Sosyal medya, şirketleri yumuşattı mı

Turkcell Akademi’nin düzenlediği Pazarlama Konferansları’nın dördüncüsünde,
2010 yılında Fast Company tarafından “İş Dünyasının En Yaratıcı 100 Kişisi”nden
biri olarak gösterilen sosyal medya uzmanı Charlene Li konuştu.


Yazdığı ‘Açık Liderlik’ adlı kitaba yorum yapanlar arasında Seth Godin,
Rosebeth Moss Kanter, Guy Kawasaki ve Jim Kouzes gibi guruların bulunduğu
konuşmacı, sosyal medyanın önlenemez yükselişi hakkında hem şirketlere hem de
tüketicilere mesajlar verdi.


“Sosyal medyayı işleri daha iyiye götürmek için kullanmalısınız.” ifadesini
kullanan Li, şirketlere, “Müşterileriniz her zaman bir adım önde olacak ve siz
hiçbir zaman müşteriler üzerinde yüzde yüz kontrole sahip olamayacaksınız.”
dedi. Ünlü sosyal medya uzmanı, gerçek hayatta hepimizin çok iyi bildiği durumu
bir kez daha dile getirmiş oldu. Ancak uzmanlığı olan sosyal medya yönetiminde
bu durumla nasıl başa çıkılacağının yöntemini de verdi. Charlene Li’den sosyal
medya yönetiminde şirketlerin dikkat etmesi gerekenlere ilişkin birkaç not:


– Şirketler kendileri hakkında sosyal medyadaki tartışmaların içinde olmak ve
onlara yön verebilmek için dürüst ve olabildiğince şeffaf olmalı.


– Monolog yapmak ve tek taraflı mesaj vermek yerine diyaloğa girmeli,
müşterileriyle iş odaklı iletişim kurmak yerine daha insanî bir yaklaşım
benimsemeli.


– Sosyal medyada iletişiminiz sürekli olmalı.


– Müşteriler, dinliyormuş gibi yapanlarla gerçekten dinleyenleri anlarlar.
Gerçekten dinleyin ve bunu da onlara hissettirin.


– Müşterilerinizin söylediğini iş fırsatlarına ve ürünlerinizde fark
oluşturacak yenilikçiliğe dönüştürün.


– Tartışma başladığında bırakın müşterileriniz sizi savunsun. En iyi
pazarlamanın “ağızdan ağza” olduğunu unutmayın.


– Eğer farklı müşteri profili için ürünleriniz varsa sosyal medyadaki
mesajlarınızı tek hesaptan vermeyin. Farklı kitlelerle farklı hesaplardan
iletişim kurun.


– Unutmayın, geleneksel ve kontrolcü anlayış artık yeni medyada işe
yaramıyor.


– Başarı, insanı odağına alan “Açık Liderlik”ten geçer. “Açık liderlik
nedir?” diye soranlara da işin ayrıntısını anlattığı kitabı okumanızı
öneririm.


– Benim de bir önerim var; siz kitabı okuyun ama sosyal medya yönetim işini
mutlaka profesyonellere yaptırın.


– Ve yukarıda yazılanları hem şirket hem de müşteri tarafı gibi algılayıp kül
yutturmayın, kül yutmayın!


Formülün saklandığı kasayı görmek için Atlanta’ya gidilir mi?


Şu Coca-Cola’nın bırakın “7X” formülündekini, duruma göre mevzi alan
pazarlama stratejisindeki sırra aklım bir türlü ermiyor. 125. yıl kutlamaları
için “Dünyanın en değerli markasının doğduğu yere, Atlanta’ya gitmiş ve “Şu tek
bir şişenin yarattığı fırtınaya bak!” demiştim. 125. yıl kutlamaları değişik
etkinliklerle devam ederken de bakalım nasıl bir kreşendo ile bitirecekler diye
merak ediyordum. Derken, herkesin çok merak ettiği o formül, bulunduğu yerden
çıkarılarak, benim de gezdiğim Coca-Cola Müzesi’nde bir kasaya konuldu. Müze,
içerdikleriyle zaten oldukça zengindi, “gizli formül” ile değerini daha da
artırdı.


Konuya ilişkin gönderilen basın bülteninde bakın ne yazıyor? “Coca-Cola
Müzesi ziyaretçileri, artık Coca-Cola’nın gizli formülünün içinde bulunduğu
kasayı yakından görebilecekler. Coca-Cola’nın gizli formülü 1925 yılından beri
Atlanta’nın merkezindeki SunTrust Bankası’nda muhafaza ediliyordu.” Dikkat
ettiniz mi? Formülün yazıldığı kâğıdı değil, içinde saklandığı kasayı yakından
görmekten söz ediliyor.


Diğer yandan Coca-Cola CEO’su Muhtar Kent de kasanın müzeye yerleştirilme
töreninde bir konuşma yapıp durumu daha da önemli kılıyor ve “Bugün Coca-Cola
tarihinde özel bir gün ve 125. yıl kutlamalarımız için mükemmel bir kapanış.
Gizli formülü Coca-Cola Müzesi’ne getirerek hem markanın zengin tarihini hem de
gelecek nesillerdeki mutluluk dolu anları kutluyoruz.” diyordu. Bana göre bir
marka için herhalde bundan daha ötesi yoktur. Markalar kendi hikâyelerini
yazarken, Coca-Cola’nın işi ne kadar ciddiye aldığını, tarihine nasıl sahip
çıktığını ve yönetimin en üstünden başlayarak her anını nasıl planladığını bir
vaka gibi görmeli, öğrenmeli.


Gelelim başlıktaki, “Atlanta’ya formülü görmeye gidilir mi?” sorusuna. Sadece
kasayı görmeye değil, bundan böyle o kasayla oluşturulacak yeni efsanelere
tanıklık etmek için bana soruyorsanız evet gidilir!


Özürlü değil engelli


Kabataş’tan Karaköy’e gidiyorum. Trafik sıkışık. Gözüme önce İBB Özürlüler
Merkezi levhası ilişiyor sonra da aklıma sorular geliyor. Ne için özürlüler?
Doğuştan ya da talihsiz bir kaza sonucu yeteneklerini kaybettikleri için mi özür
diliyorlar? Hayır, düzeltelim! Özürlü değil engelliler. Sanırım gözden kaçtı!
Onların engellerini kaldıramıyorsak da levhayı düzeltelim lütfen!


Sosyal medya, satışlara zirve yaptırmış!


Doritos Akademi’nin lansmanının yapıldığı Fritos kampanyasına ilişkin, “Her
defasında izlemekten keyif alıyorum ama ne anlattığı konusu biraz dağınık. Eğer
Doritos olmasaydı Fritos da nedir derdim!” diyen yazım sonrası Frito Lay
Stratejik Planlama ve Yeni Kategoriler Müdürü Alpagut Çilingir ve PepsiCo
Kurumsal İletişim Müdürü Didem Şinik ile buluştuk. Bakınız Doritos Akademi’nin
lansmanından sonra neler olmuş ve kampanyanın gerisinde nasıl bir strateji
varmış.


Doritos, cips pazarının lider markası olarak hem marka imajını güçlendirmek
hem de yeni bir lezzeti pazara sunmak üzere büyük bir kampanya yapmaya karar
vermiş. Bunu da merak uyandırarak yapmayı doğru bulmuş. “Hayata baharat katan
Doritos” felsefesi Doritos Akademi’nin de çıkış noktası olmuş. Alpagut Çilingir,
“Alışılmışın dışındaki cipse alışılmışın dışında bir akademi oluşturduk.” diyor.
İşte benim de söylemek istediğim tam da bu. Kampanyada zaten “alışılmadık” bir
yaklaşım varmış. Her ne ise zaten Fritos’un muhatabı ben değilmişim, “Gençlerin
hayatındaki 2 önemli noktayı; sosyal medya ve okulu birleştirdik. Böylelikle
ortaya Doritos Akademi fikri çıktı.” diyor.


Akademiye kayıtlar Facebook’tan yapılıyormuş ve üye olmak için sayfayı
beğenmek yeterliymiş. Twitter’da ise akademik kadronun her üyesinin ayrı bir
hesabı varmış. Kadro kampanya başlamadan bir ay önce Twitter’da yaşamaya
başlamış. Hatırı sayılır bir takipçi sayısına ulaştıktan sonra bu karakterlerin
Doritos Akademi’nin hocaları olduğu açıklanmış.


Çilingir, “Hızla yükselen sosyal medyanın öneminin farkındayız. 3 sene önce
sosyal medyada hiç yokken bugün milyon dolarla ölçülen yatırımlar yapıyoruz.
Bunun için bir de ekip kurduk. Doritos Fritos için tamamen sosyal medya odaklı
bir iletişim kampanyası yürütüyoruz.” diyor.


Peki, ya sonuçlar? Sosyal medya deyip geçmeyin, sıkı durun, Fritos’ta 3 aylık
sürede hedeflenen tonajın yüzde 70 üzerine çıkılmış! Hatırladığım kadarıyla
sadece akademinin açılışı için kampanya yapılmış, tüm süreçler dijital mecrada
sürdürülmüştü. Şimdilerde Facebook’ta günde ortalama 5.000 yeni kişinin geldiği
212.000 hayranı bulunuyormuş. Twitter’da ise 55.000 takipçisi bulunan akademinin
en sevilen hocası 10 bin takipçiyle İngilizce öğreten Prof. Dr. Haydar Ling’miş.
Video kanallarında Huysuz izlenirken tüm videoların izlenme sayısı 1,5 milyonu
aşmış. Bu sonuçlara bakarak Arap Baharı’nda olduğu gibi sosyal medyanın tüm
geleneksel mecraları önüne katıp kovalayacağını söylemek mümkün mü?
Günseli
Ö. Ocakoğlu – Zaman Gazetesi

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here