Yabancı yatırımlardaki değişim

Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı sermayede, iki önemli değişim dikkati çekiyor. Birincisi, gayrimenkul satışları, diğeri de girişlerde Asya’nın payındaki artış. Ekonomi Bakanlığı’nın son verilerine göre, eylül ayında yabancıya gayrimenkul satışı, ülkeye giren net uluslara­rası doğrudan yatırımların yüzde 42’sini oluştur­muş bulunuyor. 494 milyon dolarlık girişin 206 milyon doları gayrimenkul satışından. Son aya ait veri oldukça manidar. Ocak-eylül dönemindeki gay­rimenkul satışı da geçen yıl 1 milyar 506 milyon iken bu yıl yüzde 22,5 artışla 1 milyar 845 milyon dolara çıkmış. Bu tutar, net uluslararası doğrudan yatırımların yüzde 18,3’ü demek.

İşin diğer yanı ise gelen yabancı sermayenin kaynağı. Burada da, Batı kaynaklı girişlerin azalmakta olduğunu, Asya’dan girişlerin arttığını görüyoruz. Geçen yılın ocak-eylül ayında toplam 11 milyar 799 milyon dolar (gayrimenkul satışı hariç) doğrudan yatırım girişi olmuştu. Bu yılki rakam 7 milyar 974 milyon dolara düştü. Bu girişlerde en büyük pay halen Avrupa Birliği’nin. Geçen yıl AB 10 milyar 160 milyon dolarlık paya sahipken bu yıl bu rakam 6 milyar 163 milyon dolara gerilemiş.

Aynı dönemde, ABD’den gelen sermaye de önemli ölçüde küçülmüş. Buna karşılık, Asya ülkeleri 2011’in ilk dokuz ayında 634 milyon dolarlık yatırım yaparken bu yılki tutarı 1 milyar 74 milyon dolara çıkarmışlar. Değişim, aşağıdaki tablodan da açıkça anlaşılıyor. Sadece doğrudan yatırımlarda değil, portföy yatırımlarında da Asya’nın Türkiye’ye olan ilgisinin arttığı görülüyor. Dün sonuçlanan Halk Bankası’nın halka arzında da bunu gördük. Satışa sunulan yüzde 23,9’luk hisseden 4,51 milyar TL’lik gelir sağlandı ve halka arz edilen kısmın yüzde 5’inden (225 milyon TL’yi aşıyor) fazlasını alan tek yatırımcı, Government of Singapore Investment Corporation (Singapur Devlet Fonu) oldu.

Yabancı yatırımlardaki değişim
Yabancı yatırımlardaki değişim

2008’de başlayan küresel krizin ardından hem Doğulu hem Batılı olan Türkiye’ye, Doğulu yatırımcı ilgisinin arttığı bir gerçek. Bunda, Batı’nın içine sürüklendiği krizi aşamamasının yanında Türkiye’nin sağladığı istikrar ve ekonomik sıçrama da önemli bir etken. Ayrıca, paranın ve gücün Batı’dan Doğu’ya kaydığı inkâr edilemez. Batı, bu durumdan son derece rahatsız fakat yapacak fazla bir şeyi de yok. Şirketleri, ayakta kalabilmek için kısmi göçte buluyor çareyi. Hükümetler, bir yandan kendi evini toparlamaya çabalarken diğer yandan Doğu’nun palazlanma sürecini geciktirme telaşında.

Böyle bir konjonktürde, Doğu’da çıkabilecek ihtilafların ve sorunların çözümü de pek kolay olmayacak gibi görünüyor. Özellikle de Ortadoğu’da. Ben, Suriye iç savaşına, Gazze’de yaşananlara biraz da bu çerçeveden bakıyorum. Bölgedeki sorunlarda Türkiye’yi yalnız bırakıp yaşananlara sessiz kalan “müttefiklerin”, bundan sonraki muhtemel gelişmelerde de aynı tavrı sergileme ihtimalini oldukça yüksek görüyorum.

Yazar : Kadir Dikbaş

Genel Bayilik Başvuru Formu :

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here