Tarihte Hangi İhtiyaçlar Hangi İş Fikirlerini Oluşturdu?

Yenilikçi fikirler, şirketlerin kurumsallaşmasında ve markaların kalıcılığında önemli rol oynar. Türkiye’de de pek çok girişimci, yenilikçi fikirlerle kendi alanlarında birçok dönüşüme öncülük yaparak, önemli değişimlere imza atmışlardır.


Otokar-Terzi İzzet
Otomotiv sanayinin başlangıç yıllarının en önemli firmalarından biri, bugün varlığını “Otokar” adıyla sürdüren “Terzi İzzet’in otobüs karoseri anonim şirketi’nden başkası değildi. Firma, İstanbul Bahçelievler’deki fabrikasında Türkiye’nin ilk şehirlerarası otobüsünü Magirus Deutz lisansıyla üretmeye başlamıştı.
Firmanın bu aşamaya gelmesi kolay olmadı. Otobüs yapmak için Almanya’dan motor getirtilmiş,Pirelli’den de lastik temin edilmişti.Bunun dışında ne yan ürün ne de otomotiv sektöründe çalışacak yetişmiş eleman vardı.Otobüsü üretecek çekirdek kargo,eğitim için Almanya’ya gönderildi.Türkiye’de o zamanlar otomotiv yan sanayi olmadığı için,bütün yan sanayi ürünleri,fabrikada üretiliyordu.Örneğin otobüsün kapısının yapılması gerekiyor; yapacak fakat ülkede kilit üreten firma yok. Bu nedenle kilit, anahtar, kalorifer, koltuk gibi bir sürü detay otokar tarafından üretildi. Bu şartlar altında, 37 kişilik ilk otobüs piyasaya çıktı. Bu Türkiye’nin ilk şehirlerarası otobüsüydü.1967 yılında hava süspansiyonlu otobüsler yapılmaya başlandı.


1968 yılında, 45 kişilik araca 8 silindirli havalı motor kondu ve aracın boyu uzatılarak İzmir Fuarı’na gönderildi. Amerikalılar da tam o dönemlerde Apollo uzay aracını fırlatmışlardı.


Otobüsü İzmir fuarı’nda gören kullanıcılar da araca “Havalı Apollo” ismini koydular ve araç, bu isimle benimsendi. Havalı Apollo’nun ardından, otokar Renault minibüs ve Land Rover arazi araçlarının da fason üretimini gerçekleştirdi. 45 kişilik otobüsler yapıldı ama otobüsler 20-25 kişi ile kalkmaya başlayınca İzzet Ünver’in aklına 20-25 kişilik otobüsler yapma fikri geldi. O zaman ne Türkiye’de ne de Avrupa’da böyle bir araç yoktu. Büyük otobüsler gibi bu otobüslerin de motoru arkada, yatar koltuklu, altında bagajı olan rahat bir otobüs olmasına karar verildi. Bunlar Avrupa’nın ilk midibüsleriydi.


1970’lerde Otokar, hatlı yolcu taşımacılığı için kendi tasarımı olan hava soğutmalı Deutz motorlu minibüs üretimine başladı. Aynı dönemde otokar hisselerinin büyük bir bölümü Koç Holding tarafından satın alındı.1980’lerin başlarında Otokar, şehiriçi taşımacılığı için belediye otobüsleri üretmeye başladı.1980’lere doğru fabrikanın kapasitesi artarken, ihtiyaç duyulan pek çok unsur, fabrika mühendislerince geliştirildi. Almanya’dan ithal edilen boya fırınının yetersiz kalması nedeniyle Otokar mühendislerince yeni bir boya fırını üretilmesi bunun en etkili örneğidir.


Fikir üreten kişilerin en önemli ortak özelliği yaşadıkları dönemin onlara ilham vermiş olmasıdır. Konuya ilişkin en çarpıcı örnek, ilk arabalı vapurun (suhulet) ortaya çıkış şeklidir.


Kurukahveci Mehmet Efendi
Türk kahvesi çiğ çekirdek olarak satılıyor ve evlerdeki kahve tavalarında kavrulduktan sonra el değirmenlerinde çekilerek içilebiliyordu. Bu durum; Hasan Efendi’nin işlettiği baharat ve çiğ kahve satan dükkanın, oğlu Mehmet Efendi tarafından devralınmasına kadar sürdü.Ancak Mehmet Efendi,1871 yılında çiğ kahveyi kavurup dibeklerde öğüterek satmaya başlayınca Osmanlı ekonomisinin ilk farklılık yaratan kişilerinden biri oldu. Bu yenilik ve müşterilerine sağladığı kolaylık sayesinde adını ve “Kurukahveci Mehmet Efendi” adıyla anılmaya başladı.


Çanakkale’de Seramik-İbrahim Bodur
Türkiye’de 1950’lerin ikinci yarısına kadar, seramik kaplama malzemelerin tamamı ithal ediliyordu. Seramik konusuyla ilgilenmeye başlayan İbrahim Bodur, Çanakkale’de seramik üretimi başlatmaya karar vermişti.1957’de Çanakkale Seramik Fabrikaları’nın temeli atıldı ve ertesi yıl, deneme üretimine başlandı. Bodur’un el attığı seramik ”bakır” bir alandı.1935’lerde hazırlanan beş yıllık planda kurulması amaçlanmış olmakla birlikte kimsenin el atmadığı bir sektördü. Bodurların memleketi seramiğin ham maddesinin en iyisine, ayrıca enerji için zengin linyit yataklarına sahipti. Peki, sizce Çanakkale Seramikte işler bu kadar basit mi gerçekleşti? Topluluğun kurucusu İbrahim Bodur’un anlattıklarına göre durum hiç de böyle olmamış: “Ben fabrika kurmaya gittiğimde kimse inanmadı. Haklıydılar, çünkü Çanakkale o zamanlar binin altında nüfusu olan ufacık bir yerdi. Suyu bile yoktu. Hammadde vardı, enerji için temel kaynak kömür de vardı. Ama elektrik yoktu. O dönemde senelerce dizel elektrik ürettik.”


Simit Sarayı-Cemal Kaya
Her ekonomik kriz ya da olağanüstü zamanlar, aynı zamanda yeni fikirlerin ortaya çıkışına zemin hazırlar. Geçmişi 500 yıl öncesine kadar dayanan Türk geleneksel lezzeti “simit” sokaklardan “saray”lara en son 2000’li yıllarda yaşadığımız krizler sonucu taşındı. Simit kafe konsepti ekonomik krizin en yoğun yaşandığı 2000’li yılların başlarında hayatımıza girdi. Özellikle kalabalık caddelerde sıklıkla göze çarpan simit kafelerin ilki olan simit dünyası Ankara Kızılay’da açıldı. Zincirin sahibi Cemal Kaya, bir sabah Kızılay Meydanı’nda yürürken, işe giden insanların simitçilerin önünde kuyruk oluşturduklarını görmesinin ardında bir arkadaşıyla birlikte ilk simit kafeyi Kızılay’da açtı.


Ancak “simit cafe” konseptini geliştiren ve bu iş için bir fabrika kuran ilk zincir “simit sarayı” oldu. “Dünyanın en güzel simidi ve Türkiye’nin en güzel çayı “sloganıyla yola çıkan Simit Sarayı, ODTÜ mezunu Haluk Okutur ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu Mehmet Tarakçı adlı iki girişimci tarafından kuruldu. Müşteriler büyük ilgi gösterdi ve yeni ürünler noktasında yöneticileri yönlendirdi. Bir süre sonra peynirli, kaşarlı, sucuklu simitler geldi. İlk şubesi 2000’de Mecidiyeköy’de açılan Simit Sarayı’nın sahipleri yeni bir ürün icat etmemişlerdi. Çünkü simit her yerde yenilebilen, kolayca ulaşılabilen bir gıda türüydü. Onlar sadece simit felsefesinin farkına varmışlardı. “Nasıl üretildiğini bilmek, sıcak simit yemek, yanında iyi bir çay içmek, temiz ve rahat bir ortamda sohbet ederek bunları yapabiliyor olmak” felsefesi, kısa sürede gençleri Simit Sarayı’na taşıdı. Elbette 1YTL’ye simit ve çay ile karnını doyurmak ya da açlığını yatıştırmak, Türkiye gibi milli geliri düşük bir ülke vatandaşları için oldukça iyi bir girişim oldu.


Kaynak: Şafak Altun’un “İyi Fikir Her Zaman Kazandırır” adlı kitabından alınmıştır.

Sponsor

2 YORUMLAR

  1. bn simitçi ailenin kızıyım simit kafeyi bn 1978de aileme söyledim ama hayal olarak karşıladılar .ilk okul 3 e kadar okumuş babama bu fikri benimsetemedi oysa babam emin önünde bu işi yıllarca yapmıştı.tbiiki üniversite bitirmiş gençlerin bu işi tutturmaları hayal değil.her işte eğitim şart şimdi babamın smit fırını yok kendilerini yenileyemediler . kardeşlerimde ilk okul mezunu ticarette kendilerini yetiştitremediler.o sbeple bu fikri gündeme getirenlere teşekkür ederim. biz bayanlar çayımızı yudumlayacağımız yer bulamıyorduk.ne hamburger tanırım ne fesfout simitsiz türk olamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here