Yeni trend: Yönetmeden yönetmek

Starbucks’a geri dönen Howard Schultz’a sormuşlar: “Sizi etkileyen ne oldu da bu kadar kısa sürede yuvaya döndünüz?” Schultz gülerek cevap vermiş: “Geleceği ne Steve Jobs’a ne de Ted Waitt’e bırakmak istedim!”
Ve devam etmiş sözlerine: “Eminim ki Apple, Steve Jobs olmadan pek bir anlam ifade etmezdi. Ted Waitt de işinin başından ayrılmasaydı Gateway bu derece parlamazdı. Bilmem ne demek istediğimi anladınız mı?”
Amerika’da geçmiş başarı öykülerinin dilden dile dolaşması olağan bir şeydir. Fakat şimdi nedense kendi ekollerini yaratan kahramanlar bir rol model olarak alınıyor.

Hissettirmeden yönetmek
Gerçekten de Steve Jobs ve Ted Waitt en iyi örnektir hâlâ. Sonra Yahoo’nun beyin takımından Jerry Yang, Dell’i yaratan adam Michael Dell ve ünlü menkul kıymet sihirbazı Charles Schwab geliyor. Hemen sonraki sırada ise Howard Schultz var!
Bu insanların ortak özelliği önemli: Hepsi geçmişe değil, geleceğe bakıyor. Gelecekte yaşamak onların hayat kaynağı sanki.
Peki, yenilikçilik nasıl bir şey? Onların altındaki yöneticiler bu insanların karizmasıyla nasıl bütünleşiyor? Personelini yakından tanımak, şirketin reorganizasyonunda rol alıp sistemin tüm girdisini çıktısını bilmek üst yönetici olmak için yeterli değil mi? Hayır! Kimsenin aklına gelmeyen çoğu zaman absürd sayılabilecek sıradışı işler yapmak gerekiyor!
İşin merkezinde yeni ekonominin kuralları ve geleceğin önceden sezinlenmiş ihtiyaçları var. Portföylerini yaptıklarıyla değil yapacaklarıyla oluşturuyorlar! Bu sihirbazların bir özelliği de çalışanlarını “hissettirmeden” yönetmeleri. Buna literatürde “yönetmeden yönetmek” deniyor.
“Yönetmeden yönetmek” kulağa hiç de hoş gelmeyen uçuk bir ifade! Şurası bir gerçek ki tüm bu sıradışı insanlar şirketlerini fiili bir icraat olmadan onların içine karışarak yönetiyor. Aslında onlar birer kuramcı. Kendi yönetsel, düşünsel ve felsefi ideolojileriyle icranın oluşmasını sağlıyor, sistem kuruyorlar. Bir bakıma yeni nesil CEO trendi bu!
Yöntemin özü çok basit: Önce bir “düşünce aurası” yaratıyorlar şirket içinde. Ve insanları bu atmosferde iyice yoğurarak anında karar veren bir takım haline getiriyorlar. Bir tür “mantra” oluşturup birilerini ipnoz içine sokan Hintli guru gibiler!
Ünlü menkul kıymetler aracısı Schwap, yönetim toplantılarını bir masa etrafında değil, her defasında yeniliği ve farklılığı çağrıştıran bir objenin yanı başında yapıyor. Örneğin açık havada bir ağaç altında ya da bir jet uçağının içinde!

Otoriteni değil yetkini devret
Bu yeni trendin ilk uygulayıcısı kim derseniz onu da söyleyeyim. Japonların ünlü markası Panasonic’in patronu Matsushita bu anlayışın yaratıcı ve öncüsü. Yenilik düşüncelerini “kabuki tiyatrosu” izleyerek oluşturur, oyunu yöneticilerin düşünerek izlemesini istermiş.
Bilgisayar dünyasının genç filozofu Michael Dell ise şöyle yaklaşıyor bu konuya: “İnsanları hiç ummadıkları bir noktaya odaklayamazsanız yöneticiler sizin yarattığınız hayalleri izleyemez. Bunun için önce yetki ve sorumluluklarınızın onlara devredilmiş olması gerekir!”
Bir de öyküyle süslüyor sözlerini Michael Dell: “Yanılmıyorsam şirketin ilk kurulduğu günlerdi. Küçük bir ofiste birkaç kişiydik. Önemli bir programın ipuçlarını yakalamak üzereyken en samimi arkadaşım odama dalıp kahve otomatının parasını yuttuğunu söyledi bağırarak. Tam patlamaya hazırlanıyordum ki o hışımla devam etti: ‘Michael, anlamıyorum; şu kahrolası otomatın anahtarı neden hep sende duruyor!’ İşte o zaman aklım başıma geldi ve üzerimdeki tüm sorumlulukları hemen çalışanlarıma devrettim. İşte o tarihten beri de her şeyi yönetmeden yönetmeyi öğrendim!”
Kısacası yönetimin başında söylevde bulunmak, bol rapor yazıp okumak ve bitmez tükenmez toplantılarda adrenalin üretmek, tepe yöneticiliği yapma anlamına gelmiyor. Geleceği, farklılığı ve de yeniliği çağrıştırmanın çok daha başka yolları var. İşte yeni nesil CEO’ların yaptığı da bu: “Takımını kur ama onu yönetmeden yönetmeyi öğren!”

NOT DEFTERİ:
TÜSİAD toplantısında rahmetli Sakıp Sabancı’ya bir arkadaşı dert yanmış: “İşlerim o kadar çok ki inan başımı kaşıyacak vaktim yok!” Sabancı sözünü kesmiş hemen: “O zaman başını kaşıyacak birini bulacaksın be ağam!”
Kaynak:Nur Demirok

Genel Bayilik Başvuru Formu :

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here