içindeki suyu
buharlaştırarak çıkaran makine, mevcut kurutma makinelerinde 3 ayda kuruyan
keresteyi 7 günde kurutuyor. Özelliğini yitirmeden çıkartılan ağaç suları da
atılmıyor. Suyun kanser hastalarının tedavisinde, dermatoloji, kozmetik gibi
alanlarda değerlendirilebileceği belirtiliyor.


Firmanın Ar-Ge mühendisliğini yapan Gülşah Mollamehmetoğlu, mevcut kurutma
işlemlerinin kalite, maliyet ve teknoloji açısından yetersiz olması sebebiyle
kereste ihracatında problemlerle karşılaşıldığını söyledi. Kurutma işleminde
meydana gelen kusur, yüksek maliyet, uzun zaman kayıplarının farklı kurutma
metotlarına olan talebi artırdığını kaydeden Mollamehmetoğlu, “Ülkemizde
kondenzasyonlu, vakumlu ve mikrodalga kurutma yöntemleri kullanılıyor. Bu
fırınlarda kurutma süreleri uzun, kalitesi düşük ve maliyetleri yüksek. Bundan
dolayı arayış içine girdik. KOSGEB’in desteği ile yüksek frekanslı vakumlu
kereste kurutma makinesinin imalatını yaptık. Makinenin 6 metreküplük
prototipini ürettik.” dedi. Mollamehmetoğlu, makinenin çalışmasıyla ilgili şu
bilgileri verdi: “Ağaçları kurutmak için radyo frekansı kullanıyoruz. Yüksek
frekans oluşturarak su moleküllerinin saniyede 10 milyon kez hareket ettirilmesi
sağlanıyor. Su moleküllerinin içinde artı ve eksi kutuplar var. Kutuplar
değiştiği zaman su ısınmaya başlıyor. Isınan su moleküllerinin kaynama sıcaklığı
vakumlu ortamda 100 santigrat dereceden 40 ila 60 dereceye düşürülür. Düşük
sıcaklıklarda buharlaşan su molekülleri ağaç malzemeden vakum yoluyla alınıyor.
Üretilen enerjinin tamamı kullanılıyor. Her ağacın farklı kurutma frekansları
var. Eski yöntemle ağaç dıştan içe doğru kurutuluyordu. Şimdi ağaç malzeme içten
dışa doğru kuruyor. Bu da ağaç malzemenin yüzeyindeki çatlamaları önlüyor. Üç
ayda kuruyan 10 kalınlıktaki bir iroko keresteyi yeni fırında 5 ila 7 günde
kurutabiliyoruz. Makineye yurtiçi ve yurtdışından oldukça fazla talep var.


AĞAÇ SUYU DONMUYOR
Ağaçtan çıkartılan suların
da çok değerli olduğunu dile getiren Mollamehmetoğlu, farklı özellikleri bulunan
ağaç sularının cilt ve kanser hastalıklarına faydasının bulunduğu yönünde
çalışmalar olduğunu söyledi. Mollamehmetoğlu, “Kurutma sonunda ağaç malzemenin
türüne, rutubetine bağlı olarak 800 ila 1.500 litre su çıkıyor. Her ağaç suyunun
farklı özelliği var. Ağaç suyu donmuyor. Bu da kışın ağaçların nasıl yaşadığını
gösteriyor. Bu suları aldıktan sonra araştırmalar yaptırdık. Bazı
üniversitelerde hocalarımızla çalıştık. Geri kazanılan farklı ağaç sularının
ilaç sanayii, dermatoloji, kozmetik gibi alanlarda değerlendirilebileceği
çeşitli üniversitelerde yapılan çalışmalar sonucunda tespit edildi.” şeklinde
konuştu. Mollamehmetoğlu, prototipi 6 metreküp kapasiteli olan yüksek frekanslı
vakumlu kereste kurutma fırınının 25 metreküp kapasiteli olanını üretmek için
TÜBİTAK’a başvuracaklarını sözlerine ekledi.Zaman

Genel Bayilik Başvuru Formu :

1 YORUM

  1. Çok ilginç. Bu firma uzun zamandır araştırıyorduk dediği makineyi, ki fotoğraftaki makine, çin'de üreten bir firmadan satın alıyor, çin'liler gelip kuruyor, nasıl çalışacağını gösteriyor, sonra bu firma kalkıp KOSGEB'ten bide destek alıyor, biz geliştiriyoruz diye, işi bedavaya getiriyor. Sonra kopyalamk için çabalara girişiyor. Bölge valimiz haberi olmadığı için alkışlıyor, ziyaret edip aferim diyor… Bu sistem yıllar önce Japonlar ve Kanadalılar tarafından kullanılmaya başlanmıştı zaten. Bu konuda Türkiyede desteklerle değil kendi öz sermayeleriyle çalışan 1-2 firma var, onlar kendi geliştirdikleri sistemleri hayata geçirmeye çalışırken, bu kişiler ithal ettikleri bir makineyi kendileri yaptıkları yalanına KENDİleri bile inanmışlar.
    Yazıklar olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here