Türkiye İnovasyon Konferansı başladı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “İnsanlık tarihi esasen bilim, teknolojik
yeniliklerin ve diğer bir deyişle inovasyonun bir tarihidir. Çağları açan da
kapatan da, büyük medeniyetleri yükselten de çöküşe sürükleyen de hep teknolojik
değişme ve yenilikler olmuştur” dedi.


Cumhurbaşkanı Gül, himayesinde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından
Turkcell stratejik ortaklığında düzenlenen Türkiye İnovasyon Konferansı’nın
açılışında konuşan Gül, Türkiye’nin ve dünyanın bu ağır gündemi içerisinde
inovasyon gibi son derece önemli bir konuyu Türkiye’nin gündemine getiren ve
burada gün boyunca çok güzel tartışmalara yol açan ve bu imkanı sunan başta TİM
olmak üzere, destek veren tüm kurumlara teşekkür etti.


Gül, konferansa çok sayıda seçkin Türk ve yabancı bilim insanlarının iştirak
etmesinden de büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “Nihayet ülkesini her
açıdan 21. yüzyılın parlayan yıldızına dönüştüren aziz kardeşim Katar Emiri Şeyh
Hamad’a davetimi kabul ederek Türkiye’ye geldikleri, bu konferansa katıldıkları
için teşekkür ediyorum. Tabii ki, (Katar Emirinin eşi) Şeyha Mozah’ın da burada
olması ayrıca bize büyük bir memnuniyet vermektedir. Biliyorsunuz hanımefendi
Katar Foundation başkanı olarak eğitim kültür faaliyetlerinde olağanüstü dikkati
çekici hizmetlere fırsat vermekte. Kendisini tebrik ediyorum” dedi.


Konferansta, inovasyonun uluslararası boyutu dahil tüm ilgili taraflarının
bir arada bulunmasının özellikle takdire şayan gördüğünü dile getiren Gül, “Zira
başarılı bir inovasyon politikası ancak bu tarz bir işbirliği, eşgüdüm ile
yürütülebilecek bir husustur. Bununla ilgili bütün tarafların, sizler
‘paydaşlar’ diyorsunuz, hepsinin bir arada olması bu konferansı gerçekten güçlü
kılmaktadır” diye konuştu.


Abdullah Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:


“İnsanlık tarihi esasen bilim, teknolojik yeniliklerin ve diğer bir deyişle
inovasyonun bir tarihidir. Çağları açan da kapatan da, büyük medeniyetleri
yükselten de çöküşe sürükleyen de hep teknolojik değişme ve yenilikler olmuştur.
Yenilikler toplumların siyasi, askeri, iktisadi, beşeri ve hatta günlük
hayatlarını radikal bir şekilde değiştiren en etkili ve mutlak bir dinamiktir.
Enformasyon ve genetik teknolojisinin şekillendirdiği küresel bilgi toplumunda,
bilim ve teknoloji ve yeniliklerin toplum hayatındaki yeri ve önemini tartışmak
bugün için tuhaf kaçabilir. Ancak iktisadi düşünceler tarihinde neredeyse tüm
ünlü iktisatçı ve sosyologların, bilim ve teknolojinin ekonomi ve toplum
hayatındaki yerine değindikleri de bir gerçektir.


Teknoloji ve inovasyonu ister sosyolog Markus veya Simon de Bolver gibi,
insanı körleştirmek için bir araç olarak görelim, ister Adam Smith ve Karl Marx
gibi insanın özgürleştirmek için temel güç olarak değerlendirelim hepimiz
yeniliklerle bir şekilde yaşamak zorundayız ve yenilikler hepimizin hayatını çok
köklü bir şekilde değiştirmektedir. Özellike biz iktisatçıların, kendimi de
içine koyuyorum, ekonomik büyümenin uluslararası rekabetin temel faktörlerinden
biri olan yenilik ve teknolojiyi göz ardı etmesi mümkün değildir.”


Bu nedenle Alfred Marshall’dan Friedrich List’e, modern bilgisayarın ilk
mucidi olarak tanınan Charles Babbage’a, inovasyonun ekonomik temellerini en iyi
ortaya koyan Joseph Schumpeter’a kadar büyük iktisatçıların bu konuyla yakından
ilgilenmesinin de hiç boşa olmadığını dile getiren Gül, “Çünkü ekonomik büyüme,
her zaman kalkınmaya yol açmayabilir. Ekonomik kalkınmadan anlaşılan büyümenin
uzun dönemde sürdürülebilir olmasıdır. Bunu en iyi ifade eden meşhur iktisatçı
meşhur iktisatçı Schumpeter’dır. Söylediği, ‘istediğiniz kadar posta arabalarını
arka arkaya koyun, demiryolu görevini yapamaz’ diye güzel bir şekilde ifade
eder” şeklinde konuştu.


-“Kalkınma ve gelişmeyi tetikleyen temel dürtü yeniliktir, inovasyondur”-


“Yapılan pek çok iktisadi analiz göstermiştir ki, kalkınma ve gelişmeyi
tetikleyen temel dürtü yeniliktir, inovasyondur” diyen Gül, şunları kaydetti:


“İnovasyon yeni bir ürün, üretim metodu, pazar veya endüstriyel örgütlenme
şeklinde tezahür edilebilir.


Söz konusu yenilik süreci ekonomik yapıyı kendi sürekli olarak devrime tabi
tutar, sürekli olarak eski sistemini değiştirir ve sürekli olarak da yenisini
oluşturur. Yine burada çok misal vereceğim, Schumpeter’den misal vereceğim.
Kendisi bunu çok güzel ifade ediyor, yaratıcı imha türetim ‘destruction’ süreci
diye bunu ifade ediyor. Bugünkü dünyanın bir realitesi bu ve söylediğim gibi
toplum hayatının tüm bütçelerine sirayet etmiştir. Yeni bir yeniliğin ortaya
çıkması eskinin yok edilmesi anlamına gelmekte ve bu müthiş bir dinamizm tabii
ki oluşturmaktadır.”

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here