Süt Tesisi (İşletmesi) Kurmak

Süt sığırcılığı amacı kâr olan ekonomik bir faaliyet olup, milyonlarca üretici tarafından yapılmaktadır. Aşırı rekabetin yaşandığı bu sektörde bilinçsizce ve tesadüflere bağlı olarak, kâr etmek ve yaşamak mümkün değildir. Gelişmiş ülkelerin aşırı sübvansiyonlarla
desteklendiği hayvan ve hayvansal ürünler ticareti nedeniyle, son yıllarda ülkemizde yaşanan olumsuzluklar meydanda olup, adeta var olma savaşı verilmektedir. 21. yüzyıl modern süt sığırcılığında yeterli bilgiye sahip yetiştirici ( veya bakıcı), yüksek vasıflı damızlık materyal, yeterli ve kaliteli yem, uygun hayvan barınakları, koruyucu hekimlik ve etkin tedavi, örgütlenme, pazarlama ve kayıt sistemleri temel unsurlar olarak görülmektedir.

Süt Tesisi (İşletmesi) Kurmak
Süt Tesisi (İşletmesi) Kurmak

Süt sığırcılığında başarılı olmak sanıldığı kadar kolay değildir. Çok sayıda işletmede hayvancılık yapılmasına rağmen, modern ve çok başarılı işletme çok az sayıdadır. Bu el kitabında konuların detaylarının anlatılma imkanı olmadığından, yetiştiricilere kârlılıkta
önemli 40 konunun ana başlıklar halinde hatırlatılması amaçlanmaktadır. Yetiştiricilerin, bu bilgilerin detaylarına ulaşarak ve özen gösterdikleri ölçüde ekonomik büyüklükte ve sürdürülebilir kârlı işletmelere ulaşacakları muhakkaktır.

SÜT TESİSİ (İŞLETME) KURULUŞU VE PLANLAMA

Kârlı bir hayvancılık için, öncelikle hayvancılık sevilerek yapılmalı ve ayrı bir iş olarak benimsenmelidir. Hayvancılıkta amaç para kazanmak ve kâr etmektir. Süt hayvancılığı doğası gereği her yönüyle uzun vadeli planlama, sabırlı ve düzenli çalışma isteyen zor ve bıktırıcı tarımsal bir faaliyettir. Hayvanlar doğumlarından itibaren tüm yaşamları boyunca titizlik gerektiren bakım ve ilgi isterler. Hayvanların bayramı, tatili, mesai saati ve işe ara vermeleri yoktur. Ancak, hayvanları seven ve hayvancılığı severek yapan insanlar, onların barınak, bakım ve besleme vb. her türlü isteklerini dikkate alarak başarılı olurlar.

Evinin ihtiyaçlarını karşılamak için 1-2 inek bulunduran ve ihtiyaç fazlası sütü satarak harçlık yapan ve diğer zirai işlerle geçimini sağlayan üreticilerin, bitkisel üretimlerinin bir kısmını ve atıl işgüçlerini hayvanlarla değerlendirmeleri, dana-düve satarak sermaye sıkıntılarını aşmaları için çok iyi bir yöntemdir. Ancak kârlı bir hayvancılık olduğunu söylemek zordur. Hayvancılığı ayrı bir iş olarak benimseyenler, günde en az 500 litre sütün pazarlanabildiği, 20 civarı sağılır inekle, yeterli işletme büyüklüğüne ulaşarak, verimliliği artırmak ve maliyeti düşürmek suretiyle kârlı bir süt sığırcılığı yapabilirler.

Ortalama (rantabl) işletme büyüklüğüne ulaşmış bir süt sığırcılığı işletmesi (tesisi), işletmecisine çok iyi bir refah düzeyi sağlayacaktır. Sanayi ile entegre olmuş, bilgiyi satın alabilen profesyonel hayvancıların, kendilerini ve işletmelerini sürekli geliştirerek, sürdürülebilir işletme yapısına ulaşmaları çok kolaydır.

İşletme kuruluşunda yer tercihi ve planlama iyi yapılmalı, imar, sağlık ve çevre mevzuatı dikkate alınmalı, su, elektrik, yol, haberleşme ve pazar garanti edilmelidir
İşletme kurmak için satın alınacak veya ayrılacak arazi, düşünülen ahır, sağımhane, depo, silaj yeri, bakıcı odası vb. yapılar için imar mevzuatına uygun seçilmeli, çevre ile hiçbir problem oluşturmamalıdır. Hayvanlara, yeteri miktarda ve insanlar tarafındanda içilebilir özellikte, temiz su temin edilmeli, elektrik ulusal şebekeden alınmalı ve ayrıca jeneratörle yedeklenerek kesintisiz enerji sağlanmalıdır.

İşletmenin yaz ve kış her koşulda, her türlü vasıta (traktör, kamyon, taksi vb) ile ulaşabilecek yolu olmalı ve haberleşme imkanı sağlanmalıdır. Hatalı yer tercihi yapıldığında su temini, yol yapımı veya elektrik getirilmesi çok büyük masrafları gerektirmekte ve işletmenin ekonomik olmasını engellemektedir. Sütten iyi gelir sağlayabilmek için, üretilen sütün değer fiyatına satılması garanti edilmeli ve sütün mandıra, fabrika veya toplama merkezlerine taşınması ucuz, kolay ve güvenli olmalıdır.

Hedeflenen işletme kapasitesi belirlenmeli, işe az hayvanla başlanmalı ancak, ekonomik işletme büyüklüğüne kısa sürede ulaşılmalıdır
Yurtiçi ve yurtdışındaki modern işletmeler ziyaret edilerek, etüd edilmeli ve danışmanlık hizmeti alınarak, ne kadar yatırımla ne yapmak istendiğine doğru karar verilmelidir. Bu safhada, öz kaynaklara güvenmelidir. Devletçe sağlanacağı vaadedilen imkanların hiç kullanılamayacağı veya çok gecikebileceği, derde derman olmayabileceği düşünülmelidir. Özkaynaklar barınağa harcanarak, hayvansız veya işletme sermayesiz kalmamalıdır. Süt sığırcılığı işletmelerinde inek adedinin belli bir sayının üzerinde olması arzu edilir. Ülkemizde de bu tür işletmelerin ticari işletmelere dönüştürülmesi, örneğin inek sayısının en az 20’ye çıkarılması hedeflenmelidir. Böylece işletmelerde modern sağım yerinin kurulması ve modern ahır sistemlerinin yapılması mümkün olacaktır.

Başlangıçta inek sayısı az olsa bile ilerideki gelişmeler dikkate alınarak en az 20 sağılır ineğe göre ahırlar planlanmalı, böylece işletmelerin gelişmelerinde teknoloji kullanılmasına olanak verilmelidir. Süt hayvancılığında yoğun iç ve dış rekabet yaşanmakta olup, ekonomik bir büyüklüğe ulaşamayan işletmeler yaşama şansı bulamaz. İngiltere’de 1933 yılında 17 baş olan ortalama hayvan sayısı 1994 yılında 74 hayvana yükselmiş olup, Hollanda’da ortalama işletme büyüklüğü ise 50 büyükbaş hayvanın üzerindedir.

İşe düşünülen kapasitenin ¼ kadar hayvanla başlanmalıdır. Kısa zamanda işi öğrenerek kendi tecrübesi ve diğer çalışanların tecrübesi artacaktır. Sürü yönetiminde karşılaşılan problemlerin aşılması öğrenildiğinde, diğer bir değişle 3-6 ay içinde sistem yerleştiğinde, kapasite artışlarına sıkıntısızca uyum sağlanabilir. Buzağı doğumlarının her aya dengeli dağıtılması, iş verimliliği, muntazam süt geliri vb. bir çok yönden yarar sağlayacaktır.

Mecbur kalmadıkça kredi kullanılmamalıdır
Özel hayvancılık proje kredileri dışında, normal faizli, orta vadeli kredi kullanarak hayvancılık işletmesini yürütmek mümkün olmaz. Hayvancılığa başlangıçta, ilk iki – ikibuçuk yıl gelirler çok az olup giderleri karşılayamamaktadır. Ancak gebe düvelerle kurulan bir işletmede doğan dişi yavrular 20 aylık damızlık düve olarak satıldıklarında veya 24 aylık olup, doğurmak suretiyle buzağı ve süt geliri sağladığında veya erkek buzağılar besisini tamamlamış olarak satıldıklarında işletmede mali düzen kurulur. Üçüncü yıl işletme kâra geçer. O nedenle, süt sığırcılığı işletmeleri kuruluşunda ilk iki yılı faiz ödemeli 6-7 yıl vadeli özel krediler gerektirmektedir.

Mecbur olmadıkça kredi kullanmamalıdır. İşletme kısa zamanda büyüyecek, hedeflenen kapasiteye ulaşacaktır. 1 gebe düveden 6 yıl sonra 8 adet olacaktır. Bu nedenle kaliteli sperma kullanarak hayvanların genetik seviyesini, dolayısıyla verimlerini sürekli artırmak çok önemlidir.

İşletme bir bütün olarak ele alınmalıdır
Ahır, hayvanların sağlıklı ve yüksek verimi sağlayacağı, yem dağıtımı, gübre temizliği, sağım ve diğer bakım işlerinin kolaylıkla yürütülebileceği bir mekan olup, süt sığırı işletmelerinin can damarıdır. Planlı ve sağlıklı barınak, üreticinin altyapısı, üretimin sigortasıdır. Bu nedenle ahır planlarına büyük özen gösterilmelidir. Hayvancılığa barınakların yapımı ile başlanır. Verimli ve sağlıklı hayvanların modern ahırlarda barınma zorunlulukları vardır. Barınak sağlıklı olursa başarışansı artar. Hatalı barınakların sonradan düzeltilmesi çok zor ya da imkansızdır.

Süt sığırları için planlı ve uygun ahır yapımı oldukça önemlidir. Çünkü işletmenin değerli ve hassas olan hayvanlarını belli bir disiplin altında uzun süreli barındırmak, gerekli olan bir çok işlemi belli bir düzen içerisinde gerçekleştirmek zorunluluğu vardır. İşletme bir bütün olarak ele alınmalı, sağılır inek ahırı yanında, buzağı, dana, düve ve kuru ineklerin barınacağı ahırlar ile ot, silaj, katı-sıvı gübre depoları, çeşitli koruma yapıları işletme sahibi ya da çalışacak işçinin barınacağı evin de birlikte düşünülmesi gerekir.

Başlangıçta planlanan sürü büyüklüğünün ilerde değişebileceği mutlaka ele alınmalıdır. Bu nedenle süt sığırı ahırı planlamasına başlanırken önce ölçekli bir yerleşim planı yapılmalı, bu plan üzerinde neyin nerede olacağına bu tesislerin ilerde nasıl büyüyebileceğine ve işletme için alt yapı ve ulaşımın nasıl karşılanacağına karar verilmelidir. Yerleşim planı ve yerleşim
planı üzerinde düşünülen yapılardan hangilerinin öncelikle yapılacağına ve nasıl bir ahır sistemi inşa edileceğine karar verilirken uzman kişilere danışılmalı, plan ve projelerinin özel özenle hazırlatılması sağlanmalıdır.

Ahır tekniğine uygun olarak, inşa ettirilmelidir
Barınakta uygun şartlar sağlanmadan kârlı bir hayvancılık yapılamaz. Kapalı ve bağlı duraklı süt sığırı ahırlarında, yeteri kadar havalandırma ve aydınlatma sağlanamayıp, yem kısıtlı, yanlış ve besleme değeri yönünden yetersiz kalitede verildiğinde,
hastalık riski artmakta, hayvanların verimi düşmekte ve yetiştirici kısa sürede zarar ederek, işletmesini tasfiye etmektedir.
Süt sığırları için +5 ile +200 C arası ısılar uygun olmakla birlikte, +10 ile +150 C arası ısı en normaldir. Alıştırmış olmak ve yeterli yem vermek şartıyla –25 dereceye kadar inen ısılarda bile süt sığırlarının verimlerinde önemli bir düşme olmaz, sağlıkları bozulmaz. +250 C yi, bilhassa + 350 C yi geçen sıcaklıklar hayvanları rahatsız etmekte, süt verimi ve sütün yağ oranı düşmektedir. Aşırı sıcaklarda hayvanları rahatlatıcı önlemler (gölgelik, fanlarla havanın sirkülasyonu, su püskürtme vb.) alınmalıdır. Çoğu yetiştiricinin ahırında olduğu gibi, havasız, pis kokulu, nemli ve aşırı sıcak ahırlarda hayvanları tutmak, onlara eziyet olup, sağlıklarını sürdürmelerine ve verimli olmalarına imkan yoktur. Uygun süt sığırı ahırları planlanır ve yapılırken aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır.

1. Barınacak hayvanların temiz hava, sıcaklık ve nem gibi çevre isteklerinin en iyi biçimde karşılamasına,
2. Hayvanların yaşam tarzına ve davranışlarına uygun olmasına,
3. Ahır içerisinde esas olan yemleme sağım, gübre temizliği ile diğer bakım işlerine yönelik
işlerin kolayca yapılmasına ve işgücü gereksinimin en aza indirilmesine,
4. Ahır ve elemanlarının yapım maliyetinin ucuz olmasına,
5. Ahır içerisinde sürü yönetiminin kolay yapılmasına,
6. Ahır tipinin mekanizasyon ve teknoloji uygulamasına yatkın olmasına özel özen gösterilmelidir.

İşletmede çok miktarda hayvan varsa işçilik giderlerini düşürmek ve her hayvana hızlı ve standart servis sağlamak için gelişmiş makinalardan yararlanılmalıdır. Bu makinalar; yem hazırlamada kullanılan, yem hammaddelerini karıştıran ve dağıtan makinalar, hayvanlara içme suyu sağlayan cihazlar, taşıyıcı ve yükleyici makinalar ve diğer aletlerden oluşmaktadır.

Rasyonu yetiştirici hazırlamalı, yem hazırlayan ve dağıtan makinalarla hayvanlara servis yapılarak, yem maliyetinden, işçilikten ve zamandan kazanarak kârlılık artırılmalıdır. Süt sığırcılığında en önemli konu olan süt sağım sistemi, gübre temizleme sistemi, yem hazırlama ve yem dağıtım sistemi ve otomatik sulama sistemi muhakkak kurulmalıdır. Süt inekçiliğinde sağım en zor işlem olup, kapasiteye uygun sağım makineleri planlanmalıdır. Mevzuata uygun kalitede çiğ süt üretebilmek için açık ahır veya serbest duraklı ahırlarda, muhakkak ayrı sağım odası (sağımhane) olmalı ve süt, sağımı müteakip ayrı süt odasına veya +40 C’ye soğutulacağı soğuk tanka alınarak bekletilmelidir.

SÜT TESİSİ (İŞLETME) AMAÇLARININ BELİRLENMESİ VE HAYVAN SEÇİMİ

Damızlık süt sığırı yetiştiricisi, ön soy kütüğü, soy kütüğü, pedigri, damızlık, damızlık işletmesi, damızlık sertifikası, damızlık belgesi, birlik ve döl kontrolü tanımlarının, Hayvan Islahı Kanunundaki doğru anlamlarını bilmelidir. Bu tanımları doğru bilmeden, doğru bir sürü idaresi, başarılı ve kârlı bir damızlık süt sığırcılığı yapılamaz.

Ön soy kütüğü: Ana ve babası belirli, ancak ebeveynlerinin verim kayıtları olmayan, mensup olduğu ırkın özelliklerini taşıyan hayvanlar için oluşturulacak geçici kayıt sistemini,
Soy kütüğü: Pedigri düzenlemeye esas olacak bilgilerin düzenli olarak toplandığı veri tabanını,
Pedigri: Soy kütüğüne kayıt edilen damızlıklarla, safkan atların numara,isim, orijin, ırk, renk, eşkal, cinsiyet, doğum tarihi, verim kayıtları, yetiştirici ve sahibi ile hayvanın cetlerine ait bilgileri ve verimlerini belirten belgeyi,
Damızlık: Yetiştirildiği ülkede veya yörede ırkına veya tipine özgü özellikleri gösteren yüksek verimli, hastalıklardan ari, damızlık belgesi veya saf ırk sertifikası bulunan hayvanları,
Damızlık işletmesi: Damızlık hayvanların yetiştirildiği, Bakanlıkça tescil edilmiş işletmeleri,
Damızlık sertifikası: Ana ve babası bilinen, ancak cetlerinin verim kayıtları bilinmeyen damızlık hayvanlara Bakanlıkça veya yetki verilen kuruluşlarca verilen belgeyi,
Damızlık belgesi: Pedigri belgeleri bulunan damızlıklardan Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikteki kriterlere uygunluğu Bakanlıkça onaylanan belgeyi,
Birlik: Hayvancılık konularında faaliyet gösteren yetiştirme, hayvansal üretim, ıslah ve pazarlama amaçlı kurulan birlikleri,
Döl kontrolü (Progeny testing): Soy kütüğü ve verim kayıtlarının düzenli tutulduğu, yeterli teknik alt yapı, uzman personel ve hayvan varlığına sahip kuruluşlar tarafından yürütülen ve damızlıkları döllerinin verimlerine göre seçmeyi sağlayan uygulamaları, İfade eder.

Yüksek verimli iyi cins damızlık ineklere sahip olmalıdır. Çok süt veren inek sürüsüne sahip olmak amaç olmalıdır. Süt sığır ırklarında, süt verim miktarı, sütteki yağ ve protein oranı sürekli geliştirilmekte, ineğin vücut yapısı, dayanıklılığı, meme sağlığı ve formu ile tırnak sağlamlığına önem verilmektedir. Bulunulan bölgeye, amaca ve işletmede hayvanlara sağlanan barınak, bakım ve besleme, çevreden alınabilen hizmetler, iklim vb. şartlara göre ırk tercihi yapılmalıdır. Damızlık düve seçiminde titiz davranılmalı, nitelikli hayvanlarla işletme kurulmalıdır. Batı bölgelerimizde Siyah-Alaca (Holstein), Yüksek dağlık kesimlerde, Orta ve Doğu Anadolu’da Esmer, Simmental, Karadenizde Jersey tercih edilebilir.

Bu konuda bulunulan ilde, Tarım İl Müdürlüğü veya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği uzmanlarına danışılmalıdır. Dünyanın her yanında inek başına süt verimi arttıkça kârlılıkta artar. Bu nedenle yüksek süt verimi olan ineklere sahip olmalıdır. Aşağıdaki tablo bu hususu net olarak açıklamaktadır. Örneğin, 15.Temmuz. 2001 tarihi itibariyle, tahmini süt ve yem fiyatları ile bir hesaplama yapalım.

SÜT TESİSİ (İŞLETME) ÖRNEK GELİR TABLOSU

İnek-1 İnek-2 İnek-3
Süt Verimi (kg/gün): 10 kg – 20 kg – 30 kg
Süt Fiyatı : 200.000 – 200.000 – 200.000
GELİR ( TL/inek/gün) : 2.000.000 4.000.000 6.000.000

YEM MALİYETİ
Konsantre Yem : 2 kg – 7 kg – 12 kg (190.000 TL/kg)
Konsantre Yem Maliyeti : 380.000 – 1.330.000 – 2.280.000
Yonca (120.000 TL/kg) : 5 kg – 5 kg – 5 kg
Yonca Maliyeti : 600.000 – 600.000 – 600.000
Mısır Silajı (30.000TL/kg) : 20 kg – 20 kg – 20 kg
Mısır Silajı Maliyeti : 600.000 – 600.000 – 600.000
TOPLAM YEM MALİYETİ : 1.580.000 – 2.530.000 – 3.480.000
YEM MALİYETİ ÜZERİNDEN GELİR
TL/İnek/gün : 420.000 – 1.470.000 – 2.550.000

Tablodan görüldüğü gibi; 10kg/gün süt veren bir ineğin günlük geliri 420.000 TL iken, 2 kat (20 kg/gün) süt veren bir ineğin geliri 3,5 kat (1.470.000 TL), 3 kat (30 kg/gün) süt veren ineğin geliri ise 6 kat artmakta 2.550.000 TL/gün olmaktadır.

Damızlık düve seçiminde, pedigri belgelerinden süt verim miktarı ile birlikte sütün içeriği (yağ, protein miktarı) ne bakılmalıdır
Satın alınacak damızlıklar, ilk yavruya gebe pedigrili veya sertifikalı düve olmalıdır. Süt bileşenlerine, genetik, beslenme, hava sıcaklığı, laktasyon sayısı ve mastitis etki etmekte olup,süt bileşenlerinin üretici tarafından kontrolü, seleksiyonla yetiştiricilik, besin ögeleri dengelenmiş rasyon, hastalıktan ve mastitisten korumak suretiyle mümkün olabilmektedir. Süt kompozisyonunun değişiminin % 60’ı kalıtımsaldır. Bu nedenle, damızlık hayvanların seçiminde, pedigrilerinde süt verim miktarına bakıldığı gibi, % yağ ve protein miktarlarınında yüksek olmasına bakılmalıdır. Aynışartlar, sperması kullanılacak boğanın seçiminde de dikkate alınmalı, bu özellikleri geliştirici olanlar tercih edilmelidir.

Örneğin mevzuatımızda inek sütünde en az %3,5 yağ olması öngörülmekte olup, hayvanımız dengeli besleniyor, meme iltihabı yok ve ahır ortamı aşırı sıcak olmayıp uygun olmasına rağmen düşük yağlı süt veriyorsa, bu hayvan satışta süte hile yapıldığı kanaatinin oluşmasına neden olacağından böyle hayvanlar damızlıktan çıkarılmalıdır. Sütteki yağ miktarına besleme, hayvanın laktasyon dönemi ve yaşı, mevsim, hava sıcaklığı, sağım sıklığı ve süresi, kızgınlık ve gebelik, ırk farklılığı vb. bir çok faktör tesir etmektedir.

Sürüde genetik ilerleme sağlanması amaçlanmalı, suni tohumlama yapılmalı, kesinlikle kontrolsuz tabii tohumlama yapılmamalıdır
Suni tohumlama; uygun tohumlama zamanında olduğu belirlenen dişi hayvanların genital kanallarına spermaların hijyenik koşullarda nakledilmesidir. Sperma ise, sağlıklı ve damızlık niteliği taşıyan erkek hayvanlardan belirli yöntemlerle alınan ejekulatların spermatolojik muayeneleri yapıldıktan sonraki taze yada dondurulmuş sperma porsiyonlarını ifade eder. Spermalar erkek cinsiyet hücreleri olup, sıvı azot gazı içinde uzun yıllar muhafaza edilerek nakledilebilirler. Genetik ilerleme boğa ile sağlanacağından, damızlık değeri bilinen hayvanlar, (progeny testing) döl kontrolünden geçmiş boğaların tohumları ile süt verimini ve kalitesini ( yağ, protein, kuru madde) artıran ve hayvanın damızlıkla ilgili diğer özelliklerini yavrularında iyileştiren boğaların spermaları ile tohumlanmalıdır.

Suni tohumlamanın yapılma imkanı yoksa, rasgele erkek hayvanlar boğa olarak kullanılmamalı, pedigrilerine göre ana ve kız kardeşlerinin üstün özellikleri bilinen boğalarla tabii tohumlama yapılmalı, kesinlikle kontrolsüz tabii tohumlama yapılmamalıdır. Bir çok yetiştirici, genetik ilerlemenin boğa ile olacağını, yavruya verim özelliklerinin yarısının inekten diğer yarısının boğadan geldiğini bilmediği için, 50 kg süt veren ineğini 20 kg süt verim kapasiteli genetiğe sahip rastgele bir boğa ile çiftleştirdiğinde genetik olarak gerilemekte ve süt verimi 35 kg’ın altına düşmektedir. Sığırtmaça gönderilen hayvanlarda çoğunlukla kontrolsuz tabii tohumlama olmaktadır.

Doğru uygulama ise 30 kg. süt veren ineği, daha yüksek (60 kg) süt genetik kapasiteli bir boğa ile tohumlatarak, verim düzeyini (45kg’a) yükseltmektir. Bu düve, üstün verimli bir boğa ile tekrar çiftleştirildiğinde yavrularında 50 kg.ı aşan süt verimine ulaşacaktır. Düşük verimli hayvanlar, üstün verimli kültür ırkları ile melezlenerek doğan dişi yavruyu tekrar kültür ırkı boğa ile çiftleştirerek, kısa sürede (üç jenerasyonda), 7-8 yıllık bir zamanda arzulanan yüksek verimli hayvanlar işletmede yetiştirilebilir. Döl kontrolünden geçmiş, ıslah amaçlı çiftleştirmeye uygun boğaların spermaları kullanılmalı, genetik ilerleme sürdürülmelidir. İyi sperma alımına verilecek paraya acınmamalı, geleceğe yatırım olduğu düşünülmelidir. Süt Tesisi 

Sürüde mevcut üstün verimli hayvanların kıymeti bilinmeli, bu hayvanları uzun süre damızlıkta tutmak ve en az 7-8 yavru almak hedeflenmelidir. Damızlık birliğine üye olunmalı, boğa kataloglarından faydalanarak ve ıslah uzmanlarının tavsiyesine göre sperma seçimi yapılmalıdır. Mümkünse döl kontrolü projesine dahil olarak, yeni teknik uygulamalara açık olunmalıdır.

İşletmede inek başına süt verimi artırılmalıdır
Bir ineğin süt verimi artıkça, işletmeye bıraktığı kârda artar. Ülkemizde ortalama süt verimi 1605 kg / laktasyon olup, çok düşüktür. Bu rakam ortalama, Marmara Bölgesinde 2880 kg, AB’de 5450 kg, ABD’de 7840 kg, Bursa Damızlık Birliği üyesi işletmemelerinde (1999 yılı) 6130 kg, SÜTAŞ Çiftliğinde 8550 kg, 2.Laktasyondaki ineklerde 9205 kgdır. Ülkemizde kaliteli damızlıklarla çalışan bilinçli yetiştiricilerin en az 8 ton/laktasyonu hedeflemeleri gerekir. Her yıl verimler artırılarak kısa sürede bu hedefe ulaşılabilir. Örneğin İtalya’da 1960 yılında 4427 kg olan inek başına süt verimi, 1994 yılında 7596 kg’a çıkarılmıştır.

Her sene her inekten 1 yavru almak hedeflenmeli, kızgınlıklar iyi takip edilmeli, süt ile düve ve dana satışı gelirinin buzağılamaya bağlı olduğu unutulmamalıdır
Süt inekçiliğinde süt gelirinden sonra en önemli gelir döl/yavru verimidir. Döl veriminden mahrum kalan bir işletmenin yaşama şansı olmaz. Çoğu zaman işletmeciye kalan net kâr, damızlık düve veya dana satışından elde edilen gelirdir. Sürüdeki hayvanların ortalama doğum aralığının 360-380 gün olması için, kızgınlar iyi takip edilmelidir. Doğum aralığının 380-390 günden fazla olması bu işte bilinçli olunmadığı, sürü idaresinin iyi yapılmadığının göstergesidir. Böyle durumda danışmanlık hizmeti alınmalı ve bu işle uğraşanlar eğitimlere katılmalıdır.

Doğum aralığı (bir ineğin iki buzağılama arasındaki süre) başarılı sürü idaresinin en önemli göstergelerindendir. Başarılı yetiştirici, her yıl 1 yavru alabilen yetiştiricidir. Kızgınlıklar iyi takip edilmeli, uygun zamanda tohumlama yapılmalı, her inekten yılda bir buzağı almak hedeflenmelidir. Bu nedenle, öncelikle düve ve ineklerde kızgınlık döngüsü iyi izlenmeli, kızgınlık belirtileri ve en uygun tohumlama (çiftleştirme) zamanı doğru olarak saptanmalıdır. Kızgınlık gösteren inekler, genellikle diğer hayvanların üzerine atlamasına müsaade eder, vulvadan çara denen beyaz akıntı gelir, süt verimi düşer, ağız salyalı ve iştahsızdır, sinirli ve huysuzdur, böğürür, baş yukardadır ve çevresini koklar. Süt Tesisi (İşletmesi) Kurmak

Her inekten yılda bir buzağı almak için, üremenin çok iyi denetlenmesi gerekmektedir. İdeal olan (360-380 gün) buzağılama aralığın gerçekleştirilmesi, servis periyodunun (buzağılamadan, gebe kalıncaya kadar geçen süre) 70-90 gün arasında olmasıyla mümkündür. Düve ve ineklerde kızgınlığın sağlıklı olarak saptanması ve gebelik ihtimalinin en yüksek olduğu uygun zamanda çiftleştirme ya da tohumlamanın yapılması gerekir. İneklerde kızgınlık döngüsü ortalama 21 gün, kızgınlık süresi ise ortalama 18 saattir. Sabah kızgınlık gösteren ineklerin akşam, akşam kızgınlık gösterenlerin sabah tohumlanması önerilmektedir. İneklerin kızgınlık dönemlerine ait belirtilerin iyi gözlenmesi ve tecrübeli suni tohumlama teknisyenine veya veteriner hekime yapay tohumlama yaptırılması başarı için şarttır.

Süt üretim tesisi

SÜT TESİSİ (İŞLETME) BAKIM ve BESLEME İŞLERİ

Sürü yapısı iyi bilinmeli, işletme ihtiyaçları doğru planlanmalı ve hayvanlar uzun yıllar damızlıkta tutulmalıdır
Yüksek verimli hayvanlar, uygun barınaklarda, doğru bakım ve besleme ile sağlıklarıkorunarak uzun yıllar damızlıkta tutulabilir, en az 7-8 yavru alınabilir ve 7-8 laktasyon sağılarak kârlılık artırılabilir. Sürü yapısının bilinmesi işletme planlamada son derece önemlidir. Süt veriminin de bilinmesi (tahmin edilmesi) halinde işletmede ihtiyaç duyulan yıllık barınak kapasitesi, kaba ve kesif yem temini, işgücü ihtiyacı, pazarlanabilecek ürün miktarı (damızlık ve kasaplık hayvan, süt, gübre) kolayca tahmin edilebilir ve buna bağlı olarak işletmede kazancı artırıcı önlemler alınabilir.

Buzağılama aralığı, buzağılama oranı, ikizlik oranı, buzağı ölüm oranı (yavru atmalar ve ölü doğumlar dahil) düve-ineklerde ölüm oranı ve erkek hayvanların sürüden çıkarıldığı yaş, sürünün yapısını belirlemektedir. İşletmede her yaştaki hayvan sayısı ( buzağıların 3 aydan önce elden çıkarılması halinde ) inek sayısının 2 katı, erkek sığırların 2 yaşına kadar elde tutulması halinde inek sayısının 2,5 katı civarındadır. Örnek bir süt sığırı işletmesindeki sürü yapısında, 1.laktasyondaki inek %20, 2.laktasyonda (4 yaşında)%18,3, 3. laktasyonda (5 yaşında) %16, 4.laktasyonda (6 yaşında) %14, 5. laktasyonda (7 yaşında) %12, 6. laktasyonda (8 yaşında) %10, 7. laktasyonda (9yaşında) %7, 8. laktasyonda (10 yaşında) 3 inek olabileceği bildirilmektedir. Yüksek verimli hayvanların meme iltihabı veya tırnak problemleri nedeniyle 2-3 laktasyonda damızlıktan çıkarılması çok büyük bir kayıptır. Bir yetiştiricinin performansı ve iyi hayvanlarının kıymetini bilip bilmediği, sürüsünde 5-6-7 laktasyonda kaç hayvanı olduğundan anlaşılabilir.

Süt sığırlarını günde 2 defa sağmak yeterli olup, hayvanlar gereksiz rahatsız edilmemelidir
Günün belli saatlerinde kaşağı, gebre ve fırça yardımıyla tımar yapılarak hayvanlar temizlenmeli, derideki gözeneklerin açılması ve kan dolaşımının hızlandırılması sağlanaak hayvanlar rahatlatılmalıdır. Süt ineklerinin but, karınaltı ve sırt bölgeleri aşırı kirlenmekte olup; kırkılmaları gerekir. Özellikle memelerinin temiz tutulabilmesi ve sağıma hazırlık aşamasında yıkanıp kurutulabilmesi için meme bölgesi yılda iki kez muhakkak kırkılmalıdır.

Günde 3 sağım yapmak süt verimini %15 civarı artırır. Büyük sürülerde verim gruplarına göre ayrılan ineklerden, meme dokuları zayıflayan ineklerin günde 3 defa sağılması gerekmektedir. Çok yüksek verimli olup, günde 40-50 kg.mın üzerinde süt veren inekler de 3 sağım yapılabilir. İki sağım yapmakla, hayvanların damızlık ömürleri artacağı gibi, işçilik ve enerjiden tasarruf edilmektedir. İneğe rahatlık ve huzur sağlayan aşağıdaki uygulamaların yapılması önerilmektedir. Sağım öncesinde ineğe alıştığı ve hoşlandığışekilde muamele edilmesi, Alıştığı zamanda ve alışkın olduğu kişilerce sağılması ve bu kişilerin ineğin alışkın olduğu kıyafette olmaları, İneğin sevilmesi, okşanması; yanına yaklaşırken ürkütmemeye, korkutmamaya dikkat edilmesi;

Sağım tekniklerine tam olarak riayet etmek suretiyle, ineğin meme başlarını örselemeden, memeyi acıtmadan sağım yapılması ve sağım esnasında ineğe kötü muamele yapılmaması, En çok sevdiği kesif yemin bir bölümünün sağım sırasında yedirilmesi, gibi uygulamalar ineği rahatlatır ve sütü indiren hormonun (oxytocin) salgısını başlatır ve belirli bir süre devamını sağlar.

Verimliliğin sürdürülebilmesi (ve meme hastalıklarını önlemek) için, sağım hijyenine ve sağımın teknik kuralarına uyulmalıdır

  • Sağım sırasına dikkat edilmelidir.
  • Sağıcı hijyeni sağlanmalıdır.
  • Meme temizliği ve dezenfeksiyon yapılmalıdır.
  • Sağım temizliğine uyulmalıdır.
  • Sağım sonrası dezenfeksiyon yapılmalıdır.
  • Sağım makinalarının temizliği ve bakımı yapılmalıdır.
  • Memelerinin sağlam olduğu bilinen inekler ilk önce sağılmalı, memeleri problemli olan inekler, özellikle mastitis geçirdikleri bilinen inekler ve yaşlı inekler en son sağılmalıdır.

Elle sağım yapılıyorsa sağıcının ellerinin, iyice yıkanmış ve tırnaklarının kesilmiş olması, elde nasır bulunmaması gerekir. Makine ile sağım yapılıyorsa, sağım makinasının lastik aksamlarıyumuşak, çatlamamış ve mutlaka temiz ve dezenfekte edilmiş olmalı ve pulsatörleri iyi ayarlanmalıdır.
İneğin meme derisi ve meme başları çeşitli mikroplarla daimi bulaşık durumdadır. Sağıma başlamadan önce memelerin yıkanarak pisliklerden arındırılması, meme aynasına yumuşak masajla ineğin sağıma hazırlanması ve bunu takiben, meme başlarının dezenfektan bir solusyonla silinmesi şarttır. Bu yapılmadığı takdirde sağım sırasında meme içine mikrop bulaşması riski artar.

Sağım belirli bir süre içinde usulüne uygun şekilde yapılıp bitmiş olmalı; sağım öncesinde ve sağım sırasında inek psikolojik olarak sağıma hazır halde tutulmalıdır. Çünkü, süt kanallarının açılarak sütün akması memedeki düz kasları etkileyen ve beyinden salgılanan oxytocin isimli hormon ile mümkündür. Bu hormonun etki süresi ortalama 8 dakika kadar olup, hormon salgısı durduğu anda memeden süt almak da mümkün olmaz.

Sağımın belirli bir ritim içinde (ortalama olarak dakikada 72 emiş) ve meme başını uygun kavrayacak şekilde yapılması; memeden süt geldiği sürece sağımın devam etmesi, yani akış kesildiği an emiş maniplasyonlarına son verilmesi gerekir. Buna uyulmadığı takdirde sağım sırasında mikrop bulaşmaları oluşur. Meme başlıklarının memeden alınması sırasında meme ucundaki mikroorganizmaların meme içine girmesini kolaylaştıran dıştan içe vakum oluşturmamaya dikkat edilmelidir.

Sağım işi bittikten sonra sağım makinalarının sökülüp yıkanması, temizlenmesi, yıpranan aksamın değiştirilmesi ve müteakip sağıma kadar meme ile temas eden aksamın dezenfektan bir solusyon içinde muhafaza edilmesi ve sağım zamanı temiz sudan geçirilmesi gerekir. Aksi halde, hem lastikler kurur ve çatlar hem de açıkta durdukça mikrop bulaşır.

Daha yüksek fiyatla satabilmek için yüksek kaliteli süt üretmeli ve süt kalitesini artırmaya çalışmalıdır
Son yıllarda süt ve süt ürünlerinden mikrobiyolojik analizlerden başka, antibiyotik, hormon, aflatoksin, ağır metal (rezüdü) ve pestisid (zirai ilaç)kalıntı analizleri istenmekte olup, bu analiz sonuçlarını üreticinin yaptığı uygulamalar belirlemektedir. AB normlarına ve Türk Gıda Kodeksine uygun, yüksek kaliteli sütten ; Yağ, protein, şeker, mineral, tuz, vs. normal muhteva ve kompozisyona sahip, Süte has normal görünüm, renk, tat ve kokuda, Toplam bakteri sayısı düşük, Katkısız, antibiyotikten, temizlik ve antiseptik maddelerinden ari, Toksin-herbisid, pestisid ve ağır metal kalıntıları içermeyen, Hasta hayvanlardan sağılan süt olmadığı anlaşılmaktadır.

Üretilen sütün kalitesi; dengeli ve kaliteli yem yedirmek, hayvanların meme sağlığına dikkat etmek, standartlara uygun makinalarla sağım yapmak, hijyen ve temizlik kurallarına uymak, sütü sağımdan sonra en kısa zamanda +40C’ye soğutmak ve temiz kaplarda muhafaza etmek suretiyle arttırılabilir. Yüksek bakteri sayısı istenmeyen bir durum olup, ekipmanların yetersiz temizliği, sütün soğutulmaması, kirli inekler ve mastitisli inekler yüzünden oluşmaktadır. Süt kalitesi çiftlik idaresi uygulamalarıyla direkt alakalı olup, sütün kalitesine; süt bileşenleri, somatik hücre sayısı, bakteri sayısı yabancı madde içeriği ve duyusal nitelikleri etki etmektedir. Son yıllarda süt sanayicileri tarafından satın alınan sütlerde, sütün fiyatının belirlenmesinde kalite çok önem arz etmektedir. Çiftlik sütlerinin fiyatı, bölge ortalama fiyatı üzerine sütün kalitesine göre hakedilen primlerin eklenmesiyle bulunduğundan, nihai süt fiyatını, sütün kalitesi yani üretici belirlemiş olmaktadır.

Kaba yem, karma yem, kesif karma yem, yemlik preparat, mineral yem ve rasyonun ne olduğu ve mevzuattaki tanımları bilinmelidir
Kaba Yem : Özellikle ruminantların beslenmesinde kullanılan ve kuru maddesinde en az %18 ham selüloz içeren bitkisel kökenli yemlerdir.
Karma Yem : Çeşitli yemlerin standardına uygun olarak karıştırılması ile elde edilen yemlerdir.
Kesif Karma Yem : Hayvanların özellikle enerji, protein ve diğer besin maddeleri yönünden ihtiyaçlarını dengelemek amacıyla organik maddece zengin ve sindirilme oranı yüksek belirli formulasyonlara göre yem fabrikaları tarafından üretilen karma yemlerdir.
Yemlik Preparatlar: Kimyasal analiz, sentez veya istihraç yolları ile fabrikasyon şeklinde elde edilen ve yemin değerini artırmaya yardım edebilecek karakterdeki müstehzarlar ile vitaminler gibi koruyucu maddeleri ihtiva eden yemlerdir.
Mineral Yem : Kalsiyum, fosfor, tuz, iz mineraller, sentetik üre, amonyum tuzları ve benzeri gibi sadece mineral maddeler veya bunların karışımlarından ibaret olan yemlerdir.
Rasyon : Hayvanların bir günde tüketebileceği yem kurumaddesi içerisinde, hayvanın ihtiyaç duyacağı yaşama ve verim payı besin maddelerini karşılayacak şekilde hayvan besleme bilimine uygun olarak düzenlenen yem karışımıdır.

İşletmede doğan erkek buzağılar büyütülmeli, üstün vasıflı ise erkek damızlık olarak veya besi dönemi sonuna kadar beslenerek satılmalıdır
Genç erkek hayvanlar (erkek dana ve tosunlar), kısa süreli 4-10 ay entansif beslenerek maksimum canlı ağırlığa, en ekonomik rasyonlarla bir an önce ulaştırılmalıdır. Yüksek et verimine, harcamalar düşük tutularak ulaşma hedeflenmeli, sabit yatırımların ve işçilik giderlerinin az olduğu açıkta serbest sistem besiciliği tercih edilmelidir.

Hayvanları gerektiği gibi besleyerek ve gerekli süre boyunca beside tutarak her ırktan hayvanla besicilik yapılabilir. Hayvan yaşlandıkça enerji ihtiyacı artmakta ve 1 kg canlı ağırlık artışı elde edebilmesi için tüketmesi gereken yem miktarı artmaktadır. Bu da yem değerlendirme sayısının (1kg canlı ağırlık yapabilmek için tüketilen yem miktarı) artması, yâni 1 kg canlı ağırlığın daha fazlaya mal olması demektir. Daha fazla maliyet ise daha az kazanç demektir.

Besi hayvanlarına, hayvanın besi başlangıcı ağırlığına göre günde ne miktar ne kadar sürede canlı ağırlık artışı yaptırmak istendiğine göre yaşama ve verim paylarını bilinerek rasyon hazırlanmalı, enerji, protein, mineral, vitamin, su ve selüloz ihtiyaçlarını karşılanmalıdır. Açıkta serbest sistem besicilikte besi hayvanlarının önünde daima yiyecekleri yem ve içecekleri su bulunmalıdır.
Besi hayvancılığı konusunda da yeterli bilgiye sahip olunmalı, uzmanlara danışılmalı ve eğitimlere katılınmalıdır. Bilinçsiz yapılacak besicilik sonucu tesadüfen para kazanılabilir.

Kaliteli kaba yemlerin işletme arazisinde üretilmesi için yeterli tarla arazisi olmalıdır
Kabayemler, besin elementlerini kaliteli olarak sağladığı gibi işkembedeki mikroorganizmalar ve asitliğin düzenlenmesi, geviş getirme ve tükürük salgısını artırması vb. yaşamsal fonksiyonlar için gerekli olup, kesif yemlere göre ekonomik olmaları nedeniyle, yüksek süt verimini hedefleyen işletmeler için vazgeçilmez önemdedir. Hayvancılık işletmesinin, ahır dışında hayvanların gezinebileceği yerleri (çayır, mer’a) ile bitkisel üretim için yeterli arazileri olmalıdır. Bütün kaba ve kesif yemleri dışarıdan satın alarak, kârlı bir süt hayvancılığı yapmak mümkün değildir. Bu nedenle hayvan başına 5 dekar, sulu arazide 3 dekar, birden fazla ürün alınan yerlerde en az 1,7 dekar sulu taban arazisi olması arzu edilir.

Bir hayvan için, her yıl, 8 ton civarı mısır silajı, 2 ton kadar kuru yonca otuna ihtiyaç duyulmaktadır. Bitkisel üretim için hiçbir arazisi olmayan işletmelerin uzun dönemde yaşama şansı yoktur. İşletmenin bulunduğu bölgedeki iklim ve toprak şartlarına göre çayır otu, silajlık mısır, sorgun-sudan otu melezi, yonca, fiğ, korunga, vb. kaba yemler işletmede üretilerek en az %50 maliyet azaltılabilir. Yonca ve mısır silajı olmadan verimli bir hayvancılık yapılamaz. Hayvan mevcuduna göre, yıllık kaba yem ihtiyacı hesaplanarak işletmede üretilmeyen kaba yemler, hasat zamanında ucuz fiyatla ve yeteri miktarda satın alınmalı, uygun şartlarda depolanmalıdır. Ucuz ve kaliteli yem olmadan, ekonomik hayvancılık ve silaj yapmadan kârlı bir süt sığırcılığı yapılamaz.

Konsantre yem işletmede yapılmalı, işletme şartlarına ve hayvanların ihtiyaçlarına göre rasyon hazırlanmalıdır
Tane yemleri, arpa, mısır, buğday, bakla, yulaf işletmede üretilebilir, proteini yüksek ayçiçeği küspesi, pamuk tohumu küspesi, soya vb. hammaddeleri ve katkı maddelerini (tuz, soda, maya, vb.) satın alarak konsantre yem üretilmelidir. Bu durumda fabrika yemlerine göre maliyet en az %20-30 azalacağı gibi,besin içerikleri yönünden garanti, dengeli ve sağlıklı bir yemle besleme şansı bulunur. Hayvanlar besin ögeleri dengelenmiş bir rasyonla beslenmelidir. Hayvanların sağlıklı, yüksek verimli ve sütün ( yağ, protein, km) kaliteli olması için bu şarttır.

Yaş, ağırlık, verim durumlarına göre, en uygun rasyon hazırlanan ve uygun çevre şartları sağlanan hayvanlardan genetik kapasitelerine uygun verim alınabilir. Kaba yem / kesif yem oranı çok önemlidir. Süt sığırı rasyonlarında kuru madde esasına göre %60 kesif yem ve %40 kabayem esas alınır. Ortalama olarak ineğin toplam enerji, protein ve kuru madde ihtiyaçlarının % 60’ının kesif yemlerle, %40’ının kaba yemlerle karşılanması öngörülmektedir. Düşük verimli ineklerde ( 5-15 litre) bu oran tersine dönerek, gebe ve kısır. ineklerde olduğu gibi günlük rasyonun %80-90’ı ve hatta %100’ü kaba yemlerle karşılanabilir.

(Tuz, mineral, izmineral ve vitamin takviyesi gerekir). Kabayemin yeterli verilmemesi asidoz vb. bir çok soruna neden olmaktadır. Sadece saman ve fabrika yemi kullanılırsa süt gelirinin en az %70’i yem fabrikalarına gideceğinden, süt fiyatları dünya fiyatlarına göre yüksek olsa bile işletme yeterli kazanmayacaktır. Süt maliyeti azaltılmalı, kaba yemleri (özellikle mısır silajı, ot silajı, kuru yonca, iyi kaliteli kuru ot, hububat hasılı gibi) ve gıda sanayi artıklarını yeterince kullanarak, süt maliyetinde %65’ler seviyesindeki yem giderleri %35’lere düşürülerek daha çok kazanılmalıdır. Kaliteli kaba yemler ineklere yiyebildikleri kadar verilmeli, hayvanlardan kıskanılmamalıdır.

Silaj yaparak, ilkbaharın yeşil yemleri 12 aya taşınmalı, hayvanlar besin değerleri düşük sap ve samana mahkum edilmemelidir
Hayvancılıkta ideal bir besleme, yapılan yem rasyonunu bütün yıl boyunca aynı seviyede tutmakla, yâni, yaz ve kış aylarının yem rasyonunun, Nisan ve Mayıs aylarının bol yeşilli mer’a beslenmesindeki gibi, yeşil ve sulu yemlerle hazırlanmasıyla mümkündür. Arazilere kış aylarında buğday, arpa, yulaf, çavdar, fiğ, fiğ+tahıl karışımları, yem şalgamı, kolza, korunga, yaz döneminde ise mısır, sorgum, sudan otu ve sorgum-sudan otu melezi, yemlik bezelye, ayçiçeği gibi bitkiler ekilebilir, yeşil ot, kuru ot, ve silaj olarak değerlendirilebilir. Mer’a ve çayır otlarından yeterince faydalanılabilir. Gıda sanayi yan ürünleri, konserve sanayinin her türlü sebze artıkları, hayvan lahanası, şalgam ve pancar yaprakları, bezelye sapları, fasulye, domates, biber artıkları, şeker pancarı posası, patates cipsi artıkları silajı yapılmak suretiyle hayvan yemi olarak çok ucuza değerlendirilebilir.

Hayvan beslemede eski alışkanlıklar terk edilmeli, hayvanın ihtiyacı olan besin maddeleri ekonomik şekilde rasyonlara ilave edilmelidir. İşletmedeki hayvan varlığına göre, yıl içerisinde işletmede üretilecek kaba ve kesif yemlerle, piyasadan temin edilen diğer yemlerin ekonomik şekilde değerlendirilmesi için yemleme planlamasının yapılması en akılcı yoldur. Yonca gibi kaliteli kaba yemi ve kaliteli mısır silajı olan işletmeler, hayvanlarının yaşama payı ile birlikte 14 kg süt verimine kadar olan ham protein, enerji bakımından ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Canlı ağırlığının % 25 i civarında kuru maddenin sağlandığı kaliteli kaba yem, sığırcılık işletmelerinin olmazsa olmaz koşuludur.

Süt ineklerinin yeterli, dengeli ve ekonomik beslenmesi için rasyon hazırlanması öğrenilmelidir
Süt ineklerinin besin ihtiyaçları canlı ağırlıklarına, verdikleri süt miktarlarına, sütün yağ oranına ve laktasyonun devrelerine göre farklılık gösterir. Laktasyonun ilk 70 günü, 70-140 gün arası ve 140-305 gün arası, kuru dönem besleme ile kısır ineklerin beslenmesi farklılıklar gösterir. Çünkü inekten alınan toplam sütün %45’i ilk 100 günde, %30-35’i ikinci 100 günde, %20-25’i üçüncü 100 günde alınır. Çok sütlü ineklerin bütün besin ihtiyaçlarını saptayarak, bu besinleri belirli bir kuru madde içine sığdıracak şekilde çok dikkatli rasyon formulasyonları düzenlemek gerekmektedir.

Saman ve benzeri düşük kaliteli kaba yemler ve standart karma süt yemleri yeterli olamamakta, kaliteli kaba ve kesif yemler kullanmak gerekmektedir. Bu yapılamadığında, verilen besin maddeleri (özellikle enerji) günlük ihtiyaca cevap veremez. “Negatif Enerji Balansı” şekillenir. İnek doğası gereği yüksek süt verimini sürdürür. Ancak kendi vücudundaki enerji rezervlerinden ve mineral rezervlerinden harcama yapar, zayıflar. Neticede, zayıflama, indigestion, ketosis, karaciğer koması, rumen asidozu, abomasum deplasmanları gibi ağır hastalık halleri veya basit hazımsızlık ve verim düşüklüğü sorunları ortaya çıkar, döl tutmama problemleri yaşanabilir. Bu nedenle çok yüksek verimli inekleri diğerlerinden ayrı, bilhassa ilk 2,5 ayda özel besleme rejimine tabi tutmak gerekir:

Besin değerleri yüksek iyi kalite kaba yem ve enerji-protein değerleri yeterince yüksek kesif yemi olmayan üreticiler çok sütlü inek edindiklerinde, bu hayvanlarını çok kısa zamanda elden çıkartmak, kasaba satmak zorunda kalarak, hüsrana uğramaktadır. Bir miktar bilinçli yetiştiriciler, günde 30 litrenin altında süt veren ineklerin beslenmesinde genellikle problem yaşamamaktadır. Düşük süt verimi olan inekler, kuruot ve mısır silajı gibi kaliteli kaba yemleri kullanarak (sadece protein takviyesi yapmak koşulu ile) enerji ağırlıklı kesif yemler olmaksızın da beslenebilirler. Böyle inekler kaliteli kaba yemi bulunmayan işletmelere de kolayca adapte olabilirler. Hayvanların yem rasyonlarının hazırlanması öğrenilmeli, ve yeterli bilince ulaşılmalıdır. Hayvanların sağlıklı ve verimli olmaları, neticede kârlılık, yeterli, dengeli ve ekonomik besleme ile mümkün olabilmektedir.

Düvelerin ve kurudaki ineklerin beslenmesine özen gösterilmelidir
Düveler 7-8 aylıkken cinsel olgunluğa ulaşarak, boğasaklık hali gösterirler. Ancak 15-17 aylık olup, yeterli büyüklüğe ulaşmadan gebe bırakılmamalıdırlar. Irkına has yeterli vücut yapısını oluşturamayan ineklerin, genetik kabiliyetlerine uygun süt verimine ulaşamayacakları unutulmamalıdır. Düvelerin beslenmesinde titiz davranılmalıdır. Kaba yem ağırlıklı besleyerek büyüme ve gelişmeleri sağlanmalı, ancak, aşırı yağlanmalarına izin verilmemelidir. Düveler için mera otları, kuru ot ve yonca en makbul yemlerdir.

Hayvanlar tüketebildikleri kadar kaba yem ile beslenir. Tuz, mineral, izmineral ve vitamin preperatları ile takviye yapılır. Hayvanların gelişme durumları kontrol edilir. Örneğin (siyah-alacalarda) günde 700 gram canlı ağırlık artışı sağlanamıyorsa, kesif yem takviyesi ile gelişme hızlandırılır. Normal olarak inekler 10 ay (305 gün) sağılırlar. Doğurmalarına 60 gün kala sağıma son verilerek kuruya çıkarılırlar. Gerekiyorsa kuru dönem mastitis tedavisi yapılır. Buzağılamadan önce ineği bir süre kuruda bırakmakla; süt salgılayan organların dinlenmesi ve ineğe verilen besin maddelerinin süt üretimi yerine karnındaki yavrunun gelişmesi için kullanması sağlanır.

Ayrıca, laktasyon boyunca azalan minarel madde rezervleri tamamlanarak, kondisyonu uygun hale gelir. Doğum sonrası için yem tüketim yeteneği artırılmak üzere kesif yemlere adaptasyonu sağlayan laktasyon peryodundan farklı bir besleme sistemi uygulanır. İnek kuruya çıkarıldığı ilk 2-3 hafta bol miktarda iyi kaliteli kaba yem ile beslenir. Bilahare günde 2-3 kg’ı geçmeyecek şekilde konsantre yem verilir. Doğuma 3-4 hafta kala bu konsantre yem miktarı 3-4 günde bir 0,5 kg olmak üzere hayvanın canlı ağırlığının %1’ine ulaşıncaya kadar artırılmaya devam edilir. Bu miktar hayvan doğuruncaya kadar sürdürülür. Hayvanın kuru dönemde vücut ağırlığının en az %1’i kadar kaba yem yemesi ve yediği konsantre yem miktarının da vücut ağırlığının %1’ini geçmemesi gerekir. Kuru dönemde rasyondaki kalsiyum miktarı azaltılmalı ve bu dönemin başında ve sonunda gebe ineklere vitamin takviyesi yapılmalıdır.

Süt sığırları istedikleri her an bol suya ulaşabilmeli, önlerinde sürekli temiz ve içilebilir
nitelikte su bulunmalıdır
Normal olarak, sığırlar günde 1-4 defa su içerler. Günlük süt verim miktarına, yemin kuru veya rutubetli olmasına ve çevre ısısına göre içilen su miktarı değişir. İnek sütünün % 87’si su olduğuna göre, çok süt veren hayvanların su ihtiyaçları çok fazla olup, günde bir defa su içerek veya hayvana bir teneke su vererek bu ihtiyaç karşılanamaz. Bu durumda hayvanlar süt verimlerini azaltırlar. Bir çok işletme hayvanlara yeterli su sağlamadığı için eksik verim aldığının farkında değildir.

Günde 25-30 lite süt veren 600 kg ağırlığındaki bir süt ineğinin günlük su tüketimi 75-100 litreye kadar çıkabilir. Bu nedenle, süt inekleri istedikleri her an temiz ve içilebilir nitelikte suya ulaşılabilmelidir. Bu amaçla ahırda otomatik su sağlayan sistem planlanmalı, ayrıca, mer’ada da hayvanlar için yeterli su imkanı sağlanmalıdır.

SÜRÜ YÖNETİMİ

İşletmede yeterli kayıt düzeni kurulmalı, hayvanların kayıtları tutulmalıdır
Verim kayıtları tutulan işletmelerde ırk, canlı ağırlık, süt verimi, laktasyon dönemi vb. özellikleri esas alan, ekonomik ve dengeli rasyonların yapılması sağlanarak iş şansa bırakılmaz. Hayvan başına verim, hayvanın yaşadığı çevreyi ve hayvanı iyileştirmek suretiyle artırılabilir. Bu amaca ulaşılabilmesi, sürü yönetiminde doğru ve yerinde kararlar verilebilmesi, damızlık seçiminin isabetli yapılabilmesi için sürü ve hayvanlar hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak gerekir.

Bu amaçlara hizmet edecek bilgileri toplama ve bunları saklama işine kayıt tutma denir. Kayıt tutulması hem her bir ineğin hem de tüm sürünün durumu hakkında günlük ve uzun vadeli bilgiler verir ve işletme sahibi ya da yöneticisine gelecek için planlar yapma olanağı sağlar. Kayıt tutma düzeni, basit, doğru, günü gününe işlenebilen, kolay ve az zaman alıcı olmalıdır. Bilgi toplama, işletmenin önemli işleri arasında görülmelidir.

Bir işletmede temel olarak şu kayıtlar tutulmalıdır:
İşletmede doğan hayvanların (Doğum tarihi, doğum tipi ve şekli, numarası, ana ve baba numarası)
İşletmede buzağılayan ineklerin buzağılama tarihi, buzağılama tipi ve şekli
Tohumlanan hayavanın nosu, boğanın adı ve nosu, tarihi, tohumlamacı
Sürüden çıkarılan hayvanlar için tutulan kayıtlar.
Çeşitli dönemlerdeki canlı ağırlıklar .
Süt verim miktarı. (gerektiğinde yağ,protein ve kuru madde oranları).
Kuruya çıkarma tarihi.
Sağlık bilgileri (aşılama, hastalık, tedavi vb.).
Yem ve yemlemeye ait bilgiler.
Hayvanların doğum tarihleri bilinirse sürü için planlama daha rahat yapılabilir, ana ve babasının kulak numarası sayesinde bir bilgiye ihtiyaç duyulduğunda kolayca ulaşılabilir.
Hayvanların buzağılama tarihlerinin kayıt edilmesi buzağılama sonrası tohumlama zamanının gelip gelmediğinin tespit edilmesi ve 100 gün içerisinde hayvanın tekrar gebe kalmasının sağlanmasına yarar.
Hayvanların mutlaka tohumlanma tarihleri kayıt edilmelidir. Böylece hayvanın gebe kalmaması halinde yeniden kızgınlık göstereceği günleri (tohumlama tarihinden itibaren 17-21 gün sonrası) tahmin edilebilir. Hayvanın gebe kalması halinde de kuruya çıkarılacağı tarih (tohumlama tarihinden 200-210 gün sonrası) ve tahmini doğurma tarihi (tohumlamadan 280 – 285 gün sonrası) bilinmiş olur. Tohumlamada kullanılan boğanın hangi boğa olduğu bilindiğinde doğan yavrunun durumu ile boğa arasında ilişki kurularak o boğayı tekrar kullanıp kullanmamak hakkında karar verilebilir.
Hayvanın numarası, sürüden çıkış tarihi ve nedeni (Damızlık satış, kasaplık satış, ölüm,vb.ne) ait kayıtların elde bulunması sayesinde sürüde bir sonraki dönem planlaması daha iyi yapılabilir. Sürü mevcudiyetini muhafaza etmek veya sürüde herhangi bir genişleme veya daralma yapmak isteniyorsa bu tutulan kayıtlardan yararlanılabilir.
Hayvanların belirli dönemlerdeki ağırlıkları (Doğum, sütten kesim, 6.ay, 1 yaş, ilkine tohumlanma ağırlığı vb.) saptanabilirse, hayvanların gelişme durumlarını yakından izlenir ve yemleme bu veriler doğrultusunda yapılabilir. Böylece hayvanların aşırı yağlanmaları veya kondisyonlarının düşüklüğü de önlenmiş olur.

Sağmal ineğin bir sağım döneminde (laktasyon) verdiği süt miktarı, belirli aralıklarla yapılan ölçümlerden elde edilen bilgiler kullanılarak bulunmaya çalışılır. Bu amaçla genellikle 15 günde bir veya ayda bir bütün ineklerin süt verimleri ölçülür. Kontrol sağımı olarak adlandırılan bu uygulamayla elde edilen değerlerden de laktasyon verimi tahmin edilebilir.
Bu bilgiler başta yemlemede ve sürü yönetiminde yardımcı olur. Hayvanların ne kadar süt verdiği bilinirse yemleme ona göre düzenlenir, düşük süt verenlere fazladan yemleme yapılmaz, yüksek süt verimli hayvanlara da kapasitelerinden tam yararlanabilecek miktarda yem verip, en ekonomik şekilde en yüksek süt verimi sağlanır. Sürünün düşük verimli ineklerini zaman içerisinde sürüden çıkararak zamanla sürünün süt verimi yüksek ineklerden oluşması sağlanır.
Hayvanların hangi tarihte yapılan tohumlamadan gebe kaldığı bilindiğinde kuruya çıkarılacağıtarih (doğuma sekiz hafta kala) tespit edilerek bu dönemdeki besleme programı uygulamaya geçilmelidir.
Hayvanların aşılandıkları tarihlerin kayıt edilmiş olması aşıların tekrarının gerektiği tarihin saptanmasını sağlar.
Hayvanlara koruma veya tedavi amaçlı yapılan tüm uygulamaların kayıtları tutulmalıdır.
Herhangi bir hastalığın çıkması durumunda o hayvanın geçmişine bakarak uygulanacak tedaviye daha rahat karar verilebilir.
Uygulanan yemleme düzenine göre hayvanlara verilen yem maddelerinin miktarı mutlaka kayıtlı olmalıdır. Bu her hayvana bir günde ne kadar kuruot, silaj, fabrika yemi vb. verildiğinin bilinmesini sağlar. Böylece ihtiyaç olan yem miktarı tespit edilerek hazırlıklar ona göre yapılmalıdır.

Gerek kayıt sistemi, gerekse ekonomik ve dengeli rasyonların yapılmasında konu ile ilgili uzman kişilerle temasa geçilmelidir. Damızlık Birliğinde görevli uzmanlardan yeterince yararlanmalıdır.

Başarılı bir bakım ve idare için özen gösterilmelidir

  • Veteriner hekim kontrolünden geçmeyen hayvan satın alınmamalı, Altı aylıktan ileri gebe inek ya da düve ile bir aylıktan küçük buzağı satın alınmamalı, Barınakların yapımı, hayvanların bakım ve beslenmelerinde uzmanların önerileri dikkate alınmalı,
  • Sığırlar ile koyunlar ayrı barındırılmalı,
  • Ani yem değişiklikleri yapılmamalı,
  • Hayvanlar hastalıklara karşı koruyucu olarak mutlaka aşılatılmalı,
  • Hastalık görüldüğünde en seri şekilde haber verilmeli,
  • Hayvan alım satımı ile nakliyesinde menşei şahadetnamesi ve veteriner sağlık raporu alınmasına özen gösterilmelidir.

Doğuracak hayvanlar doğum bölmesine alınmalı ve buzağıya ağız sütü içirilmelidir

  • Sığırların ortalama gebelik süresi ortalama 280 gün (9 ay 10 gün)dür. Aşım kayıtları tutulan hayvanların doğurma tarihleri kolayca tahmin edilebilir. Doğumu yaklaşan inek sakinleşir ve hareketleri yavaşlar, meme büyür ve gerginleşir. Vulva şişer ve mukoz akıntı artar, sağrı bağlarının gevşemesi nedeniyle kuyruğun etrafında çukurluk oluşur, karın üst kısmı hafifçe içe çöker.
  • Kayıtlardan ya da dış görünüşünden yararlanarak doğurmaya bir hafta kaldığı tahmin edilen hayvanlar temiz ve dezenfekte edilmiş ve bol yataklık serilmiş (12-16m2’lik) doğum bölmesine alınmalı, doğuma kadar bağlanmamalıdır.
  • İneklerin çoğu yardıma ihtiyaç duymadan doğururlar. Normal doğumun ilk aşamasında yavruyu çevreleyen zarların bir bölümünün oluşturduğu su kesesi vulvadan dışarı çıkar.
  • Buzağıya yardım zorunlu olmadıkça bu kese yırtılmamalıdır. Buzağının gelişi normal ise, önce baş ve ön ayaklar görülür.

Bundan yaklaşık 1 saat sonra doğum gerçekleşir. Eğer baş ve ön ayaklar görüldükten sonraki yarım saat içerisinde doğum gerçekleşmemiş ise yardım gerekir. Doğum gerçekleşir gerçekleşmez yavrunun ağız ve burnundaki mukoz kalıntı temizlenmeli, göbek kordonu doğum esnasında dipten kopmuş ise bu bölgeye tentürdiyot benzeri mikrop öldürücüler sürülmeli ve bu uygulamaya günde iki kez olmak üzere, üç gün devam edilmelidir. Göbek kordonu dipten kopmamış ise, karnına en yakın kısımdan başlayarak kordon aşağıya doğru sıvazlanmalı ve içindeki sıvı boşaltılmalıdır. Daha sonra içine antiseptik akıtılan göbek kordonu karına 4-5 cm uzaklıktan antiseptiğe batırılmış bir iple bağlanmalı ve bağlanan noktanın 3-4 cm altından temiz ve keskin bir bıçak ya da makasla kesilmelidir.

Bu bölgeye yine 2-3 gün süre ile günde iki defa antiseptik uygulanmalıdır. Doğumdan sonra inek yavrusunu yalayarak yavrunun kurumasına hem de dolaşımın hızlanmasına yardımcı olur. Eğer inek herhangi bir nedenle bu işi yapmıyor ise kuru bir bez veya yataklık kullanılarak buzağı iyice silinmeli ve kurutulmaya çalışılmalıdır. Normal bir buzağı doğumundan yarım saat sonra ayağa kalkar ve bir saat içerisinde anasınıemmeye başlar. Buzağı emmeden önce, memeler uygun bir dezenfektan ile temizlenmelidir. Buzağılar ilk zamanlar emmede zorlanabilir. Buzağıya yardımcı olmalı veya inek sağılarak süt elden içirilmelidir. Doğumu takiben üretilen ağız sütü normal süte göre daha fazla kuru madde, protein, mineral, vitamin ve buzağının hastalıklardan korunmasına yardımcı olacak bağışıklık maddelerine sahiptir. Bu nedenle her buzağının mutlaka en kısa sürede ağız sütü içmesi sağlanmalıdır.

Buzağılarda numaralama, boynuz köreltme ve fazla meme uçlarının kesilmesi zamanında yapılmalıdır
Buzağıların diğerlerinden ayırt edecek şekilde işaretlenmesi veya numaralanması sürü yönetimi ve ıslah çalışmaları açısından son derece önemlidir. Aynı zamanda ahırda bir çok doğum varsa, buzağılara geçici olarak renkli bantlar veya boyalarla işaretlenip, boynuna bir numara olan madalyon takılır. 2-3 haftalık olunca, kulağına, sarı renkli, üzeri siyah yazı ile (Milli Soykütüğü Sistemi ) numarası yazılı plastik küpe, özel alet yardımıyla takılır. Hayvanların birbirlerine ve bakıcılara zarar verme tehlikesini azaltmak amacıyla, elektrikli boynuz köreltme aletiyle boynuzların büyümesini sağlayan hücrelere zarar verilerek boynuz köreltilir. Bu amaçla hazırlanmış kimyasal maddeler de boynuz köreltmede kullanılabilir. Her iki halde de boynuz etrafındaki kılların kesilmesi ve dezenfekte edilmesinde ve buzağı 1-2 haftalık olunca boynuz köreltilmesinde yarar vardır.

Memelerin görünüşünü bozan, sağımda güçlük yaratan ve meme yangı tehlikesini artıran fazla meme uçlarının erken dönemde alımının, boynuz köreltme ile birlikte yapılmasında fayda vardır. Arka meme bölümleri arasındaki fazla meme ucunun alınması için, bölgenin temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi ve keskin bir makasla alınması yeterlidir.

Buzağıların barındırılmalarına özen gösterilmelidir
Buzağılara doğumdan hemen sonra yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürebilecekleri barınak koşulları sağlanması gerekir.
Buzağılar, ineklerle aynı ahır bölmesinde tutulmamalıdır. İneklerin bulunduğu ortamda çoğalma imkanı bulan zararlı mikropların buzağılara bulaşmaması ve buzağılara daha kontrollü barınma ortamı sağlanması için bu kesinlikle şarttır.
Buzağılar iki haftalık oluncaya kadar bağlanmamalıdır. Buzağıları kontrol altına almak, hastalıklardan ve yaralanmalardan korumak için, doğumdan hemen sonra buzağılar, herbiri için hazırlanmış buzağı kulübelerine (veya bölmelerine) alınır. Tabanına yumuşak, temiz ve kuru altlık serilen, en az 120 cm uzunluk, 80 cm genişlik ve 80 cm yükseklikte yapılan bu bölmeler buzağılar birbirlerini görebilecek fakat temas edemeyecekleri, birbirlerini ememeyecekleri ve zarar veremeyecekleri şekilde düzenlenmelidir. Buzağılar süt emdikleri sürece bu bölmede kalabilir.

Üç haftadan yaşlı buzağılar grup halinde, serbest yetiştirilebilir. Süt emme döneminden (60-75 gün) sonra veya en erken 3 haftalık yaşta buzağılar 3-5 buzağının bulundurulabileceği en az 6m2’lik grup bölmesine (padoğa) alınmalıdırlar. Başlangıçta buzağı başına 1.3 m2, daha sonra 1.8 m2 yer gerekmektedir. Buzağılar karanlık ve havasız ortamlarda barındırılmamalıdır. Buzağıların ahır dışında buzağı bölmeleri veya kulübelerine yerleştirmek en doğrusudur. Doğumu müteakip kurulanan ve ağız sütü verilen buzağılar, derhal 2 saat içinde bu bölmelere alınır. Kulübelerde buzağılara uygun şartlar sağlanmalıdır. Son yıllarda taşınabilir buzağı kulübeleri yaygınlaşmış olup, SÜTAŞ Eğitim Merkezinde, TİGEM veya çevredeki büyük çiftliklerde görülebilir.

SÜT TESİSİ (İŞLETME) HAYVAN SAĞLIĞI

Süt sığırlarının temel ihtiyaçları ve önemli hastalıkları bilinmelidir
Amaç, sağlıklı yetiştirme ve iyi verim elde ederek karlı bir işletme oluşturulmasıdır. Bir hayvanın sağlıklı olabilmesi için öncelikle uygun çevre şartlarının sağlanması gereklidir. Çevre şartlarının uygun olmadığı ortamdaki sığırın verimi azalacağı gibi, hastalıklara yakalanma ihtimali artacaktır. Bu nedenle sığırlar için başlıca temel gereksinimleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Susuzluk, açlık ve kötü beslenmeye maruz bırakmamak,
  • Hayvanların sağlıklı ve canlı görünümleri için taze su ve yemlerini sağlamak ,
  • Hastalıklardan ve yaralanmalardan korumak,
  • Hastalıkların en kısa sürede tedavisini yaptırmak ve önlemlerini almak,
  • Hayvanın normal davranışlarının çoğunu baskılayan hareket ve şartlara maruz bırakmamak,
  • Sığırların temel ihtiyaçları sağlandıktan sonra ilgili hastalıkların önlenmesi için özel tedbirlerin alınması gereklidir. Bunun için de en sık karşılaşılan beslenme, metabolizma ve enfeksiyon hastalıklarının önemlileri hakkında bilgi sahibi olunmalı ve işletmenin sağlıkla ilgili kayıtları tutulmalıdır.
  • Hastalıklar hakkında hiçbir bilgi sahibi olmayan yetiştirici koruyucu tedbirleri zamanında alamaz ve veteriner hekimin tavsiyelerini uygulayamaz.

Buzağı sağlığına özen gösterilmeli, koruyucu aşılamalar zamanında yaptırılmalıdır

  • Bakteri veya virusların yol açtığı mikrobik ishaller ile hatalı bakım ve beslemeden kaynaklanan ishaller çoğu zaman buzağıların ölümlerine sebep olduğundan, önemli ekonomik kayıplar oluşturur.
  • Buzağı ishallerini önlemek için şu tedbirler alınmalıdır.
  • Doğumdan hemen sonra buzağılara mutlaka ağız sütü içirilmelidir.
  • Ahır, özellikle doğum yerleri ve buzağı bölmeleri sürekli temiz tutulmalıdır.
  • Buzağılar diğer hayvanlardan ayrı, mümkünse ahır dışında barındırılmalıdır.
  • Ahır havadar ve aydınlık olmalı; kesinlikle hava cereyanı olmamalıdır.
  • Buzağılara süt ve su verilen kaplar temiz olmalı; kova yerine biberonlar tercih edilmeli ve biberon deliklerinin geniş olmasına dikkat edilmelidir.
  • Buzağılara içirilen süt ılık ve taze olmalıdır.
  • Buzağılama öncesi, Veteriner Hekimin önerisine göre ineğe koruyucu aşı ve A vitamini enjeksiyonu yaptırılmalıdır.
  • Aşılama programlarının hazırlanarak, koruyucu aşıların (brucella, şap, sığır vebası vb.) zamanında yapılması sağlanmalıdır.

Temel olarak süt sığırlarında uygulanan aşılama programı ve tekrarlanma aralıklarışöyledir.
Brucella : 4-6 aylık dişilere uygulanır. Ömürleri boyunca bir kere bu aşı yapılır.
Şap : 6 aylıkken ilk aşılama, 2 ay sonra 2.aşılama yapılır ve 4-6 ayda bir rutin olarak hayvanlar aşılanır.
Triangle : Hayvanlara yılda bir defa uygulanır.
Şarbon : 4 aylık yaştan büyüklere yılda bir defa uygulanır.
Yanıkara : 4 aylık yaştan büyüklere yılda bir defa uygulanır.

Ahır Hijyenine kesinlikle uyulmalıdır. Meme sağlığına gereken önem verilmeli, iyi bir mastitis kontrol programı uygulanmalıdır
Süt içinde 85 civarı besin maddesi bulunan harika bir besin olup, memeden sağıldığı andaki özelliklerinin değişikliğe sebep olmadan tüketiciye sağlıklı olarak ulaştırılması için sağım hijyenine uyulmalı ve derhal soğutulmalıdır. Kaliteli bir süt ancak sağlıklı memelerden, temiz bir sağım sonucu elde edilir. Memelerin sağlıklı olması temizlik kurallarına uymaktan geçer. Sağımcının el ve vücut sağlığı yerinde olmalı, kolayca yıkanıp temizlenen, lastik çizme giymeli ve sağım esnasında kullandığı temiz iş elbisesi bulunmalıdır. Her sağım öncesinde memelerdeki süt siyah bir zemini olan kaba sağılarak kontrol edilmeli her hafta veya onbeş günde bir gizli seyreden meme hastalıklarını ortaya çıkaran kaliforniya mastitis testi işletmenin sorumlu veteriner hekimi tarafından mutlaka yapılmalıdır.

Sağım anında açık kalan meme başı deliğinin mikrop kapma ihtimaline karşı, meme başı iyot bazlı dezenfektana daldırılmalı ve hayvanlar sağım sonrası hemen yatırılmamalı, yemleme yapılarak yarım saat kadar ayakta kalmaları sağlanmalıdır. İyi bir mastitis kontrol programı uygulanmalıdır. Hastalığın gizli seyrettiği hayvanların verimleri %10 civarı, bir memesi körelen hayvanların verimleri %20 civarı azalacak olup o hayvanın karlılığı bitmektedir. Tahrip olan meme dokuları tekrar geri kazanılamadığından çok büyük ekonomik kayıplara sebep olan meme hastalıklarına çok önem verilmeli ve kesinlikle önlenmelidir.

Hayvanlara bol vitamin taşıyan yeşil ve kuru yemler, silaj mutlaka yedirilmeli meme hastalıklarına hazırlayıcı sebepler taşıyan fazla miktardaki proteinle beslenmeden kaçınılmalıdır. Yeni düveler yetiştikçe, meme hastalıklarına direnci zamanla azalan yaşlı hayvanlar elden çıkarılmalıdır.

Tırnak sorunları ve doğurduğu ekonomik kayıplar önlenmelidir
İneklere her altı ayda bir tırnak bakımı yaptırılmalı, normal yürüyemeyen veya tırnakları uzayan hayvanlara gecikmeden müdahale edilerek, tırnak sorunlarının sebep olduğu % 20-25 süt verim kaybı ile %8 civarı damızlıktan çıkarma sebebi ile doğan kayıplar önlenmelidir. Tırnak sorunları çok fazla önemsenmediğinden, işletmeye çok büyük ekonomik kayıplar verdirmektedir. Tırnak sorunlarının asgari düzeylerde tutulması için aşağıdaki önerilere uyulmalıdır. Hayvanların rahat hareket edebilecekleri yarı-açık ahırlar tercih edilmelidir.

Ahır tabanı mümkün olabildiğince temiz ve kuru olmalıdır. Aşırı yumuşak veya aşırı sert tabanlardan kaçınılmalıdır. Sağım sırasında tırnaklar kontrol edilmeli; tırnak arasına girmiş olan yabancı cisimler (saman, kuru gübre parçaları vb.) alınmalıdır. Ayda en az bir kez ayak banyosu yaptırılmalıdır. İneklerin, sağımhane giriş veya çıkışında %4’lük göztaşı çözeltisine basmaları sağlanmalı veya bu çözelti sağım sırasında ayaklara püskürtülmelidir. Tırnakları uzamış hayvanların tırnakları geciktirilmeden kesilmelidir. Ayak ve tırnak bakımını belli bir eğitimden geçmiş, sabırlı, hayvanları seven ve hoşgörülü davranan, yeterince güçlü kişilerce , hayvanların sabitlenebildiği bir düzenekte, tırnak makası, törpü, kerpeten, yontacak ve nalbant keseri gibi aletleri kullanarak, aydınlık ve temiz bir yerde yapılmalıdır. Rasyonun dengeli olmasına özen gösterilmeli ve küflenmiş yemler kesinlikle verilmemelidir. Tırnak sorunu olan sürülerde, sağlam tırnaklı ve düzgün ayaklı döl verebilen boğalar damızlık olarak kullanılmalıdır.

Hayvanlar sağlıklı tutulmalı ve karantina tedbirlerini alınarak, tavizsiz uygulanmalıdır
Ahırlardaki barınma şartlarını iyileştirmek, bulaşıcı hastalıklardan (şap, veba, vb.) ve yetiştirici hastalıklarından (tuberculosis, mastitis vb.) korumak, hayvan sağlığına yönelik tedbirleri almak, hasta hayvanları ayırarak derhal tedavi etmek ve hayvanları uzun yıllar sağlıklı olarak damızlıkta tutabilmek kârlılığı artırmaktadır. Yüksek süt veren ineklerde beslenme yetersizliği veya dengesizliği durumunda metabolizma hastalıkları ortaya çıkmaktadır. Metabolizma hastalıkları sonucu da başta süt veriminde azalma olmak üzere, yavru veriminde azalma ve kilo kaybı meydana gelmektedir. Bu hastalıkların bazıları dikkati çekmekteyse de, çoğu gözden kaçmakta, bu nedenle genellikle hastalık olarak değerlendirilmemekte ve verim düşüklüğü sonucu önemli ekonomik kayıplar olmaktadırlar.

Yeterli ve dengeli beslenme sağlanamadığında beklenilen verim elde edilemeyebilir. Böyle durumlarda hayvanın beslenmesi gözden geçirilmeli, yem analizleri yaptırılmalıdır. Yetersiz beslenme durumunda verim düşüklüğünün yanında hastalıklara yakalanma ihtimali de artacaktır. Örneğin yeni doğum yapmış bir kültür ineği günde 35 lt süt verdiğinde, ineğin meme bezi ve karaciğer gibi organları aşırı çalışır. Artan enerji gereksiniminin büyük bölümü rasyondan, bir kısmı da vücuttaki yağlardan karşılanır. Eğer artan enerji gereksinimi rasyondan karşılanamazsa, aşırı yağ kullanımı sonucu ketosis denilen metabolizma hastalığımeydana gelir.

Bulaşıcı hastalıklar veba, şap, vb. hayvancıların afetidir. Sığır vebası işletmeyi söndürebilir. Şap hastalığı ise o yıllık kârı götürerek işletmeyi ekonomik krize sokabilir. Hiç kimse gerekli tedbirleri almadan işletmeye sokulmamalı, işletme sahibi, bakıcı ve tüm çalışanlar koruyucu önlemlere riayet etmelidir. İşletmedeki hayvanların sağlığı, hayvanları ve mesleğini seven, titiz, çalışkan bir veteriner hekimin sorumluluğu altında olmalı ve onun talimatları aynen uygulanmalıdır.

Hayvanlardan en uygun verimin elde edilmesi ve hastalıklara yakalanma ihtimali barınakta aşağıdaki şartlar sağlanarak azaltılmalıdır
Ahırlarda durakların uygun ölçülerde olması, Ahır sistemlerine göre yemlik ve sulukların yeterli ve uygun ölçülerde olması, Sığırlarda önemli problem olan solunum sistemi hastalıklarını azaltmak için ahırın havalandırmasının yeterli olması ( İdeal sıcaklık 13-21 °C, ideal nem oranı %65-75 olmalı), Metabolizma hastalıklarını önlemek için özellikle gebeliğin son dönemlerinde serbest gezinecekleri alanların olması, Düşüp kaymaları, çeşitli ayak hastalıklarını ve mastitisi önlemek için uygun zeminin seçilmesi ve bol altlık bulundurulması, Doğum locaları, buzağı boksları ve karantina bölümlerinin bulunması, Kapılarda eşik bulunmaması, Kapı girişlerinde antiseptik içeren ayak banyolarının bulunması gereklidir.

SÜT TESİSİ (İŞLETME) ÖRGÜTLENME VE PAZARLAMA

Yüksek fiyatla süt satışı hedeflemeli, maliyetler düşürülerek ayrıca kazanmalıdır. Süt sığırcılığında en büyük gideri yem oluşturmaktadır. Silajın ve kaba yemlerin yeterince kullanılmadığı durumlarda, süt ve et maliyetinin en az %70’ini yem giderleri oluşturmakta, üretici kesif yem için gelirinin büyük çoğunluğunu vermek zorunda kalmaktadır.
Yem bitkileri ve kaba yemler işletmede üretilerek ve silaj yapılarak, hayvanların beslenmesinde yeterince kullanılması halinde yem giderlerinin, maliyetteki payı %30’lar seviyesine düşebilmektedir. Böylece, maliyetin azaltılması ile daha fazla kazanılmaktadır.

Çoğu zaman sütün yüksek fiyatla satılması üreticinin elinde değildir. Ancak sütü kaliteli ve ucuza elde etmek, dolayısıyla daha fazla kazanmak üreticinin elindedir. Hayvanların dengeli beslenmesi, uygun barınaklarda ve sağlıklı tutularak yüksek verimliliğe ulaşılması ile birim maliyetler azaltılmaktadır. Hesabını yapmayan, gelir-giderini bilmeyen yetiştiricilerin zamanında önlem alması mümkün olamayacağından, işletmelerini sürdürmeleri çok zordur.

Kaliteli çiftlik sütlerine, süt sanayicilerince, yağ, protein, mikrobiyolojik prim, soğutma primi ve miktar primi vb. isimler altında prim ödenmekte olup, bu primler ortalama fiyattan %10 civarı yüksek fiyatla sütün satılmasını sağlamaktadır. İşletmede üretilen süt 500 litre/günden fazla ise sanayici ile yıllık sözleşme yapılmalı. Satış sözleşmesinde sütün fiyatı ve ödeme zamanı, kalite primleri ve cezaları açık olarak belirtilmelidir. Süt fiyatının batı bölgesindeki teamül gereği her üç ayda bir değişeceği hükmü sözleşmede yer almalıdır. Küçük işletmelerin sütleri, Kooperatif, Birlik veya Köy muhtarlıklarının organizasyonunda bir araya getirilerek pazarlanmalıdır.

Yetiştirici hayvancılıkla ilgili demokratik örgütlere üye olmalıdır
Sütü ve damızlık hayvanları daha yüksek fiyatla satabilmek, girdileri (yem, ilaç, vb.) ve hizmetleri (veteriner, suni tohumlama vb.) ucuz temin edebilmek için çevrede varsa kooperatif ve damızlık sığır yetiştiricileri birliğine üye olmalı, yoksa kurulmaları için çaba sarfetmelidir. Örgütlü yetiştiricilerin sütlerini en az %5 daha yüksek fiyatla sattıkları, Birlik üyelerinin verim kayıtları tutulan damızlık hayvanlarını da daha yüksek fiyatla sattıkları pratikte görülmektedir.

Yetiştiriciler, kendi kaderine sahip çıkmak için örgütlenmeli, hayvancılık politikalarının oluşumuna katkıda bulunmalı ve uygulanmasını takip etmelidir. Hatalı uygulamalara tepki vermeli, iyi uygulayıcıları da takdir ettiğini belirterek, destek vermelidir. Herşeyi devletten beklemenin çıkar yol olmadığını anlamalı, işini en iyi yapmaya çalışmalıdır.

Bulunduğu bölgede hayvancılık projeleri uygulandığında bunların içinde yer almalı, yeniliklere açık, bilinçli olmalı ve bakıcıların eğitimleri sağlanmalıdır
Böylelikle yerli ve yabancı uzmanlardan bir şeyler öğrenme fırsatı ile yurtiçi ve yurtdışında teknik gezilere, fuarlara ve eğitimlere katılma şansını kullanarak bilinçlenmeli ve vizyon sahibi olmaya çalışmalıdır. Bilinçli yetiştiriciler, hayvanlarını sağlıklı tutarak, yüksek verimliliğe ve kârlılığa ulaşmakta, işini iyi yapmanın ve üretmenin hazzını duymakta, refah seviyesi yükselmekte, ailesine, etrafına ve ülkesine faydalı olmaktadır. Hayvancılıkla ilgili sempozyum, toplantı, panel, fuar vb. etkinliklere katılmalıdır. Bölgesindeki varsa Üniversite, Araştırma Enstitüleri, Tarım il ve ilçe müdürlükleri ve Hükümet Veterineri ile ilgili özel sektördeki uzmanlarla temasını sürdürmelidir.

Konusu ile ilgili dergilere abone olmalı, üyesi olduğu kooperatif veya birliğin etkinliklerine faal olarak katılmalıdır. Yetiştirici, hayvancılık, yem bitkileri yetiştiriciliği ve pazarların işleyişi hakkında yeterli bilgiye sahip olmalıdır. İşletmenin gelir ve gider kayıtları sağlıklı tutulmalı, sık sık maliyet analizleri yapılmalıdır. Bilinçli yetiştirici iyi bir işletmeci olmak için gayret göstermeli, çalışanlarını özenle seçmeli, hayvan bakıcılarının eğitimini ve bilinçlenmelerini muhakkak sağlamalı, işletmede çalışanlarımotive etmeli, verimli çalışmalarını ve hayvanlara iyi davranmalarını sağlamalıdır.

Hayvancılığa devletçe verilen teşvik ve destekler iyi takip edilmeli, risk azaltılmalı ve
sigorta yaptırılmalıdır
Satın alınacak, pedigrili veya sertifikalı gebe düveler için verilen destek primlerinden faydalanılmalı, yem bitkileri ekilişleri, hayvan ıslahı v.b. desteklemeler takip edilmeli, zamanında başvuruları yapılmalıdır. İyi bir işletmeci, çevrede, ülkede ve dünyadaki gelişmeleri ve pazar haberlerini takip ederek basiretli bir tüccar gibi davranmalı, doğabilecek avantajları kullanmalı ve risklere karşı önceden önlem almalıdır. Ülkemizde hayvancılık politikalarının yetersizliği ve istikrarsızlığı daima dikkate alınmalıdır.

Hayvanlar sigorta yaptırılmalı, hayvanların çalınmalarına karşı tedbir alınmalı,işletme kırda kurulacaksa, güvenliğin iyi sağlandığı yerde kurulmalıdır. Hayvanların kulakları muhakkak küpeli olmalı, en az bir köpek bulunmalı, haberleşme sistemi yeterli olmalı, hayvanların ahırdan kolayca götürülmemesi için, diğer tedbirler alınmalıdır. Hayvan sevklerinde, yasal prosedürlere muhakkak uyulmalıdır. Süt Tesisi (İşletmesi) Kurmak

Yararlanılan Kaynaklar
AÇIKGÖZ, M. 2001. Süt Hayvancılığında Kârlılık, SÜTAŞ Süt Hayvancılığı Eğitim Merkezi kurs ve seminer notları Bursa.
AKINCI, A.R., 2000. Sağmal İneklerin Beslenmesi. TİGEM Dergisi yıl 15, Sayı:77 KasımAralık 2000 Ankara.
ANONİM, 2001. Hayvan Islah Kanunu. 10 Mart 2001 tarih 24338 sayılı Resmi Gazete.
ANONİM, 2001. Yem Yönetmeliği. 4 Mart 2001 tarih ve 24336 sayılı Resmi Gazete.
ARICI, İ., ŞİMŞEK, E., YASLIOĞLU, E. 2001. Süt Sığırı Ahırlarının Planlanması. SÜTAŞ Süt Hayvancılığı Eğitim Merkezi Yayınları N.4 Bursa.
AYTUĞ, C.N., KARAMAN, M. 2001. Süt Sığırı Yetiştiricisinin El Kitabı-1.Topkim Araştırma Grubu Yayınıİstanbul.
AYTUĞ, C.N., 2001. İneklerde Mastitis. Topkim Araştırma Grubu. Süt Sığırcılığı Eğitim Yayını N.2 İstanbul.
BATMAZ, H. 2000. Süt Sığırlarının Önemli Hastalıkları ve Korunma Yolları. SÜTAŞ Süt Hayvancılığı Eğitim Merkezi Yayınları N.3 Bursa.
ÇETİNKAYA, S. 2001. Süt Sığırlarında Sürü Yönetimi ve Kayıt Tutma. Sütaş Süt Hayvancılığı Eğitim Merkezi Kurs ve seminer notları Bursa.
ERTUĞRUL, M., AKMAN, N., YENER, S.,M.1997. Hayvan Yetiştirme (Yetiştiricilik) 2. Basım. Baran Ofset Ankara.
http://www. ext.usu.edu/ag/mschool/ mquality- The Milking School- Milk Quality KUMLU, S. 1999. Damızlık ve Kasaplık Sığır Yetiştirme. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Antalya.
ÜNAL, F. 1999. Süt Sığırlarında Meme Sağlığı ve Hastalıkları, Sağım Teknikleri. SÜTAŞSüt Hayvancılığı Eğitim Merkezi Yayınları N.1 Bursa.
YAVUZ, H., M. 2000. Süt Bileşimini etkileyen Faktörler. U.Ü. Veteriner Fakültesi Seminer Notları
YILMAZ, O. 2001. Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Dergisi Sayı:12 ….Ankara
YÜCELYİĞİT, E., ZİNCİRLİOĞLU, M., YAVUZ, T., SARICAN, C. 1999. Açıkta Serbest Sistem Besicilik. USGC Amerikan Tahıl Konseyi Yayını, Aymar Yayıncılık İzmir. Süt Tesisi (İşletmesi) Kurmak

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here