Yeni kuşak girişimciliği ve geleneksel yapı

Geleneklerine bağlı aile şirketlerinde yeni kuşakların şirket bünyesine katılması zorlu bir süreçtir. Ancak yeni kuşakların şirkete dâhil olması, yeni girişimleri de beraberinde getiriyor. Uzmanlar da yeni neslin girişimciliğinin desteklenmesini, kurumsal yapıyla girişimcilik duygusunun birlikte geliştirilmesini öneriyor.

Dünyadaki işletmelerin yüzde 65-80’i aile şirketi olma özelliğini taşıyor. Dünyadaki en büyük ve başarılı şirketlerin yüzde 40’ını ise aile şirketleri oluşturuyor. Türkiye ve ABD’de en uzun ömürlü işletmelerin yüzde 90’ı aile şirketi. En büyük 100 şirketin İtalya’da 43’ü, Fransa’da 26’sı, Almanya’da 17’si aile şirketi.

Türkiye’de aile şirketlerinin geçmişi, 60-70 yıl öncesine kadar gidebiliyor. Dünyada aile şirketlerinin ortalama yaşam süresi ise 24 yıl. Her 10 aile şirketinden ancak üçü, ikinci nesle devredilebiliyor. “Dede kurar, oğul tutar, torun dağıtır ” sözüyle özdeşleşen aile şirketlerinin ömrünü belirleyen ise aslında kurumsallaşma ya da kurumsallaşamama. Çünkü ailenin girişimci bireyinin gelişmeyi ve büyümeyi sağlayan psikolojik, sosyal, yönetim özellikleri şirket kültüründe yok oluyor veya etkisini yitiriyor.

Türkiye’de ve dünyada değişen koşullar nedeniyle birçok aile şirketi karşısında kurumsallaşma kaçınılmaz bir gerçeklik olarak duruyor. Bu genel algı nedeniyle aile şirketlerinin dezavantajlı bir yanının olduğu düşünülür. Oysa bu şirketlerin birçok avantajlı yanı da var.

AVANTAJLARI NELER?

Aile şirketleri ile girişimcilik kavramları yan yana geldiğinde hemen akla gelen, aile şirketlerinin girişimcilik konusunda daha avantajlı oluşlarıdır. Bu avantaj nereden geliyor diye bakıldığında aile şirketlerini herhangi bir işletmeden ayıran temel farklar karşımıza çıkar. Gerçekten de girişimcilik; atak olmayı, yüksek bir ufku, stratejik düşünmeyi, iş olanaklarını ciddi biçimde ve hızla değerlendirmeyi gerektirir. Ama girişimciliğin olmazsa olmazı, risk alma potansiyelinin normalden daha fazla gelişmesidir. Aile şirketlerinin tipik özellikleri arasında yüksek risk alma potansiyeli baş sıralarda yer alır. Dolayısıyla teknik olarak dünyada ve ülkemizde aile şirketlerinin girişimcilik konusunda daha şanslı, avantajlı ve istekli olduklarını söylenebilir.

Aile şirketlerinin başında genelde yetenekleri yüksek lider kişilikli girişimciler bulunuyor. Hiç bir şirket girişimcinin ölçülemeyen, bilimsel olarak tam anlamıyla tanımlanamayan girişimcilik yetenekleri olmaksızın gelişemez. Son yıllarda dünyada, yöneticilerin girişimcilik/liderlik yönlerini geliştirmek, büyük şirketleri de “girişimci” liderler tarafından yönetilebilecek organizasyon birimleri halinde teşkilatlandırmak için ciddi bir çaba var. İşte aile şirketleri bu özelliği ile iş dünyasında büyük bir avantaj elde ediyor. Yine birçok özelliği, bu şirketleri dinamik tutuyor.

ÇABUK KARAR ALINIYOR

Örneğin aile şirketlerinde kararlar çabuk alınabiliyor. Gecikmeler minimalde oluyor. Aile şirketleri genelde yalın, hiyerarşik katmanları olmayan organizasyonlar halinde yönetilebiliyor. Bu birçok büyük şirketin özlemini çektiği bir durum. Yine bu şirketler müşteri ihtiyaçlarına çok daha yakın. Aile şirketleri çok daha savaşkan, çok daha galibiyete, gol atmaya odaklı. Genelde aile şirketlerinin kurucu girişimcileri, her şeyi tırnakları ile yapmış, hayatında en az bir kere geri atılacak adımı kalmamış, sırtı duvara dayanmış insanlar oluyorlar. Bu insanların mücadele ve başarma hırsı yüksek oluyor. Hep sözü edilen ‘doğru kurumsallaşma’ ise aile şirketlerinin ‘girişimcilik’ ya da ‘liderlik’ özelliklerini yitirmeden olan kurumsallaşmadır.

“Büyük global şirketlerin son 25-30 yıl içindeki en büyük sorunu nedir?” diye sorulursa, bu soruyu ünlü yönetim uzmanları “Çok fazla analiz, yetersiz girişimcilik ve liderlik” diye yanıtlar.

Giderek yaygınlaşan globalleşmenin hâkim olduğu, ticaret engellerinin hızla ortadan kalktığı, rekabetin artan bir şiddetle şirketlerin günlük yaşamlarını etkilediği, krizlerin ve belirsizliklerin istisna değil kural olduğu bir dünyada; ‘girişimcilik’ ile ‘kurumsallaşma’nın avantajlarını doğru ayarlayarak, kullanabilmek de başarının sırlarından biri.

Girişimci, bireylerin ihtiyaç duyduğu ya da duyabileceği ürünler üretmeyi veya hizmetler sunmayı amaçlayarak maddi kazanım sağlamayı hedefler. Bu nedenle de kendi işini kurmak için tüm altyapı çalışmalarıyla, iş için gerekecek tüm ihtiyaçlarını bir araya getirerek, para ve saygınlıklarını riske atar. Girişimcileri iş kurmaya iten birçok neden olabilir. Bunların bazıları ailenin itici gücü, bazıları kişisel özellik, bazıları da ileriyi düşünme gibi nedenlerle gerçekleşir.

Ülkemizde iş bulma sorunu göz önüne alındığında, genç kuşakların ailelerin işlerini devralma geleneğini devam ettirme zorunda oldukları görülüyor Kişisel yapı olarak başkalarının yanında çalışamama ya da diğer bir deyişle emir altında çalışamama durumları, bağımsız çalışma şartlarına sahip olma isteği, çalışma sürelerini kendisi belirleme isteği, kendi geleceğini şekillendirme ve yön verme dürtüsü ve en önemlisi farklı bir sosyal statüye sahip olma isteği de girişimci ruhu kamçılar. Boş zamanları değerlendirmek ya da aile bireylerine gelecekte farklı bir iş alanı edindirme isteği ve ek gelir ihtiyaçları da girişimci olma nedenlerindendir.

Girişimci, kendi işini kurarken belirli düzeyde bilgi ve deneyim sahibi olmalıdır. Sahip olunan bilgi ve deneyimler, kendi işini yürütürken hızla artar. Girişimci işinin patronudur, ancak işini yaparken hem çalışan hem patron olmak zorundadır. Girişimcinin hedefleyeceği gelir, işinin sermaye yapısına bağlıdır. Girişimci kâr amacı güder, ancak zarar riskinin de sahibidir. İşin kuruluş ve ayakta durma dönemlerinde girişimci önce işini devam ettirmek zorundadır.

YENİ YATIRIM ARZUSU

Günümüzde birçok genç nesil aile üyesi, yeni yatırım peşinde koşuyor. Bunun en önemli nedeni, değişime isteği olarak önümüze çıkıyor. Ayrıca klasik yatırımın yanı sıra klasik yönetimden de çabuk sıkılıyorlar. Bu nedenle birçok aile şirketinde yeni kuşakların gelmesiyle farklı alanlar ve yönetim biçimleri görülüyor. Bir diğer neden ise kendilerini ispat etme duygusu. Kendi başardıkları faaliyetlerle gurur duyma ve kazanç sağlama, yeni nesil için adeta bir ideal durumuna geldi. Sıfırdan bir şirket kurup yeni sektörde başarılı olmak, çevresel anlamda varoluş mücadelesi olarak düşünülüyor.

Aile üyelerinin farklı sektörlere girmesi halinde ise uzmanlar, üç durum oluştuğunu ifade ediyor. İlk durum; şirketin ilk iki yıl içinde iflası. Farklı bir sektör, farklı rekabet, uzmanlaşmış rakipler arasında başarısızlık, çoğu zaman kaçınılmaz oluyor. Uzmanlar bunun en çok sanayi yatırımlarında görüldüğüne dikkat çekiyor.

İkinci durum ise şirketin beş yıl içindeki faaliyetleridir. Çünkü şirket, bu zaman zarfında tanınır ve para kazan¬maya başlar. Söz konusu beş yıllık dönemde, kazanç oranı¬nı veya beklentiyi karşılayamayan şirketler de kapanabiliyor. Buna da genelde hizmet sektörlerinde rastlanıldığı ifade ediliyor.

Üçüncü ve son durum ise başarılı bir girişim olabiliyor. Bu girişim, kurumsallaşmaya da ihtiyaç duyuyor. Şirket yüksek kârlar elde ediyor, marka olma yolunda önemli adımlar atıyor; ancak kurumsallaşma çabaları içine girmezse başarısız oluyor. Bu tip yapılar, artık kendi aile işlerinin üzerine çıkmıştır ve devamlılığın sağlanması için kurumsallaşma faaliyetlerine başlaması gerekir.

ÇOCUKLARA GİRİŞİM İMKÂNI VERİLMELİ

Birçok aile şirketine danışmanlık yapan Değer Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Fındıkçıoğlu, aile şirketlerinde çocuklara özel bir önem verilmesi gerektiği kanısında. Çünkü Fındıkçıoğlu, gençlerin potansiyellerini performansa verimli bi¬çimde dönüştürmenin mümkün olduğuna inanıyor. Böyle örnekler olduğunu ifade eden Fındıkçıoğlu, şunları belirtiyor:

“Öyle ki aile şirketi, bir ana iş ya da sektörde belirli bir büyüklüğe geliyor. Tam kendini tekrar edecekken, belki yavaş yavaş durağan hale girecekken yeni kuşağın yeni girişimi ile yeniden bir gelişme ivmesi yakalıyor. Böyle şirketler var. Bu girişimler, yani yeni kuşağın sağlıklı bir girişim yapabilmesi içinse iki temel şartın öncelikle yerine getirilmesi gerekir. Bunlardan ilki; çocuk ve gençlerin yetişmeleri, eğitimleri ve öğrenimlerinin özel bir hassasiyetle ele alınması, izlenmesi. Gençlerin mümkün olduğunca aile değerleri ile yetiştirilmesi ve disiplininin göz ardı edilmemesi. Ayrıca gençler, yetenekleri doğrultusunda lider adayları olarak yetiştirilmeli.” Fındıkçıoğlu ikinci şartı ise; girişim yapılacak alanın mevcut ana işin ve sektörün tamamen dışında olmaması yani mevcut işin altına, üstüne ya da yanlarına doğru bir genişlemenin sağlanması olarak özetliyor.

Fındıkçıoğlu, bu konuda iki kurum örneği de veriyor:

“Doğtaş Mobilya’nın yeni kuşak gençlerini, mevcut eğitim süreçlerine ek olarak aile şirketi odaklı özel bir liderlik programına tabi tutuyoruz. Bu projenin ilk etabı tamamlandı. Ve gerçekten çok önemli kazanımlar sağlanıyor. Diğer bir örnek ise Mopaş Marketçilik. 51 şubesi olan perakende sektörünün hızla büyüyen bu gıda şirketi, peynir üretimi alanında yeni bir girişim yaptı. Halen ikinci kuşağın temsilcileri tarafından yönetilen bu yeni girişim, önemli bir katma değer sağlıyor.”

KOSTAKLAN YENİ NESİL GİRİŞİMCİLERE ÖNERİLER

Fevzi Kostak Etika Dan. Ve Eğitim Ltd. Şti. Genel Müdürü

Aile üyesi yeni nesil girişimcilerin okul dönemlerini mutlaka verimli geçirmelerini tavsiye eden Fevzi Kostak’ın önerileri şöyle:

Yaz aylarında mutlaka aile şirketlerinde zaman geçirmeli,

Okul dönemlerinde araştırma yapmalı ve aile işlerinin sektörel yapılarının yanı sıra dünyadaki gelişimlerini de araştırmalı,

Aile büyükleriyle zaman geçirmeli ve onların tecrübelerini not alabilmeli, büyük yapıdaki aile şirketlerinin liderleri mutlaka biyografi ve tavsiyeleri gelecek nesle bırakmalılar,

Genç nesil aile üyeleri eğitim kariyerlerine karar verirken aile büyüklerine danışmalı,

Güzel sanatlar okumak isteyen ve hayatını sanata adamaya hazır bir gencin şirketin başına geçmesi beklenmemeli, geçerse de başarısız olacağı unutulmamalı,

Genç nesil aile üyeleri aile önderlerine aile anayasası konusunda ısrarcı olmalı,

Kendileri yönetim kademesinde bulduklarında içinden çıkılmaz sorunlarla karşılaşabilmek

Genç nesil gelecekte karşılarına çıkacak liderlik, hisse devri, yönetim ve yatırım konularında aile liderlerini aile anayasası konusunda ikna etmeli

Genç nesil aile üyeleri mutlaka yönetim bilimi, risk yönetimi ve finansal yönetim konularında okul dışında ve içinde kurs veya özel derslerle eğitim almalı,

Genç nesil aile üyeleri yabancı dillerini geliştirmeli ve uluslararası yatırımlara karar verebilmen, Genç nesil aile üyeleri manevi değerlere sahip olmalı,

Kazanılan paraları düzgün harcamalı sosyal dayanışmaya açık, israfın ne olduğunu anlayabilecek kapasitede olmalı,

Genç nesil aile üyeleri kendileri ispat etmek amacıyla hatalı yatırımlara girebiliyor, bu nedenle bu tür kararlarda acele etmemeli iyi bir fizibilite yapabilmeli.
“GİRİŞİMCİLİK YENİ KUŞAKLARLA GELİŞİYOR”

İlhamİ Findıkçıoğlu Değer Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı

Aile şirketlerinde girişimciliğin ilk dönemde yani kuruluş döneminde yüksek olduğunu, izleyen kuşaklarda düşük olduğunu görüyoruz. Aile ile şirket dengesini kurmuş, özellikle kurumsallaşma yolunda mesafe almış şirketlerin yeni girişimlerle işlerini geliştirip zenginleştirdiklerini; tüm aile üyelerinin aynı yerde bulunmaları nedeniyle oluşan sıkıntıları da daha rahat önlediklerini söyleyebiliriz. Türkiye’deki örneklere bakıldığında, aile şirketlerinin; doyum noktasına ulaşmadan, durgunluk devresine girmeden, çok yoğun mülkiyet genişlemesi ve sosyal standartların gelişmesinden önce yeni girişimlerle işlerini derinleştirdiklerini görüyoruz.

Konukoğlu Ailesi (Sanko), bu alanda dikkat çeken güzel örneklerden biridir. Başarılı aile şirketleri, yeni girişimlerde mevcut işlerini kayıp etmemeye özen gösteriyorlar. Bu işin devamı, tamamlayıcısı şeklinde yeni işlere girişim yaptıklarını görüyoruz. Örneğin perakende gıda sektöründe yer alıyorsa, sattığı ürünlerden birinin üreticisi olma yönündeki girişim, kurumu hem yormaz hem de yeni girişim riskini minimize eder.”

“BİRİNCİ KUŞAK BİZİ HEP DESTEKLEDİ”

Evrim Aras Aras Kargo Yönetim Kurulu Başkanı

Babamın da iş teklif etmesiyle Aras Holding bünyesinde çalışmaya başladım. Oryantasyon dönemim boyunca şubelerden bölge merkezine kadar pek çok alanda görev yaptım. Şirketimizde her bir kademede çalıştım. Babam yeniliğe çok açık, vizyon sahibi ve ileri dönem ihtiyaçlarını çok önceden görebilen bir kişiydi. Bu noktada eğitim aldığım konuyu şirket ihtiyaçlarıyla da birleştirip, kurumsal iletişim departmanı kurdum ve şirketimiz yeniden yapılanma sürecine girdi.

2003 yılından bu yana sürekli sektöre dinamizm katacak yeni girişimler, yeni projeler ürettik, üretmeye devam ediyoruz. Babam tüm bu gelişmeler karşısında desteğini hiç eksik etmedi, bilgi ve tecrübesiyle bizlere sürekli yol gösterdi. Gençliğin vermiş olduğu enerjiyle daha çok şey yapmak istiyorsunuz ve yeni projeleri hayata daha kolay geçirebiliyorsunuz. Bizde de böyle oldu ve birinci kuşak bu değişimleri sürekli destekledi. Genelde eski kuşaklar gençlerin dinamizmine, gençler ise kendilerinden büyük kişilerin bilgi ve deneyimlerine sahip olmak ister. Aile şirketleri, bu iki unsurun birleşmesi gibidir.

“YENİ KUŞAKLAR PROFESYONEL GİBİ YETİŞTİRİLMELİ”

Nevzat Seyok Karsu Tekstil Genel Müdürü

Yeni kuşakların girişimciliği, şirket içindeki konumlarıyla da çok bağlantılı. Gerçi birinci kuşaklar bu konuda biraz muhafazakar olsalar da; genç kuşaklar, şirket içinde ciddi sorumluluklar aldıkları zaman güven oluştuğundan, istedikleri atılımı yapabiliyorlar.

Genelde birinci kuşakla ikinci nesil arasındaki tarz farklılıkları, çok ciddi ayrışmalara neden oluyor. Çünkü birinci kuşak için başarılmış bir iş var; öncelikler her zaman kendi başardıkları iş üzerinedir.

Genç kuşaklara önerim ise; girişimlerinin desteklenmesini istiyorlarsa, birinci kuşakların başardıkları işlere öncelikle sahip çıkmalı ve en azından bu konuda gayretli olduklarını göstermeleridir. Yeni girişimcilik uğruna, mevcut iyi giden işleri de bozulan birçok aile şirketi de görüyoruz. Her şeyden önemlisi; aile şirketleri aile içinde de olsa kurumsallaşmalı ve aile bireyleri birer profesyonel gibi yetiştirilmeli.”
Kaynak:Kobi milliyet

Genel Bayilik Başvuru Formu :

1 YORUM

  1. Rahmetli Turgut Özalın bir sözü vardı küçük işletmecilere..^^Türkiyedeki küçük işletmeciler kendi aralarında gruplaşıp şirket kursa en azından mal alırken toplu bir şekilde malı alıp normal aldıkları fiyattan cok ucuza getirebilirler ^^

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here