Yemeksepeti.com Fikri ve Başarı Hikayesi

yemeksepeti-basari
yemeksepeti-basari

Hayatımıza bazı şeyler çok hızlı giriyor ve vazgeçilmez oluyor. O kadar çabuk alışıyoruz ki bu zamana kadar o yokken nasıl yaşıyor muşuz diyebiliyoruz. Bugün, röportajını okuyacağınız girişim bize bunu hissettiren Türkiye’de kendi alanında ilk ve en büyük portal, yani Yemeksepeti.com. Günde, aldıkları 50 bin siparişle kapıya ihtiyaç ve mutluluk getiriyorlar. İnternetten verdiğiniz siparişin, kapınızı getirilme hikayesini şimdi Yemeksepeti.com’un kurucu ortağı Melih Ödemişten öğrenelim.

Eğitiminiz ve özgeçmişiniz
1976 İstanbul doğumluyum. 1995 yılında Avusturya Lisesi’ni bitirdim. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden 1999 yılında mezun olduktan sonra, bir yıl Citibank Hazine Bölümü’nde, hazinenin kullanımına yönelik olarak yazılım geliştirme ağırlıklı çalıştım. Eşzamanlı olarak Boğaziçi Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisans’ı yaptıktan sonra, sonra Nevzat Aydın, Gökhan Akan ve Cem Nufusi ile birlikte yemeksepeti.com’u kurduk. 2002 yılında İşletme Yüksek Lisans’tan mezun oldum, halen kurucu ortak ve Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak yemeksepeti.com’daki görevime devam ediyorum. 2007 yılında Endeavor Girişimcisi seçildikten sonra, girişimci ve yönetici şapkamın yanısıra girişimciliği desteklemek üzere hem melek yatırımcı olarak hem de organizasyonlar bazında çalışmalar sürdürmekteyim. Melek yatırımcı olarak Galata Business Angels ile birlikte çalışıyor ve E-Tohum organizasyonu kapsamında girişimcileri destekliyorum. Ayrıca Gıda Bankacılığı Derneği’nin kurucu üyeleri arasındayım.

Bu işe başlamadan önce iş hayatında tecrübeniz oldu mu, nerelerde çalıştınız?
99-2000 arası tam bir yıl Citibank Türkiye Bireysel Bankacılık Hazine bölümünde çalıştım, hazinenin ihtiyaçlarına yönelik yazılım geliştirdim.

Bu işe başlama fikri nereden geldi ve nasıl gelişti?
Üniversitede okuduğumuz yıllar ve bölüm gereği zaten özellikle internetle ilgili bir girişim yapma hevesim hep vardı. Mezun olup Citibank’ta çalışırken dahi hep yeni fikirleri ve özellikle internet alanındaki gelişmeleri çok yakından takip ediyordum. 2000 yazında, üniversiteden arkadaşım Nevzat Aydın’la birlikte üzerinde konuştuğumuz iş fikirlerinden biri Yemeksepeti.com modeli idi. Özellikle Türkiye’de büyümekte olan fast food ve paket servis sektörü, aynı zamanda büyüyen internet kullanıcı kitlesi, bu işin ciddi bir potansiyeli olabileceğine inandırdı bizi. Hemen arkasından da sahada bazı araştırmalar yaptık. Restoranlar ve kullanıcılarla konuştuk, bu fikrin ne kadar ilgi görebileceğini anlamak için.Bunların sonucunda bir an önce işe koyulmaya karar verdik. Tabi ki yola çıkmadan önce ekibimizi diğer ortaklarımız ve ilk 2 çalışanımızla güçlendirdik.

Ne kadar sermayeyle ve nasıl bu işe başladınız?
Kurucu ortakların kendi birikimleri ve aile destekleri sayesinde işe başlayabildik. Şirketi kurduğumuz dönemde Türkiye’de ne risk sermayesi şirketleri vardı ne de banka kredileri alınabilir durumdaydı. Haliyle kendi yağımızda kavrulmak durumunda idik. Bizim şirkete koyduğumuz sermaye yanına asıl yıllarca maaş almadan çalışmamızın potansiyel maliyeti asıl yüksek olan maliyetti.

Ekibinizi nasıl kurdunuz ve şu an kaç kişi çalışıyor?
Ortakların hepsi birbirini önceden tanıyan kişilerdi. Ya üniversiteden ya da öncesinden kurulmuş arkadaşlıklar sayesinde güvenilir ve sağlam bir ortaklık yapısı kurabildik. 11 sene boyunca bu yapıyı koruyabilmiş olmamız bize doğru seçimleri yaptığımızı gösteriyor. İlk etapta ekibimizi kurarken zeki, çalışken ve şirketi bizler kadar sahiplenebilecek kişilerle yola çıkmaya özen gösterdik. Çünkü özellikle bir girişimin ilk dönemlerinde herkesin çok ciddi fedakarlıklar yapması gerekiyor. Buna hazır olmayan insanların böyle bir yük altına girmesi çok zor. Benzer şekilde fırsat maliyeti yüksek, kariyer hedefi parlak olan ve yüksek maaşlarla çalışan insanları bu dönemde işe almak , ya da ekibe katılmaya ikna etmek oldukça güç oldu. Zaten bu yüzden çok uzun süre şirketin en ciddi insan sermayesi ortaklardı. Tabi ki bize yardımcı olan ve hala bizlerle birlikte olan kilit ve artık demirbaş olmuş çalışanlarımızın katkısı ölçülemez. Şu an 200’den fazla çalışanımız var. Zaman geçtikçe insan kaynağı yapısı tabi ki değişti. Ara kademe yönetici pozisyonları ortaya çıktı, departmanlar oluştu ve gelişti. Artık çok ciddi ve seçici bir işe alma prosedürümüz var. Bu bürokrasiden ziyade şirket kültürünü korumaya yönelik bir seçicilik aslında. Kendi içimizdeki girişimci ruhu taşıyan arkadaşları bünyeye katmaya özen gösteriyoruz.

Markanızın ismi nereden geliyor?
Çok basit aslında. İçinde Türkçe karakter olmasın, kolay anlaşılır ve sempatik olsun istedik. Eskiden camlardan sarkıtılan sepetler vardı. Bize biraz ilham kaynağı veren o oldu aslında. Sepet kelimesi de kendi içinde bir çeşitliliği barındırıyor, böylece hem kolay ve sempatik, hem de ne yaptığı çok kolay anlaşılır ve akılda kalıcı bir isim ortaya çıkmış oldu.

İşe başlarken finansman veya rehberlik anlamında destek gördünüz mü?
Ailelerimiz dışında bu konularda bize yardım edebilecek ne bir kurum ne de mentor diyebileceğimiz insanlar vardı. Hemen hemen her şeyi yolda öğrendik diyebilirim.

İşinizde sizin için dönüm noktası sayılabilecek bir zaman dilimi veya yardım eden kişi oldu mu?
2004 yılında Türkiye’de ADSL hizmetinin başlaması, internet kullanıcı sayısının çok hızla artmasına sebep oldu. Bu sadece bizim değil, o zamana kadar hayatta kalmayı başarmış bütün internet şirketleri için bir dönüm noktası oldu. Pazar hızla büyüdü ve bugün dünyanın sayılı büyüklüğe sahip internet pazarlarından biri haline geldi ve hala hızla büyümeye devam ediyor. Bunun dışında 2007 yılında Endeavor Girişimcisi seçildik ve bu ağın faydalarından yararlanmaya başladık. Özel olarak bir kişi ismi vermem zor, ancak genel olarak bize faydalı olduğu kesin.

Şu an markanızın yönetimini nasıl yapıyorsunuz?
Şu an marka konumlandırmasını ve özellikle kullanıcı ile olan iletişimimizi yöneten bir pazarlama ekibimiz var. Tabi Yemeksepeti’nin zaten geçtiğimiz 11 yılda kurduğu kendine has bir iletişim karakteri var bunu daha da geliştirerek devam ettiriyoruz.

Bu noktaya gelmenizin kısaca hikayesi nedir?
İyi bir ekip, çok sabır ve tonla emek. Tabi ki iş modelimizin ilk günden itibaren iyi planlanmış olması ve bunu bugüne kadar çok akıllı ve doğru adımlar atarak büyütebilmiş olmamız başarı
hikayesini yaratan ana unsur.

Markanızı şu an nasıl kendi sektörünüz içinde, rakiplerinize göre nasıl konumlandırırsınız?
Yemeksepeti.com, kendi yarattığı online yemek siparişi pazarında açık ara liderliğini koruyor.Yenilikçi yapımız ve kullanıcı memnuniyetine verdiğimiz önem sayesinde çok sadık ve memnun bir kullanıcı kitlesi yarattığımızı söyleyebilirim. Yine de sürekli olarak neyi daha iyi yapabiliriz diye kafa yormaya devam ediyoruz.

Sizce, sizin başarınızın sırrı nedir?
Girişimci ruhu bir ekip olarak korumak, işe konsantre olmak ve inanmak. Önümüze çıkan her türlü engeli ve zorluğu zaman zaman takılsak da azimle aşarak çevik bir şekilde ve her seferinde daha da güçlenerek devam edebilmek.

Gelecekte nasıl büyümeyi hedefliyorsunuz?
Farklı büyüme stratejilerimiz var. Bir yandan Türkiye içinde ana işimiz olan paket servis ile büyürken, bir yandan da aynı iş modeli ile yurtdışındaki büyümemiz devam ediyor. Bunlara paralel olarak yine yemek ve internet ile ilgili yeni projeleri de hayata geçirmek için çalışıyoruz.

Bir iş gününüz nasıl geçer?
Her gün yaklaşık 09:30 – 20:00 arası şirkette oluyorum. Toplantılarımı genelde şirkette yapmayı tercih ediyorum trafikte vakit kaybetmemek için. Mümkün olduğu kadar da toplantı olmadan email ya da telefonla işleri halletmeye çalışıyorum. Çok konsantre ve fazla mola vermeden çalışırım. Öğlen yemeklerimi dışarda yiyeceksem %90 işle ilgili olur.

Sektörünüz, Türkiye’de sizce nereye gidiyor?
Bence son iki senede yakaladığımız ivme çok iyi. Hala ABD’nin ya da Almanya, İngiltere gibi ülkelerin oldukça gerisindeyiz gerek iş hacmi, gerekse ekosistemin büyüklüğü ve olgunluğu açısından. Ama çok hızlı ilerlediğimizi söyleyebilirim. Eğer çok ciddi bir yol kazası olmazsa Türkiye’de internet şirketleri en az 10 sene daha süper büyüme gösterirler ve 2023’te Türkiye’nin sayılı sektörlerinden biri haline gelirler.

Kendinizi hangi platformda gösteriyorsunuz? Sosyal medya mı, yazılı basın mı?, sektörünüze özel hafta veya günlerde mi?
Bunla ilgili özel bir stratejim yok. Sosyal medyada çok aktif olduğumu söyleyemem. Daha dinleyici konumunda sayılırım. Sektörle ilgili toplantılara ise katılmaya çalışırım genelde.

İlgi alanlarınız nelerdir, nelerden beslenir ve ilham alırsınız? Ne okur, ne seyreder ve neyi takip edersiniz?
Pek televizyon seyretmem. Haberleri ve gündemi internetten takip ediyorum. Okuduğum kitaplar ya da dergiler genelde kişisel gelişim, girişimcilik hikayeleri, internet dünyası ile ilgili yayınlar oluyor. TED mümkün olduğunca izlemeye çalıştığım ve keyif aldığım bir platform. Herhangi bir şeyin benim ilgimi çekmesi için bana yeni bir şeyler göstermesi, anlatması, aklımı kurcalaması gerekiyor. Yoksa sıkılıyorum. Sinemaya gitmeyi severim ve özellikle yaratıcı senaryolardan çok keyif alırım. Yeni yerler görmekten, keşfetmekten büyük haz alırım. İyi yemek yemek ve scuba en keyif aldığım şeyler.

Türkiye ve dünyadaki girişimcilerin farkları ve benzerlikleri sizce nelerdir?
Aslında girişimci profili dünya’nın her yerinde yaklaşık olarak aynı. Bunu özellikle Endeavor ağına katıldıktan ve birçok farklı ülkeden girişimcilerle tanıştıktan sonra daha da rahat söyleyebilirim. Ancak ekosistemden kaynaklanan avantaj ya da dezavantajları ve olgunluk seviyeleri farklı olabiliyor. Özellikle gelişen pazarlardaki girişimcilerin olanakları ile ABD, İngiltere gibi ülkelerdeki olanaklar arasında ciddi farklar var. Bir de ailesel ve kültürel yapılar geliyor. Girişimcilik, riski beraberinde getiren bir kavram. Bizim aile ve kültürel yapımızın girişimciliği tam anlamıyla desteklediğini söylemek zor. Ancak Türkiye’de de başarı hikayeleri ortaya çıktıkça ve ekosistem zenginleştikçe bu algı değişiyor. Buna paralel olarak girişimcilerin profilleri de iyileşiyor. Eğitim sistemimizin de insanları daha “birey” olarak yetiştirmeye gayret etmesi gerekiyor tabi ki.

Yeni girişimcilere destek veriyor musunuz?
Evet veriyorum. Zamanım elverdiği kadar davet edildiğim her türlü toplantı, seminer ve benzeri etkinliklere katılıp tecrübelerimizi yeni girişimcilerle paylaşıyoruz. Bu hem bana enerji veriyor hem de onlara rol model olarak alabilecekleri kanlı canlı insanlarla tanışma fırsatı veriyor. Bir girişimci adayını pozitif yönde etkileyebilecek en önemli şeylerden biri “başarmış” kişilerden biri ile konuşabilmek, sohbet edebilmek, onun da kendisi gibi bir insan olduğunu fark etmesi ve kendine güvenini pekiştirmesidir. Direk olarak her türlü mecradan ulaşıp fikirlerini paylaşmak isteyen, yatırım isteyen girişimciler de oluyor. Bu tip talepleri de belli bir filtreden geçirerek değerlendirmeye çalışıyorum. Ayrıca hem Galata İş Melekleri Derneği (GBA) bünyesinde hem de bireysel olarak melek yatırımcılık da yapıyorum. E-tohum da başından beri içinde olduğum ve desteklediğim bir oluşum.

Size ilham veren beğendiğiniz girişim ve girişimciler kimler?
Türkiye’de Hüsnü Özyeğin ve Mehmet Emin Karamehmet ilham verici ve takdir ettiğim girişimciler. İnternet sektöründe bizim nesle rol model olabilecek Türk girişimciler yok ne yazık ki. Biz zaten birinci nesiliz. Ancak özellikle Amerika’da Reid Hoffman, Steve Jobs, Sergey Brin ve Lary Page, Jeff Bezos gibi isimler Dünya’daki her internet girişimcisinin olduğu gibi benim de çok beğendiğim ve ilham aldığım girişimciler. Bu kişilerin ortak özellikleri inovasyona verdikleri önem ve sürekli değişim & gelişim içerisinde olmaları. Kendi hayatımı da bu yönde şekillendirmeye çalıştığımı söyleyebilirim.

Girişimciler başarılı olmak için neleri yapmalı ve neleri yapmamalı?
Bunu kısa kısa liste halinde yazmayı yeğliyorum:
1.Sadece başarı hikayelerini okuyup pembe tablo hayalleri kurup yanılmasınlar. Girişimcilik
çok zor, sabır ve fedakarlık gerektiren ve riskli bir uğraş. Herkese göre değil.
2.Özellikle seçtikleri sektörde bilgi sahibi olmaları çok önemli. Sadece trend olduğu için bir
sektörde girişimci olmayı anlamlı bulmuyorum.
3.Çok donanımlı olmalılar. Belki kulağa komik gelecek ama yabancı dil çok ama çok önemli.
Hala ne yazık ki İngilizceyi yeterli seviyede konuşamayan çok girişimci adayımız var. Bu,
başarının önündeki en büyük engellerden biri.
4.İş fikirlerine aşık olmasınlar. Fikirler pazara göre değişmeli ve uyarlanmalı. Çevik bir
şekilde pazarın dinamiklerine uyabilen iş fikirleri/modelleri ve ekipler hayatta kalır. Eğer
bir model çalışmıyorsa onda inatçı olmanın bir anlamı yok.
5.Girişim, başa baş noktasına gelene kadar girişimcinin minimum seviyede de olsa finansal
anlamda kendini güvende hissetmesi lazım. Bunun için özellikle Türkiye’de ilk aşamada
aile desteği çok önemli.
6.”Çok iyi bir fikrim var. 2 senede 100 milyon $ lık şirket oluruz” diyerek yatırımcı
aramamaları lazım. Önce işe koyulup bir şeyleri ispatlayıp ondan sonra daha gerçekçi bir
vizyonla hareket etmeleri lazım.
7.Her zaman büyük düşünmeleri ama küçük adımlarla hızlı ilerlemeyi becerebilmeleri lazım.
Çok iyi takım kurup hisse, sorumluluk ve geliri paylaşmaktan korkmamaları lazım.

Türkiye’deki girişimcilik kültürü geçmişte nasıldı, şimdi nereye gidiyor?
Türkiye’de özel sektörün büyümesiyle birlikte bugün hepimizin adını ezbere bildiğimiz Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Vestel gibi dev şirketlerin kurucuları olan girişimciler 20-30 sene öncesinin girişimci profilini yansıtıyordu. Bu biraz Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyalyapıyla ilgili. 80’lerden sonra ancak ciddi sermaye ile büyük işler yapılabiliyor ya da yeni işlere girilebiliyordu. Ancak 90lar ve özellikle 2000 sonrasında İnternet’in ciddi anlamda devreye girmesi ile bugün popüler olan girişimci profili ve kültürü oluşmaya başladı. Yani daha bağımsız, genç, gözüpek, iyi yetişmiş, vizyonu geniş ve hedefi büyük, zeki girişimciler ortaya çıkmaya başladı. Kültür de eskiden daha konservatif, lokal ve kendi yağında kavrulan bir yapıdaydı. Ancak bugün girişimcilik ekosisteminin olmazsa olmazları eğitim, sermaye, girişimci ve girişimciliği teşvik edici ve destekleyici yapılar hızla gelişiyor. 10 sene sonra çok daha iyi bir noktada olacağımızı düşünüyorum. Özellikle devlet desteği ve vizyonu, buna paralel olarak da eğitim sisteminin bu yönde ilerlemesi çok ama çok önemli.

Sizin girişimcilik alanında açık olarak gördüğünüz sektörler nereler?
Benim hakim olduğum alanlar tabi ki internet, mobil ve teknoloji. Biraz da Yemeksepeti.com’un içinde bulunduğu sektörden dolayı gıda sektörü. Temel olarak servis sektöründe üretime göre daha fazla fırsat ve şans olduğunu düşünüyorum. Restoran ve hazır gıda konusunda çok büyük bir değişim içindeyiz. Burada hala çok fırsat olduğunu düşünüyorum. Aynı şekilde internet dünyasında henüz dijitalleşmemiş olan pek çok sektörün yavaş yavaş bu tarafa kayacağını göreceğiz. Girişimci ekosistemini destekleyen firmalar için de (yazılım, dijital pazarlama vb.) çok ciddi fırsatlar olacağını düşünüyorum. Aslında konu şu, artık açık olduğunu gördüğünüz bir alanda bile bir şirket kursanız, arkanızdan birilerinin gelme hızı inanılmaz. O yüzden sektörün açıklığından çok büyüme potansiyeli ve sizin o sektörde ne kadar fark yaratabileceğiniz ve işi iyi yapabileceğiniz önemli.

Her potansiyel işadamı ve girişimcinin sizce, alması gereken eğitim, katılması gereken seminer ve kişisel gelişim programları nelerdir?
Önceki soruda da cevapladığım gibi İngilizce olmazsa olmaz. Temel finans, muhasebe, hukuk şart. Takım kurmak ve yönetmek biraz daha zamanla ve işin içinde öğrenilen konular. İnternet sınırsız bir kaynak, her konuda bedava eğitim ve seminerler bulmak mümkün. Atlanmaması gereken nokta sadece iyi bir fikirle ciddi başarı yakalayabilmenin mümkün olmadığı. Her ne yaparsanız yapın altyapınızın iyi olması gerekiyor. 20 yaşına kadar kendini ciddi anlamda geliştirememiş ve yetiştirmemiş bir bireyin başarılı bir girişimci olması daha çok şansa bağlanabilir bana göre. Temel satış ve pazarlama becerisi ise yine olmazsa olmaz. Girişimci olmak isteyen bir kişinin, özellikle de gençse yine başka bir girişim içinde aktif rol alıp tecrübe kazanmasında büyük fayda var diye düşünüyorum.

Girişimcileri yol gösterebilecek ve rehber niteliğinde söylemek istedikleriniz nelerdir?
Başarı hikayelerini okudukları kadar başarısızlık hikayelerini de okusunlar. Herkesin baktığı yere değil bakmadığı yerlere baksınlar. Farklı olmaktan, sürüden ayrılmaktan korkmasınlar. Çok zor ve uzun bir maceraya atıldıklarının her zaman bilincinde olsunlar. Ellerinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra pes etmeyi bilsinler. Her zaman yeni fırsatlar olacaktır. Önemli olan fırsatları görebilen ve kullanabilen bir kafa yapısına sahip olabilmek. Kendi girişimlerini kurmadan önce mümkünse başka startupların içinde görev almalarında büyük fayda var.

Gelecekle ilgili kendi hayaliniz ve stratejiniz nedir?
Yemeksepeti.com’u dünya’da adı sayılan şirketlerden biri haline getirmek. Yapmaktan keyif alacağım yaratıcı yeni projelerin içinde olmak. Günlük yoğunluklardan sıyrılıp daha stratejik ve uzun vadeli düşünebilmek ve kendimi daha rahat geliştirebilmek için vakit yaratabilmeyi hedefliyorum. Her ne yaparsam yapayım yaptığım işten keyif almam gerekiyor. Sabah

Duygu Eren, Stratejik İletişim ve Kariyer Danışmanı

Sponsor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here