Kuraklığa ve Aşırı Soğuğa Dayanıklı Yerli Buğday ve Arpa

Türk firmaları son dönemlerde tohum kullanımında %95’lere varan oranlarda yerlileşmeyi sağlayan AR - GE çalışmaları ile oldukça başarılı işlere imza atıyor ve Avrupa’da da ses getiriyorlar.
Kuraklığa ve Aşırı Soğuğa Dayanıklı Yerli Buğday ve Arpa
3 dk
Son güncellenme: 24/12/2019

Özbuğday ailesi elli yıldan fazladır tarım ile uğraşıyor ve Progen Tohum Şirketi ile tahıl ambarı olarak adlandırılan Rusya’ya çıkartma yapıyorlar. Yabancı basın ise Ali Özbuğday’dan “geliştirdiği tohumlar sayesinde küresel ısınmayı sona erdirebilecek Türk” olarak bahsediyor.  

Progen Tohum Şirketi 2008 yılından bu yana AB kaynaklı ve TÜBİTAK destekli EUROSTARS projesi kapsamında çalışıyor, kurak ve soğuk geçen kış şartlarına dayanıklı olacak buğday ve arpa çeşitlerini geliştiriyor. Proje kapsamında üç çeşit tohumu pazara kazandıran Progen, projenin sektöre tam anlamı ile kazandırılması için çalışmalarını büyük bir hızla sürdürüyor. Şirket Rusya’yı öncelikli pazarı haline getirmeyi ve cirosunu da beş yıl içerisinde iki kat artırmayı planlıyor.

EUROSTARS Programı İle Çalışmalar Hız Kazandı

Küçük ölçekli şirketlere ileri teknoloji kullanımı ve araştırmaya yönelik olarak finansman sağlayan EUROSTARS projesi; Avusturya, Slovakya, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovenya ve Bulgaristan gibi ülkeler ile birlikte yürütülüyor. Avrupa’nın sanayiye dönük bu projesi kapsamında desteklenen “Kaliteli ve Yüksek Verimli Kışlık Tahıl Kaynaklarının Geliştirilmesi” projesi Orta Avrupa havzasında başlatılmış olup içerisinde Türkiye de yer alıyor. Proje kapsamında kışı kurak ve sert geçen iklim bölgelerindeki iklim değişikliklerinden etkilenmeyecek arpa ve buğday tohum çeşitlerinin üretilmesi amaçlanıyor. Progen Tohum Şirketi’nin proje kapsamında önemli başarılara imza attığı ve bir adet kışlık kırmızı sert ekmeklik buğdayı ve iki adet kışlık arpayı Türk tarımına kazandırdığı biliniyor.  

Proje kapsamında üretilen tohum çeşitlerinin Avrupa’da da yayılmasının sağlanması hedefleniyor. Progen bu noktada EASTBERD projesi ile yeni pazarlara açılabilmek için önemli fırsatlar yaratmaya devam ediyor ve yeni düzene adapte olmayı isteyen Avrupalı müşteriler için yeni teklifler oluşmasını sağlıyor. Bununla birlikte şirket genişlemesini Avrupa ile sınırlı tutmak istemiyor. Progen Tohum Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Özbuğday yaptığı açıklamada kendileri için birincil pazarın Rusya olduğunun altını çiziyor.  

Proje kapsamında hedeflenen yüksek toleranslı buğday ve arpa çeşitlerinin geliştirilmesi için çalışmalar devam ediyor. Bununla birlikte projenin sonunda hastalık ve çeşitli zararlılar gibi biyonik stresle sert kış ve kuraklık koşullarına dayanıklılık gibi strese katlanma özelliklerini bünyelerinde barındırabilen yüksek kaliteye sahip çeşitlerin ıslahı ile genetik çeşitliliğin de artırılabilmesi planlanıyor. Progen bu çalışmalarının başlangıç noktası ve merkezi olarak Hatay’ı alıyor. Geliştirilen yeni tohum çeşitleri Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, iç Anadolu Bölgesi’nde, Trakya’da ve Çukurova’da da kullanılıyor. Araştırma faaliyetlerini Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğunlaştırmak için Şanlıurfa’da bir araştırma istasyonu kuran Progen’in yirmiden fazla pamuk çeşidi bulunuyor. Mısır, soya, pamuk, buğday, ayçiçeği ve kanola tohumluklarının araştırılması, üretimi ve pazarlanmasında uzmanlaşmış olan Progen’in tarla bitkileri tohumları yirmiye yakın ülkeye ihraç ediliyor.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde de Kuraklığa Dayanıklı Bir Arpa Türü Geliştirildi

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Nejdet Kandemir ve başkanlığındaki ekip, dört yıllık çalışmalarının sonucunda kuraklığa dayalı ve daha erkenci bir arpa türü geliştirdi. Üniversitenin Taşlıçiftlik kampüsünde bahçede moleküler arpa ıslahı çalışması yürüten ekip TÜBİTAK tarafından desteklenen projesi kapsamında, Türk arpa çeşitlerine kuraklığa dayanıklı genleri aktardılar. Yerel arpa çeşitlerinin kendine has özelliklere sahip olduğunu ve başka çeşitlere aktarılmaları durumunda çok daha iyi gelişim sağlanabileceğine dikkat çeken Kandemir, yerel çeşidin kuraklığa dayanıklı özellikleri bulunduğunu vurguladı. Kısmen erken yetişme özelliği de olduğu için kendi arpa çeşitlerimize aktararak hem erkenci hem de kuraklığa dayanıklı bir hale getirmelerinin mümkün olduğunu söyleyen Kandemir çalışmalarının sona ermesi ile bunların tescilini yaptıracaklarının ve bu çeşitlerin ilerleyen dönemde bölge çiftçisinin hizmetine olacağının altını çizdi.

Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde yapılan arpa, buğday ve yulaf gibi bitkilere yönelik ıslah çalışmaları sonucunda “Taner” isimli bir buğday geliştirildi. Kuraklığa dayanıklı olarak geliştirilen ve tescili yapılan buğdayın yüzde % 15 oranında verim artışıyla ve yüksek kalitesiyle rekolteye katkı sağlaması bekleniyor.  

İklim Değişiklikleri Dünya Nüfusunun Beslenmesini Etkileyecek Mi?

Önümüzdeki 50 yıl boyunca iklim değişikliğinin gıda yetiştirme biçimimizi tamamen değiştireceği öngörülüyor. 2050 yılına kadar insan nüfusunun 9.3 milyara yükselmesi ve gıdaya olan küresel talebin artması ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. İngiliz hükümetinin baş bilim danışmanı John Beddington 2030 yılına kadar iklim değişikliği, nüfus artışı ve kaynak kıtlığının; sokak ayaklanmalarının ve kitlesel göçlerin de dahil olduğu büyük bir istikrarsızlığa yol açabileceğini vurguluyor. Ancak bu kabus gibi senaryonun gerçekleşmesini önlemenin farklı yolları da  bulunuyor. Yaşanan iklim değişikliklerinden sonra dünya nüfusunun beslenmesini sağlayacak uygulamaların ve teknolojilerin çoğu ABD başta olmak üzere bazı ülkelerde uygulanıyor.  

İklim değişikliğinin beslenme üzerindeki olumsuz etkileri ile başa çıkabilmek için daha fazla ısıya ve kuraklığa dayanıklı tohuma ihtiyacımız bulunuyor. Ancak daha iyi tohumlar dünya nüfusunun beslenmesi için yeterli gelmiyor. Diğer yandan da ileride çok daha büyük ölçüde iklim değişiklikleri ile karşı karşıya kalınmaması için atmosferdeki sera gazı miktarının hızla azaltılması gerekiyor. Çin’de iklim değişikliği ile başa çıkılabilmesi için ormanlar ile tarım alanları birleştiriliyor. Örneğin pirinç tarlalarında ördek ve balık yetiştiriliyor böylece hem sera gazı emisyonları hem de kimyasal gübrelere olan ihtiyaç azaltılıyor.

Giderek daha fazla tarım uzmanı ekolojik tarıma geçilmesi konusunda uyarıda bulunuyor. Ekolojik tarımda toprağa kimyasal gübre uygulanmıyor. Toprağın verimliliğini ve sıcağa, kuru hava koşullarına karşı su tutma yeteneğini artıran kompost ve gübre kullanımını destekliyor.

Bu içeriği oylayın
0.00, 0 Oy
x
Site deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızdan erişebilirsiniz.