Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği ile Para Kazanma

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler

Doğal ürünlere olan talebin artması ile Dünya’da ve Türkiye’de tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ön plana çıkmıştır ve giderek önemini arttırmaya devam etmektedir. Ülkemizde çok önemli türlerde şifalı bitkilerin bulunduğunu ve bu şifalı – tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştiriciliğinin yapılabileceği, herkesçe bilinmesi gereken bir para kazanma kapısı olabilir. Dünyada yapılan sağlık araştırmalarının Ar-ge leri (tıbbi bitki) ilaç endüstrisinde yüksek bir paya sahiptir. Sentetik kimyasalların her gün ayrı ayrı zararları ortaya çıkmakta ve Dünya Sağlık Örgütü artık Dünya nüfusunun %70 ila %80 inin geleneksel tıptan yararlandığını açıklamaktadır. Eczacılık Fakültelerinde Fitoterapi üzerinde uzmanlaşmada artış başlamıştır. Bunu, Tıp Fakültelerinde Fitoterapi uzmanlaşmalarında bir artışın izlemesi beklenmektedir. Böylelikle Türkiye Eczacılık Kodeksinde de yakın zamanda tıbbi ve aromatik bitkiler yerlerini almaya başlamıştır.

Akdeniz de yetişen tıbbi ve aromatik şifalı bitkiler

Yurdumuz bitki zenginliği açısından düşünüldüğünde dünyada önde gelen ülkelerden biridir. Avrupa kıtasında 12000 tür mevcutken, Türkiye’de yaklaşık olarak 9500’ün üzerinde türe sahiptir. Ayrıca floristik araştırmalar çoğaldıkça, bu sayı günden güne artmaktadır. Ülkemizin bu kadar zengin bir floraya sahip olması; Akdeniz, İran-Turan ve Avrupa-Sibirya gibi üç bitki coğrafyası bölgesinin bir arada bulunduğu bir konumda yer alması, birçok cinsin gen merkezi olması, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprü konumunda olması, iklimsel, topoğrafik ve jeolojik farklılıklar göstermesi, deniz, göl, akarsu, bataklık gibi değişik sucul ortamlara sahip olması, 0-5000 metreler arasında değişen yükseklik farklılığına sahip olması ve ülkenin doğusu ve batısı arasında iklimsel ve jeolojik bakımından farklılıklar bulunmasına bağlanabilir.

TÜİK verilerine göre, Türkiye tıbbi ve aromatik bitkiler ithalatında en fazla payı, susam tohumu almaktadır. Susam tohumu dışında kahve, aspir tohumu, diğer baharatlar, sarımsak ve İlaç parfüm ve indektisit olarak kullanılan bitki ve kısımları almaktadır. İhracatta ise en büyük payı diğer baharatlar, haşhaş tohumu, İlaç parfüm ve indektisit olarak kullanılan bitki ve kısımları, kimyon, kırmızıbiber ve yenibahar almaktadır.

Dünyada 20.000 bin Ülkemizde 500 bitki türü tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Bitkilerin kullanım alanları oldukça geniş olup, özellikle ilaç, kozmetik, gıda ve baharat amaçlı kullanılmaktadır. Tıbbi ve aromatik bitkiler insanlık var olduğu günden beri deneme yanılma yöntemleri, kimi zamanda profesyonel tıp aracılığı ile insan, hayvan ve hatta bitki sağlığı için kullanılmışlardır. Dünya 60 milyar dolarlık bir tıbbi aromatik bitkiler, dış ticaret hacmine ulaşmıştır.

Lange (2006) tarafından belirtildiği üzere, dünyada, en çok tıbbi ve aromatik bitki ithalatı Honkong, ABD, Japonya, Almanya, Fransa tarafından yapılırken, en fazla ihracat Çin, Honkong, ABD, Almanya, Hindistan tarafından yapılmaktadır. Lange (2002) ise 110 ülkenin sıralandığı dünya tıbbi ihracat listesinde Türkiye 18. sırada yer bulmuştur. Dünyada tıbbi aromatik bitkilerin dağılımına bakıldığında en fazla bitki tür sayısı ve tıbbi bitki tür sayısı Çin’de bulunmaktadır.

Bugün, bazı kesimlerin alternatif tıp olarak adlandırdığı yöntemlerin de aslında pek çoğu eczacılık tıp ve moleküler biyoloji uzmanları tarafından bilimsel olarak kanıtlanarak insanların hayatına otoritelerden de onay alarak tekrar girmeye başlamışlardır. Dünya’da her yıl yapılan Ar-Ge harcamalarında en büyük payı ilaç endüstrisi almaktadır. Bununla birlikte sentetik kimyasalların sağlık yönünden etkileri düşünüldüğünde, günümüzde
kullanılan ilaçların birçoğunun etken maddesi konumundaki tıbbi ve aromatik bitkilerin önemi açıkça görülmektedir.

Tıbbi ve aromatik bitkilerin birçok tanımı mevcuttur. Bayram vd. (2009) tarafından bildirildiği üzere tıbbi ve aromatik bitkilerinbitkisel ilaç, islenmemiş yada işlenerek bir veya daha fazla bitkiden oluşturulan bileşim maddesi içeren tedavi edici özelliği olan veya diğer insanların sağlığına yararı olan bitkilerden türetilen maddeler veya ürünlerdir.” Bu tanımlama altında, bitkisel ilaçların islenmemiş bitkisel materyal, islenmiş bitkisel materyal ve tıbbi şifalı ot (herbal) ürünleri olmak üzere 3 çeşidi bulunmaktadır. Ersöz (2010) tarafından belirtildiği üzere, “Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre, hastalıklardan korunmak ve tedavi amacıyla, bitkisel drogları olduğu gibi veya bitkisel karışımlar halinde,
etkili kısım olarak taşıyan bitmiş, etiketlenmiş ürünler veya müstahzarlar “bitkisel ilaç” olarak adlandırılmaktadır” (Kıncı 2015).

Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği

Birleşmiş Milletler, Gıda ve Tarım Örgütü Biyoçeşitlilik El Kitabı’nda yapılan tanıma göre, tıbbi ve aromatik bitkiler, hastalıkları önlemek, sağlığı korumak ve rahatsızlıkları tedavi etmek amacıyla insanlara ilaç sağlayan bitkilerdir (Marshall 2011). Kiriş (2010) tarafından bildirildiği üzere, Türkiye Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan olmak üzere üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişme noktasıdır. TR72 Bölgesi ağırlıklı olarak İran-Turan biyocoğrafik bölge içerisine girmektedir (Yüksel 2013).

Tan (2010) tarafından bildirildiği üzere, “bitki çeşitliliği ve tür zenginliği; Türkiye’nin üç bitki coğrafyası bölgesinin buluşma noktası, birçok ürün/bitki türünün Menşe Merkezi ve Çeşitlilik Merkezi, birçok ürünün kültüre alınma merkezi, türlerde yüksek endemizm, Avrupa ve Asya arasında köprü ve bir göç yolu oluşundan kaynaklanmaktadır.” Şahin (2013), buna ülkemizin farklı iklim karakteristiklerine sahip olmasını da eklemiştir.

Endemik bitkilerden, İsviçre’de 1, İngiltere’de 17, Fransa’da 140, İtalya’da 700 ve Yunanistan’da 820 çeşit bulunmaktadır. Endemik takson sayısı ülkemizde 3700 civarında olmakla birlikte kullanılan bitkilerin sayısı yaklaşık 400 kadardır. Şahin (2013) tarafından aktarıldığı üzere, ülkemizde yaklaşık olarak 3.700’ü endemik (endemic, authentic) olan 12000’in üzerinde bitki türü (takson olarak 12.006) bulunmaktadır.

(Davis 1965-1988, Davis vd. 1988, Güner vd. 2000). Bu türlerin yaklaşık 1000 tanesi ilaç ve baharat amaçlı kullanılmaktadır. Tüm Avrupa’da endemik bitki türleri sayısı 2.750’dir. Bu bitkilerin tüketim alanı çok geniştir. En önemli kullanım alanları ise ilaç, parfüm, kozmetik, diş macunu, sabun, şeker, meşrubat sanayi olup, ayrıca baharat olarak tüketilmektedir. Kozmetik, gıda, kimya ve ilaç gibi bir çok sanayi dalında kullanılan uçucu yağlar tıbbi ve aromatik bitkilerden elde edilmektedir. (http://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-19408/botanik-turizmi.html, http://www.tarim.gov.tr/uretim/Bitkisel_Uretim,Aromatik_Tibbi_Bitkiler.html, Yücer veAltıntaş 2012). Bununla birlikte, süs bitkisi ve doğal pestisit olarak da değerlendirilmektedir.

(Çınar vd. 2014). Bu durum tıbbi ve aromatik bitkiler bakımından ülkemizin zenginliğini göstermektedir (Torlak vd. 2010, Anonim 2012). Dünya Sağlık Örgütü tarafından bildirildiği üzere, yaklaşık 20.000 bitki dünyada tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Yine Dünya Sağlık Örgütü kayıtlarına göre, dünya nüfusunun %70-80’i geleneksel tıptan yararlanmaktadır (Kıncı 2015). Tıbbi ve aromatik bitkiler, dünyada yerel toplumlarda sosyal, kültürel ve ekolojik açıdan değerli bir rol oynamaktadır. (Marshall 2011). Tıbbi ve aromatik bitkiler üretimi alternatif bir üretim metodu olarak, özellikle kırsal alanlarda yoğun emek istemesi sebebiyle işsizliğin azalmasına ve tarımsal gelirin artmasına katkı sağlamaktadır.

(Faydaoğlu ve Sürücüoğlu 2011). Yücer ve Altıntaş (2012) tarafından bildirildiği üzere, tıbbi ve aromatik bitkilerin ekim nöbeti sisteminde değerlendirilebilmesi, gıda sanayinde hammadde ya da işlenmiş olarak kullanılabilmeleri ve tamamlayıcı ya da alternatif tıbbın bir parçası olarak görülmeleri nedeniyle giderek önem kazanmaktadır. Tıbbi ve aromatik bitkilerin şifa amaçlı kullanımında, Almanya, ABD, Avustralya ve Fransa başı çekmektedir. (Titz 2004). Fakıllı (2010), Türkiye’nin tıbbi ve aromatik bitkilerin dış satımında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunu, birçok tıbbi bitkinin dış satımını yaparken, aynı zamanda birçok bitkinin de dış alımını gerçekleştirdiğini ve dünyada tıbbi ve aromatik bitkiler için giderek artan bir talep olduğunu belirtmiştir.

Dilbirliği (2007) tarafından bildirildiği üzere, iç ve dış piyasada değerlendirilen bitki materyallerinin (drog) önemli bir kısmı floradan toplanmaktadır. Ancak son yıllarda bu bitkilerin tarımına olan ilgide artış olmuştur. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından uygulanan alternatif tarım ürünleri projesinin de bu artışa katkısı olmuştur. Ancak bu bitkilerin tarımında ciddi anlamda bilgi eksikliği görülmektedir (Gürbüz vd. 2004).

Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği

Kabak Yetiştiriciliği

Kıraç alanlarda yetişen kabak bitkisi çiftçilere alternatif bir tarım ürünü sunmuş ve belli ölçüde başarı da elde edilmiştir. Kabak meyvesi yenen sebzeler grubunda yer almaktadır. Çerezlik kabak ise yine aynı grupta yer alıp tohumları tüketilen bir sebzedir. Bununla birlikte, Asımgil (2004), kabak bitkisini tıbbi ve aromatik etkisi bulunan bitkiler arasında ele almıştır. Altınok vd. (2014) tarafından aktarıldığı üzere, Cucurbitaceae (kabakgiller) familyasından olan kabak, birbirinden farklı tür ve cinsleri içinde barındıran, tohum, çiçek ve meyveleri yiyecek olarak kullanılan bir sebze türüdür. Yazlık kabak olarak adlandırılan ve meyveleri olgunlaşmadan kullanılan türleri olduğu gibi (cucurbita pepo), meyveleri olgunlaştıktan sonra kullanılan ve kışlık kabak olarak adlandırılan türleri de vardır (cucurbita moschata). Kabağın genellikle meyveleri tüketilmesin rağmen, tohumları da çerez ve yüksek kaliteli bitkisel yağ kaynağı değerlendirilmektedir. Kabak çekirdeği yağ ve proteince zengindir. Kuru madde üzerinden yağ içeriği %30-45, protein içeriği %30-40 ve karbonhidrat içeriği ise %25-30 civarındadır. Bir avuç kabak çekirdeğinin (34,5 gr) günlük E vitamini ihtiyacının 1/3’ünü karşıladığı belirtilmektedir. İçerdiği besin öğeleri bakımından Mg, Mn ve P için çok iyi; Fe, Cu, protein, tekli doymamış yağ ve çinko açısından ise iyi bir kaynaktır.

Gilaburu (Viburnum Opulus) Yetiştiriciliği

Kayseri ilinde gilaburu geleneksel olarak tüketilmektedir. Gilaburunun mide rahatsızlıklarına iyi geldiği böbrek taşlarını eritme kapasitesi olduğu bilinmektedir. Ayrıca “böbrek doktoru” olarak da bilinmektedir. Ekim ayından itibaren olgunluk durumuna göre meyve elle toplanmaktadır. Meyveler yabancı malzemelerden ayrıldıktan sonra çeşme suyu ile yıkanmakta ve çeşitli ebatlardaki kaplara konulmaktadır. Hava almayacak şekilde kapatılan kaplar serin ve karanlık bir yerde 3 ay süre ile bekletilmektedir. Bu sürede meyve olgunlaşmakta ve kekremsi tadında belli seviyede bir düzelme olmaktadır. Olgunlaşmayı takiben meyve preslenerek meyve suyu elde edilmektedir. Gilaburu meyve suyunun diüretik, yani vücuttaki şişkinliği, ödemi çözücü, böbrekleri çalıştırıcı, artık ürünlerin vücuttan atılmasına yardımcı etkileri olduğu aynı zamanda meyvenin içermiş olduğu biyoaktif bileşikler nedeniyle diyet meyvesi olabileceği belirtilmiştir. Meyve suyunun yüksek antimikrobiyal etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. İyi bir C vitamini kaynağı ve iyi bir antioksidandır (Zarıfıkhosroshahı 2015).

Erciyes Geveni (Kitre: Geven Zamkı) Yetiştiriciliği

Yaklaşık 10 cm’ye boylanan, endemik çok yıllık bitkidir. Yastık şeklinde kümeler oluşturur. Dallanmış odunsu köklere ve 0.5-1 cm uzunluğunda yapraklara sahiptir. Yalnızca Erciyes Dağı’nda 3000-3200 m arasındaki alpin habitatlarda yetişir. Temmuz ayında çiçeklenir. Kitre,  Anadolu’da yetişen muhtelif  geven çeşitlerinin gövdelerinden sızıp havada katılaşan, beyaz yahut krem renkli plaka veya şeritler halinde bulunan yapışma yeteneği az olan bir zamk cinsidir. Türkiye’nin iç Anadolu, Güney ve Güneydoğu bölgelerinde kırlarda yetişen yabani bir dikenin (geven) özsuyudur. Köylüler kırlarda geven dikeninin gövdesine bıçakla çizik atar, birkaç gün beklerler. Bitkinin özsuyu çizik bölgeden akar ve kurur. Bir ağaç kabuğuna benzer görünüm alır. Bu kabuklar tek tek toplanır. Kabuk şeklinde olan kitre aktarlarda satılmaktadır. Bir zamanlar Kayseri’nin önemli ticaret malzemelerinden biri de kitreydi.

Huş Ağacı Yetiştiriciliği

Avrupa ormanlarında, ülkemizde Kayseri Erciyes Dağı, Ağrı Dağı, Sivas, Artvin, Ardahan, Bingöl dağları civarında yetişen bitki latince ismiyle Betula Lotus olarak bilinmektedir. Ağacın kabukları ve dalları Mayıs ayında toplanarak nemli gölge yerlerde fermantasyona bırakılır. Sonra kışa doğru kuru distilasyon ile huş ağacı katranı elde edilir. Katran egzema ve alerjik deri hastalıklarında fayda sağlayabilir. Sedef hastalıklarında sedefi azaltıcı etkisi bilinmektedir. Atalarımız bazı hastalıklardan kurtulmak için huş ağacı çayını kullanmışlar. Ne kadar başarılı olduklarını anlamak için sadece bu çaydan demleyip içmek yeterli olacaktır. Bu çay unutulmuş bitki çaylarından biridir. Huş ağacı çayı en çok ödem atmak için kullanılmaktadır. Bu çayı üroloji doktorları tarafından sık tavsiye edilen bir çaydır. Ayrıca, huş çayı bakteri ve diüretik sorunlar ile mücadele için mükemmel bir ilaçtır. Şifa amaçlı huş ağacının yaprakları, tomurcukları, özsuyu, kabuğu, mantarı, katranı ve küpeleri kullanılır. Ayrıca huş ağacı kömürü ve yağı da üretilmektedir.

Madımak Yetiştiriciliği

Türkçede, madımak olarak isimlendirilen Polygonum cognatum Meissn. tarım alanlarında veya tarla sınırları, hava alanları ve yol kenarları gibi tarım yapılmayan alanlarda yabancı ot olarak bulunmaktadır. Orta Anadolu Bölgesinde (özellikle Tokat, Sivas, Yozgat, Çorum ve Amasya illerinde) insanlar tarafından besin olarak yoğun bir şekilde tüketildiğinden, bu yörelerimizde halk kültüründe önemli yer işgal eden bir bitkidir. Şeker hastalarında kan şeker düşürücü, idrar artırıcı, damar büzücü olması nedeniyle uzun süreli kanamalarda kadınlarda ve hemoroidlerde kullanıldığı ve kusmada, böbrek taşlarını düşürmede etkili olduğu bilinmektedir.

Yulaf Yetiştiriciliği

Yulaf taneleri orta çağdan beri gıda ve ilaç olarak kullanılmaktadır. İçerisinde karbonhidratlar, gramine asitli alkoloid, pektin ve silica vardır. Gramine sayesinde hafif yatıştırıcı ve uyuşturucu etkiye sahiptir. Hindistan’da yulaf ile hazırlanan preparatlar haşhaş bağımlılığının tedavisinde kullanılmıştır. Bundan yola çıkarak Anand tekniği sigara tiryakilerine uygulamış ve olumlu sonuçlar almıştır.

Kekik Yetiştiriciliği

Kekik çalı veya çalımsı şeklinde, kokulu olup çok yıllık otsu bitkidir. Bitki, 20-25 cm boyunda bazen daha yüksek olabilen bodur, dalları dik yastıkçıklar biçimindedir. Çok yıllık olan bitkinin gövde ve dallarının dip kısmı odunsudur. Çanak belirgin olarak 2 dudaklı olup tüp silindir, çan şeklindedir. Taç mor, pembe, krem veya beyaz renklidir. Çiçek durumu konik biçiminde çok sayıda salgı tüyü taşımaktadır. Türkiye’de kekik familyasına ait birçok aromatik bitki türü olmasına rağmen, özellikle uçucu yağı karvakrol ve timaol içeren türler “kekik” olarak kabul görmektedir. Bu türler hem yayılış hem de ekonomik olarak büyük önem taşımaktadırlar. Bitkinin dünya üzerinde 40 türü vardır. Türkiye’de ise yaklaşık olarak 35 kadar kekik türü bulunmaktadır. Bitkiye, baharın erken geldiği yıllarda Haziran ayından başlayarak Temmuz, ağustos ve Eylül ayları boyunca çiçekli halde rastlanmaktadır.

Kekik dünyada üretim ve tüketimi sınırlı olan bir bitkidir ve dış ticaret hacmi 10 bin ton civarındadır. Türkiye dünyada en fazla kekik ihraç eden ülke olup, dünya kekik talebinin 6-7 bin tonunu karşılamaktadır. Bu miktarın da %95’i doğadan, %5’i özel arazilerdeki üretimden elde edilmektedir. Tıbbi ve aromatik bir bitki olan kekik, insan hayatında çok geniş bir alanda kullanılmaktadır. Kekik gıda sektöründe genel itibariyle baharat olarak kullanılmasının yanında, bitkisel çay olarak da kullanılmaktadır. Sağlık sektöründe solunum, dolaşım, sindirim ve deri hastalıklarında kullanım alanı bulmuştur. Kekik içerdiği “thymol” yağıyla parfümeri ve kozmetik sanayinde problemli ciltlerin tedavisinde kullanılmıştır. Ayrıca çevre düzenlemesinde süs bitkisi olarak kullanımı da mevcuttur. Kekiğin bazı türleri içerdiği “carvakrol” sayesinde arı hastalıkları ve zararlarının kontrolünde, yabancı ot ile mücadelede ve hayvancılıkta yem rasyonlarında doğal antibiyotik ve antihelmintik (parazit düşürücü) olarak da kullanım alanı bulmuştur.

Çiçekli uç kısımları ve yaprakları, infüzyon, sıvı ekstre, tentür, şurup, esans, toz ve tıbbi şarap halinde kullanılır. Antiseptik, gaz giderici ve antibiyotik özelliklere sahiptir. Kekik mutfakların, parfüm sanayinin ve içkilerin destilasyonunda çok sık kullanılır. Boğmaca, kancalı kurtların tedavisinde, ağız gargarası, dişetleri tedavisinde kullanılır. Hoş kokulu çiçekler açar ve süs bitkisi olarak da ekonomik değere sahiptir. Okan ve Şafak (2004) yılında yaptıkları bir araştırmada kekik üretiminin aile bireyleri tarafından yapılması, arazinin kendilerinin olması durumunda kekik üretiminin üreticiye % 160-210 arasında kâr bıraktığını bildirmişlerdir. Kekik üretiminin bu geliri, birçok tarımsal üretimde, hatta çeşitli sanayii işletmelerinde dahi bulunmamaktadır. Bu nedenle, kekik üretiminin, marjinal şartlarda yaşayan orman köylüleri için oldukça büyük bir gelir artışına yol açacağı öngörülebilir.

Kekik önemli ihraç ürünlerimizden biridir. Türkiye dünya kekik ticaretinin yaklaşık %70’ini elinde tutmaktadır Türkiye’den ihraç edilen kekik türleri içerisinde İzmir kekiği (Origanum onites L.) en büyük paya sahiptir. Yurt içinde tüketilen, Yurt dışına ihraç edilen kekiğin
büyük bölümü Antalya, Muğla, Aydın, İzmir, Denizli, Çanakkale ve diğer illerin florasından toplanmaktadır. Son 5-6 yıldır Ege Bölgesinde kekik tarımı hızlı yayılma göstermiş, standartlara uygun ürün elde edilmeye başlanmıştır. Kekik tarımının hızla yayılması alternatif bitki olarak önem kazanmasından kaynaklanmaktadır. Kekik yurt içinde büyük ölçüde kullanıldığı ekonomik alanlar:

  • Baharat olarak
  • Kekik yağı veya kekik suyu şeklinde tüketilmektedir
  • Bahçe etraflarında süs bitkisi olarak da kullanılmaktadır

Kekiğin büyük bölümü yurt dışına yarı ya da tam işlenerek ve paketlenerek ihraç edilmektedir. Ayrıca kekik çayı veya kekik buğusu sağlık sektöründe de kullanım alanı bulmuştur.

Ekinezya Yetiştiriciliği

Ekinezya : Ekinezya bitkisi Asteraceae (compositae) familyası içinde yer alır. Ekinezya türleri, dik gövdeli ile 60-180 cm’e kadar boylanabilen, Nisan-Mayıs aylarında çiçeklenmeye başlayan, çok yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir şeklinde olup alt yapraklar saplı üst yapraklar genellikle doğrudan gövdeye tutunmuştur. Gövdesi ve yaprakları hafif tüylüdür. Yapraklar oval mızrak şeklinde ve 3-5 damarlıdır. Ekinezya bitkisinin merkezi ışınsal çiçekler tarafından çevrelenmiş yuvarlak bir yapısı olup koni başlıdır. Yuvarlak yapının etrafındaki ışınsal çiçekler pembe, beyaz, sarı, kırmızı ve genellikle mor renktedir. Olgunlaşmış bir çiçek tablasından ortalama 250-300 adet tohum elde edilmektedir. Anavatanı Kuzey Amerika olan ekinezya, günümüzde Güney Amerika, Kanada, Avrupa, Rusya, Afrika ve Pasifiklere kadar yayılış göstermiştir. Son yıllar da Amerika’da tıbbi bitki endüstrisinin yaklaşık %10’luk kısmını oluşturmaktadır. Kullanım alanı genişleyen ekinezya Rusya’da süt kalitesini ve sığırların hastalıklara direncini doğal yolla arttırmak için yem rasyonlarına dahi katılmakta, kullanım alanları ve yetiştiriciliği konusunda, birçok ülkede sayısız çalışma yürütülmektedir. Güney Afrika bazı Batı Avrupa ülkelerine ham materyal satarken ekstraklarını da Rusya ve Kuzey Amerika’ya ihraç etmektedir. Yozgat’ta özel bir firma tarafından yetiştirilen ekinezya bitkisindeki etken madde Avrupa’da ortalama bitkiden alınan etken maddenin 13 katı olduğu tespit edilmiştir.

Tıbbi aromatik bitkiler arasında yer alan ve çoğunlukla ithal edilen ekinezya bitkisi ülkemiz koşullarında da kültür bitkisi olarak yetiştirilebilmektedir. Damlama sulama sisteminin kullanıldığı bitkinin yaklaşık ömrü 7 yıldır. Bitkinin hem çiçekleri hem de yaprakları kullanılmaktadır. Üretim esnasında kimyasal gübre kullanımı istenmemektedir. Fidelerin sözleşmeli tarım yapılan firma tarafından sağlandığı varsayılmıştır. Ekinezya üretiminde gübre kullanılmamaktadır.

Yabani (Dağ) Nanesi Yetiştiriciliği

Nane bitkisi Labiatae familyası bitkilerinden olan çok senelik aromatik bir bitkidir. Nane içerdiği eterik yağlar bakımından da tıbbi bitkiler sınıfında büyük öneme sahiptir. Nane bitkisi bol saçak kök içeren ana kökleri rizom yapısındadır. Kökleri genellikle 80-100 cm derine kadar inebilir. Şartlara bağlı olarak gövde 30-80 cm boya kadar uzayabilir. Başlangıçta otsu yuvarlak ve yeşil renktedir. Yaşlandıkça köşeli bir yapı kazanarak yarı odunlaşma gösterir ve mor renk kazanır. Yapraklar boğumlarda karşılıklı dizilmiş, genelde uçları sivri ve kenarları hafif dişlidir. Bitkinin değerlendirilen kısmı yüksek miktarda eterik yağ bulunduran yapraklardır. Yabani nanelerin yaprakları bol miktarda tüy taşımaktadır. Çiçekleri genellikle uzun ince bir boru şeklindedir. Çiçekler yeşil renkli çanaklar taşımaktadır. Taç yaprakları ise mor erguvan renkte ve boru şeklinde olup uç tarafta 4 parçalı halde bulunmaktadır.

Nane çok eski bir kültür bitkisidir. İngiltere ‘de botanikçi John Ray’ın (1921) tavsiyelerinden sonra tıbbi bitkiler arasına girmiştir. Ana vatanının, Orta Avrupa ve Asya olduğu belirtilen nane çok çeşitlilik gösteren geniş bir yayılma alanına sahiptir. Nane bitkisinin çoğunlukla Avrupa ve Asya’da yayılan 90 kadar türü bulunmaktadır. Türkiye’de 7 türe ait 12 takson yayılış göstermiştir. Bu türlerden bazıları ılıman iklimlerde daha çok bazıları ise Batı Anadolu’da yayılmıştır. Ilıman iklimlerde Amerika, Avrupa ve Asya’da tarımı yapılır. Nane familyasından olan yabani nane, gıda sektöründe, sağlık sanayisinde ve çeşitli endüstri kollarında büyük ölçüde kullanılmaktadır. Yabani nane yağı dünya piyasasında önemli bir yere sahiptir. Özellikle batı Avrupa ülkelerinde naneye olan ihtiyaç, her geçen gün daha da artmaktadır. Bunun nedeni yabani nanenin özünden elde edilmiş uçucu yağların gıda, ilaç ve kozmetik sanayisinde kullanılan çok önemli bir ham maddeye sahip olmasıdır. Bunlarla birlikte nane çeşitli endüstrilerde tatlandırıcı olarak da kullanılmaktadır bunlar; sakız, diş macunu, şeker gibi sektörlerdir. Günümüzde dünyanın bazı bölgelerinde nanenin halk ilacı olarak kullanımı mevcuttur.

Esas önemi; antiseptik, anaztezik, serinletici ve ferahlatıcı etkisi olmasıdır. Nane bitkisi iklim ve toprak istekleri bakımından çok seçici olan bir bitki türü değildir. Bitki pratik olarak her türlü toprakta yetişebilir. Fakat toprağın düzeyde nem içermesi şarttır. Devamlı kapalı bulutlu havalardan çok güneşli ve az bulutlu havalardan hoşlanır. Nane ılık ve rutubetli ortamları sever. Optimum gelişme sıcaklığı 12- 15 derece sıcaklık arasındadır. Nane bitkisi çok yıllık bir bitki olduğundan soğuk havalardan fazla etkilenmez. Kök kısmı odunsu olduğu için orta dereceli don olayları nane bitkini etkilemez. Bu bitki fazla ışık alan yerlerde verimli bir şekilde yetişmez. Bitki daha çok gölgelik alanlarda verimli yetişme sağlayabilmektedir.

Salep Yetiştiriciliği

Salep, yumru maliyeti dışında getirisi en yüksek ürünlerden biridir. İlk yatırım maliyeti yüksek olmasına ve teknik bilgi gerektirmesine rağmen, üretimin ilk yıllarından itibaren yatırım yaş halde dahi karlıdır. Kurutulduğunda ve toz haline getirildiğinde ise bu oran oldukça yükselmekte ve satış fiyatı yaklaşık 8 kat artmaktadır. Yatırım kapsamında sulama sisteminin kurulması hem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hem özel ve kamu bankası desteklerine/kredilerine uygundur. Üretimin ormanlık alanda yapılması halinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı kredilerinden yararlanılması mümkündür. Ayrıca referans bitki listesinde yer alması sebebiyle Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun desteklerine de uygundur. Sivas ve Yozgat’ta söz konusu kurumun İl Koordinatörlükleri bulunmakla birlikte bölgede salebin kültüre alma ve ıslah çalışmaları önemlidir.

Salep : Salep Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprakaltı yumrularından elde edilen, ayrıca orkide türlerine Anadolu’da verilen genel isimdir. Orkidelerin toprak altı organları yumru veya rizomdur. Salep bitkisinin kökünde 2 tane yumru vardır ve çok yıllık otsu bir bitkidir. Yumrular kremsi renkte, yumurta şeklinde, çatalsı veya saçaklıdır. Yumrulardan biri o sene gövde veren ana yumru, diğeri ise gelecek yıl yumru verecek iri parlak olan kardeş(oğul) yumrudur. Kardeş yumrular Mayıs Haziran aylarında toplanmaya başlanır. Gövdesi dik ve silindirimsi, çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Açık yeşil renkteki yapraklar şeritsi mızrak biçiminde, küçükçe olan çiçekler erguvan renginde ya da pek rastlanmasa da beyaz olabilmektedir. İçerdiği en önemli madde glikomannandır. Glikomannan polisakkaritlerin alt gurubudur. Salep yumruları yapısında müsilaj, nişasta, şeker ve azotlu madde taşımaktadır (GossoG Danışmanlık 2012) Salep bitkisi genel itibariyle Akdeniz iklim kuşağında yetişmekte olan aromatik bir bitki türüdür.

Bu bitki Anadolu’da genel adı salep olarak bilinen orkideler familyasının bir türüdür. Sıcak iklim kuşaklarında yetişen orkide türlerinde büyümenin çoğunlukla mevsimlere bağlı olduğunu ve mevsimsel büyüme değişimlerinin, orkide türünün taksonomik pozisyonu ve coğrafik dağılımlarına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Dünyada bir çok ülkede de yanlış toplamadan dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dolayısıyla bu gibi ülkelerde koruma altına alınmıştır. Bu bitki genellikle Akdeniz ülkeleri, Kuzey ve Orta Avrupa’da yetişme olanağı bulabilmektedir. Salep bitkisi üzerinde çok fazla araştırma olmamakla birlikte, doğal florada salep bitkisinin daha çok; kumlu kinli tın, killi tın tekstürlü, kireç miktarlarının çoğunlukla düşük, genellikle hafif alkali reaksiyonlu, azot yönünden yoksul toprakları daha çok sevdiği belirlenmiştir. Analizlere göre orkideler topraklarda bulunan N, P2O5, K2O, Karbon, Organik madde ve kum oranı ile ışık isteği yönünden seçici olabilmektedir.

Salep Türkiye’nin birçok bölgesinde doğal olarak yetişme alanı bulabilmektedir. Bu bitkinin yaygın olduğu bölgeler daha çok Kuzey Anadolu, Güney Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Doğu Akdeniz bölgelerinde yetişmektedir. Yetiştiği bazı iller ise bunlardır; Adana, İstanbul, Siirt, Şırnak, Yozgat, Kastamonu, Bitlis, Artvin, Bursa, Çanakkale, Denizli, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kocaeli, Manisa, Kahramanmaraş, Muğla, Samsun, Trabzon ve Tunceli’dir. Yozgat Akdağmadeni ilçesi ve çevresinde birçok salep çeşidi yetişmektedir. Bunlardan özellikle öne çıkan türler (National Geographic);

  • Orchis Coriophora,
  • Platanthera Chlorantha,
  • Salep Çiçeği (Ophrys Holoserica)
  • Anacamptis Pyramidalis
  • Ophrys Mammosa
  • Ophrys Oestrifera’dir.

Bu bitkilerin yumruları salep elde edilmek maksadıyla toplanmaktadır. Ancak bu bitkiler mutlak olarak tükenme tehdidi ile karşılaşmamakla birlikte, nesillerinin devamıyla bağdaşmayan kullanımları önlemek maksadıyla ticaretleri belli esaslara bağlanmış türlerdir. Salep, dondurmanın hammaddesi, olmazsa olmazı olarak kullanılmaktadır. Dondurmaya kıvam ve tat vermektedir. Mart, Nisan aylarında doğadan toplanan orkide yumrularının çok büyük bir kısmını dondurma üreticileri satın almaktadır. Bu endemik bitki o kadar değerli ki yurtdışına ihracatı 1977 yılından bu yana yasaktır. Yaş yumruların kilogram fiyatı 30 TL seviyesindedir. Kum hali ise 120-130 TL, toz haline getirildiğinde ise ürünün fiyatı 250-300 TL’ye çıkmaktadır. Akdağmadeni’nde bilinen 12 çeşidi yetişmektedir. Bunların en önemlileri ise meşe salep, sivri kurtkulağı salep, beşli çift çatal yemlik salep ve çift çatal yemlik salep çeşididir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen 2014- 2018 yılları Salep Eylem Planının uygulanacağı iller Hakkari, Van, Bitlis, Muş, Bingöl, Tunceli, Elazığ, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Sinop, Kastamonu, Antalya, Burdur, Isparta, Muğla ve Aydın illeridir. Salep’in yok olmasının önüne geçmek için yapılacak eylemleri kapsayan planda Yozgat ve özellikle Akdağmadeni’nin yer alması faydalı olacaktır.

Kara Buğday Yetiştiriciliği

Orta Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında desteklenen Yozgat Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Değerleniyor Projesi Fizibilite Raporunda yer aldığı üzere karabuğday tıbbi ve aromatik etki gösteren bitkiler kapsamında yer almaktadır. Dünyada sağlıklı gıdalara olan ilginin ve bilincin artmasıyla, karabuğdayın günümüz gıdaları arasında değeri artmış ve yüksek kaliteli gıda ürünleri arasında yer almasına neden olmuştur. Yüzyıllardır geniş bir yelpazede karabuğday ürünleri geleneksel olarak sıkça üretilmiştir. Karabuğday sağlık ve ekonomik alanların ziyadesinde en çok gıda sanayisinde kullanılmaktadır. Karabuğday, insan gıdası olarak yetiştirilmesinin yanında çiftlik ve kümes hayvanlarının beslenmesinde diğer tane ürünlerin yerine yem olarak kullanılmaktadır. Karabuğday, arıcılar için popüler bir bitkidir. Çiçekleri 30 gün ve daha fazla süreyle açık kalabildiği için mükemmel bir geçici bal bitkisidir. Karabuğday’dan koyu renkli, güçlü bir tadı olan bal elde edilir. Fazla zararlarının olmaması, kolay yetiştirilebilmesi ve fakir topraklarda dâhil kimyasal gübre kullanılmadan ürün alınabilmesi karabuğdayın organik ürün olarak yetiştirilmesi, dünya pazarında sunumunu kolaylaştırıp, oldukça ekonomik bir değer kazandırmıştır.

Aspir Yetiştiriciliği

Anavatanı Arabistan yarımadası olan Anadolu’da yabani olarak yetişen bitkinin ekimi de yapılmaktadır. Kurutulmuş çiçekleri ve tohumları suda kaynatılıp içilerek, tohumları ayrıca kurutulup, sıkılarak yağ elde etmek için ve tıbbi amaçlarla kullanılır. Yozgat Türkiye’de aspir üretiminde 2. sıradadır. Ekim ve Hasat Nisan-Ağustos arasında ortalama 4,5-5,5 ay, hasat biçer döğerle yapılır. Aspir sözleşmeli üretim yapılması ve enerji ve yağ üretim amaçlı üretim yapılması kaydıyla alım garantisi altındadır. Sulu ve kuru tarım dikkate alındığında, sulu tarımda verim oldukça artmaktadır.

Kullanım Alanları: Biyodizel üretimi, hayvancılıkta yem, zeytinyağına eşdeğer yemeklik yağ, kesme çiçekçilik, seramik yapımı, tıp (adet sancısı, romatizmal ve eklem ağrıları, kanı düzenleyici etkisi), Carthamin ve Carthamidin boya maddeleri (gıda ve tekstil), bitkisel çay.

Yatırımın Geri Dönüş Süresi: Arazi kiralanmışsa 1 yıl, diğer durumda rantabl değil, geri dönme süresi oldukça uzundur. 5 da aspir için rantabl olmayıp, 50 da önerilmektedir. Piyasa alış fiyatı öngörülenden daha düşük olabilmektedir.

Cehirlik Lalesi Yetiştiriciliği

Tıbbi ve aromatik bitkiler kapsamında değerlendirilmese dahi süs bitkisi olarak değerlendirilebilecek ve Bölgeye sosyoekonomik anlamda katkı sağlayabilecek, Cehirlik Lalesi bitkisi de rapor kapsamında ele alınmıştır. Yozgat-Boğazkale (Hattuşaş) yolu üzerinde Yozgat’a ikinci kilometrede yer alan Cehirlik bölgesi laleleriyle ünlüdür. İlkbaharda (Mayıs ayının ortalarında)açmaya başlayan laleler yaz boyunca Cehirlik’e ayrı bir güzellik katar.

Ayrıca, Beyzi ve Konca tarafından bildirildiği üzere, kişniş, kekik, çemen, anason, rezene, karanfil, tarçın, çörekotu, pelinotu, adaçayı, biberiye ve nane gibi bazı tıbbi bitkiler hayvan besinlerinde kullanılmaktadır. Bunlar, süt verimini artırıcı, gaz azaltıcı, sakinleştirici etkilere sahip olup, bunların yem katkı maddeleri olarak değerlendirilmesi ve kültüre alımda değerlendirilmesi gerekmektedir.

Adaçayı Yetiştiriciliği

Tarihi geçmişi çok eski olan adaçayı ülkemizde de sıkça kullanılan tıbbi aromatik bitkiler arasındadır ve soğuk algınlığına iyi gelmektedir. Yağmurlama sulama sisteminin kullanıldığı bitkinin yaklaşık ömrü 6 yıldır. Bitkinin yaprakları kullanılmaktadır. Üretim esnasında kimyasal gübre kullanımı istenmemektedir. Sivas ve Yozgat illerinde yetiştirilebilmektedir. Fidelerin sözleşmeli tarım yapılan firma tarafından sağlandığı varsayılmıştır. Adaçayı üretiminde gübre kullanılmamaktadır.

Melisa Yetiştiriciliği

Nane familyasında yer alan ve sakinleştirici etkisi ile bilinen melisanın ülkemizde bilinirliliğini gün geçtikçe artırmaktadır. Yağmurlama sulama sisteminin kullanıldığı bitkinin yaklaşık ömrü 5 yıldır. Bitkinin yaprakları kullanılmaktadır. Üretim esnasında kimyasal gübre kullanımı istenmemektedir. Sivas ve Yozgat illerinde yetiştirilebilmektedir. Fidelerin sözleşmeli tarım yapılan firma tarafından sağlandığı varsayılmıştır. Melisa üretiminde gübre kullanılmamaktadır. Melisa yaprakları gölgede kurutulduktan sonra satılmaktadır.

Kurt Üzümü Yetiştiriciliği

Kullanım Alanları: Meyve, Çay, Hayvancılıkta Fonksiyonel Gıda Üretimi (Yaprakları), Kozmetik Sanayi
Bitki Türü: Çok Yıllık, Çalı Formu
Yararları: Kalp ve Damar Hastalıkları, Tansiyon ve Şeker Hastalıkları
Yatırımın Geri Dönüş Süresi: Yaklaşık 3 yıl

Diğer Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitki Yetiştiriciliği Yapılacak Bitkiler

Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan tıbbi ve aromatik bitkilerin bazılarını sizlere tanıtmaya çalıştık. Yurt dışında üretimi yapılan ve ekonomik değerleri yüksek bazı bitki türlerinden örnek vererek kısaca bahsetmek isteriz. Şifalı bitki işi, sadece güzel bir kâr sağlamanız değil, aynı zamanda insanların daha sağlıklı ve daha doğal bir yaşam tarzına sahip olmalarına yardımcı olmanız nedeniyle de ödüllendirici olabilir.

Kedi Nanesi Yetiştiriciliği : İnsanlar için yatıştırıcı bir özelliğe sahiptir. Aynı zamanda ağrı ve stresin giderilmesinin yanı sıra soğuk algınlığı ve grip semptomlarına yardımcı olmak için çok yararlıdır.

Sarı Papatya Yetiştiriciliği : Papatyadan harika yatıştırıcı çaylar yapılır. Sindirim, sakinleştirici ve uyku yardımı gibi birçok tıbbi faydası vardır.

Limon Otu Yetiştiriciliği : Bu bitkinin kuvvetli kokulu yaprakları, bağışıklık güçlendirici olmanın yanı sıra sindirim sistemine faydalıdır.

Ebegümeci Yetiştiriciliği : Althaea officinalis olarak da bilinen bu bitki, birçok cilt rahatsızlığını, öksürüğü ve bronşiti tedavi etmek için kullanılabilir ve ayrıca sindirim sistemi için de faydalıdır.Bitkileriniz büyüdükten sonra, satmaya başlamaya hazırsınız.

Calendula (Aynısefa) Yetiştiriciliği : Özellikle sindirim sağlığı ve cilt hazırlıkları için iyidir. Calendula, büyümesi en kolay şifalı bitkilerden biridir.

Lavanta Yetiştiriciliği : Lavanta’nın pek çok kullanımı vardır. Güçlü kokuya ek olarak (lavantadaki esansiyel yağ, parfüm endüstrisinde en çok kullanılan onlardan biridir), aynı zamanda birçok tıbbi değere de sahiptir. Bunlar arasında kadın ve çocuk sağlığı, cilt bakımı, sinir sistemi koşulları ve ağrı rahatlaması sayılabilir.

Sarı Kantaron Yetiştiriciliği : Cilt tedavisi, bağışıklık desteği sağlamak ve soğuk algınlığı ve grip mevsiminde önleme sağlamak için hizmet edebilir. Hasattan önce tamamen olgunlaşana kadar beklediğinizden emin olun, böylece bu popüler bitkinin maksimum faydalarını elde edebilirsiniz.

Sarımsak Yetiştiriciliği : Sarımsak, soğan, arpacık, pırasa ve frenk soğanı ile aynı ailenin bir üyesidir. Binlerce yıldır sarımsak, yemek pişirmek ve tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Son zamanlardaki bilimsel araştırmalar, sarımsakın sağlık veren ve tıbbi güçleri için tarihsel iddiaların çoğunu kanıtlamıştır. Kimyasal maddeler ve bakterilerle savaşabilir, kolesterol seviyelerini düşürür ve organik bir insektisit olarak davranabilir.

Ginseng Yetiştiriciliği : Genellikle “Yeşil Altın” olarak adlandırılan ginseng, gölgeli orman zemini üzerinde büyüyen sıradan bir bitkidir. Yavaş büyüyen yumrulu anaçlara gömülen değerli bir bitkidir. Çinliler, binlerce yıldır köklerini en güçlü bitki olarak ve rejeneratif bir tonik olarak değerlendirdiler. Günümüzde çoğu ginseng yapay gölge altında yetiştirilmektedir. Başka bir yaklaşım, vahşi simüle edilmiş yöntem, en kolay, en pahalı ve en yavaş olanıdır. Fakat tohumlar dağınık ve doğal olarak büyümeye bırakıldığı için, kökler en yüksek fiyatları getiren büyük köklere benzer biçimde büyür. “Orman ekili” olarak adlandırılan üçüncü yöntem, orman alanlarınızda büyüyen yatakların hazırlanmasını gerektirir.

İstiridye Mantarı Yetiştiriciliği : İstiridye mantarları hızla büyüyor – sadece birkaç hafta içinde hasat etmeye hazır – bu da yeni yetiştiricilere yatırımlarında hızlı bir geri ödeme ve ayrıca ek talebi karşılamak için üretimi artırmanın esnekliğini sağlıyor. Gurme mantarlar yağsız, kolesterol içermeyen, pestisit içermez ve birçok tıbbi yarar sağlar.

Bambu Ağacı Yetiştiriciliği : Kar için yetiştirebileceğiniz birçok bitki var. Büyümeyi düşünmeniz gereken bitkilerden biri bambu. Dünya nüfusunun yarısından fazlası buna benzer şekilde ona bağlıdır. Bambu en hızlı büyüyen bitki. Bambu da birçok kullanım alanı var.

Tıbbi ve Aromatik Bitkilerle İlgili Yurtiçi Ana Kurum ve Kuruluşlar

Tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili ülkemizde birçok kurum ve kuruluş müdahil olmakla birlikte ana kurum, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’dır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı dışında, Sağlık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı alana en çok müdahil olan kurumlar arasındadır. Konuyla ilgili kurum ve kuruluşların listesi aşağıda sunulmuştur;

  1. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
  2. Sağlık Bakanlığı
  3. Orman ve Su İşleri Bakanlığı
  4. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
  5. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Dolaylı)
  6. TSE
  7. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (Dolaylı)
  8. Diğer Üniversiteler ve Kalkınma Ajansları
  9. Diyarbakır Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Merkezi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde, merkez (Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü,Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü) ve taşra teşkilatı (İl ve İlçe Müdürlükleri), ilgili kurum (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ve İl Koordinatörlükleri) ve diğer kurumlar (Milli Botanik Bahçesi), bu alanda en fazla çalışma yürüten kurumlar arasındadır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı, ülkemizde üretilen, ithal edilen tıbbi aromatik bitkilere ilişkin bitki kısımları veya bu ürünlerin ülkeye girişlerinden, doğrudan satımına veya ürün olarak işlenmesine kadar yetkili olup, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Risk Değerlendirme Dairesi başkanlığı tarafından Pozitif Bitki Listesi, Zehirli Bitki Listesi yayımlanmaktadır. 2013 yılında yayımlanan Takviye Edici Gıdaların İthalatı, Üretimi, İşlenmesi ve Piyasaya Arzına İlişkin Yönetmelik hükümlerince takviye edici gıdaların üretimi ve satışı değerlendirilmektedir. Türk Gıda Kodeksi Baharat Tebliği, baharatların uygun ve hijyenik şekilde, hazırlanması, depolanması, işlenmesi, nakledilmesi ve piyasa arz edilmesini düzenlemektedir.

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün Master Planı ile ilgili olarak, kekik, defne yaprağı, kimyon, haşhaş ve diğer tıbbi aromatik bitkilerde mevcut durumu korumak hedeflenmektedir. Kekik Sivas ve Yozgat için önem taşımaktadır. Bakanlığın, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı 13 enstitüsü bu alanda çalışmalar yürütmektedir. Ayrıca, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde Tıbbi Aromatik Bitkiler Merkezi mevcut olup, merkezde, antosiyaninler, aminoasit, vitamin şeker, fenolik bileşenler, aromatik ve uçucu yağ analizleri ile karotenoidler belirlenebilmektedir. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) bir arama motoru vasıtasıyla (TAGEM Herbaryum Kataloğu) elindeki herbaryum listelerini kullanıma açmıştır.

Ve son olarak Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırma, Uygulama ve Eğitim Merkezi açılmıştır. Doğrudan araştırma çalışması başlatan ve başlatmış olan Kalkınma Ajansları ve yaptıkları çalışmalar aşağıda sıralanmıştır; BAKATıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektör Raporu, ORAN– Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektör Raporu, Yozgat- Tıbbi ve Aromatik Bitkileri Değerleniyor Projesi, ZEKATıbbi Bitkiler Fizibilite Raporu, DOĞAKA– Hatay İli Tıbbi Aromatik Bitkiler Eylem Planı Projesi, KUDAKA– TRA1 Bölgesi Tıbbi Aromatik Bitkiler Sektörü Stratejisi. Alanlarda çalışmalarını sürdürüyor.

Şifalı tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği

Genel Tıbbi Bitkilerin Sınıflandırılması

Baharat Bitkisi: Yiyeceklere aroma vermek için kullanılan bitki kısımları ve bunların karışımlarıdır. Baharat bitkilerinin büyük bir kısmı tıbbi özellik taşır.

Kokulu Bitkiler: Parfümeri ve kozmetik ürünlerde kullanılır. Örneğin gül, yasemin, lavanta v.b.

Drog: Çiçek, meyve, yaprak v.b. çeşitli kısımları tedavi maksadıyla kullanılan, kurutulmuş tüm veya parçalanmış olarak ticarete harcanmış bitki kısımlarına denir. Droglar ikiye ayrılır.

1. Offisinel Resmi Droglar: Bir ülkenin aktif maddeyi, bu maddelerden hazırlanacak ilaçları ve nasıl kontrol edileceğini belirten resmi kayıtlarda yer alan droglarıdır.

2. Offisinel Olmayan Droglar: Geleneksel tedavi amacıyla kullanılan her hangi bir ülkenin kayıtlarında yer almayan droglar olup bu bitkilerin
sayısı offisinel droglara göre oldukça fazladır. Offisinel olmayan droglar yeterince araştırılmamış veya etkin mekanizması tam olarak belirlenmemiş droglardır.

Tıbbi Bitkilerin Sınıflandırılması

Alfabetik Sınıflandırma: Tıbbi aromatik bitkilerin latince isimlerine göre yapılan sınıflandırmadır.

Morfolojik Sınıflandırma: Tıbbi aromatik bitkilerin kullanılan kısımlarına göre yapılan sınıflandırmadır. Morfolojik sınıflandırmaya göre;

Herba (Ot): Toprak üstü kısımlar, Adaçayı, Hindiba
Folia (Yaprak): Nane, Adaçayı, Melisa
Flores (Çiçek): Papatya, Hatmi
Fructus (Meyve): Kuşburnu, Anason, Kişniş
Semen (Tohum): Keten, Çemen
Radix (Kök): Kedi Otu, Meyan Kökü
Rhizom (Rizom): Meyan Kökü, Ayrık
Yumru (Tuber): Salep
Bulb (Soğan): Sarımsak

Botanik Sınıflandırma: Bitkilerin takım familya ve cinslerine göre yapılan bir sınıflandırma olup farmakopik botanikte kullanılır.

Kimyasal Sınıflandırma: Bitkilerde bulunan etken maddelere göre yapılan sınıflandırma şeklidir.

Farmakolojik Sınıflandırma: Bitkilerin etki mekanizmasına göre yapılan sınıflandırma şeklidir.

Farmakimyasal Sınıflandırma: Droglar farmakolojik etkilere göre ana gruplara kimyasal etkilere göre alt gruplara ayrılır. Bitkide su dışında kalan maddelere kuru madde denir ve karbonhidratlar, müsilajlar, zamklar, pektinler, glikozitler, alkoloidler, uçucu yağlar, reçineler, lateks, katranlar, lipitler, organik asitler, vitaminler şeklinde gruplara ayrılır.

İhracat Fasıllarına Göre Sınıflandırma

Gümrük Tarife İstatsitik Pozisyonu (GTİP) sınıflandırmasında en sık kullanılan tıbbi aromatik bitkilere göre bitkiler üç grupta yer almaktadır.

Fasıl 7 : Yenilen sebzeler ve bazı kök ve yumrular.
Fasıl 9 : Kahve, çay, paraguay çayı ve baharat.
Fasıl 12 : Yağlı tohum ve meyveler, muhtelif tane, tohum ve meyveler, sanayide ve tıpta kullanılan bitkiler, saman ve kaba yem.

Endemik Bitki : Yeryüzünün yalnızca belirli bölgelerinde yayılış gösteren bitki türlerine endemik bitki denir. Endemik bitkiler, iklim değişmelerinde ve özel ekolojik koşullarında oluşur. Endemik bitkiler bir ülkenin bir bölümünde yetişebileceği gibi birkaç metrekarelik bir alanda da yetişebilir.

Taksonomi : Bu terim; taxis=sıralama ve nomos=kaide, usul kanun kelimelerinden meydana gelmiştir. İlk defa 1813 yılında De Candolle tarafından bitki sınıflandırma teorisi anlamında kullanılmıştır. Daha sonraları taksonomi teriminin kapsamına hayvanların sınıflandırılması da dâhil edilmiştir. Bugünkü şekliyle taksonomi; canlıların sınıflandırma teorisi ve uygulamasıdır. Taksonomi ikiye ayrılabilir (Anonim 2015b);

1. Exsperimental Taksonomi: Bu taksonomide, çalışmalar fertlerden çok popülasyonlar göz önüne alınarak yapılır. Bundan dolayı biyosistematik,
genetik, sitolojik ve ekolojik görüşler açısından çalışmalar yapar ve bu çalışmalar hem arazide hem de deney bahçelerinde yapılır.

2. Ortodoks Taksonomi: Daha çok morfolojik ve anatomik karakterlerle ilgilenilir ve daha çok herbaryurm ve laboratuvarlarda yapılır ve çalışmada
popülasyondan çok fertler incelenir.

Yağı Çıkarılabilecek Endüstriyel Bitkiler

Bölgemizde yetiştirilen/yetiştirilebilecek bitkilerden yağ elde edilebilecek ve piyasa değeri olan ürünler aşağıdaki gibidir;

  1. Nane Yağı
  2. Aspir Yağı
  3. Çörek Otu Yağı
  4. Kekik Yağı
  5. Soğan Yağı
  6. Sarı Kantaron Yağı

Yağ Çıkarma Metotları

Tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda potansiyel yatırımcılar ve ilgi grupları için bilgi sunmak amacıyla aşağıdaki ekstrasyon metotları özetlenmiştir. Düşük basınçta çözücü uzaklaştırılır. Çözücü kalıntılarının üründe kalması ya da çözücünün istenmeyen bazı diğer bileşikleri
de çözmesi gibi dezavantajları vardır.

1. Çözücü Ekstraksiyon : Hidrokarbon çözücülerle ekstraksiyon yapılması prensibine dayanır. Çözücülerin toksik olması nedeniyle son yıllarda yöntemin tercih edilirliği azalmıştır.
a. Maserasyon: Çiçeklerden uçucu yağ eldesnde kullanılan bir yöntemdir. 60-70 °C’deki erimiş hayvansal yağa veya bitkisel yağa batırılan çiçekler
ısı etkisiyle parçalanır ve aroma maddelerinin yağa geçmesi sağlanır. Uzun zaman alan verimsiz bir yöntemdir.
b. Enfloraj: Yasemin, sümbülpeter gibi az miktarda yağ içeren çiçeklerden yağ eldesinde örneklerin soğuk hayvansal yağla teması ile yağ elde edilir. Uzun zaman alan bir yöntemdir.
c. Sıcak Yağ İle Ekstraksiyon: Çiçeklerin 60-70°C yağa daldırılması ile yağların ekstrakte edilmesi yöntemidir.
d. Organik Çözücü Ekstraksiyonu: Isıya duyarlı ve az miktardaki örneklerde kullanılan bir yöntemdir. Örnek saf organik çözücüde ekstrakte edilir ve düşük basınçta çözücü uzaklaştırılır. Çözücü kalıntılarının üründe kalması ya da çözücünün istenmeyen bazı diğer bileşikleri de çözmesi gibi dezavantajları vardır.

2. Süperkritik Sıvı Ekstraksiyonu : Doğal ürünlerin organik çözücülerle ekstraksiyonunun son yıllarda tercih edilmek istenmemesinden dolayı süperkritik sıvı ekstraksiyonu dikkat çekmektedir. Ekstraksiyonda organik çözücüler yerine süperkritik sıvı özelliği gösteren maddeler kullanılmaktadır. Kullanılan süperkritik sıvı termofiziksel özellikleri nedeniyle sıvı-gaz arasındadır. Sıvı çözücülerin sahip olduğu çözme gücü ile maddeleri çözerken aynı zamanda gaza yakın difüzyon katsayısı özelliği ile de çözünen maddeyi hızla yaymaktadır. Süperkritik sıvı ekstraksiyonunda maliyeti düşük, saflığı yüksek, kullanımı kolay ve çevreye etkisinin az olmasından dolayı daha çok karbondioksit kullanılır.

3. Mikrodalga Ekstraksiyonu : Mikrodalga ile ekstraksiyon yönetminde klasik yöntemlere göre daha hızlı ısınma gerçekleşmekte ve yağların yapıdan ayrılması hızlanmaktadır. Mikrodalga ekstraksiyon yöntemi ile polifenoller ve liganlar ayrıştırılabilmektedir. Adaçayı ve defne yapraklarından alkoloid ve streroid grupların eldesinde klasik su distilasyonuna göre daha kısa sürede (mikrodalda yöntemi ile 45 dk., su destilasyonu ile 60-90 dk.) ekstraksiyon gerçekleşmektedir.

4. Sıkıştırılmış Çözücü Ekstraksiyonu : Yüksek basınç ve sıcaklıkta organik çözücüler kullanılmaktadır. Artan sıcaklık ekstraksiyonu hızlandırmakta, yüksek basınç da çözücünün materyale nüfuzunu kolaylaştırmaktadır.

5. Katı-Faz Mikroekstraksiyonu : Şırınga benzeri bir cihaz olan katı-faz mikroekstraksiyonunda iç kısımda lif tutucular bulunmaktadır. Gaz ya da çözelti halindeki örneğe uygulama yapılmaktadır. Örnek hazırlama, ekstraksiyon, yoğunlaştırma aşamalarını çözücü içermeyen tek bir aşamada birleştirmiştir. Lifli yapı örneği absorpsiyon/adsorpsiyon yöntemiyle almaktadır. Uçucu ve yarı uçucu organik bileşiklerin ekstraksiyonunda kullanılan bir yöntemdir. Daha çok laboratuvar uygulamalarında kullanılmaktadır.

6. Mekanik Yöntem (Presleme) : Limon ve portakal gibi bazı turunçgillerin kabuklarının bez bir torbaya konulması ve soğuk hidrolik preslerde sıkılması ile yağ elde edilmedi yöntemidir.

Tıbbi ve Aromatik Bitkilerle İlgili Teşvik ve Destek Veren Kurumlar
  1. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
  2. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
  3. Kalkınma Ajansları
  4. Ekonomi Bakanlığı
  5. Orman ve Su İşleri Bakanlığı
  6. Tarım Kredi Kooperatifleri
  7. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri
  8. Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB)
  9. Bankalar

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler ilk yatırım maliyeti yüksek olmasına ve teknik bilgi gerektirmesine rağmen, ilk yılda hiçbir destek almadan yaş halde yaklaşık %18 kar bırakmaktadır. Kurutulduğunda bu oran oldukça yükselmektedir. Satış fiyatı yaklaşık 8 kat artmaktadır. Sulama sisteminin kurulması hem Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hem özel ve kamu bankası desteklerine/kredilerine uygundur. Üretimin ormanlık alanda yapılması halinde ORKAP kredilerinden (karşılıksız, 1-4 yıl arasında geri ödemesiz, ekonomik vadeli krediler ve fert kredileri) hibe oranında faydalanmak mümkündür. TKDK desteklerine de uygundur. Kültüre alma ve ıslah çalışmaları önemlidir. Kurutma Tesisi için Toplanan bitkilerin bozulmasını önlemek için kısa sürede kurutulmaları gerekmektedir. Kurutma sıcaklığı bitkinin türüne göre değişebilmektedir. Kurutma aşamasında bitki 35-50 C arasında çok uzun süre kalmamalıdır.

NOT : Bulunduğunuz bölgede kendi ahaliniz ile Tıbbi ve Aromatik Şifalı Bitkilerin yetiştiriciliği üzerine; ürünlerin yetiştirilmesi, destek alınması, ve gerekli tesislerin kurulmasında, yetkili mercilerden daha hızlı sonuç almanız ve gerekli ürünlerin bölgenizde yetiştiriciliğinin yapılması için analizlerin daha çabuk olmasını sağlayacaktır. Her zaman tek başına bir insan bu işlerin altından kalkamayabilir, fakat güzel bir sistem ile kurulacak tarım köylerinde, adaletli paylaşılan topraklar düzenli para getirisi sağlayacaktır. Bölgenizde yetişen bitki çeşitlerini araştırmanız ve değişik türlerden bitki tohumları alıp ekmeniz size yol gösterecektir.

ORAN / Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sektör Raporu’dur. Bu raporda emeği geçenlere ve özellikle ORAN GENEL SEKRETERİ KAMİL TAŞÇI ya teşekkürü bir borç biliriz.

Diğer Bitki Yetiştiriciliği İçin Bazı Fikirler

Bu işler size zor mu geldi? Bitki yetiştirmeyi seviyorsanız ve ek gelire nasıl çevireceğini düşünüyorsanız sizlere biraz küçük çaplı işlerden bahsedelim. Farklı bitki yetiştiriciliği fikirleri için kazanç yolları şunlardır.

  • Kesme çiçekleri yetiştirebilirsiniz 
  • Odunsu Süsler ve Süs Bitkileri Yetiştirme
  • Çiçek soğanı yetiştiriciliği

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here