Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği ile Para Kazanma

Doğal ürünlere olan talebin artması ile Dünya'da ve Türkiye'de tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ön plana çıkmıştır ve giderek önemini arttırmaya devam etmektedir.
Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği ile Para Kazanma
20 dk
Son güncellenme: 01/08/2020
Tüm Başlıklar

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler

Doğal ürünlere olan talebin artması ile Dünya'da ve Türkiye'de tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ön plana çıkmıştır ve giderek önemini arttırmaya devam etmektedir. Ülkemizde çok önemli türlerde şifalı bitkilerin bulunduğunu ve bu şifalı - tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştiriciliğinin yapılabileceği, herkesçe bilinmesi gereken bir para kazanma kapısı olabilir. Dünyada yapılan sağlık araştırmalarının Ar-ge leri (tıbbi bitki) ilaç endüstrisinde yüksek bir paya sahiptir. 

Sentetik kimyasalların her gün ayrı ayrı zararları ortaya çıkmakta ve Dünya Sağlık Örgütü artık Dünya nüfusunun %70 ila %80 inin geleneksel tıptan yararlandığını açıklamaktadır. Eczacılık Fakültelerinde Fitoterapi üzerinde uzmanlaşmada artış başlamıştır. Bunu, Tıp Fakültelerinde Fitoterapi uzmanlaşmalarında bir artışın izlemesi beklenmektedir. Böylelikle Türkiye Eczacılık Kodeksinde de yakın zamanda tıbbi ve aromatik bitkiler yerlerini almaya başlamıştır. 

Akdeniz de yetişen tıbbi ve aromatik şifalı bitkiler Yurdumuz bitki zenginliği açısından düşünüldüğünde dünyada önde gelen ülkelerden biridir. Avrupa kıtasında 12000 tür mevcutken, Türkiye’de yaklaşık olarak 9500’ün üzerinde türe sahiptir. Ayrıca floristik araştırmalar çoğaldıkça, bu sayı günden güne artmaktadır. Ülkemizin bu kadar zengin bir floraya sahip olması; Akdeniz, İran-Turan ve Avrupa-Sibirya gibi üç bitki coğrafyası bölgesinin bir arada bulunduğu bir konumda yer alması, birçok cinsin gen merkezi olması, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprü konumunda olması, iklimsel, topoğrafik ve jeolojik farklılıklar göstermesi, deniz, göl, akarsu, bataklık gibi değişik sucul ortamlara sahip olması, 0-5000 metreler arasında değişen yükseklik farklılığına sahip olması ve ülkenin doğusu ve batısı arasında iklimsel ve jeolojik bakımından farklılıklar bulunmasına bağlanabilir. 

TÜİK verilerine göre, Türkiye tıbbi ve aromatik bitkiler ithalatında en fazla payı, susam tohumu almaktadır. Susam tohumu dışında kahve, aspir tohumu, diğer baharatlar, sarımsak ve İlaç parfüm ve indektisit olarak kullanılan bitki ve kısımları almaktadır. İhracatta ise en büyük payı diğer baharatlar, haşhaş tohumu, İlaç parfüm ve indektisit olarak kullanılan bitki ve kısımları, kimyon, kırmızıbiber ve yenibahar almaktadır. Dünyada 20.000 bin Ülkemizde 500 bitki türü tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Bitkilerin kullanım alanları oldukça geniş olup, özellikle ilaç, kozmetik, gıda ve baharat amaçlı kullanılmaktadır. Tıbbi ve aromatik bitkiler insanlık var olduğu günden beri deneme yanılma yöntemleri, kimi zamanda profesyonel tıp aracılığı ile insan, hayvan ve hatta bitki sağlığı için kullanılmışlardır. Dünya 60 milyar dolarlık bir tıbbi aromatik bitkiler, dış ticaret hacmine ulaşmıştır. Lange (2006) tarafından belirtildiği üzere, dünyada, en çok tıbbi ve aromatik bitki ithalatı Honkong, ABD, Japonya, Almanya, Fransa tarafından yapılırken, en fazla ihracat Çin, Honkong, ABD, Almanya, Hindistan tarafından yapılmaktadır. 

Lange (2002) ise 110 ülkenin sıralandığı dünya tıbbi ihracat listesinde Türkiye 18. sırada yer bulmuştur. Dünyada tıbbi aromatik bitkilerin dağılımına bakıldığında en fazla bitki tür sayısı ve tıbbi bitki tür sayısı Çin’de bulunmaktadır. Bugün, bazı kesimlerin alternatif tıp olarak adlandırdığı yöntemlerin de aslında pek çoğu eczacılık tıp ve moleküler biyoloji uzmanları tarafından bilimsel olarak kanıtlanarak insanların hayatına otoritelerden de onay alarak tekrar girmeye başlamışlardır. 

Dünya’da her yıl yapılan Ar-Ge harcamalarında en büyük payı ilaç endüstrisi almaktadır. Bununla birlikte sentetik kimyasalların sağlık yönünden etkileri düşünüldüğünde, günümüzde kullanılan ilaçların birçoğunun etken maddesi konumundaki tıbbi ve aromatik bitkilerin önemi açıkça görülmektedir. Tıbbi ve aromatik bitkilerin birçok tanımı mevcuttur. Bayram vd. (2009) tarafından bildirildiği üzere tıbbi ve aromatik bitkilerinbitkisel ilaç, islenmemiş yada işlenerek bir veya daha fazla bitkiden oluşturulan bileşim maddesi içeren tedavi edici özelliği olan veya diğer insanların sağlığına yararı olan bitkilerden türetilen maddeler veya ürünlerdir.” 

Bu tanımlama altında, bitkisel ilaçların islenmemiş bitkisel materyal, islenmiş bitkisel materyal ve tıbbi şifalı ot (herbal) ürünleri olmak üzere 3 çeşidi bulunmaktadır. Ersöz (2010) tarafından belirtildiği üzere, “Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre, hastalıklardan korunmak ve tedavi amacıyla, bitkisel drogları olduğu gibi veya bitkisel karışımlar halinde, etkili kısım olarak taşıyan bitmiş, etiketlenmiş ürünler veya müstahzarlar “bitkisel ilaç” olarak adlandırılmaktadır” (Kıncı 2015). 

Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği

Birleşmiş Milletler, Gıda ve Tarım Örgütü Biyoçeşitlilik El Kitabı’nda yapılan tanıma göre, tıbbi ve aromatik bitkiler, hastalıkları önlemek, sağlığı korumak ve rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla insanlara ilaç sağlayan bitkilerdir (Marshall 2011). Kiriş (2010) tarafından bildirildiği üzere, Türkiye Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olmak üzere üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişme noktasıdır. TR72 Bölgesi ağırlıklı olarak İran-Turan biyocoğrafik bölge içerisine girmektedir (Yüksel 2013). 

Tan (2010) tarafından bildirildiği üzere, “bitki çeşitliliği ve tür zenginliği; Türkiye’nin üç bitki coğrafyası bölgesinin buluşma noktası, birçok ürün/bitki türünün Menşe Merkezi ve Çeşitlilik Merkezi, birçok ürünün kültüre alınma merkezi, türlerde yüksek endemizm, Avrupa ve Asya arasında köprü ve bir göç yolu oluşundan kaynaklanmaktadır.” Şahin (2013), buna ülkemizin farklı iklim karakteristiklerine sahip olmasını da eklemiştir. Endemik bitkilerden, İsviçre’de 1, İngiltere’de 17, Fransa’da 140, İtalya’da 700 ve Yunanistan’da 820 çeşit bulunmaktadır. Endemik takson sayısı ülkemizde 3700 civarında olmakla birlikte kullanılan bitkilerin sayısı yaklaşık 400 kadardır. Şahin (2013) tarafından aktarıldığı üzere, ülkemizde yaklaşık olarak 3.700’ü endemik (endemic, authentic) olan 12000’in üzerinde bitki türü (takson olarak 12.006) bulunmaktadır. (Davis 1965-1988, Davis vd. 1988, Güner vd. 2000). Bu türlerin yaklaşık 1000 tanesi ilaç ve baharat amaçlı kullanılmaktadır. 

Tüm Avrupa’da endemik bitki türleri sayısı 2.750’dir. Bu bitkilerin tüketim alanı çok geniştir. En önemli kullanım alanları ise ilaç, parfüm, kozmetik, diş macunu, sabun, şeker, meşrubat sanayi olup, ayrıca baharat olarak tüketilmektedir. Kozmetik, gıda, kimya ve ilaç gibi bir çok sanayi dalında kullanılan uçucu yağlar tıbbi ve aromatik bitkilerden elde edilmektedir. (http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-19408/botanik-turizmi.html, http://www.tarim.gov.tr/uretim/Bitkisel_Uretim,Aromatik_Tibbi_Bitkiler.html, Yücer veAltıntaş 2012). 

Bununla birlikte, süs bitkisi ve doğal pestisit olarak da değerlendirilmektedir. (Çınar vd. 2014). Bu durum tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından ülkemizin zenginliğini göstermektedir (Torlak vd. 2010, Anonim 2012). Dünya Sağlık Örgütü tarafından bildirildiği üzere, yaklaşık 20.000 bitki dünyada tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Yine Dünya Sağlık Örgütü kayıtlarına göre, dünya nüfusunun %70-80’i geleneksel tıptan yararlanmaktadır (Kıncı 2015). Tıbbi ve aromatik bitkiler, dünyada yerel toplumlarda sosyal, kültürel ve ekolojik açıdan değerli bir rol oynamaktadır. (Marshall 2011). Tıbbi ve aromatik bitkiler üretimi alternatif bir üretim metodu olarak, özellikle kırsal alanlarda yoğun emek istemesi sebebiyle işsizliğin azalmasına ve tarımsal gelirin artmasına katkı sağlamaktadır. (Faydaoğlu ve Sürücüoğlu 2011). 

Yücer ve Altıntaş (2012) tarafından bildirildiği üzere, tıbbi ve aromatik bitkilerin ekim nöbeti sisteminde değerlendirilebilmesi, gıda sanayinde hammadde ya da işlenmiş olarak kullanılabilmeleri ve tamamlayıcı ya da alternatif tıbbın bir parçası olarak görülmeleri nedeniyle giderek önem kazanmaktadır. Tıbbi ve aromatik bitkilerin şifa amaçlı kullanımında, Almanya, ABD, Avustralya ve Fransa başı çekmektedir. (Titz 2004). 

Fakıllı (2010), Türkiye’nin tıbbi ve aromatik bitkilerin dış satımında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu, birçok tıbbi bitkinin dış satımını yaparken, aynı zamanda birçok bitkinin de dış alımını gerçekleştirdiğini ve dünyada tıbbi ve aromatik bitkiler için giderek artan bir talep olduğunu belirtmiştir. Dilbirliği (2007) tarafından bildirildiği üzere, iç ve dış piyasada değerlendirilen bitki materyallerinin (drog) önemli bir kısmı floradan toplanmaktadır. Ancak son yıllarda bu bitkilerin tarımına olan ilgide artış olmuştur. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından uygulanan alternatif tarım ürünleri projesinin de bu artışa katkısı olmuştur. Ancak bu bitkilerin tarımında ciddi anlamda bilgi eksikliği görülmektedir (Gürbüz vd. 2004).

Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği

Kabak Yetiştiriciliği

Kıraç alanlarda yetişen kabak bitkisi çiftçilere alternatif bir tarım ürünü sunmuş ve belli ölçüde başarı da elde edilmiştir. Kabak meyvesi yenen sebzeler grubunda yer almaktadır. Çerezlik kabak ise yine aynı grupta yer alıp tohumları tüketilen bir sebzedir. Bununla birlikte, Asımgil (2004), kabak bitkisini tıbbi ve aromatik etkisi bulunan bitkiler arasında ele almıştır. Altınok vd. (2014) tarafından aktarıldığı üzere, Cucurbitaceae (kabakgiller) familyasından olan kabak, birbirinden farklı tür ve cinsleri içinde barındıran, tohum, çiçek ve meyveleri yiyecek olarak kullanılan bir sebze türüdür. 

Yazlık kabak olarak adlandırılan ve meyveleri olgunlaşmadan kullanılan türleri olduğu gibi (cucurbita pepo), meyveleri olgunlaştıktan sonra kullanılan ve kışlık kabak olarak adlandırılan türleri de vardır (cucurbita moschata). Kabağın genellikle meyveleri tüketilmesin rağmen, tohumları da çerez ve yüksek kaliteli bitkisel yağ kaynağı değerlendirilmektedir. Kabak çekirdeği yağ ve proteince zengindir. Kuru madde üzerinden yağ içeriği %30-45, protein içeriği %30-40 ve karbonhidrat içeriği ise %25-30 civarındadır. Bir avuç kabak çekirdeğinin (34,5 gr) günlük E vitamini ihtiyacının 1/3’ünü karşıladığı belirtilmektedir. İçerdiği besin öğeleri bakımından Mg, Mn ve P için çok iyi; Fe, Cu, protein, tekli doymamış yağ ve çinko açısından ise iyi bir kaynaktır.

Gilaburu (Viburnum Opulus) Yetiştiriciliği

Kayseri ilinde gilaburu geleneksel olarak tüketilmektedir. Gilaburunun mide rahatsızlıklarına iyi geldiği böbrek taşlarını eritme kapasitesi olduğu bilinmektedir. Ayrıca “böbrek doktoru” olarak da bilinmektedir. Ekim ayından itibaren olgunluk durumuna göre meyve elle toplanmaktadır. Meyveler yabancı malzemelerden ayrıldıktan sonra çeşme suyu ile yıkanmakta ve çeşitli ebatlardaki kaplara konulmaktadır. Hava almayacak şekilde kapatılan kaplar serin ve karanlık bir yerde 3 ay süre ile bekletilmektedir. 

Bu sürede meyve olgunlaşmakta ve kekremsi tadında belli seviyede bir düzelme olmaktadır. Olgunlaşmayı takiben meyve preslenerek meyve suyu elde edilmektedir. Gilaburu meyve suyunun diüretik, yani vücuttaki şişkinliği, ödemi çözücü, böbrekleri çalıştırıcı, artık ürünlerin vücuttan atılmasına yardımcı etkileri olduğu aynı zamanda meyvenin içermiş olduğu biyoaktif bileşikler nedeniyle diyet meyvesi olabileceği belirtilmiştir. Meyve suyunun yüksek antimikrobiyal etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. İyi bir C vitamini kaynağı ve iyi bir antioksidandır (Zarıfıkhosroshahı 2015).

Erciyes Geveni (Kitre: Geven Zamkı) Yetiştiriciliği

Yaklaşık 10 cm’ye boylanan, endemik çok yıllık bitkidir. Yastık şeklinde kümeler oluşturur. Dallanmış odunsu köklere ve 0.5-1 cm uzunluğunda yapraklara sahiptir. Yalnızca Erciyes Dağı’nda 3000-3200 m arasındaki alpin habitatlarda yetişir. Temmuz ayında çiçeklenir. Kitre,  Anadolu’da yetişen muhtelif  geven çeşitlerinin gövdelerinden sızıp havada katılaşan, beyaz yahut krem renkli plaka veya şeritler halinde bulunan yapışma yeteneği az olan bir zamk cinsidir. Türkiye’nin iç Anadolu, Güney ve Güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin (geven) özsuyudur. Köylüler kırlarda geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır. Bu kabuklar tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Bir zamanlar Kayseri’nin önemli ticaret malzemelerinden biri de kitreydi.

Huş Ağacı Yetiştiriciliği

Avrupa ormanlarında, ülkemizde Kayseri Erciyes Dağı, Ağrı Dağı, Sivas, Artvin, Ardahan, Bingöl dağları civarında yetişen bitki latince ismiyle Betula Lotus olarak bilinmektedir. Ağacın kabukları ve dalları Mayıs ayında toplanarak nemli gölge yerlerde fermantasyona bırakılır. Sonra kışa doğru kuru distilasyon ile huş ağacı katranı elde edilir. Katran egzema ve alerjik deri hastalıklarında fayda sağlayabilir. Sedef hastalıklarında sedefi azaltıcı etkisi bilinmektedir. 

Atalarımız bazı hastalıklardan kurtulmak için huş ağacı çayını kullanmışlar. Ne kadar başarılı olduklarını anlamak için sadece bu çaydan demleyip içmek yeterli olacaktır. Bu çay unutulmuş bitki çaylarından biridir. Huş ağacı çayı en çok ödem atmak için kullanılmaktadır. Bu çayı üroloji doktorları tarafından sık tavsiye edilen bir çaydır. Ayrıca, huş çayı bakteri ve diüretik sorunlar ile mücadele için mükemmel bir ilaçtır. Şifa amaçlı huş ağacının yaprakları, tomurcukları, özsuyu, kabuğu, mantarı, katranı ve küpeleri kullanılır. Ayrıca huş ağacı kömürü ve yağı da üretilmektedir.

Madımak Yetiştiriciliği

Türkçede, madımak olarak isimlendirilen Polygonum cognatum Meissn. tarım alanlarında veya tarla sınırları, hava alanları ve yol kenarları gibi tarım yapılmayan alanlarda yabancı ot olarak bulunmaktadır. Orta Anadolu Bölgesinde (özellikle Tokat, Sivas, Yozgat, Çorum ve Amasya illerinde) insanlar tarafından besin olarak yoğun bir şekilde tüketildiğinden, bu yörelerimizde halk kültüründe önemli yer işgal eden bir bitkidir. Şeker hastalarında kan şeker düşürücü, idrar artırıcı, damar büzücü olması nedeniyle uzun süreli kanamalarda kadınlarda ve hemoroidlerde kullanıldığı ve kusmada, böbrek taşlarını düşürmede etkili olduğu bilinmektedir.

Yulaf Yetiştiriciliği

Yulaf taneleri orta çağdan beri gıda ve ilaç olarak kullanılmaktadır. İçerisinde karbonhidratlar, gramine asitli alkoloid, pektin ve silica vardır. Gramine sayesinde hafif yatıştırıcı ve uyuşturucu etkiye sahiptir. Hindistan’da yulaf ile hazırlanan preparatlar haşhaş bağımlılığının tedavisinde kullanılmıştır. Bundan yola çıkarak Anand tekniği sigara tiryakilerine uygulamış ve olumlu sonuçlar almıştır.

Kekik Yetiştiriciliği

Kekik çalı veya çalımsı şeklinde, kokulu olup çok yıllık otsu bitkidir. Bitki, 20-25 cm boyunda bazen daha yüksek olabilen bodur, dalları dik yastıkçıklar biçimindedir. Çok yıllık olan bitkinin gövde ve dallarının dip kısmı odunsudur. Çanak belirgin olarak 2 dudaklı olup tüp silindir, çan şeklindedir. Taç mor, pembe, krem veya beyaz renklidir. Çiçek durumu konik biçiminde çok sayıda salgı tüyü taşımaktadır. Türkiye’de kekik familyasına ait birçok aromatik bitki türü olmasına rağmen, özellikle uçucu yağı karvakrol ve timaol içeren türler “kekik” olarak kabul görmektedir. Bu türler hem yayılış hem de ekonomik olarak büyük önem taşımaktadırlar. 

Bitkinin dünya üzerinde 40 türü vardır. Türkiye’de ise yaklaşık olarak 35 kadar kekik türü bulunmaktadır. Bitkiye, baharın erken geldiği yıllarda Haziran ayından başlayarak Temmuz, ağustos ve Eylül ayları boyunca çiçekli halde rastlanmaktadır. Kekik dünyada üretim ve tüketimi sınırlı olan bir bitkidir ve dış ticaret hacmi 10 bin ton civarındadır. Türkiye dünyada en fazla kekik ihraç eden ülke olup, dünya kekik talebinin 6-7 bin tonunu karşılamaktadır. Bu miktarın da %95’i doğadan, %5’i özel arazilerdeki üretimden elde edilmektedir. Tıbbi ve aromatik bir bitki olan kekik, insan hayatında çok geniş bir alanda kullanılmaktadır. Kekik gıda sektöründe genel itibariyle baharat olarak kullanılmasının yanında, bitkisel çay olarak da kullanılmaktadır. Sağlık sektöründe solunum, dolaşım, sindirim ve deri hastalıklarında kullanım alanı bulmuştur. Kekik içerdiği “thymol” yağıyla parfümeri ve kozmetik sanayinde problemli ciltlerin tedavisinde kullanılmıştır. 

Ayrıca çevre düzenlemesinde süs bitkisi olarak kullanımı da mevcuttur. Kekiğin bazı türleri içerdiği “carvakrol” sayesinde arı hastalıkları ve zararlarının kontrolünde, yabancı ot ile mücadelede ve hayvancılıkta yem rasyonlarında doğal antibiyotik ve antihelmintik (parazit düşürücü) olarak da kullanım alanı bulmuştur. Çiçekli uç kısımları ve yaprakları, infüzyon, sıvı ekstre, tentür, şurup, esans, toz ve tıbbi şarap halinde kullanılır. Antiseptik, gaz giderici ve antibiyotik özelliklere sahiptir. Kekik mutfakların, parfüm sanayinin ve içkilerin destilasyonunda çok sık kullanılır. Boğmaca, kancalı kurtların tedavisinde, ağız gargarası, dişetleri tedavisinde kullanılır. Hoş kokulu çiçekler açar ve süs bitkisi olarak da ekonomik değere sahiptir. 

Okan ve Şafak (2004) yılında yaptıkları bir araştırmada kekik üretiminin aile bireyleri tarafından yapılması, arazinin kendilerinin olması durumunda kekik üretiminin üreticiye % 160-210 arasında kâr bıraktığını bildirmişlerdir. Kekik üretiminin bu geliri, birçok tarımsal üretimde, hatta çeşitli sanayii işletmelerinde dahi bulunmamaktadır. Bu nedenle, kekik üretiminin, marjinal şartlarda yaşayan orman köylüleri için oldukça büyük bir gelir artışına yol açacağı öngörülebilir. Kekik önemli ihraç ürünlerimizden biridir. Türkiye dünya kekik ticaretinin yaklaşık %70’ini elinde tutmaktadır Türkiye’den ihraç edilen kekik türleri içerisinde İzmir kekiği (Origanum onites L.) en büyük paya sahiptir. 

Yurt içinde tüketilen, Yurt dışına ihraç edilen kekiğin büyük bölümü Antalya, Muğla, Aydın, İzmir, Denizli, Çanakkale ve diğer illerin florasından toplanmaktadır. Son 5-6 yıldır Ege Bölgesinde kekik tarımı hızlı yayılma göstermiş, standartlara uygun ürün elde edilmeye başlanmıştır. Kekik tarımının hızla yayılması alternatif bitki olarak önem kazanmasından kaynaklanmaktadır. Kekik yurt içinde büyük ölçüde kullanıldığı ekonomik alanlar: 

  • Baharat olarak
  • Kekik yağı veya kekik suyu şeklinde tüketilmektedir
  • Bahçe etraflarında süs bitkisi olarak da kullanılmaktadır

Kekiğin büyük bölümü yurt dışına yarı ya da tam işlenerek ve paketlenerek ihraç edilmektedir. Ayrıca kekik çayı veya kekik buğusu sağlık sektöründe de kullanım alanı bulmuştur.

Ekinezya Yetiştiriciliği

Ekinezya : Ekinezya bitkisi Asteraceae (compositae) familyası içinde yer alır. Ekinezya türleri, dik gövdeli ile 60-180 cm’e kadar boylanabilen, Nisan-Mayıs aylarında çiçeklenmeye başlayan, çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir şeklinde olup alt yapraklar saplı üst yapraklar genellikle doğrudan gövdeye tutunmuştur. Gövdesi ve yaprakları hafif tüylüdür. Yapraklar oval mızrak şeklinde ve 3-5 damarlıdır. 

Ekinezya bitkisinin merkezi ışınsal çiçekler tarafından çevrelenmiş yuvarlak bir yapısı olup koni başlıdır. Yuvarlak yapının etrafındaki ışınsal çiçekler pembe, beyaz, sarı, kırmızı ve genellikle mor renktedir. Olgunlaşmış bir çiçek tablasından ortalama 250-300 adet tohum elde edilmektedir. Anavatanı Kuzey Amerika olan ekinezya, günümüzde Güney Amerika, Kanada, Avrupa, Rusya, Afrika ve Pasifiklere kadar yayılış göstermiştir. Son yıllar da Amerika’da tıbbi bitki endüstrisinin yaklaşık %10’luk kısmını oluşturmaktadır. Kullanım alanı genişleyen ekinezya Rusya’da süt kalitesini ve sığırların hastalıklara direncini doğal yolla arttırmak için yem rasyonlarına dahi katılmakta, kullanım alanları ve yetiştiriciliği konusunda, birçok ülkede sayısız çalışma yürütülmektedir. 

Güney Afrika bazı Batı Avrupa ülkelerine ham materyal satarken ekstraklarını da Rusya ve Kuzey Amerika’ya ihraç etmektedir. Yozgat’ta özel bir firma tarafından yetiştirilen ekinezya bitkisindeki etken madde Avrupa’da ortalama bitkiden alınan etken maddenin 13 katı olduğu tespit edilmiştir. Tıbbi aromatik bitkiler arasında yer alan ve çoğunlukla ithal edilen ekinezya bitkisi ülkemiz koşullarında da kültür bitkisi olarak yetiştirilebilmektedir. Damlama sulama sisteminin kullanıldığı bitkinin yaklaşık ömrü 7 yıldır. Bitkinin hem çiçekleri hem de yaprakları kullanılmaktadır. Üretim esnasında kimyasal gübre kullanımı istenmemektedir. Fidelerin sözleşmeli tarım yapılan firma tarafından sağlandığı varsayılmıştır. Ekinezya üretiminde gübre kullanılmamaktadır.

Yabani (Dağ) Nanesi Yetiştiriciliği

Nane bitkisi Labiatae familyası bitkilerinden olan çok senelik aromatik bir bitkidir. Nane içerdiği eterik yağlar bakımından da tıbbi bitkiler sınıfında büyük öneme sahiptir. Nane bitkisi bol saçak kök içeren ana kökleri rizom yapısındadır. Kökleri genellikle 80-100 cm derine kadar inebilir. Şartlara bağlı olarak gövde 30-80 cm boya kadar uzayabilir. Başlangıçta otsu yuvarlak ve yeşil renktedir. Yaşlandıkça köşeli bir yapı kazanarak yarı odunlaşma gösterir ve mor renk kazanır. Yapraklar boğumlarda karşılıklı dizilmiş, genelde uçları sivri ve kenarları hafif dişlidir. Bitkinin değerlendirilen kısmı yüksek miktarda eterik yağ bulunduran yapraklardır. Yabani nanelerin yaprakları bol miktarda tüy taşımaktadır. 

Çiçekleri genellikle uzun ince bir boru şeklindedir. Çiçekler yeşil renkli çanaklar taşımaktadır. Taç yaprakları ise mor erguvan renkte ve boru şeklinde olup uç tarafta 4 parçalı halde bulunmaktadır. Nane çok eski bir kültür bitkisidir. İngiltere ‘de botanikçi John Ray’ın (1921) tavsiyelerinden sonra tıbbi bitkiler arasına girmiştir. Ana vatanının, Orta Avrupa ve Asya olduğu belirtilen nane çok çeşitlilik gösteren geniş bir yayılma alanına sahiptir. Nane bitkisinin çoğunlukla Avrupa ve Asya’da yayılan 90 kadar türü bulunmaktadır. Türkiye’de 7 türe ait 12 takson yayılış göstermiştir. 

Bu türlerden bazıları ılıman iklimlerde daha çok bazıları ise Batı Anadolu’da yayılmıştır. Ilıman iklimlerde Amerika, Avrupa ve Asya’da tarımı yapılır. Nane familyasından olan yabani nane, gıda sektöründe, sağlık sanayisinde ve çeşitli endüstri kollarında büyük ölçüde kullanılmaktadır. Yabani nane yağı dünya piyasasında önemli bir yere sahiptir. Özellikle batı Avrupa ülkelerinde naneye olan ihtiyaç, her geçen gün daha da artmaktadır. Bunun nedeni yabani nanenin özünden elde edilmiş uçucu yağların gıda, ilaç ve kozmetik sanayisinde kullanılan çok önemli bir ham maddeye sahip olmasıdır. Bunlarla birlikte nane çeşitli endüstrilerde tatlandırıcı olarak da kullanılmaktadır bunlar; sakız, diş macunu, şeker gibi sektörlerdir. Günümüzde dünyanın bazı bölgelerinde nanenin halk ilacı olarak kullanımı mevcuttur. 

Esas önemi; antiseptik, anaztezik, serinletici ve ferahlatıcı etkisi olmasıdır. Nane bitkisi iklim ve toprak istekleri bakımından çok seçici olan bir bitki türü değildir. Bitki pratik olarak her türlü toprakta yetişebilir. Fakat toprağın düzeyde nem içermesi şarttır. Devamlı kapalı bulutlu havalardan çok güneşli ve az bulutlu havalardan hoşlanır. Nane ılık ve rutubetli ortamları sever. Optimum gelişme sıcaklığı 12- 15 derece sıcaklık arasındadır. Nane bitkisi çok yıllık bir bitki olduğundan soğuk havalardan fazla etkilenmez. Kök kısmı odunsu olduğu için orta dereceli don olayları nane bitkini etkilemez. Bu bitki fazla ışık alan yerlerde verimli bir şekilde yetişmez. Bitki daha çok gölgelik alanlarda verimli yetişme sağlayabilmektedir.

Salep Yetiştiriciliği

Salep, yumru maliyeti dışında getirisi en yüksek ürünlerden biridir. İlk yatırım maliyeti yüksek olmasına ve teknik bilgi gerektirmesine rağmen, üretimin ilk yıllarından itibaren yatırım yaş halde dahi karlıdır. Kurutulduğunda ve toz haline getirildiğinde ise bu oran oldukça yükselmekte ve satış fiyatı yaklaşık 8 kat artmaktadır. Yatırım kapsamında sulama sisteminin kurulması hem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hem özel ve kamu bankası desteklerine/kredilerine uygundur. Üretimin ormanlık alanda yapılması halinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı kredilerinden yararlanılması mümkündür. Ayrıca referans bitki listesinde yer alması sebebiyle Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun desteklerine de uygundur. Sivas ve Yozgat’ta söz konusu kurumun İl Koordinatörlükleri bulunmakla birlikte bölgede salebin kültüre alma ve ıslah çalışmaları önemlidir. 

Salep : Salep Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprakaltı yumrularından elde edilen, ayrıca orkide türlerine Anadolu’da verilen genel isimdir. Orkidelerin toprak altı organları yumru veya rizomdur. Salep bitkisinin kökünde 2 tane yumru vardır ve çok yıllık otsu bir bitkidir. Yumrular kremsi renkte, yumurta şeklinde, çatalsı veya saçaklıdır. Yumrulardan biri o sene gövde veren ana yumru, diğeri ise gelecek yıl yumru verecek iri parlak olan kardeş(oğul) yumrudur. Kardeş yumrular Mayıs Haziran aylarında toplanmaya başlanır. Gövdesi dik ve silindirimsi, çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Açık yeşil renkteki yapraklar şeritsi mızrak biçiminde, küçükçe olan çiçekler erguvan renginde ya da pek rastlanmasa da beyaz olabilmektedir. İçerdiği en önemli madde glikomannandır. Glikomannan polisakkaritlerin alt gurubudur. Salep yumruları yapısında müsilaj, nişasta, şeker ve azotlu madde taşımaktadır (GossoG Danışmanlık 2012) 

Salep bitkisi genel itibariyle Akdeniz iklim kuşağında yetişmekte olan aromatik bir bitki türüdür. Bu bitki Anadolu’da genel adı salep olarak bilinen orkideler familyasının bir türüdür. Sıcak iklim kuşaklarında yetişen orkide türlerinde büyümenin çoğunlukla mevsimlere bağlı olduğunu ve mevsimsel büyüme değişimlerinin, orkide türünün taksonomik pozisyonu ve coğrafik dağılımlarına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. 

Dünyada bir çok ülkede de yanlış toplamadan dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dolayısıyla bu gibi ülkelerde koruma altına alınmıştır. Bu bitki genellikle Akdeniz ülkeleri, Kuzey ve Orta Avrupa’da yetişme olanağı bulabilmektedir. Salep bitkisi üzerinde çok fazla araştırma olmamakla birlikte, doğal florada salep bitkisinin daha çok; kumlu kinli tın, killi tın tekstürlü, kireç miktarlarının çoğunlukla düşük, genellikle hafif alkali reaksiyonlu, azot yönünden yoksul toprakları daha çok sevdiği belirlenmiştir. 

Analizlere göre orkideler topraklarda bulunan N, P2O5, K2O, Karbon, Organik madde ve kum oranı ile ışık isteği yönünden seçici olabilmektedir. Salep Türkiye’nin birçok bölgesinde doğal olarak yetişme alanı bulabilmektedir. Bu bitkinin yaygın olduğu bölgeler daha çok Kuzey Anadolu, Güney Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Doğu Akdeniz bölgelerinde yetişmektedir. Yetiştiği bazı iller ise bunlardır; Adana, İstanbul, Siirt, Şırnak, Yozgat, Kastamonu, Bitlis, Artvin, Bursa, Çanakkale, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kocaeli, Manisa, Kahramanmaraş, Muğla, Samsun, Trabzon ve Tunceli’dir. Yozgat Akdağmadeni ilçesi ve çevresinde birçok salep çeşidi yetişmektedir. Bunlardan özellikle öne çıkan türler (National Geographic); 

  • Orchis Coriophora,
  • Platanthera Chlorantha,
  • Salep Çiçeği (Ophrys Holoserica)
  • Anacamptis Pyramidalis
  • Ophrys Mammosa
  • Ophrys Oestrifera’dir.

Bu bitkilerin yumruları salep elde edilmek maksadıyla toplanmaktadır. Ancak bu bitkiler mutlak olarak tükenme tehdidi ile karşılaşmamakla birlikte, nesillerinin devamıyla bağdaşmayan kullanımları önlemek maksadıyla ticaretleri belli esaslara bağlanmış türlerdir. Salep, dondurmanın hammaddesi, olmazsa olmazı olarak kullanılmaktadır. Dondurmaya kıvam ve tat vermektedir. Mart, Nisan aylarında doğadan toplanan orkide yumrularının çok büyük bir kısmını dondurma üreticileri satın almaktadır. 

Bu endemik bitki o kadar değerli ki yurtdışına ihracatı 1977 yılından bu yana yasaktır. Yaş yumruların kilogram fiyatı 30 TL seviyesindedir. Kum hali ise 120-130 TL, toz haline getirildiğinde ise ürünün fiyatı 250-300 TL’ye çıkmaktadır. Akdağmadeni’nde bilinen 12 çeşidi yetişmektedir. Bunların en önemlileri ise meşe salep, sivri kurtkulağı salep, beşli çift çatal yemlik salep ve çift çatal yemlik salep çeşididir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen 2014- 2018 yılları Salep Eylem Planının uygulanacağı iller Hakkari, Van, Bitlis, Muş, Bingöl, Tunceli, Elazığ, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Sinop, Kastamonu, Antalya, Burdur, Isparta, Muğla ve Aydın illeridir. Salep’in yok olmasının önüne geçmek için yapılacak eylemleri kapsayan planda Yozgat ve özellikle Akdağmadeni’nin yer alması faydalı olacaktır.

Kara Buğday Yetiştiriciliği

Orta Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında desteklenen Yozgat Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Değerleniyor Projesi Fizibilite Raporunda yer aldığı üzere karabuğday tıbbi ve aromatik etki gösteren bitkiler kapsamında yer almaktadır. Dünyada sağlıklı gıdalara olan ilginin ve bilincin artmasıyla, karabuğdayın günümüz gıdaları arasında değeri artmış ve yüksek kaliteli gıda ürünleri arasında yer almasına neden olmuştur. Yüzyıllardır geniş bir yelpazede karabuğday ürünleri geleneksel olarak sıkça üretilmiştir. Karabuğday sağlık ve ekonomik alanların ziyadesinde en çok gıda sanayisinde kullanılmaktadır. Karabuğday, insan gıdası olarak yetiştirilmesinin yanında çiftlik ve kümes hayvanlarının beslenmesinde diğer tane ürünlerin yerine yem olarak kullanılmaktadır. Karabuğday, arıcılar için popüler bir bitkidir. 

Çiçekleri 30 gün ve daha fazla süreyle açık kalabildiği için mükemmel bir geçici bal bitkisidir. Karabuğday’dan koyu renkli, güçlü bir tadı olan bal elde edilir. Fazla zararlarının olmaması, kolay yetiştirilebilmesi ve fakir topraklarda dâhil kimyasal gübre kullanılmadan ürün alınabilmesi karabuğdayın organik ürün olarak yetiştirilmesi, dünya pazarında sunumunu kolaylaştırıp, oldukça ekonomik bir değer kazandırmıştır.

Aspir Yetiştiriciliği

Anavatanı Arabistan yarımadası olan Anadolu’da yabani olarak yetişen bitkinin ekimi de yapılmaktadır. Kurutulmuş çiçekleri ve tohumları suda kaynatılıp içilerek, tohumları ayrıca kurutulup, sıkılarak yağ elde etmek için ve tıbbi amaçlarla kullanılır. Yozgat Türkiye’de aspir üretiminde 2. sıradadır. Ekim ve Hasat Nisan-Ağustos arasında ortalama 4,5-5,5 ay, hasat biçer döğerle yapılır. Aspir sözleşmeli üretim yapılması ve enerji ve yağ üretim amaçlı üretim yapılması kaydıyla alım garantisi altındadır. Sulu ve kuru tarım dikkate alındığında, sulu tarımda verim oldukça artmaktadır. 

Kullanım Alanları: Biyodizel üretimi, hayvancılıkta yem, zeytinyağına eşdeğer yemeklik yağ, kesme çiçekçilik, seramik yapımı, tıp (adet sancısı, romatizmal ve eklem ağrıları, kanı düzenleyici etkisi), Carthamin ve Carthamidin boya maddeleri (gıda ve tekstil), bitkisel çay.

Yatırımın Geri Dönüş Süresi: Arazi kiralanmışsa 1 yıl, diğer durumda rantabl değil, geri dönme süresi oldukça uzundur. 5 da aspir için rantabl olmayıp, 50 da önerilmektedir. Piyasa alış fiyatı öngörülenden daha düşük olabilmektedir.

Cehirlik Lalesi Yetiştiriciliği

Tıbbi ve aromatik bitkiler kapsamında değerlendirilmese dahi süs bitkisi olarak değerlendirilebilecek ve Bölgeye sosyoekonomik anlamda katkı sağlayabilecek, Cehirlik Lalesi bitkisi de rapor kapsamında ele alınmıştır. Yozgat-Boğazkale (Hattuşaş) yolu üzerinde Yozgat’a ikinci kilometrede yer alan Cehirlik bölgesi laleleriyle ünlüdür. İlkbaharda (Mayıs ayının ortalarında)açmaya başlayan laleler yaz boyunca Cehirlik’e ayrı bir güzellik katar. Ayrıca, Beyzi ve Konca tarafından bildirildiği üzere, kişniş, kekik, çemen, anason, rezene, karanfil, tarçın, çörekotu, pelinotu, adaçayı, biberiye ve nane gibi bazı tıbbi bitkiler hayvan besinlerinde kullanılmaktadır. Bunlar, süt verimini artırıcı, gaz azaltıcı, sakinleştirici etkilere sahip olup, bunların yem katkı maddeleri olarak değerlendirilmesi ve kültüre alımda değerlendirilmesi gerekmektedir.

Adaçayı Yetiştiriciliği

Tarihi geçmişi çok eski olan adaçayı ülkemizde de sıkça kullanılan tıbbi aromatik bitkiler arasındadır ve soğuk algınlığına iyi gelmektedir. Yağmurlama sulama sisteminin kullanıldığı bitkinin yaklaşık ömrü 6 yıldır. Bitkinin yaprakları kullanılmaktadır. Üretim esnasında kimyasal gübre kullanımı istenmemektedir. Sivas ve Yozgat illerinde yetiştirilebilmektedir. Fidelerin sözleşmeli tarım yapılan firma tarafından sağlandığı varsayılmıştır. Adaçayı üretiminde gübre kullanılmamaktadır.

Melisa Yetiştiriciliği

Nane familyasında yer alan ve sakinleştirici etkisi ile bilinen melisanın ülkemizde bilinirliliğini gün geçtikçe artırmaktadır. Yağmurlama sulama sisteminin kullanıldığı bitkinin yaklaşık ömrü 5 yıldır. Bitkinin yaprakları kullanılmaktadır. Üretim esnasında kimyasal gübre kullanımı istenmemektedir. Sivas ve Yozgat illerinde yetiştirilebilmektedir. Fidelerin sözleşmeli tarım yapılan firma tarafından sağlandığı varsayılmıştır. Melisa üretiminde gübre kullanılmamaktadır. Melisa yaprakları gölgede kurutulduktan sonra satılmaktadır.

Kurt Üzümü Yetiştiriciliği

Kullanım Alanları: Meyve, Çay, Hayvancılıkta Fonksiyonel Gıda Üretimi (Yaprakları), Kozmetik Sanayi 

Bitki Türü: Çok Yıllık, Çalı Formu 

Yararları: Kalp ve Damar Hastalıkları, Tansiyon ve Şeker Hastalıkları 

Yatırımın Geri Dönüş Süresi: Yaklaşık 3 yıl

Diğer Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği Yapılacak Bitkiler

Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan tıbbi ve aromatik bitkilerin bazılarını sizlere tanıtmaya çalıştık. Yurt dışında üretimi yapılan ve ekonomik değerleri yüksek bazı bitki türlerinden örnek vererek kısaca bahsetmek isteriz. Şifalı bitki işi, sadece güzel bir kâr sağlamanız değil, aynı zamanda insanların daha sağlıklı ve daha doğal bir yaşam tarzına sahip olmalarına yardımcı olmanız nedeniyle de ödüllendirici olabilir. Kedi Nanesi Yetiştiriciliği : İnsanlar için yatıştırıcı bir özellik

Bu içeriği oylayın
4.00, 1 Oy
Yorumlar (2)
Mutlu 35 ay önce
verdiğiniz bilgiler aydınlatıcı ve yararlı, ancak bu bitkileri yetiştirmekle iş bitmiyor bunlardan hangilerinin türkiyede pazarı var. Örneğin bek ekmek istiyorum, ektiğim ürünü kimler veya hangi firmalar alacak? bu bilgi hiç biryerde yok yada ben bulamadım.
Mutlu 35 ay önce
verdiğiniz bilgiler aydınlatıcı ve yararlı, ancak bu bitkileri yetiştirmekle iş bitmiyor bunlardan hangilerinin türkiyede pazarı var. Örneğin bek ekmek istiyorum, ektiğim ürünü kimler veya hangi firmalar alacak? bu bilgi hiç biryerde yok yada ben bulamadım.
Daha fazla yorum
x
Site deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Gizlilik ve Çerez Politikası sayfamızdan erişebilirsiniz.