Unutulmayan Kitaplardan Hayat Dersi Niteliğinde Alıntılar

Bir oda içerisinde kitap dolusudolaplar ve yazı yazan bir erkek
Yazar

Kitaplar bizi içerisinde bulunduğumuz dünyadan alıp götüren ve bambaşka dünyaların kapılarını açan birer araçtır. Her kesin mutlaka okumaktan hoşlandığı bir kitap, tür ya da yazar bulunmaktadır. Anlatılanlar bazılarına sıradan gelirken bazılarına yeni ufuklar açabilmektedir. Bu kitapların içerisinde yer alan bazı kısımlar ile tüm kitabın vuruculuğunu bir anda ortaya koyabilmektedir. İşte bu tarz cümleler o kitabın vazgeçilmez olması sağlamaktadır.

Unutulmaz Kitap Alıntıları

Kimi dünya klasikleri arasında sayılan, kimi tüm zamanların en çok satan kitapları arasında geçen bir çok eserden, ünlü yazarların okuyucuların zihinlerine kazıdığı, hayat dersi veren alıntılar için bir liste hazırladık.

1. Thomas Moore – Ütopya

Thomas Moore’un Ütopya

“Milyonlarca çocuğu bozucu, körletici bir eğitimin pençesinde bırakıyorsunuz. Erdem çiçekleri açabilecek bu körpe fidanlar gözlerinizin önünde kurtlanıyor; büyüyüp suç işledikleri zaman, yani içlerine çocukluktan giren kötülük tohumları acı meyvelerini verdiği zaman ölüm cezasına çarptırıyorsunuz onları. Sizin yaptığınız nedir, biliyor musunuz? Asma zevkini tadabilmek için hırsızlık yaratmak.”


Thomas Moore, Ütopya

Thomas Moore’un Ütopya’sı bizlere yeni bir toplum ve devlet düzenini anlatmaktadır. Ütopya’da ideal bir düzen anlatılmaktadır. Bu kısımda ise Thomas Moore eğitimin nasıl sistemin bir parçası haline getirildiğini ve aslında bunun ne kadar yanlış olduğunu anlatmaktadır. Ütopya’da aslında fikirler tartışılmaktadır. Kitabın karakteri Raphael ile eski toplumda nelerin yanlış olduğu ve Ütopya’da nelerin daha iyi olduğu ortaya konmaktadır. Thomas Moore’un Ütopyası’nda aslında bozuk olan düzen devlet, eğitim ya da başka bir şey değil aristokrasidir. Aristokrasi bozuk düzenin baş sorumlusudur çünkü eşitsizlik, aristokrasiden kaynaklanmaktadır. Ütopya için düzen ile eşitlik arasında derinden bir bağlantı bulunmaktadır ve bunun sağlanması gerekmektedir.

2. Albert Camus – Düşüş

Albert Camus Düşüş

“İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere, içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına ancak siz öldüğünüzde inanırlar. Hayatta olduğunuz sürece durumunuz kuşkuludur, ancak onların kuşkuculuğunu hak edersiniz.”

Albert Camus, Düşüş

Düşüş aslında bir kitap olarak bir romandan çok Albert Camus’nün insan varlığının ne kadar absürt olduğunu anlattığı bir monologtur. Bu kitabı ve anlattıklarını tam olarak kavrayabilmek için onun temsilcisi olduğu felsefeyi derinlemesine bilmek gerekmektedir. Camus bu kitabında baş karakter Clemence aracılığı ile insanlığın takındığı riyakar tavrı göstermektedir. Ona göre ölülere karşı daha cömert ve dürüst oluruz çünkü onlara karşı herhangi bir yükümlülüğümüz bulunmamaktadır. Albert Camus bu kitabında modern insanın günlük hayatında yaşadığı tüm korkuyu ve gerçekleri okuyucuların yüzüne vurmaktadır. Camus’nün bu yaklaşımı aynı zamanda beraberinde birçok soru getirmekte ve felsefenin özüne inmektedir.

3. Nic Fields – Spartacus ve Köle Savaşı

“Sen tuğla ve mermere bakınca devletin kültürünü görüyorsun. Ben bakınca tuğlacıyı, taş oymacısını, dokumacıları ve sakaları görüyorum. Roma soylu düşünceler ve zafer taçları üzerinde durmuyor. Roma milyonlarca kölenin omuzlarında duruyor.”

Nic Fields, Spartacus ve Köle Savaşı

Spartaküs, ülkemizde de ismi bilinen bir Antik Roma Cumhuriyeti gladyatörü ancak kendisinin gerçek adı asla bilinmemektedir. Spartaküs’ün milattan önce 73 – 71 yılları arasındaki köle savaşlarına önderlik etmesi onun nünün tarihe ve dünyaya yayılmasını sağlamıştır. Nic Fields’ın bu kitabı Roma tarihinin birinci köle savaşından başlamaktadır ve köle savaşlarını derinlemesine incelemektedir. Spartaküs, Crixus, Oenamaus ve Gannicus ile beraber Capua’dan kaçıp Vezüv Dağı’na yerleşen gladyatörler daha sonra Roma Ordusu’nu yenilgiye uğratacak bir köle ordusunun ortaya çıkışının ayak seslerini oluşturmaktadır. Spartaküs’ün her imana karşısında büyük bir imparatorluk olduğunu bilerek davrandı ve stratejilerini Roma’yı kışkırtmak yerine binlerce yıl sonra bile hatırlanacak bir isyanı oluşturmaya yöneltti.

4. James Joyce – Ulysses

James Joyce, Ulysses

“Hukukun düsturudur bu. Masum bir insanın nahak yere mahkum edilmesindense doksan dokuz suçlunun serbest bırakılması daha evladır.”

James Joyce, Ulysses

James Joyce tarafından yazılan Ulysses hakkında birçok söylenti bulunmaktadır. Ayrıca kitabın birçok özelliği de bulunmaktadır. Ulysses başka bir dile çevrilecek en zor kitaplar arasında başı çeken bir kitaptır. Hatta kendisi İnil’den sonra dünyada en çok tartışılan kitap olarak kabul edilmektedir. Ayrıca edebiyatın önde gelen birçok ismi Ulysses’i bu yüzyılda yazılımın olan en büyük kitap olarak kabul etmektedir. Ulysses’in baş kahramanı aslında Dublin şehridir. Kitap, Joyce’un kendi tabiri ile Nora Barnacle’ı sevdiğini anladığı gün olan 16 Haziran 1904’ü anlatır. Her yıl Dublin’de düzenlenen 16 Haziran tarihinde düzenlenen Bloomsday gününde iki karakterin bireysel kimliklerini aşan ve daha büyük bir gerçeğin parçası olduğunu gösteren bir kitap olarak kabul edilmektedir.

5. Scott Fitzgerald – Muhteşem Gatsby

Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby

“Yalnız bir insanın hayalinde biriktirdiklerini hiçbir taze tutku, hiçbir yeni ateş yok edemez.”

Scott Fitzgerald, Muhteşem Gatsby

Muhteşem Gatsby, caz çağı Amerika’sının harika bir portresini çizmektedir. Ancak Scott Fitzgerald bunu yaparken aynı zamanda Amerikan rüyası düşüncesine de büyük bir eleştiri getirmektedir. Sevdiği insana kavuşmak için villasında her gün çılgın partiler vermekte ve herkesin hayallerini süsleyen bir hayat yaşamaktadır. Ancak tüm bu şatafatın altında ise Gatsby’nin asıl yalnızlığı ve hayal kırıklığı yaratmaktadır. Muhteşem Gatsby, aynı zamanda zenginlik, aşırılık ve gösteriş sonrasında değerlerde yaşanan ahlaki çöküşün bir tablosu olarak kabul edilmektedir. Scott Fitzgerald’ın bu kitabı yazarken kendi hayatı ve eşi Zelda Fitzgerald ile olan ilişkisinden de ilham aldığı düşünülmektedir. Birçok edebiyatçı tarafından Muhteşem Gatsby, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önde gelen eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

6. Niccolo Machiavelli, Prens

Niccolo Machiavelli, Prens

“Hekimlerin verem için söyledikleri burada da geçerlidir: başlangıçta bu hastalığı iyileştirmek kolay, ama teşhis etmek zordur; zaman geçtikçe, başlangıçta teşhis ve tedavi edilmediği için, hastalığı teşhis etmek kolaylaşır, ama iyileştirmek zorlaşır. devlet işlerinde de aynısı olur: devlette ortaya çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde (bunu ancak uzak görüşlü birisi yapabilir) çabuk iyileştirilirler; ama bu hastalıkların görülmemesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin verilmesi durumunda, artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz.”

Niccolo Machiavelli, Prens

Niccolo Machiavelli’nin yazdığı Prens hala daha günümüzün en çok tartışılan kitapları arasında yer almaktadır. Makyavelist Düşünce akımının temelini oluşturan bu kitap sadece siyaset felsefesine getirdiği yeni bir bakış açısı olarak değil aynı zamanda edebi yönüyle de oldukça ilgi çekicidir. Machiavelli, Prens kitabında bir hükümdarın güç sahibi olabilmesi için yapması gereken her şeyi yapmaktan çekinmemesi gerektiğini ve hükümdarın gücünün ana kaynağının sevgiden çok korku olduğunu savunur. Kitap ayrıca açılış kısmında 14. yy. İtalya ve Floransa siyasetini ve prensliklerini de konu almaktadır. Prens, bir devletin nasıl ele geçirileceğini, nasıl yönetileceğini ve nasıl korunacağını anlatır. Machiavelli’ye göre bunlar sadece savaş ve acımazlıktan geçmektedir. Prens, basıldığı dönemde uzunca bir süre şeytanın kitabı olarak anılmış ve kilise tarafından yasaklanmıştır.

7. John Ronald Reuel Tolkien – Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği

Yüzük Kardeşliği

“Yaşayanların birçoğu ölümü hak ediyor. ve ölenlerin bir kısmı da yaşamayı. Yaşamı onlara geri verebilir misin? O halde öyle hak, hukuk adına ölüm buyurmakta çok acele etme. Çünkü en bilge olanlar bile her şeyin sonunu göremez.”

John Ronald Reuel Tolkien, Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği

John Ronald Reuel Tolkien, İngiltere’nin gelmiş geçmiş en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilmektedir. Tolkien ayrıca Silmarillion, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi gibi eserler ile modern fantastik türünün de kurucusudur. Kitapları için iki ayrı dil üzerine çalışmaya başlayan Tolkien, orta dünya için oluşturduğu Quenya ve Sindarin dilleri literatüre geçmiştir. Yarattığı dünya oldukça detaylıdır ve çok yönlüdür. Yüzüklerin Efendisi serisi yüzyılın kitabı olarak tarihe geçmiştir. Dilbilim profesörü olan Tolkien’in üç kitaplık Yüzüklerin Efendisi serisini tamamlaması 12 yılını aldı. Bir diğer eseri olan Hobbit de klasikler arasındaki yerini aldı.

8. Etienne de La Boétie – Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev

Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev

“Nasıl olurda çoğunluk tek bir kişiye boyun eğer, yalnızca boyun eğmekle kalmaz hizmet eder, yalnızca hizmet etmekle kalmaz ona hizmet etmeyi ister?”

Etienne de La Boétie, Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev

Etienne de La Boétie, bu kitabı ile siyasal düşünce tarihine yeni bir bakış açısı getirmiştir. İktidar ve yönetilen ilişkilerine bir siyaset olgusu getiren yazar Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev ile bir hegemonyayı, onu oluşturan dinamikleri, bu hegemonyayı oluşturan kitlenin zaman içerisinde nasıl bir değişime uğradığını anlatır. La Boétie’nin daha 18 yaşındayken yazdığı bu kitapta verilen örneklere günümüzde bile rastlanmaktadır. La Boétie’ye göre iktidar bir heykeldir, halk da bu heykeli taşıyan kaide. Ancak halk bugünün farkında değildir ve sürekli olarak iktidarın altında kalmaktadır. Ünlü Fransız düşünürü Montaigne’e göre La Boétie’ye çağımızın en büyük insanıdır.

9. Homeros – İlyada

Homeros, İlyada Kitabı
Homeros, İlyada

“Yapraklar gibidir insan soyu.
Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere,
Bir yandan bakarsın bahar gelir,
Yenilerini yetiştirir, yeşertir orman,
Böylece soyların biri göçer, biri doğar.”

Homeros, İlyada

Homeros, İlyada’da büyük Troya Savaşı’nı anlatmaktadır. Bir destan olan olan İlyada, yine Homeros tarafından yazılan Odise ile beraber bilinen en eski edebiyat ürünleri arasında yer almaktadır. Bu eserleri Homeros’un milattan önce 7. ya da 8. yüzyılda yazdığı düşünülmektedir. İlyada’da 16.000’den fazla dize bulunmaktadır ve sadece Troya Savaşı’nın 51 gününü konu almaktadır. İlyada, Akhilleus’un öfkesini konu alarak başlamakta ve Hektor’un cenazesi ile sona ermektedir. Kitapta ayrıca Paris ile Menelaos’un efsanevi teke tek dövüşü de yer almaktadır. İlyada, Odise ile beraber Antik Yunan edebiyatının en büyük eseri olarak kabul edilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here