Tutkularının peşinden gidenler

Onlar, hepimizin hayal edip de bir türlü yapamadığına cesaret edenler aslında… Hayatlarının orta yerinde, mesleklerinin zirvesinde, şanı, şöhreti, hızla çıktıkları kariyer basamaklarını bir kenara bırakıp başka biri olmaya karar verenler…

Hikayeleri plazaların, holding binalarının arasında başlasa da, şimdilerde küçük bir stüdyo dairede ya da mütevazı evlerde devam ediyor… Onlar orta yaşlarında, hayatın avuçlarından kayıp gitmesine izin vermeden, sıkı sıkı tutunup yaşamlarının ipini ellerine aldılar.

Önce Ferrarilerini Satan Bilgeler oldular; sonra kendi yaşamlarının yel değirmenlerine saldırıp onları yenen Don Kişotlar… Moda Fotoğrafçısı Cahit Baha Pers, yönetmen Murat Şenöy, ayakkabı tasarımcısı Ayçin Aydoğan, dondurmacı Aslı Eraltan, modacı Rıfat Güntekin ve araba lastikçisi Ali Kerimoğlu içindeki sesi dinleyerek tutkunu oldukları hobilerinin peşinden gidip yeni meslek edindi. Hem daha mutlu çalışıyor hem daha çok para kazanıyorlar.


Finans uzmanıydı Porche’sini sattı şimdi moda fotoğrafçısı


37 yaşındaki Cahit Baha Pars aslında Boğaziçi Üniversitesi ekonomi mezunu. Üniversiteyi bitirdikten sonra tam 14 yıl boyunca Türkiye ve yurtdışında finans uzmanı olarak görev yapan Baha Pars bir yandan da fotoğrafçılığa merak salmış. Kariyer basamaklarını hızla tırmanırken içindeki fotoğraf tutkusunu da bir kenara bırakmayan ve kendini geliştirmeye başlayan Pars, kariyerinin en parlak döneminde rotasını değiştirmeye karar vermiş. İçindeki beyaz yakalı kariyer hırsından sıyrılıp hobisinin peşinden giden ve meslek edinen Baha Pars bunu gerçekleştiren ender insanlardan. Şimdilerde Levent’te bir stüdyoda moda fotoğrafçılığı yapan Pars o yılları şöyle anlatıyor: “Finans uzmanı olarak çalışırken amatör de olsa fotoğraf çekiyordum. Hatta sabah altıda kalkıp takım elbisemi giyip fotoğraf çekmeye çıkıyordum ve ardından işe gidiyordum. Zamanla kurslara katılarak kendimi geliştirmeye başladım ve içimdeki fotoğraf aşkı yaptığım işin önüne geçti. O dönemlerde daha çok manzara ve sokak fotoğrafları çekiyordum. Hatta Cenevre’de bir sergi bile açtım.”


AİLEM İLK BAŞTA KABUL ETMEDİ


Kendisine yeni kariyer olarak fotoğrafçılığı seçen Pars önce bir fotoğraf stüdyosuna ortak olmuş. Kısa bir süre sonra kendi stüdyosunu kuran Baha Pars reklam, katalog, dergi fotoğrafları çekmeye başlamış: “Aslında bir anda ‘Ben fotoğrafçı olayım’ demedim. Bu bir süreç. Yaşlandıkça ve deneyimler yaşadıkça her şey farklılaşıyor. Üniversiteye girerken gerçekten bankacı olmak istiyordum. Bankacılıktaki yıllarımı da çok severek geçirdim. Çünkü müthiş bir statüydü. Ama beni tatmin etmiyordu. Dolayısıyla fotoğrafçılığa daha çok sarıldım.”


Baha Pars’a bu kararını ailesinin nasıl karşıladığını sorduğumuzda ise şöyle yanıt veriyor: “Düzenli, üst düzey bir maaşı kenara bırakıp bir bilinmeyene doğru yola çıkma düşüncesini kabullenmek zor elbette. Ama benim maceracı bir ruhum var. Ailem ilk başta şaşırdı ve geçici bir heves olduğunu düşündü. ‘Mesleğini yap, fotoğraf da çekersin’ dediler ama ben hobimi iş olarak yapıp mutlu olmak istiyordum. Bu iş parasal anlamda da yatırım istiyordu ve Ferrari’sini satan bilge gibi ben de Porche’mi sattım bu iş için. İyi ki de yapmışım.”


Dondurma severdi şimdi yapıp satıyor


Dondurmacılık yapan 43 yaşındaki Aslı Eraltan’ın hikayesi ise biraz daha farklı. Notre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi’nin ardından Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Eraltan, çevresindeki turizmcilere profesyonel turist rehberliği yapmış ve işi gereği dünyanın pek çok bölgesinde bulunmuş. Eraltan “20 yıl rehberlik yaptım. Sosyalleşmeyi, anlatmayı, gezmeyi ve paylaşmayı çok seviyordum” diyor.


İTALYAN USTADAN DERS ALDI


Ama bir yandan da dondurma tutkunu olduğunu ve çocukluğundan beri evde dondurmalar yapmaya çalıştığını belirten Eraltan, bu tutkusunu nasıl meslek haline getirdiğini ise şöyle anlatıyor: “İtalya’ya dil öğrenmeye gittiğimde kar, fırtına demeden günde iki kez dondurma yerdim. Sonra Türkiye’de dondurma beğenmez oldum. Zaten bir süre sonra da rehberlikten keyif almamaya başladım ve yapmaktan haz duyduğum dondurmaların ustası olmaya karar verdim.” İtalya’da eski usul çalışan bir grup ustadan dersler alan ve bir yılın ardından Ulus’taki imalathanesinde dondurmalar denemeye başlayan Eraltan, 2008’de Arnavutköy’de Girandola’yı kurmuş: “Dondurma tutkumu meslek haline getireceğime ve başarılı olacağıma o kadar inandım ki burayı açana dek, başka bir şey konuşmadım, düşünmedim. Hayatım sadece dondurma oldu.”


Doktorluğu moda tasarımı için bıraktı


Tasarımcı Rıfat Güntekin’i pek çok kişi Çağla Şıkel, Ayşe Hatun Önal, Meltem Cumbul gibi isimlere tasarladığı kıyafetlerle tanıyor. Her ne kadar şimdilerde modacılık yapsa da aslında üniversitede tıp eğitimi alan ve doktor olan Güntekin, tüm eğitimi boyunca hobi olarak resim, heykel, seramik, moda tasarım kurslarıyla ilgilenmiş. “Sanata çok yatkındım ama lisans ve yüksek lisans eğitimimi sanatla ilgisi olmayan tıp dalında tamamladım” diyen Güntekin birden çok şey yapma isteğinden dolayı tıp eğitimi aldığını söylüyor.


Doktor olduktan sonra işten kalan tüm özel anlarını moda eğitimine, defilelere, stajlara feda ettiğini belirten Güntekin şöyle konuşuyor: “Yıllar önce hobi olarak ilgilendiğim bir alanın mesleğim olmaya başladığını gördüğümde ‘İşte bu!’ dedim kendime. Hayallerimde hep mutlu olmak vardı ve şu anda da çok mutluyum. Tıp eğitiminin moda gözüme çok farklı bir bakış açısı getirdiğini de keşfettim. Tabii tasarımcılık tıp kadar vicdani mutluluğu olan bir iş değil ama sanatsal deşarjı yakalayabiliyorsunuz.”


Elektrik mühendisi kamera arkasına geçti, artık film çekiyor


Kariyer basamaklarını hızla tırmanırken bir anda rotasını değiştirerek hobisinin peşinden giden bir başka isim ise Murat Şenöy. İÜ Elektronik Mühendisliği Bölümü mezunu 39 yaşındaki Şenöy, hayatını başarılı bir mühendis olarak sürdürmek yerine içindeki sesi dinleyerek kamera ve yönetmenlik sevdasının peşinden gitmiş. “Aslında çocukluğumda astronot olmak istiyordum. Elektronik merak ettiğim bir alandı ve hep üniversite tercihlerinde tıp, mühendislik gibi meslekler seçiliyor diye ben de bu alanı seçtim” diyen Şenöy, üniversite yıllarında tiyatroculuk yapmaya başlamış:


“Oyunculuğu da hobi olarak yapıyordum ve asıl para kazandığım iş mühendislikti. Ama zamanla setler, kamera, ışık daha çok hoşuma gitmeye başladı. Bir yandan da üniversiteyi bitirdim ve mühendis olarak çalışmaya başladım. Ama bir süre sonra oyunculuk yaptığım dizilerin montajıyla ilgilenmeye başladım çünkü kamera arkası daha çok ilgimi çekiyordu. Zamanla mühendislik yerine hobim olan işi geliştirmeye başladım. Çünkü hayattan daha çok zevk alıyordum ve en alt seviyeden başlayıp yönetmenliğe kadar yükseldim.”


SÖYLEMEK İSTEDİĞİNİZ SON


Pek çok reklam ve uzun metraj filme imzasını atan Şenöy “Mühendislik pek çok kişinin hayalini kurduğu bir meslek. Ama yönetmenlik çok farklı. Söylemek istediğiniz bir sözünüz oluyor. Zamanla bir şey söylemek istediğimde onu filmle yapmaya başlayınca yönetmen oldum. Düşünün, bir reklam çekiyorsunuz o reklam milyonlara yayılıyor. Bu da beni teşvik etti” diyor. Mühendislik eğitiminin organizasyon anlamında işine çok yaradığını da belirten Şenöy ailesinin hala onun ne iş yaptığını anlamadığını söylüyor: “Yönetmen ve yapımcının ne yaptığı konusunda tereddütleri var. ‘Keşke düzenli maaşının olduğu bir işte çalışsaydın’ laflarını hala söylüyorlar. Onların inanamadığı bu sayede para kazanıyor ve hayatımı kurtarıyor olmam. Belki güvende olmaktan feragat ettim ama mühendislik çok monotondu. Oysa mühendislik yapan insanın hayatı boyunca bilmeyeceği milyonlarca olay ve hikaye biliyorum şu anda. Bir de tabii daha önce hobi olarak yaptığım bir şeyden para kazanmak çok güzel.”


Ailemin zoruyla tıp okudum sonra hayallerime sarıldım


Pek çok öğrencinin ve ailelerinin hayallerini süsleyen bir meslek olan doktorluğu seçip sonradan hobisinin peşinden gitmeyi tercih eden bir başka isim daha var: Dr. Ali Kerimoğlu. Adana’da yaşayan 43 yaşındaki Kerimoğlu ailesinin ısrarları üzerine Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim alarak doktor olmuş. Mezun olduktan sonra pek çok hastanede dokuz yıl boyunca doktorluk yapan Kerimoğlu’nun hayalinde ise ticaretle uğraşmak yatıyormuş:
“Aslında işletme okuyup ticarete atılmak istiyordum ama tıp okuyup ticarete atıldım. Sırf ailem kırılmasın, üzülmesin diye tıbbı seçtim ama çocukluğumdan beri ticareti seviyordum. Arabalara da merakım vardı. Babam lastikçilik yapıyordu ve ben de aslında o işi çok seviyordum. Bir süre sonra doktorluktan mutlu olmadığımı hissettim ve mesleğimden istifa ettim.” Doktorluğu bırakmasına ailesinin çok şaşırdığını ancak hoşgörüyle karşıladıklarını belirten Kerimoğlu şimdilerde kendi şirketinde lastik ticareti, araba tamiratı yapıyor ve “Şimdiki mesleğimi daha çok seviyorum. Hatta doktorluktan da daha çok kazanıyorum” diyor.


Beni ben yapan tasarım hobimin peşinden gittim


Birbirinden renkli çizimler yaparak ayakkabı tasarlayan 29 yaşındaki Ayçin Aydoğan her ne kadar İÜ Turizm Bölümü’nden mezun olsa da kendini bir anda dövme tasarlarken bulmuş. Kendi tabiriyle eli kalem tuttuğundan beri çizim yapan ve yaşı ilerledikçe karakaleme merak salan Aydoğan çizime meraklı olduğu halde turizm okumasının bir tesadüf olduğunu anlatıyor: “Turizme tesadüfen girsem de bölümümü sevdim ve vakit geçirmeden çalışmaya başladım. Otel, restoran işletmeciği bölümündeydim ve pek çok yerde çalıştım. Aslında çok keyifli bir meslekti ve dört yıl kadar oldukça severek çalıştım.”


RÜYALARI GERÇEK OLDU


Turizmcilik yaparken bir yandan da hobi olarak çizimlerine devam eden Aydoğan, internet sayesinde ayakkabılara desenler yapan tasarımcılardan haberdar olmuş. “Aradığım ve yapmak istediğim şey buydu. Karşımda yepyeni, özgür bir alan vardı ve turizm yerine beni ben yapan, hobi olan bu işin peşinden gittim” diyen ve zamanla hobisini profesyonel alana taşıyan Aydoğan şöyle devam ediyor:


“Canım ne istiyorsa onu yapmak istedim ve dünyanın her yerinden boyalar, kalemler getirttim, deneyip yanılarak sonuca ulaştım. OyeeDESIGN günlük hayatta sıkça kullandığımız herhangi bir ürünü çarpıcı bir şekilde tasarlayarak sunacak olan eğlenceli bir oluşum. OyeeDESIGN projesini hayata geçirmek benim hayalimdi. Şimdi ise hedefine ilerleyen genç bir marka görüyorum. Bir ayakkabı tasarladığımda kendimle gurur duyuyorum. Fotoğrafını çekip alıcısına gönderdiğimde, övgü dolu sözlerle şımarıyorum. Dolayısıyla insanın hobi olarak ilgilendiği bir işi meslek haline getirmesi rüyasına bile giriyor, bu harika.”


ASLI DAĞARCIKOĞLU/Star

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here