Teknoloji Sektörüne Girecek Girişimciler İçin İpuçları

Japon otomobil imalatçılarının kendi ülkeleri dışında pek araba üretecekleri
yoktu. Ne de olsa Japonya’da tedarik zincirleri oturmuştu, maliyetler sıkıca
denetleniyordu ve kalitede eşsiz bir şöhret yakalanmıştı. Nissan’ın 1983’te
Tennessee fabrikasını açtığı sırada eyaletin valisi olan Cumhuriyetçi Lamar
Alexander, “Japonya dışında iş yapmanın çok acemisiydiler. Bu konuda konuşmaktan
bile çekiniyor ve ne diyeceklerini bilemiyorlardı” diyor. Bugünse Nissan’ın
Tennessee’de iki fabrikası ve yüz kadar tedarikçisi var. Şimdi aynı bakış
açısına Amerika’daki teknoloji endüstrisinde de rastlıyoruz. Apple, Dell ve
Hewlett-Packard gibi uzakdoğu’daki büyük fabrikalara bağımlı olan şirketler
yıllardır birçok imalat tipinin Amerika’da fazla maliyetli ve verimsiz olacağını
savunuyor. Ancak denizaşırı ülkelerde bolca eğitimli orta düzey mühendis, düşük
ücretli işçi ve hazır tedarikçi bulabileceklerini dile getiriyorlar. Oysa Japon
otomobil üreticilerinin son 30 yıldır ABD’ye olan göçleri, ihtimal dışı görünen
dönüşümlerin bile nasıl gerçekleşebileceği konusunda somut bir örnek
oluşturuyor. Amerikan otomobil şirketleri bugün düşüşte olsa bile ABD halen
dünyadaki en büyük araba imalatçısı ve işverenlerinden biri olmayı sürdürüyor.
ABD’de üretilen araçların yüzde 40’ı Japon ve diğer yabancı şirketlere ait. Bu
kuruluşlar doğrudan 95 bin kişi istihdam ederken tedarikçilerde binlerce insan
daha çalışıyor. ABD bunu başarmak için Japonya’ya hem kamuoyu hem de Kongre
baskısı uyguladı, ithal Japon otomobillerine “gönüllü” kotalar koydurttu ve
Japon üreticileri Amerika’da fabrika kurmaya özendirmek için vergi muafiyetleri
ve benzeri teşvikler getirdi. Teknoloji kuruluşlarını ABD’ye taşınmaya
zorlamaksa başka güçlükleri beraberinde getirecek. Birincisi, teknoloji devleri
yabancı değil, Amerikalı ve o yüzden siyasilerde de, kamuoyunda da onlarla
ilgili bir fikir birliği yok. Fakat bazı ekonomistler onları getirmenin yine de
mümkün olduğunu ve uğraşmaya değeceğini belirtiyor. 1980’lerde Japonya’yla
masaya otururken Reagan yönetimine destek olan ticaret yetkilisi Clyde V.
Prestowitz Jr., “Burada mal satmak isteyen şirketlerin burada kurulmasını
istemek konusunda ABD’nin uzun bir tarihi var; çünkü bu başka sektörleri de
hareketlendiriyor” diyor. Hükümet teknoloji ürünlerinin, örneğin, başka
endüstrileri besleyebilen monitörlerin veya gelişmiş yarı iletkenlerin yerel
üretimini de teşvik edebilir. Prestowitz’in sözleriyle, “Oysa bu işlerin
uzakdoğu’ya gitmesine göz yumuyoruz. Sonra onları tedarik zincirleri ve Ar-Ge
takip ediyor, derken her şeyi oraya taşımak daha mantıklı gelmeye başlıyor. Yani
Apple veya Kongre, iPhone’un önemli kısımlarını Amerika’da yapmak istese bu o
kadar da zor olmaz”.


Ana Hedef İstihdam
Bir ülke var ki, son dönemlerde
teknoloji üretimini kendine çekmeyi başardı. O ülke, sübvansiyonlar ve yüksek
ithalat tarifeleriyle geçen yıl Foxconn’u ikna eden Brezilya. Onlarca teknoloji
şirketi için uzakdoğu’da akıllı cep telefonu ve bilgisayar imal eden Foxconn,
São Paulo kentinin kuzeyindeki bir fabrika’da iPhone gibi cihazlar üretmeye
başladı. Fabrikasında bugün bin işçi çalışıyor ve birçok istihdam potansiyeli
daha var. Fakat Brezi lya gibi kalkınmakta olan bir ülkenin ticaret
politikalarını uygulamak ABD için zor olabilir. Teknoloji ithalatını zorla
kısıtlamak hem uluslararası ticaret anlaşmalarının ihlaline, hem de ticari
misillemelere yol açabilir. Birçok ekonomist, mevcut küresel dünyada
korumacılığın kötü bir politika olduğunu savunuyor. İyi oldukları alanlara
odaklanmak ülkelere daha çok fayda getirmekte. Üstelik ticari engeller fiyatları
yükseltirken, yeniliği kamçılayan piyasa güçlerini körelterek ülkelerin rekabet
gücünü zedeliyor. Ekonomistlere göre ABD, robot lar ın yapabi leceği düşük
ücretli elektronik cihaz montajının peşine düşmemeli. Onun yerine yüksek ücretli
işlere odaklanmalı. Dow Chemical şirketinin başkanı ve Advanced Manufacturing
Partnership’in (Beyaz Saray’ın bir araya getirdiği, yerel üretimi teşvik etmenin
yollarını araştıran bir yönetici ve akademisyen topluluğu) eşbaşkanı Andrew N.
Liveris, “Sınırlarımızı kapatmak 20’nci yüzyıla ait bir düşünce, uzun vadede bu
ancak ekonomiyi zayıflatır” diyor. İşsizliğin yükseldiği ABD’de istihdam yaratma
sorunu şu anda tüm şiddetiyle devam eden Obama’yla Mitt Romney arasındaki
başkanlık yarışını da etkiliyor ve iki taraf, dış kaynak kullanan uluslararası
Amerikan şirketleri üstünden birbirine saldırıyor. Öte yandan Amerikan otomobil
imalatındaki canlanış, bir sektörün nasıl on binlerce iş yaratabileceğine iyi
bir örnek oluşturuyor. Nissan 16 Nisan 1983’ten beri ABD’de 7 milyonu aşkın araç
üretti. Bugün Amerika’daki çalışan sayısı 15 bin. Yılda yarım milyondan fazla a
raba, k amyonet v e c ip üreten firmanın Smyrna’daki fabrikasında altı model
üretiliyor ve yakında buna tam elektrikli Leaf modeli de eklenecek. Bu arada
Honda, Toyota, Hyundai, BMW, Mercedes- Benz ve Volkswagen gibi başka üreticiler
de Amerika’ya yerleşti. Üstelik bu fabrikaların bazıları dünyanın en
iyilerinden. Örneğin Decherd, Tennessee’deki Nissan tesisi Japonya’ya motor
ihraç ediyor. Chicago Merkez Bankası’ndan kıdemli ekonomist Thomas Klier,
“Burada hafif araç üreten 14 şirket var, bu müthiş bir sayı. Dünyada bununla
kıyaslanabilecek başka büyük bir pazar yok” diyor.


Nissan’ın Başlangıcı
Başlarda Nissan kalite kaygısıyla
Amerikalı tedarikçilerden gelen parçalara güvenmemiş. Parçaların çoğu ya
Japonya’dan gönderilmiş ya da yakın yerlerde faaliyet gösteren Japon
firmalarınca üretilmiş. İlk yıllarında Smyrna fabrikasının gelişimine nezaret
eden Nissan yöneticisi Hidetoshi Imazu, “ABD’den alacağımız parçalarla arabaları
istediğimiz şekilde yapamayacağımızı düşünüyorduk” diyor. Derken Amerikalı
üreticiler yavaş yavaş tedarik ihalelerine girmeye başlamış. Bugün Tokyo
merkezli Calsonic Kansei için çalışan 2 bin 600 kadar Amerikalı Tennessee’de
gösterge paneli, egzoz sistemi gibi parçalar üretiyor. Nissan’ın ilk
zamanlarında duyulan kaygıların bir benzeri Amerikalıların denizaşırı işçilerle
rekabet edip edemeyeceği tartışmasında da görülüyor. Teknoloj i sektöründe
Uzakdoğulu işçi ler daha hırslı, verimliliği hedefleyen zor çalışma
programlarına katlanmaya daha istekli olarak görülüyor. Yöneticiler ABD’de bu
tip işlere burun kıvrılacağını düşünüyor ve yatırım kararlarını bu inanca göre
alıyor. Otomobil sektöründeyse Amerikalıların Japon işçilerle boy ölçüşemeyeceği
inancı kalmadı. Nissan bu yıl yeni spor arazi aracı Infiniti’yi nerede
üreteceğini belirlemek için dâhili bir yarış düzenledi. Yarışın sürpriz kazananı
Smyrna’daki fabrika oldu. Tennessee’de otomobil ve yedek parça üretiminde 60
binden fazla iş var. 1983’te ulusal ortalamanın çok üstünde olan işsizlik oranı
artık daha düşük (bu Haziran’da ülke genelindeki yüzde 8.2’ye karşılık yüzde
8.1).


Avenida Steve Jobs
Brezilya’da, São Paulo’dan arabayla
bir saat uzaklıktaki Jundiaí kentinde bir yolun adı geçenlerde Avenida Steve
Jobs, yani Steve Jobs Caddesi olarak değiştirildi. Burada Apple iPhone ve
iPad’lerin üretildiği bir fabrika var. Brezilya tesisin burada kurulması için
vaktiyle ABD’nin Nissan gibi otomobil üreticilerini ikna etmekte kul landığı
yöntemleri kullandı. Yani ithalatı cezalandıran önlemler ve mali teşviklerin bir
karışımıyla Apple ve Foxconn’u cezbetti. Brezilya büyük bir Pazar. Çin ve
ABD’den sonra bilgisayarda dünyanın üçüncü büyüğü. Yerel üretimi desteklemek
için uzun süredir de ithal teknoloji ürünlerine tarife uyguluyor. Bu tarifeler
akıllı cep telefonu ve dizüstü bilgisayarların fiyatını çoğu zaman yükseltiyor
ve ithal parça kullanan yerli üreticileri dezavantajlı duruma düşürüyor. Fakat
Brezi lya Devlet Başkanı Di lma Roussef f Nisan 2012’de Uzakdoğu’ya gittiğinde
cebinde bir teklif vardı. Hükümet Foxconn’a vergi muafiyeti, sübvansiyonlu
kredi, gümrüklerde imtiyaz ve ithal parçaların tarifelerinde indirim
sağlayacaktı. Yeter ki Dell, Sony ve Hewlett-Packard için zaten elektronik cihaz
ürettiği Brezilya’da Apple ürünlerini de monte etmeye başlasın. Birkaç ay sonra
yeni Brezilyalı mühendisler eğitim için Çin’e uçmaya başlamışlardı bile. Yıl
sonunda da Foxconn Jundiaí’de iPhone imalatına geçti. Şimdi aynı tesiste
iPad’ler de üretiliyor. Gerçi Apple ürünleri Brezilya’da hâlâ pahalı. Örneğin
ABD’de 499 dolara satılan son iPad burada 760 dolar civarında. Fakat uzmanların
aktardığına göre, cihazlar burada üretildiği ve ithal parçaların tarifeleri daha
düşük olduğu için Foxconn’la Apple kârın daha büyük bir bölümünü ceplerine
indiriyor, böylece Çin dışında imalat yapmanın artan maliyetini telafi
edebiliyor. Focxonn, Brezilya’da daha fazla istihdam yaratmayı ve ülkenin
teknoloji sektöründeki hedeflerini ilerletmesine yardım etmeyi umduğunu
belirtiyor. Brezi lya’ysa iPhone ve iPad’leri monte eden Foxconn’un bir
teknoloji patlamasına yol açacağını umuyor. Nitekim Rousseff, Foxconn’un ülkede
12 milyar dolarlık daha yatırım yapabileceğini dile getirdi. Ayrıca ülkede
elektronik alanında bir tedarik zinciri geliştikçe başka üreticilerin de fabrika
kurmaları bekleniyor. Hükümet tüketici elektroniğinin daha gelişmiş ürünler için
bir atlama tahtası olmasını da umuyor. Monitör, yarı iletken ve benzer parçaları
hedef alarak Brezilya’nın bu ürünlerdeki ticaret açığını kapatabileceğini ve
sağlam bir yerli endüstri kurabileceğini aktaran Bilim ve Teknoloji
Bakanlığı’nın bilgi teknolojisi müsteşarı Virgilio Almeida, “Ülkenin sanayi
politikasında bunlar en önde yer alıyor ve Büyük Brezilya Planı’nın bir parçası
olarak değerlendiriliyor” diyor.


Amerika’daki Uçurum
ABD’deyse eski üst düzey Beyaz Saray
yetkilileri, Obama’nın görev süresi boyunca düzenli olarak danışmanlarıyla
toplanıp imalat sektörünü konuştuklarını belirtiyor. Fakat bu toplantılara aşina
isimlere göre üretimi yurt içine getirmenin yolları üstünde fikir ayrılıkları
var. Beyaz Saray Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Gene B. Sperling Mart’ta,
imalatı canlandıracak inisiyatifleri (ABD’de fabrika kurmaya getirilecek vergi
muafiyetleri, altyapı yatırımları ve “haksız ticari uygulamalara” fırsat veri
lmemesi gibi) ortaya koymuştu. Ticaret Bakanlığı’ysa Mayıs’ta, adil piyasa
değerinin altındaki Çin malı güneş panel lerine uygulanacak tarifeleri açıkladı.
Fakat şu da bir gerçek ki Washington, bir zamanlar Japonya’ya yapıldığı üzere,
Çin gibi ülkelerin korumacı önlemlerine misi llemeyle karşılık vermeye genel
olarak yanaşmıyor. Bugün birçok tüketici akıllı cep telefonlarının nerede
yapıldığını bilmiyor veya umursamıyor. En büyük yarı i letken üreticilerinden
biri olan Analog Devices’ın kurucularından Raymon Stata’nın dediği gibi,
“İnsanlar bir şeyi alırken onun nerede yapıldığına, bunun politik anlamına,
ekonomiyi nasıl etkilediğine aldırmıyor”. Sabah

Genel Bayilik Başvuru Formu :

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here