Türkiye’de gelecek vaat eden sektörler

MÜSİAD’ın yayını organı Çerçeve dergisi, Türkiye’de “geleceğin sektörleri” olarak yatırım için cazip 14 sektörü belirledi. Bu sektörler, enerji, otomotiv, tekstil, telekomünikasyon, bilişim sistemleri, savunma teknolojileri, eğitim, elektronik, perakende, uluslararası taşımacılık, sağlık, çevre-yeniden dönüşüm, güvenlik ve danışmanlık olarak sıralandı.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından yapılan “Türkiye’de Geleceğin Sektörleri” başlıklı araştırma Çerçeve dergisinin Ağustos sayısında yayınlandı. Yatırımcılar için rehber olarak nitelendirilen araştırmada, yatırım yapılabilecek 14 sektör ön plana çıktı. Bu sektörler, enerji, otomotiv, tekstil, telekomünikasyon, bilişim sistemleri, savunma teknolojileri, eğitim, elektronik, perakende, uluslar arası taşımacılık, sağlık, çevre-yeniden dönüşüm, güvenlik ve danışmanlık olarak sıralandı. Araştırmada yatırım için öne çıkan sektörler şöyle sıralanıyor:
Enerji sektörü: Enerji sektörü hem dünyada hem de Türkiye’de katlanarak büyüyecek. Global ekonomide gelecek 10 yılda da yıllık yüzde 3 gibi bir büyüme bekleniyor. Buna bağlı olarak büyüme ve refahı belirleyecek sektör olarak enerji sektörü birinci planda önem kazanacak. Türkiye’nin enerji sektöründeki açığı kapatması için tam 130 milyar dolarlık yatırım yapması gerekiyor. Enerji alanında yeni yatırımlar birbiri ardına devreye girecek ve istihdamda büyük bir artış yaşanacak. Türkiye’nin dışa bağımlılığının fazla olduğu enerji sektöründe özel sektör yatırmaları için uygun bir alt yapıya kavuşturulduğu ve yatırımcı çekebilir hale getirildiği görülüyor. Dolayısıyla bir yandan ihtiyaçlar, diğer yandan da yapılan yasal düzenlemeler sebebiyle enerji sektörü Türkiye’de geleceğin sektörü payesini kazandı.
Otomotiv sektörü: Başlıca dış ticaret kalemlerinden olan otomotiv sektöründe Türkiye 2007 yılında ilk defa fazla verir hale geldi. Bu alanda ihracat 2006 yılına göre yüzde 33,8 arttı, ithalattaki artış ise yüzde 8,7’de kaldı. Böylece yılsonunda 3,5 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlası verildi. Bu fazlanın oluşturulmasında, son yıllarda sektöre yönelik olarak sürdürülen yatırım hamlesi ve yan sanayinin örgütlenmesi ile birlikte, üretime iç piyasanın yaptığı katkıdaki artışın payı büyük oldu. Otomotiv sektöründe Türkiye yakaladığı bu ivmeyi sürdürmek zorunda olduğundan, yatırımların gelecekte de devam edeceği tahmin ediliyor. Böylece yüksek rekabetçilik ve yenilikçiliğin geçerli olduğu bu sektörün de geleceği açık görülüyor.
Tekstil sektörü: Düşük üretim maliyetlerini fiyatlarına yansıtarak dünya pazarının yaklaşık 3’te 2’sini Çin’in ele geçirmesi, Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektörlerinde ihracat hacmini fiziksel olarak azaltmış bulunuyor. Üretimde kalitenin ön plana çıkmasının Çin’in bu alandaki gücünü sınırlamasıyla Türkiye bir avantaj daha yakaladı ve kaliteyi artırarak ihracat miktarını artırdı. Sektörün daha yüksek katma değer elde edilmesi yönünde yeniden yapılandırma çabaları sürüyor. Türkiye bu sektörlerde küresel bir aktör olma konumunu halen muhafaza ediyor. Gerekli hamle ve yeteneğe sahip olan girişimcilerin bu sektörün yüksek katma değerli segmentlerine deplase olması durumunda parlak bir geleceğe sahip olacağı tahmin ediliyor.
Telekomünikasyon: Sektör gelecek 15 yıl içinde yeni oyuncularla ciddi bir büyüme trendi içine girecek. Bunun ilk adımları şimdiden atıldı. Bu sektörde büyük şirketler olduğu gibi, taşeron firmalar da gelişiyor. Telekom sektöründe ön planda olan hep GSM firmalarıydı. Ama önümüzdeki 15 yılda sektör daha farklı bir tablo çizecek. Alternatif telekom operatörleri büyük atılım içine girecek. Şu anda atılım planlarını oluşturan firmalar, palazlanacak. Sektör hem kadro hem de ciro olarak büyüyecek.
Bilişim sistemleri ve teknoloji sektörü: Burada bütün konsantrasyon teknoloji, inovasyon ve yenilikçilik üzerinde olmak zorunda. Ar-Ge ile başlayan süreçte, teknoloji gelişiyor, bu kalite ve verimlilik artışı olarak artan üretime yansıyor. Maliyetler düşüyor, kalite de artıyor. Bu da rekabet gücü olarak geriye dönüyor. Hem küresel pazar payı artıyor, hem de karlılık ve sermaye birikimi artıyor. Bu nedenle bilişim ve teknoloji sektörleri daima geleceğin sektörü kimliğini taşıyacak. Bilişim sistemleri ve teknoloji sektörü aynı zamanda uluslar arası alanda iş yapma kolu haline dönüşecek.
Savunma teknolojileri: Savunma sektörün yıllık büyüklüğü 1,3 trilyon dolar. Bunun yarısını tek başına ABD karşılıyor. Bu sektörde savunma teknolojileri sektörü yeniden yapılanacak. Şirketler büyüme atağına geçecek. Türkiye’nin Aselsan, Roketsan, Havelsan, Kale Savunma Sanayi gibi bazı şirketleri bu piyasadan pay alabilir. Bu alanda tedarikçilik içine giren başka firmalar da boşluktan yararlanabilir.
Eğitim sektörü: Teknik eğitimden, tarımdan göçenlerin dönüştürülmesine kadar her alanda, değişen ekonomi ve değişen rekabet, buna uygun üretim, Ar-Ge ve insan gerektiriyor. Sektörler gelecekte kendi ihtiyaçlarını daha çok kendileri karşılamak zorunda kalacak. Kendi elemanlarını ya yetiştirecek, ya da bu işi başkalarına delege edecek, yani standartlarını koyup, siparişini verip satın alacak. Bu doğrultuda gelecekte özel kesimin eğitimdeki payı hızla artacak. Yeni üniversiteler açılacak, dershane kavramı değişecek, mesleğe yönelik eğitim diye yeni bir alan derileşecek, meslek eğitimi veren yeni dershaneler açılacak.
Perakende sektörü: Son yıllarda çok hareketlenen sektör de birden fazla şirket birleşmesi ve satın alma yaşanmaya devam edilecek. Perakendedeki hareketlilik yeni açılacak alışveriş merkezleri ile daha da büyük bir boyut kazanacak. Sektörde büyük oyuncuların yanı sıra küçük oyuncular da harekete geçecek. Perakende sektöründe yetişmiş insan sayısı çok az olduğu için ciddi transferler olacak, bu alanda eğitim veren şirketlere ihtiyaç olacak.
Elektronik: Elektronik sektörü perakendecilikte büyük bir yol alacak. Mağazacılık yapan firma sayısı gittikçe artacak. Yurt dışı elektronik devlerinin Türkiye’ye olan ilgisi sürecek ve yatırımlar yapacaklar. Diğer bir dalga ise sektördeki birleşmeler ve evlilikler olacak. Evlilikler hem yerli markalar arasında hem de yerli ve yabancı sermaye arasında olacak.
Uluslararası taşımacılık ve lojistik: Halen hem hava yolu taşımacılığında hem de lojistik alanında büyük bir patlama yaşanıyor. Yerli ve yabancılar atağa geçmiş durumdalar. Devamı da gelecek. Bu arada parlayan yıldız ise depoculuk olacak. Yabancı ve yerli firmalar evlenecek. Türkiye coğrafî konumu münasebetiyle yabancı firmaların ilgi odağı olacak. Sektör büyümenin yanı sıra kurumsallaşma yönünde de ciddi adımlar atacak. Sektördeki sorunlar kurumsallaşma ile aşılacak ve hava, kara deniz yolcu taşımacılığı yeni bir döneme bayrak açacak. THY’nin özelleştirilmesiyle rekabet iyice kıran kırana olacak. Demiryollarının etkin, hızlı, ucuz hizmet vermeye başlaması yakın. Demiryolları devrimini Türkiye’ye girmesi lojistikten birçok alana kadar yeni hareketlenmelere vesile olacak.
Sağlık sektörü: Sağlık sektöründe çok büyük yatırımlar Türkiye’yi bekliyor. Sağlık Sektörü en fazla yeni yatırım yapılacak sektörlerin başında geliyor. Çevre ülkelerden Türkiye’ye olan hasta akışı yatırımları tetikleyecek. İngiltere’nin yaptığı gibi daha birçok ülke Türkiye’de alınan sağlık hizmetini sosyal güvence kapsamına alacak. Yeni hastaneler, tesisler ve klinikler açılacak. Sağlık sektöründe mesleğin haricinde eğitimler gündeme gelecek. “Sağlık sektöründe çalışanların aynı zamanda iyi bir iletişimci olması gerekiyor” tezinden hareketle iletişim dersleri gündeme gelecek.
Çevre ve yeniden dönüşüm: Sanayileşmenin yol açtığı tahribatı yok etmek veya bunlara kısmen mahal vermemek için alınacak tedbirler dev sektörlerin doğmasına sebep olacak. Türkiye’nin AB çevre standartlarına gelmesi ve imzalama sürecine girdiği Kyoto Protokolünün gereklerini yerine getirmek için yaklaşık 140 milyar dolar gerektiği anlaşılıyor. Bu, gelecekteki yeni iş hacmine işaret ediyor. Bu alanda dünyada öze çıkan şirketler ve sahip oldukları teknolojiler var. İçeride ilk hamleleri başaran yerliler, gelecekte bu büyük şirketlerle iş birliği ve ortaklıklara gitme şansı yakalayacaklar.
Güvenlik sektörü: Güvenliğin her alanı terör, hacker gibi birçok tehdide bağlı olarak katlanarak büyüyecek. Bilgi güvenliği, müşteri güvenliği, alt yapı ve kimlik güvenliği, işletme, sokak, bina kişi güvenliği hızla gelişecek. Güvenlik hizmetlerindeki tüm pozisyonlarda yetişmiş insana ihtiyaç duyulacak. Birçok yeni firma açılacak hizmet ve ürün rekabeti artacak.
Danışmanlık: İmalat sanayinin gelişimi sonucunda ortaya çıkan refah artışı ve yüksek gelir seviyesi hizmet sektörünün önemini artırıyor. Hizmet sektörünün bir kolunu oluşturan danışmanlık kişisel ve kurumsal alanlarda hızlı bir büyüme gösterecek. Global pazarda rekabet gücünü artırmanın yolu doğru insan istihdam etmekten geçtiği için insan kaynakları konusunda danışmanlık hizmeti ön plana çıkacak. Gelecekte Türkiye denetim, ölçme ve (CE, Basel-II, kurumsal yönetim standartları vb.) sertifikasyon alanlarında büyük bütçeler harcamak zorunda kalacak. Biran evvel gerekli insan gücünü hazırlayarak bu sektörlerde danışmanlık pozisyonu alanlar büyüme şansı bulacaklar.
Türkiye için inşaat, tarım (tahıl, gıda, hayvancılık) ve turizm sektörlerinin ise daima geleceğin sektörleri arasında yer alacağı belirtiliyor. ANKA

BESTE PARK-TEL